Victor - J. A. Redmerski / Kitap Yorumu (Katiller Çetesi #6)


Herkese merhaba

Bomba seri Katiller Çetesi'nin merakla beklediğim 6. kitabı çıktı. Hiç bekletmeden okudum. Yorumu yazmam biraz zaman aldı ama o kadar olur :D Serinin 5. kitabı Kara Kurt'ta bazı şeyler oturmamıştı. Çünkü yazar birçok şeyi açığa çıkarmamayı seçmişti. Nedeni Victor'da belli oldu diyebiliriz. Niclas ile ilgili bazı şeyler(çok az da olsa) bu kitapta da devam etti. Sanırım sonraki kitap zirve olacak. Öyle bir beklentim var nedense.

Kulağına yaklaşıp, "Senin hakkında yanılmışım, Izabel," diye fısıldadım. İçim acıyordu. "Saatli bomba olan benim ve içimdeki karışıklığı dindirmenin tek yolu, beni kontrol eden şeyin kökünü kazımak."

Victor, inanılmaz akıcıydı. Önceki kitapta bizi üzen J. A. Redmerski dayanamayıp aksiyonun bol olduğu, okurken soluk almayı unutacağımız bir kitap yazmış. Kötülük Tohumları'nı okurken de böyle hissetmiştim. Anlaşılacağı üzere kitap Victor ağırlıklı ilerliyor. Victor'ın önceki kitaplarda yaptığı bazı şeylerin nedeni ortaya çıkıyor. Okurken Victor ile ilgili birazcık şok olabilirsiniz.

"Bunu tartışmaya gerek yok. Sebebin her ne olursa olsun, benden vazgeçmek istedin."

"Ama artık istemiyorum," dedim bir çırpıda. "Ve yüreğimde... bunu yapmayı zaten hiçbir zaman istemedim."

Victor ve Izabel'in tatile çıkacağını Kara Kurt'un sonunda öğrenmiştik. Bu tatille ilgili değişik düşünceler içinde olabilirsiniz ama kesinlikle sandığınız gibi bir tatil olmuyor :) Victor ve Izabel, Victor'ın geçmişiyle alakalı bir sebepten dolayı kaçırılıyor.

"Hayatımda ilk defa yıldızlara istekle baktım. Karanlık gökyüzünde yüzlerce noktacık vardı ve ben değişimi hissediyordum. Göğsümdeki baskıyı, gözlerimdeki garip ve ılık ışığı, her şeyi... Belki de anahtar buydu. Değişimi ister kaba, ister nahif bir şekilde kucaklamak..."

Tahmin edersiniz ki Victor'ın geçmişi pek örnek gösterilecek bir geçmiş değil. Geçmişinde yaptıklarını Izabel'e anlatırken bir yandan geçmişe, anlattığı sahneye gidiyoruz. Sanırım önceki kitaplarda Victorla ilgili hiç bu kadar şey okumamıştık. O hep gizemli karakterdi. Bu kitapta gizem biraz aydınlanıyor. Izabel'in tavrını da çok doğru buldum hatta bence Victor'a az bile yaptı :D

"Esas soru bizim aşkımızın da bu süreçte değişime uğrayıp uğramayacağıydı. Aramızdaki bağ, zamana karşı durabilir miydi? Ve nihayetinde yine bir arada ama çok daha güçlü olabilir miydik? Öte yandan bunları görecek kadar bile uzun yaşayamayabilirdik."

Dediğim gibi sonraki kitabı aşırı merak ediyorum ve Izabel'in Meksika'da yaptıklarını bir an önce okumak istiyorum. Naeva karakteri de ilgimi çekti. Meksika'da neler yaşanacağını aşırı merak ediyorum. Son olarak Nora ile ilgili fikrim hala değişmedi. O kızda bir pislik var bence. Niclas ve Fredrik'i biraz daha fazla okumak istiyorum. Sonraki kitabın tanıtımında onlar da var. Umarım bol aksiyonlu unutamayacağımız bir kitap olur :) Yayınevi 7. kitabın 15 Mayıs'ta çıkacağını duyurmuştu ancak sanırım aksaklıklar oldu. Umarım mayıs bitmeden çıkar ve hemen okuyabilirim :) 

Yıldızlar bizden önce ölür, Izabel... Yıldızlar benim sana olan aşkımdan önce ölür...

Serinin önceki kitaplarının yorumlarına göz atmak isterseniz sizi buraya alayım. Son olarak seriyi ve yazarın diğer kitaplarını mutlaka okumanızı tavsiye ederim. Görüşmek üzere.

