arkadya bitter etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
arkadya bitter etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Takvim Kızı Mart - Audrey Carlan / Yorum


Herkese merhaba

Takvim Kızı serisi devam ediyor. Tempo düşse de ben hala ümidimi kesmedim. Bu aykini de okumayı istiyorum. Sanırım Takvim Kızı Mart ayı için söyleyeceğim tek şey hayal kırıklığı olduğuydu. Şubat ayı kitabında mart ayındaki adamın İtalyan olduğunu belirterek büyük bir beklenti yaratan yazar mart ayında bombayı patlattı. Tony, restoranlar zinciri olan ünlü ailesine, nişanlısı olarak tanıtmak için Mia ile anlaşmıştır. Ailesinin hayallerini yıkmaktan korkan Tony, eşcinsel olduğunu ve yıllardır devam eden bir ilişkisi olduğunu söyleyemez. Herkesten saklı yaşanan bu aşk, bir noktada onları böyle bir işin içine girmeye iter. Mia, aile ile tanıştığında Tony'nin annesinin davranışları korkularının yersiz olmadığını gözler önüne serer. Bu süreçte en büyük yarayı Tony'nin yıllardır ilişki içinde olduğu Hector alır ve bu durum en sonunda Tony'ye önemli kararlar aldırır.

Mutlu sonla biten kitapları kim sevmez ki... Haliyle ben de çok seviyorum. Konu itibarıyla biraz garipsemiş olsam da mutlu bitmesi beni mutlu etti. Yazarın yaptığı bu ters köşe bundan sonraki kitaplarda beni temkinli olmaya itti. Artık her türlü şeye hazırım :D Nisan ayında çok ünlü bir beyzbol oyuncusuna eşlik edecek olan Mia ile yazar bakalım bize neler okutacak. Umarım şubat kitabı gibi olmaz çünkü bir süre sonra midem kaldırmıyor. Wes'ten sonra olanlar bana göre mantıksız zaten ama seriye başladım bir kere bırakmak yok.

Takvim Kızı Mart'ın en güzel yanı Wes'i okumaktı. Mia'ya sürpriz yapan Wes, her zamanki Wes'ti ve bizi yine kendine hayran bıraktı. Ancak şubat kitabında olanlardan sonra nasıl desem bilmiyorum ama bir şekilde her şey yerli yerine oturmuyordu. İlk kitaptaki gibi bu ikiliye hayran kalamadım. Mia, gittikçe kendinden soğutmaya başladı çünkü beni. Umarım seri daha güzel bir hale gelir ve bırakmak zorunda kalmam. Çünkü sonuna kadar okumak istiyorum. Nisan ayı kitabını da çıktığı gibi alıp okumayı düşünüyorum.

Son olarak serinin değişen kapaklarını gördünüz değil mi? Ciltli özel bez baskılı olarak çıktı Mart kitabı. Tüm seri aynı şekilde olacak şekilde tekrar basıldı. İlk anda bu hiç hoşuma gitmemişti çünkü rengarenk kapaklar içimi neşe dolduruyordu. Ancak sonradan düşününce yetişkin okurlar için bir seri olduğundan yapılan doğru geldi. Ülkemizde kapağa bakarak kitap alındığını bildiğimden bu şekilde daha uygun olacağını düşünüyorum. Bu seri küçük yaşlardaki okuyucuların eline geçse olumsuz etkilenme ihtimalleri kesinlikle çok yüksek. Şimdilik yazacaklarım bu kadar. Yeni yazılarda görüşürüz.

Takvim Kızı Şubat - Audrey Carlan / Kitap Yorumu


Takvim Kızı'nın şubat ayı kitabı da bitti. Açıkçası ne desem bilemiyorum. İlk kitapla kıyaslama yapsam mı yoksa ilk kez okuyormuş gibi mi yapsam bilmiyorum. O yüzden bilindik bir yöntemle devam edip beğendiğim ve beğenmediğim yönlerini yazacağım.