Anneler Günü Hediyesi Media Markt'ta


Anneler Günü İçin Hediye Seçimi

Dünyanın en büyük hediyesi annenin kanatları altında yetişen bir evladın hayata karşı güvenli duruşudur. Çünkü bilirsiniz ki hayat size oldukça bonkör davranmıştır. Sizi her daim koruyup kollayan, size sınırsız ve sonsuz bir sevgi sunan anneler ile hayat, içinden çıkılması zor anlarda bile çok daha kolay gelir. Mutluluğun bir çift gözde görüldüğü bu özel günde annelerinizi içten bir gülüşle ve sevgiyle sarıp sarmalayarak ona en büyük ve güzel hediyeyi verebilirsiniz. Hayatın bizlere verdiği en güzel hediye olan annelerimizi hatırlatan en önemli gün ise her yıl mayıs ayının ikinci Pazar günü kutlanılan Anneler Günü. Bu özel günde herkes annesi için elinden gelen her şeyi yaparak bir sonraki yıla kadar unutulmaz bir anı yaşatmayı amaçlıyor. Anneye hediye seçmek ise öyle sanıldığı kadar kolay ve basit bir şey değil elbette. Özellikle hayatın tamamen içinde olan anneler için seçeceğiniz hediyelerin de onların yaşamlarına ayak uydurur halde olması gerekiyor.

Teknoloji çağının bu denli içindeyken ve adım attığımız her yerde teknolojiye ihtiyaç duyarken annelerimize verebileceğimiz en anlamlı ve özel hediye ise elbette teknolojik ürünler oluyor. Çağın gerisinde kalmasını istemediğimiz, varlığıyla hayatımızı renklendiren annelerimize alacağımız teknolojik bir alet ile ona ulaşmayı sağlayabilir ya da onun günlük hayattaki işlerini çok daha pratik ve kolay bir şekilde gerçekleşmesini sağlayabiliriz.

Dizi izlemeyi çok seven bir anneniz varsa ona en yeni teknolojiye sahip bir televizyon alabilirsiniz. Böylece izlediği diziden çok daha fazla zevk alacaktır. Mutfakta farklılık yaratmak isteyen anneler için ise elektronik mutfak aletleri adeta biçilmiş kaftan olacak. Özellikle o muhteşem lezzetleri sizin de tadacağınız düşünüldüğünde bu hediye önerisini mutlaka dikkate almalısınız. Yine aynı şekilde sosyal medya ile iç içe olan anneniz için alacağınız bir tablet onun boş zamanlarını keyifle değerlendirmesini sağlayacaktır. Canınızın parçası olan anneye hediye alırken mutlaka MediaMarkt sitesini inceleyerek annenizin işine yarayacak hediyeye en uygun fiyatlarla sahip olabilirsiniz. Anneniz için en etkileyici hediye seçenekleri bugün ve daima MediaMarkt’ta… 

Ocak, Şubat ve Mart Ayında Biten Ürünler

Kasım ve Aralık Ayında Biten ürünler

Herkese merhaba

Son üç ay içinde yarım ürünleri bitirmeye çalıştım. Aynı işlevi gören birden fazla ürünü eşzamanlı kullandığım için yarım ürünler çok artmıştı. Neyse ki bir kısmını bitirdim. Kalanları da bu ay bitirmeyi hedefliyorum. Öncelikle buradaki ürünlerin bazısı kasım-aralık ayında bitirdiğim ürünler. Kenara ayırmış ve unutmuşum. Bu yazıya dahil edeyim dedim :)



John Frieda hacim veren şampuan, performansına baktığımda fiyatını haketmiyor. İndirimlerde 18 tl gibi bir fiyata alıyordum. İlk başlarda etkisi de çok güzeldi. Ancak zaman içinde o saçlara verdiği hava bitti. Stokladığım için bitene kadar kullandım ama sanırım tekrar o şampuana dönmem.

Bioblas procyanidin saç dökülmesine ve yağlanmaya karşı şampuanı çok severek kullandım. Dönemsel olduğundan emin olamadığım bir saç dökülmesi yaşayınca bırakmak zorunda kaldım. Elimdeki şampuan bitince tekrar kullanmayı düşünüyorum.

Karaca ipek eşarp şampuanını sadece eşarplarda değil ipekli başka ürünlerde de kullandım. Çok beğendiğim bir üründü. Tekrar alabileceğimi söyleyebilirim.