Takvim Kızımız Mia, ilk kitabın başında ailesini kurtarmak için komadaki babasının bir milyon dolarlık borcunu, ödemeyi kabul ediyordu. Babasının borçlu olduğu mafyayı her ay yüz bin dolar ödemeye ikna etmişti. Bu sayede bir yıl içinde borç bitecekti. Bu ödemelerin altından kalkabilmek için teyzesinin eskortluk şirketinde çalışmaya başlayan Mia, her ayı farklı bir kişiyle geçirecekti.

Mia, ikinci ayını ünlü bir ressam olan Alec'in yanında geçirmek için Seattle'a gider. Karşılaştığı manzara kesinlikle umduğu gibi değildir ve ilk gün yaşadığı ufak kaza canını sıkar. Ayağından hafif bir sakatlık geçiren Mia, Alec için modellik yapacaktır ancak Alec'in stüdyosunu gördükten sonra çıplak mankenlik konusunda kararsız kalır. Alec'in birbirinden muhteşem tablolarının ilham perisi olan Mia, o işin büyüsüne kapıldığında  ve Fransız olan Alec ile yaşamaya devam ettikçe yaptığı işten hoşlanmaya başlar.

Bu kitabı seriden bağımsız olarak yani tek bir kitap olarak okusaydım hoşuma giderdi diye düşünüyorum. Çünkü ressam detayı oldukça güzel işlenmişti. Sanata özellikle de tablolara karşı bir ilginiz varsa severek okuyacağınızı düşünüyorum. Alec şahsına münhasır bir adamdı. Bir konu üzerinden yola çıkarak birbirini tamamlayan bir koleksiyon hazırlama olayı da ilginçti. Yazarın kaleminin güçlü olduğunu söyleyebilirim. Gelelim beğenmediğim yönlere. İlk kitapta Wes gibi birini okumuşuz arkasından Alec geliyor ve Mia çok rahat davranıyor. Wes'i düşünüyor ama Alec ile birlikte olabiliyor. Bu fazlasıyla iğrençti. Hani çok uç noktalardan götürmüş olayı yazar Audrey Carlan. Mia, her ay farklı biriyle oluyor ve bu ona bir yerden sonra eğlenceli gelmeye başlıyor. Yeni şeyler keşfetmek, farklı insanlar tanımak hoşuna gidiyor. Umarım serinin üçüncü kitabı şubat ayı kitabını bana unutturabilir. Bu şekilde devam ederse okumak için can atacağım serilerden biri olmayacak bu.

Son olarak seri +18 olarak geçmiyor ama bence 21 yaş altına pek uygun içerikte değil. Yani tavsiye etmiyorum. Eğer cinselliğin ön planda olduğu kitaplar okumaktan hoşlanmıyorsanız bu seriden uzak durmalısınız. Konu bir eskortu anlatsa da olay daima çok başka yönlere kayıyor. Bunu bilerek almanızı öneririm.

Takvim Kızı Ocak kitabı yorumu için TIK.

Takvim Kızı Ocak - Audrey Carlan / Kitap Yorumu

 

Ocak ayı itibarıyla ilk iki kitabıyla raflarda yerini alan Takvim Kızı serisi okuyanlar tarafından oldukça sevildi. Serinin her ay bir kitabı çıkacak ve başkarakter Mia, her ayını bir kişiyle geçirecek. Şimdi böyle yazınca biraz garip geldi biliyorum ama açıklamasını da yapacağım :)

Mia Saunders, küçük yaşlarda annesi tarafından terk edilmiştir. Küçük kız kardeşine kol kanat germeyi de o zaman öğrenmiştir. Kumarbaz bir baba ile büyüyen bu iki kız aile sıcaklığını olması gerektiği gibi yaşayamamıştır. Mia, 24 yaşına kadar 4 başarısız aşk ilişkisi yaşamış olduğundan aşka inancını yitirmiştir. Çünkü her defasında yanlış birine aşık olduğunu zor yollardan öğrenmiştir. Aşka inanmayan bu kızın 4. aşık olduğu adam bir mafya babasıdır ve babası aldığı borcu geri ödeyemediği için mafya tarafından öldüresiye dövülmüştür. Komada kendini bilmeden yatan babasını bu borçtan kurtarmak zorundadır. Çünkü babası borcu ödemezse öldürülecek ve borç iki kız kardeşten alınacaktır. Babasına duyduğu sevgi Mia'yı harekete geçirir. 1 milyon dolar kazanmak için bir yıl vakti vardır ve tek çare teyzesinin eskortluk şirketinde çalışmaya başlamaktır.

Görüşme sonrası işi kabul eden Mia, güzellik uzmanları tarafından yapılan bakımdan sonra hazırdır. Fotoğrafları çekilip siteye eklenir ve ilk ayını geçireceği kişi belli olur. O kişi senaryo yazarı olan, zengin, yakışıklı Wes'tir. İşin kuralları bellidir. Aşık olmak yok, etkinlik vb. yerlerde yanındaki adama eşlik etmek dışında bir ilişki yok. Eğer böyle bir şey olursa şirket sorumluluk kabul etmiyor ancak ek ücret alınıyor falan gibi birkaç detay var. Bir kitapçıkta yazan tüm kuralları okuyup anlayan Mia için kurallar Wes'i gördükten sonra son hız değişiyor. Bir eskorta asla ihtiyaç duymayacak bir adamdan bahsediyoruz sonuçta. Kızımız gördüğü anda etkileniyor. Gerçi karşılıklı bir durum bu.

SPOILER İÇEREBİLİR

Spoiler olmadan yazmak çok mümkün değil ama şunu söyleyebilirim ki kitabın sonu tahmin ettiğiniz gibi gitmiyor. Yani zaman bitince herşeye rağmen Wes'in yanından ayrılıyor. Sonuçta her ay yüz bin dolar kazanacak. Wes, tüm parayı ödemeye hazır olsa da bunu kabul etmeyen kızımız işine devam ediyor. İkinci kitapta neler yaşayacağını merak ediyorum ama içimden bir his 12 ay sonra Wes ile bir şansları olabilir diye düşünüyor. Yani ben öyle olmasını umuyorum :D

SPOILER BİTTİ

Takvim Kızı serisi eğlenceli bir seri olacak. Mia, bakalım bir yılda ne maceralar yaşayacak. Seriye devam etmeyi düşünüyorum. Tek günlük kitaplar zaten. Bunalınca, eğlenceli ve akıcı bir şeyler okumak istediğinizde elinizin altında olsun bence. Cidden insanın havasını değiştiriyor :) Bu ay ikinci kitabı da okuyacağım. Başka yazılarda görüşmek üzere. Şimdilik hoşça kalın.

Tess ve Q Dönüşüm - Pepper Winters / Kitap Yorumu (Karanlık #2)


Serinin 2. kitabı çok uzun bir aradan sonra çıktı. İlk kitabı hatırladıkça hala fena oluyorum. Hele sonunda Tess'in tıpış tıpış Q'ya döndüğü sahne çıkmıyor aklımdan. Deli midir, divane midir bilemiyorum yani. Sırf meraktan okuma kararı aldım bunu yoksa ilki bana fazla ağır gelmişti. Bu da ilki gibi çıksaydı 3.yü muhtemelen okumayacaktım ama kitap fikrimi değiştirdi. Şu an 3. kitapta anlatılacak ne kalmış olabilir ki modundayım.

İlk kitabın sonunda özgür kaldığı halde Q'ya geri dönen Tess'i okumuş ve şok olmuştuk. Ben daha çok sinir olmuştum gerçi. İlk kitap ciddi anlamda okumakta zorlandığım bir kitaptı. O sahneleri gerçekte yaşayan birilerinin olduğu gerçeği insanın yakasını bırakmıyordu. Her ne kadar bu bir kurgu diyerek kendimi avutsam da yaşadığımız dünyada insanlar pek masum değil malesef ve bu tarz şeyleri yaşayan insanlar var. Konuyu dağıtmadan ikinci kitabın konusuna dönmek istiyorum.

Tess, Q'ya döndükten sonra ve Q kendini tutmaya çalışmaktadır. Tess'in dönüşüne anlam veremez ama kendini tutmaya mecbur hisseder. Çünkü kabuslarında kendisini sıkça hatırlatan bir canavarla yaşamaktadır. Tess'e zarar verme korkusu ondan uzak kalması için yeterlidir. Tess'in dönüşünden sonra geçen 4 gün umduğu gibi değildir ama o bu durumu değiştirmek için her şeyi göze alıp Q'yu kışkırtmaya devam eder. Bir noktadan sonra rayından çıkan olaylar ikisinin de kendisini farklı duygular hissederken bulmasını sağlayacaktır.