Seranem vücut bakım şampuanı bitmesin diye ne kadar uğraşsam da bitti :) İnanılmaz ekonomik bir ürün. Çok az bir miktar yeterli oluyor ve mis gibi kokuyor. Tekrar almayı kesinlikle düşünürüm.

Avon Naturals vanilya ve sandal ağacı duş jelinin kokusuna da bayıldım. Çok uygun bir fiyata almıştım ve indirimli bulursam yine alırım.



Lavera makyaj temizleme sütü bitmesini istemediğim ürünlerden biriydi. Organik olduğu için çabuk bozulabilir diye kullanıp bitirdim. Kesinlikle tekrar alırım.

Doa Kozmetik ürünlerini severek kullanıyorum. Lavanta suyunu da bittikçe alıyor ve hatta stokluyorum. Birçok şey için kullanıyorum ama sanırım en çok makyaj temizleme losyonları sonrası kalıntıları silmek için kullanıyorum. Gül suyunu da aldım ama kokusu bana biraz ağır geldi. O yüzden lavanta suyuyla devam ediyorum.

Seranem nemlendirici el kremi, stoklu ürünlerimden biriydi. Bitince yenisini almadım. Elimdeki diğer kremleri bitirmeye çalışıyorum. Tüm ürünleri bitirince Seranem ile devam edeceğim.



Numuneler hakkında pek yorum yapamayacağım. Malum minik tüplerdeki ürünü ancak 2-3 kez kullanabiliyoruz.

Garnier nem bombası kağıt yüz maskeyi detaylıca yazmıştım. O yüzden ayrıntıya girmeyeceğim. Şu an Nivea'nın kuru cilt için olan maskesini kullanıyorum ve Garnier'den kat kat iyi.

Rituel de Beaute burun bandını yıllardır kullanıyorum. Hatta yazısını yazmıştım. O günden bugüne hala memnunum ve kullanmaya devam ediyorum.



Isana'nın bu deodorantları inanılmaz güzel. Kesinlikle tavsiye edebilirim. Sport'un kokusu bana biraz erkek kokusu gibi geldi ama erkekler için olduğuna dair herhangi bir şey göremedim. Clear&Fresh muhteşemdi. Tek kötü yanı Isana'nın diğer deodorantlarında alüminyum yokken Fresh'te olması. Elimde aynı markanın henüz kullanmadığım iki deodorant daha var. Umarım sonraki yazılarda onları da yazarım.

Benim son birkaç aydır bitirdiğim ürünler bunlardı. Nisan sonuna kadar diğer yarımları da bitirmeyi hedefliyorum. Bakalım ne olacak? Mayıs ayında nisan ayı bitenlerini yazarım inşallah. Görüşmek üzere... Hoşça kalın.

Bioblas Procyanidin Saç Dökülmesine ve Yağlanmaya Karşı Şampuan


Herkese merhaba

Blogumu takip edenler bilir doğru şampuanı bir türlü bulamamak gibi bir problemim var. Başlarken galiba bu sefer oldu, yeni arayışlara gerek kalmayacak diyorum ama kullandıkça ilk başta gözlemlediğim etki de ortadan kayboluyor.


Bioblas şampuanı kullanmaya başladığımda saçlarıma gözle görülür bir dolgunluk verdi. Çevremden de sık sık hangi şampuanı kullanıyorsun saçların çok güzel görünüyor sözlerini duydum. Saçlarım ince telli ve maalesef gür değil. Bu da çabuk bir şekilde sönükleşmesini sağlıyor. Çok çabuk yağlanması da cabası. Bioblas Procyanidin yağlanmaya karşı şampuan ile saçlarımın yağlanma süresini 2 güne getirdim. Cidden fark yarattı. Normalde saçlarımı sabah yıkasam akşamına yağlanma başlar. Bu şampuanı düzenli kullandığımda iki günü çok rahat geçiriyordum. Rahat derken hacimli bir şekilde demek istiyorum.

Bioblas Procyanidin Saç Dökülmesine ve Yağlanmaya Karşı Şampuanı 1 ay kullandıktan sonra saçımda aşırı dökülme başladı. Bu dökülmeyi direk şampuana yoramıyorum çünkü malum stres hepimizin baş düşmanı ve saç dökülmelerinin de genelde bir numaralı sebebi. Son zamanlardaki stres yoğunluğundan olabileceğini düşünsem de ne olur ne olmaz diyerek bu şampuana ara verdim. Ama kesinlikle belli bir zaman geçince tekrar kullanacağım çünkü hala Bioblas bitkisel formüllü şampuanın verdiği hacmi bulamadım. Şu an farklı bir şampuan kullanıyorum. Eh işte diyebileceğim bir şampuan. Dökülme probleminde de bir değişiklik yok. 