Buradan sonrası çok az da olsa spoiler içerebilir. Tess ve Q her şeyin yolunda gitmeye başladığını düşünürlerken Tess'in Q'nun şirketinden kaçırılması hiçbir şeyin düşündükleri gibi olmayacağını kanıtlar. Günler geçer ancak Q, Tess'ten hiçbir iz bulamaz. Belirsizlik onu deli etse de en iyisini düşünerek Tess'i bulmaya konsantre olur. Ekibiyle birlikte farklı ülkeler de dahil birçok yerde arama yaparlar ancak haftalar geçmesine rağmen onu bulamazlar. En sonunda Q'nun aklına gelen bir şey onları Tess'e götürür ama Tess artık o eski Tess değildir.

Burdan sonrası tamamen spoiler olacağı için burada kesiyorum. Tess'in çocukluk yıllarını, zihninden konuşmalarını bol bol okuyacaksınız. Yıllarca beraber olduğu Brax'i de romanda görmek mümkün ama çok az :) Kitabın kapağını kapadığınızda Q ve Tess ile ilgili daha fazla şey öğrenmiş olacaksınız. Bir de muhtemelen 3. kitabı bekleyerek sabırsızlanacaksınız. Şahsen ben şu an o durumdayım. Son olarak şunu söylemem gerek. Kitabın ilk 100 sayfasında inanılmaz sıkıldım. Bir haftaya yakın elime almadım ve sonra okuyayım da bitsin bari diye elime aldığımda artan aksiyon aynı gün kitabı bitirmeme neden oldu. O yüzden ilk 100 sayfada ön yargılı davranıp yarıda bırakmayın. Devamı iyiydi :) Şimdilik hoşça kalın.

Serinin ilk kitabı Tess'in Gözyaşları yorumum için TIK.

Tutku Oyunları Hesaplaşma - Aleatha Romig / Kitap Yorumu(Tutku Oyunları #2.2)


Herkese merhaba

Hesaplaşma'yı hızlıca okudum ve çok bekletmeden yorumlamak istedim. Öyle böyle değildi. Seri nereden nereye geldi diye düşündüm kitabı bitirince. Anthony, ilk kitapta sinirden sinire sokuyordu bizi. Meğer işin içinde bilmediğimiz neler neler varmış. Şok içinde okudum diyebilirim. Hiç bitmesin istedim ama çabucak bitti ve seri nasıl devam edecek gibi sorularımla bıraktı beni. Diğer kitaplara ne kaldı diye düşünmeden duramıyorum. Sürekli kuruyorum kafamda. Sanki en önemli şeyler bu kitapta açıklanmış gibi geliyor bana. Nasıl devam edecek bilemiyorum. Ve devam kitapları aynı aksiyonla devam eder mi orası da muamma. 

Serinin ilk kitabı dumura uğratmıştı. Takip edenler bilir, o kitabın turunu yapmıştık ve tur ekibiyle yaptığımız whatsapp konuşmaları dün gibi aklımda. Çok eğlenmiş ve sonunda da aşırı üzülmüştük. Tabii Tony'ye bol bol saydırmıştık. Merakla aylarca serinin ikinci kitabını beklemiştik. Öyle büyük bir beklenti oluşmuş ki Yüzleşme biraz sıradan gibi gelmişti bana. Çok durgundu. Bunun nedeni de neymiş. Sevgili Arkadya Bitter 2. kitap yüksek sayfalı olduğu için ikiye bölüp basmış. Serinin bizde çıkan 2 ve 3. kitapları aslında orijinalinde 2. kitap oluyor.

Bu romanda gizemlerin yavaş yavaş çözülmesinin yanı sıra güçlü ve Tony'den korkmayan bir Claire vardı karşımızda. Bağımsızlığından asla ödün vermeyen bir Claire. Çevresindekileri yönlendirebilen ve Tony'de devrim niteliğinde gelişmelere neden olan bir Claire. Söylemeden geçemeyeceğim o Claire muhteşemdi. Claire'i hep böyle görmek istiyoruz. Anthony'nin sırları biraz daha aydınlandı. Yaptıklarının ve yapmaya çalıştıklarının sebeplerini öğrendik. Geçmişiyle ilgili daha fazla bilgi sahibi olduk. Ailesiyle ve daha çok büyükbabasıyla ilgili şok edici şeyler öğrendik. Tony ve Claire ikilisinin ilişkisini biraz daha anlayabildik. Oyun var mı yok mu kim yaptı neden yaptı gibi sorular fazlasıyla azaldı. Birçok şey netliğe kavuştu. 

Bir önceki kitapta şüphelendiğim bir karakter vardı ki bu kitabın bana göre kilit karakteriydi. Şüphelerim doğru çıktı ve şok oldum. Yani nasıl bir intikamsa artık ömür boyu sürmüş. Ne denir bilemedim ama kendisine güvenen ve destek olan onca insana karşı böyle nankörlük yapılır mı yani. Hiç yakıştıramadım. Burada aslında yüzlerce kelime yazarım da spoiler vermemek için direniyorum hala şu satırları yazarken. Okuyacak olanlar için sürprizli bir kitap olsun diye bütün çabam :D

Son olarak kitapta Tony ve Claire gibi sizi de minicik bir sürpriz bekliyor. Bu minik sürprizi devam kitaplarında görmek için sabırsızlanıyorum. Bir de yazar seriyi nasıl devam ettirecek heyecandan öldürmese bari bizi. Arkadya Bitter'de bizi üzmez ve en kısa sürede 3. kitabı çıkarır umarım. Düşün düşün bir yere kadar. Kimbilir daha tahmin edemeyeceğimiz neler olacak sonraki kitapta. Merakla bekliyor olacağım. Okumayı düşünenler de hiç tereddüt etmesin. Çok şahaneydi bu kitap. Serinin önceki kitap yorumlarına yazının sonunda ulaşabilirsiniz. Herkese bol okumalı günler diliyorum :)

1. kitap Tutku Oyunları için TIK.
2. kitap ilk kısım Yüzleşme için TIK.

Tutku Oyunları * Yüzleşme - Aleatha Romig / Kitap Yorumu (Tutku Oyunları #2.1)


Herkese merhaba

Dün bitirdiğim ve hala hakkında düşündüğüm bir "Anthony romanı" hakkında yazacağım bugün. Yazar bu seriyi sevenleri çatlatmaya çalışıyor bence. Bu kitap da diğeri gibi öyle garip bir yerde kaldı ki dayanamayıp 3. kitabın başına baktım. Yine bir merak yine bir isyan. Bu yazarın bize kastı var bence.

İlk kitabı okuyanların bildiği üzere Claire hapisteydi. Anthony'ye hepimiz çok kızmıştık yaptıkları yüzünden. Hatta biz Deniz Kızları olarak ilk kitabın etkinliğini yapmıştık. Whatsapp grubumuzda ne muhabbetler dönmüştü. Dün gibi aklımda o konuşmalar :D Bu kitaba başlarken kendime dedim ki her şey olabilir hazır ol. Hazır oldum olmasına da sonunda malesef biraz hayal kırıklığı yaşadım. İlk kitabın yanından bile geçmiyor :( Yani daha durgun bir roman bu ve her şey arada kalıyor.

Claire, kendini gizleyen birilerinin çabaları ve valinin görevden ayrılmadan yaptığı minik bir kıyakla af ile hapisten çıkıyor. İlk kitaptan hatırladığımız Amber'ı ve kardeşi Harry'yi bol bol okuyoruz. Bu iki kardeş Claire'in yanındalar hep ve hatta durumlar bir süre sonra biraz daha ilerliyor. Claire kendine Anthony'den uzakta yeni bir hayat kurmaya çalışıyor. Peki, Anthony ne yapıyor? İşte bunun cevabını burda veremeyeceğim. Okuyacak olanlar var, heyecanı kaçmasın. Gerçi şunu söyleyebilirim, çok fazla Claire-Anthony sahnesi beklemeyin. Benim gibi hayal kırıklığı yaşarsınız. Tam kitap hareketleniyor derken bitti. Anthony, Claire'i bırakmıyor tabii ama yanında da değil. İşler çok karışık. Claire'e hapisteyken gelen kutunun gizemi kitaba damgayı vurdu diye düşünüyorum. Ne çıkacaksa o kutuyu gönderenle alakalı. Böyle sürekli düşündürüyor işte. Şu an bu yazıyı yazarken bile olayları çözmeye çalışıyorum.