Bioblas şampuanla ilgili söylemek istediğim şeylerden biri de temizleme açısından çok başarılı olduğu. Hatta kullanırken fark ettiğim bir diğer şey şampuanı saçımda biraz beklettiğimde saçlarımın daha dolgun olduğuydu. Dökülmenin sebebini bulabilirsem ilk fırsatta yine Bioblas'a dönüş yapacağım. Benim gibi hacim sorununuz varsa ve saçlarınız çok çabuk yağlanıyorsa bu şampuanı deneyebilirsiniz. Ben tekrar kullanmaya başladığımda etkileri bu yazının sonuna güncelleme yaparak yazacağım.

Şampuanın içeriğinden bahsetmeden yazıyı bitirmeyeyim. Procyanidin, üzüm çekirdeğinden gelen bir antioksidandır. Bu madde, saçın dökülmesini azaltmasının yanı sıra saçların sağlıklı gelişmesini ve büyüme evresinin uzun sürmesini sağlar. Aynı zamanda B3 vitamini de sebum salgısını dengeleyip fazla yağlanmayı önler. Vitaminler ve minerallerle zenginleştirilmiş bitkisel serum sayesinde saç telleri daha kalın ve güçlü olur. En kısa zamanda dökülme problemini çözerek, memnun kaldığımda stokladığım bu şampuana dönmeyi umut ediyorum. Başka yazılarda görüşmek üzere... Hoşça kalın.

Sisli Hatıralar Rıhtımı - Hazel Gaynor / Kitap Yorumu


Sisli Hatıralar Rıhtımı, yazarın ülkemizde basılan 2. kitabı. Ben yazarı yeni keşfettim. Menekşeler Fısıldarken'i okumamıştım ama bu romandan sonra onu da listeme ekledim. Ciddi anlamda etkileyici bir hikaye var bu romanda. Duygusal biriyseniz ağlamadan bitirebileceğinizi sanmıyorum.

Titanic faciasını bilmeyen yoktur. İnanılmaz üzücü bir olay. Üzerinden 100 yıldan fazla zaman geçmiş olsa da unutulmayan olaylar arasında yer alıyor. Yazar, Sisli Hatıralar Rıhtımı'ı gerçek olaylardan yola çıkarak yazmış. Hatta kitabın sonunda hangi gerçek kişilerden esinlendiğini de tek tek açıklamış. Her ne kadar bazı kısımlar kurgu olsa da gerçekten o olayın yaşandığını bilerek okumak zaman zaman beni zorladı.

“Yaşam kırılgan bir şeydir Grace, bir kiraz çiçeğinin yaprağından farklı değildir. Bir an büyüyüp çiçek açarken, bir an sonra aniden çıkan bir rüzgarla yere düşebilir. Hayatımızı garanti olarak görmemeli ve kendimizi mutlu etmek için elimizden geleni yapmalıyız.”

İrlanda'nın bir köyünde yaşayan Maggie, annesinin ölmesiyle yalnız kalır. Amerika'da yaşayan teyzesi onu almaya geldiğinde onlarla birlikte 12 kişi daha Amerika'ya gitmeye karar verir. Bu 14 kişi Titanic ile seyahat edecekleri için çok heyecanlıdır ama Maggie'nin içi rahat değildir. Sevgilisi Seamus'u geride bırakacak olmak onu fazlasıyla üzer ama Seamus, hasta babasını bırakamayacağı için mektuplarla bu ilişkiyi sürdürmeyi kararlaştırırlar. Gitme günü geldiğinde 14 kişi yola çıkar. Tıtanic'e binip yola çıktıklarında herkes gibi onlar da yaşanacaklardan habersizdir.

"'Diğerlerini sonraki filikayla getireceksiniz, değil mi?'

Harry subayın gözlerine baktığında daha önce hayatında hiç görmediği, yaşadığı müddetçe de bir daha asla görmek istemediği bir korku gördü.

'Bu son filika,' dedi subay sesini alçaltarak. 'Başka yok.'"