Aleatha Romig, Tutku Oyunları'ndaki havayı Yüzleşme'de verememiş belki ama üçüncü kitabın bomba gibi olacağı çok açık. Umarım Arkadya Bitter bu defa bizi bu kadar bekletmez. Ben çok fazla bekleyebileceğimi sanmıyorum. Benden şimdilik bu kadar. Hoşça kalın.

Serinin 1. kitabı Tutku Oyunları yorumum için TIK.
Serinin 2.2. kitabı Hesaplaşma yorumum için TIK.

Tess'in Gözyaşları - Pepper Winters / Kitap Yorumu (Karanlık #1)


Tess'in Gözyaşları başladığı gibi hızlı bir şekilde bitti. Sonu da daha devamı var der gibiydi. İkinci kitapta neler olacak merak ediyorum.

Öncelikle belirtmek istiyorum. Kitap şiddet, cinsellik, kaçırılma ve tecavüz içeriyor. Bu tarz kitaplar okumaktan hoşlanmayanların kitaptan uzak durmasını öneriyorum.

Tess Snow, 20 yaşındadır ve 2 yıllık sevgilisi Brax ile yaşamaktadır. Üniversite öğrencisidir. Brax'i sevmektedir ancak hep bir eksiklik hissetmektedir. Brax ile yaptıkları Meksika gezisi ikisinin hayatını da değiştirecektir. Tess artık eski Tess değildir. O bir köledir.

Q, zengin Fransız bir iş adamıdır. Kendi sırları vardır ve içindeki şeytanla baş etmeye çalışmaktadır. Ancak Tess ile karşılaştıktan sonra düzeni gibi düşünceleri de bozulmaya başlar. Meksika'da kaçırılıp Fransa'ya Q'ya gönderilen Tess'in savaşçı ruhu Q'nun kaçmak istediği her şeyi ona hatırlatmaktadır.

Kitapla ilgili ne yazsam spoiler olacak. Bu yüzden konusundan ziyade beğendiğim ve beğenmediğim yönlerinden bahsetmek istiyorum. Öncelikle kitap akıcı, okurken zorlandığınız bölümler çok fazla. Hani böyle vay bee ne aşk ama diye okumak mümkün değil. Şu ana kadar okuduğum bu tarz kitapların hiçbirine benzemiyor. Yine de uç karakterler yer almasına rağmen kitap kendini okutuyor. Midenizin kaldırmadığı bölümler oldukça fazla olacak. Empati yapılabilecek bir kitap değil. Kimse Tess'in yaşadıklarını yaşamak istemez çünkü. Ben bu tarz kitaplarda geçen uç olayların aşk ile bağdaştırılmasından hoşlanmıyorum. Sanırım kitapta hoşlanmadığım ilk şey buydu. Yani yapılan onca kötü muameleden sonra aşkı kabullenmek mümkün değil bana göre. Hoşlanmadığım ikinci şeyse Tess'in davranışları. Bir insan o kadar kısa sürede nasıl değişebilir. Bir nefret ediyor, bir çözmeye çalışıyor, bir hoşlanıyor. Yani hastalıklı bir karakter bana göre Tess.

Evet, ağır şiddet içeriyor ama akıcı bir kitap. Kurgu olduğunun bilincinde olmalı okuyan kişi ama yine de dünyada bu şeyleri yaşayan kadınlar olduğu göz ardı edilmiyor. Benim kitabı okurken sık sık düşündüğüm bir an önce bitirmekti. Çünkü ister istemez okuyanı etkiliyor. Dark, erotik vb. türlerde romanlardan hoşlanmıyorsanız mutlaka uzak durun diyorum. Son olarak kapakla ilgili bir şey yazmak istiyorum. Orijinal kapağı ile basılmadığı için çok hayal kırıklığına uğrayan oldu ama ben bu halini daha çok sevdim. Sanki kitaptaki gizemler kapağa yansıtılmış gibiydi. Dikkatli bakılınca orijinal kapaktaki kızın silik bir görüntüsü var bizim kapak baskısında. Bu kitapla ilgili söyleyeceklerim bu kadar. Görüşmek üzere...

GÜNCELLEME:

Serinin 2. kitap yorumu için TIK.

ARKA KAPAK

Muhteşem bir hayatım vardı. Âşıktım, mutluydum ve istediğim her şeye sahiptim. Sonra bir gün, her şey değişti. Bir adama satıldım!

Sevgilisi Brax Cliffingstone, yıldönümlerini kutlamak için Tess Snow'u Meksika'ya götürene kadar ikisinin de geleceğe dair umutları vardı. Altın rengi kumsalların, denizin ve güneşin tadını çıkaracak, birbirlerine yeniden âşık olacaklardı. Ancak gördükleri güzel rüyanın kâbusa dönmesi uzun sürmedi.

Dünyanın gölgelerinden habersiz Tess, kaçırılmış, hırpalanmış ve satılmıştı. Yeniden aydınlığa kavuşmanın bedeli ise Şeytan'la yapacağı anlaşmada, yalnızca bedenini değil ruhunu da ortaya koyması demekti.

Zindanımın derinliklerinde yankılanan bir fısıltı, "Gözlerindeki karanlığı görüyorum," diyordu. "O karanlık beni besliyor, o karanlık beni çağırıyor."
Ve karanlığın tadı kanıma karıştı. Acı, artık kalbimin en tanıdık yolcusuydu.

"Şimdiye kadar yaptığınız tüm 'en iyi kitap' listelerini unutun ve bu kitabı en başa altın harflerle kazıyın. Yılın değil, yüzyılın en iyi kitabı."
-Lip Smackin Good Books-

Aleatha Romig - Tutku Oyunları / Kitap Yorumu (Tutku Oyunları #1)



Herkese merhaba

Deniz Kızları ile Okuma Etkinlikleri'nin bu seferki konuğu Aleatha Romig tarafından yazılan Tutku Oyunları. Bu kitabı erotik olarak biliyor olabilirsiniz ama bunun çok doğru olduğunu düşünmüyorum. Bu kitapta anlatılan bir adamın bir kadını kaçırıp onu yalnızlaştırarak tecavüz ederek döverek onun psikolojisini bozarak kendisine aşık olduğunu hissetmesini sağlamak. Bunun gerekçeleri - ki böyle şeylerin gerekçesi olduğuna kesinlikle inanmıyorum - kitapta yer alıyor hatta devam kitaplarında asıl detaylar olacak sanırım. Ama okuyacaklar bilsin ki bir aşk hikayesi okumayacaksınız ve kesinlikle özendirici bir durum yok. Daha çok hastalıklı iki kişiyi konu alıyor bana göre.

Siz hiç bir kitabı okurken hem sinirlenip hem devamını merak ettiniz mi? Bu kitap tam da öyleydi benim için. Okuduktan sonra yorum yazmak için bir süre bekledim çünkü bitirdiğim an aşırı şoktaydım. Gerçi ilk sayfadan son sayfaya kadar şoktan çıkamadım ya neyse.

Öncelikle okumak isteyenleri uyarmak istiyorum. İlk sayfada da yazdığı gibi Tutku Oyunları, psikolojik ve fiziksel şiddet, kaçırma, tecavüz gibi konuları işliyor. Psikolojik yönü ağır olan bir kitap ve okuyanı da etkiliyor haliyle. Empati falan yapamıyorsunuz cidden muhtemelen deneseniz bile yapamazsınız. İlk sayfalarda başladığınıza pişman olmanız mümkün. İlerleyen sayfalarda bu kız normal değil demeye başlıyor ve sonunda pisliğin önde gidenisin Tony diyerek bitiriyorsunuz. En azından ben öyle yaptım ve hala Tony'yi düşünmek sinirimi bozuyor.

Claire, 26 yaşında barmenlik yapan bir kızdır. Kendi halinde yaşarken bara gelen Anthony hayatını değiştirir. Hem de ne değiştirme... Kendine geldiğinde bilmediği bir yerde kapalı tutulduğunu anlayan Claire için o andan sonrası çok farklı olacaktır.

Anthony ile ilgili bir şey demeyeceğim. Böyle insanlık dışı birini okumadım şimdiye kadar. 45 yaşında olduğunu bilin yeter. İnsan baştan sona ona karşı bir sempati duyamıyor. Öyle Grey falan gibi olduğunu düşünmeyin, alakası yok. Zaten kitaba erotik demek yanlış olur. Çok daha başka bir türde bu kitap. Basite indirgeyerek ona kaçıran adama aşık olan bir kadın var diyemeyiz. Çünkü okuduğumuzda olay çok daha başka. Tamamen psikolojik olaylar üzerinden gidiyor.

Kitap ve yazarla ilgili kızlarla etkinlik konuşmalarımızı görebilseydiniz keşke. Cidden herkes dağıldı ve iki gün içinde o kitap bitti. Sonrası beyin fırtınası. Serinin devam kitaplarında ne olacak, ne zaman çıkacak vb. bunlar hakkında saatlerce konuştuk. Şoku hep beraber atlatmaya çalıştık. Çoğunlukla bunalım takıldık falan fazlasıyla dağıtıyor okuyanı.

Arkadya Bitter, kapakları açısından biraz eleştirildi ama beni rahatsız etmedi kapaklar. Rengi farklı olabilirmiş tabii :) Ek olarak orijinal kapak konuya cuk oturuyormuş. Sanırım kapakla alakalı tepkiler biraz da bundan kaynaklanıyor. Yine ismi de orijinal dilinden tam anlamıyla çevrilseydi bence çok daha güzel olurdu. Konuya çok uygun bir ismi var çünkü. Hayatımda ilk defa bir kitaba puan verememiş olduğumu da söylemek istiyorum ki puan verme standartlarım bellidir. Baş karaktere kızıp puan vermemek benim için çok yeni bir kavram. Spoi vermeden anlatmaya çalıştığım kitap yazısının sonuna geldim. Başka yazılarda görüşmek üzere. Hoşça kalın.

Güncelleme:
Serinin 2.1. kitabı yorumu için TIK.
Serinin 2.2. kitabı yorumu için TIK.

Senin Yerinde Olsaydım - Lisa Renee Jones / Yorum (Kayıp Günlükler #1)


Arkadya Bitter'in ilk kitabı Senin Yerinde Olsaydım genel olarak hoşuma gitti. Başlarda biraz sıkıldım ve fazlaca esinlenilmiş olduğunu düşündüm fakat sonradan yazar kurguyu toparlamış. Okuduğum başka kitaplardaki cümlelerin bazılarının kullanıldığı gözümden kaçmadı ama bu tarzda artık pek orijinallik aramıyorum.

Yazar kurguyu günlükler üzerinden oluşturmuş. Serinin adı da zaten Kayıp Günlükler. Bir şekilde Sara'nın eline geçen Rebecca isimli kadının günlükleri, Sara'da onu bulma ve günlükleri teslim etme isteği yaratır. Yanlış olduğunu bilse de günlükleri okumadan duramaz. Rebecca gizemli bir adam ile beraberdir. Kurtulamayacağını fark ettiğinde artık geç olmuştur. Yaşadığı tutkuyu satırlara dökerken korkusu da elle tutulacak kadar belirgindir. Rebecca'nın çalıştığı sanat galerisine giden Sara, aylar önce Rebecca'nın ortadan kaybolduğunu öğrenir. Sanat eğitimi almış olan Sara, çalışan eksikliği olduğu için orada işe başlar. Kendini Rebecca'nın yerine geçmiş olarak bulan Sara, kendisini çekici patronu Mark ve dayanılmaz ressam Chris arasında, sırların ortasında bulur. Çözmeye çalıştığı gizemin ortasına düşmüştür.

Kitabı bitirir bitirmez ikinci kitap olsa da okusam dedim. O kadar çok soru işareti kaldı ki... Gerçekten aşırı gizem barındırıyor ve heyecanlı bir yerde bitti. İkinci ve üçüncü kitapların tanıtımlarını da okuyunca seriyi takibe aldım. Umarım kısa zamanda devamı çıkar.