Bölümler arada 1912'yi arada da 1982'yi anlatıyor. Olayları birden fazla karakterlerin gözünden okuyoruz. 1982'nin anlatıldığı kısım Grace'in yer aldığı bölümler. Gazetecilik okuyan Grace, babasının ölümüyle birlikte MS hastası olan annesini yalnız bırakmamak için okula ara verip onunla yaşamaya başlar. Geçen 2 yılda hayallerinin peşini bırakan Grace, 21. doğum gününü kutlarken daha önce duymadığı gerçekleri öğrenir. Büyük büyükannesi Maggie, Titanic'ten kurtulanlar arasındadır ve o güne kadar ailede bu konuyla ilgili hiç konuşulmamıştır. Grace'e okuluna dönüp hayallerini gerçekleştirmesi için bir sebep vermeye kararlı olan Maggie, tüm yaşananları kızının torununa anlatır.

"Asla ardında pişmanlıklar bırakma Grace. Ancak seçeneklerimizin ne olduğunu bildiğimizde bir seçim yapabiliriz. Eğer geri çekilir, arkamızı döner ve saklanırsak, seçeneklerimizin ne olduğunu asla bilemeyiz. En sonunda yaşlandığında merak eder ve pişmanlık hissedersin. Ümit dolu bir hayat yaşa. Pişmanlık dolu değil."

Kitaptaki detaylar hoşuma gitti. Maggie'nin cebinde kalan mektuplar, Peggy'nin takıntılı olduğu şapkası, şanslı Harry'nin Titanic'in batışından sonraki hayatı, Seamus ile ilgili şok edici son, Maggie'nin günlüğü ve muhtemelen buraya yazamadığım çok daha fazla detay kesinlikle konuyu zenginleştirmişti. Kitabın bazı bölümlerinin başında gerçekten Titanic'ten gönderilen telgraf mesajları yer alıyordu. Hiç sıkılmadan okudum. Hele Grace'in makalesinin yayınlanmasıyla ortaya çıkanlar çok daha güzeldi. Sanırım en favori sahnem de Titanic'in batığının bulunduğu sahneydi. Tadını kaçırmamak adına detaya girmemeye çalıştım ama fazlaca etkilendiğim için çok kısa yazmak istemedim. Daha fazla uzatırsam da olayları açıklamaya başlayacağımı biliyorum :D O yüzden burada yorumumu sonlandırıyorum. Etkileyici ve gerçekleri barındıran romanlar seviyorsanız Sisli Hatıralar Rıhtımı'nı kesinlikle öneririm.

"'Bu tarihi nasıl bu kadar net bir şekilde hatırladığımı biliyor musun Grace?'

'Nasıl?' Grace, Maggie'nin cam gibi gözlerine dikkatle baktı. Etraflarındaki hava bir an için hareketsiz kalmış gibiydi. Grace'in bedeni adeta buz kesti.

'Ben de oradaydım. Titanic'teydim.'"

Emanet - Fatma Erdek / Kitap Yorumu


Herkese merhaba

Fatma Erdek, en sevdiğim Türk yazarlardan biri. Hangi kitabını okursam okuyayım bittiğinde kitabın kapağını aynı hislerle kapıyorum. Sanırım en sevdiğim yönü de sıradan konuları ele alıp muhteşem eserler ortaya çıkarması. Emanet'i de o kitaplar arasına ekledim. Tadını kaçırmamaya çalışarak biraz konusundan bahsedeyim.

"Aşklar türlü türlü olurdu. İnsan defalarca âşık olurdu. Ömür neler neler görürdü. Fakat hepsi gelip geçer, sadece ilk aşk, bir yara gibi kanardı insanın yüreğinde."

Berhan Dağlıca, bir bakan olsa da aynı zamanda aşiret ağasıdır. Doğup büyüdüğü topraklardan kopmasında ilk gençlik yıllarında yaşadığı bazı olaylar etkili olmuştur. Ailesinin söz verdiği ailenin kızıyla evlenmiş ancak hiçbir zaman mutluluğu bulamamıştır. O da kendini siyasete vermiş ve başarılı bir siyasetçi olmasıyla öne çıkmıştır.

"Belki her olasılığı ince ince formüllerle çözmek gerekmiyordu. Belki göründüğünden daha basit ve daha kolaydı hayat. Etrafı düşünmek yerine, kalin sesini dinlemek doğruydu belki. Cemile'nin yaptığı gibi..."

Yıllar önce evlerinde çalışan Mevsim ile yaşadıkları aşk ve bu aşkın bitiş şekli onu çok yaralamıştır. Daha sonraları öğrendiği gerçeklerse onu ailesinden uzaklaştırmıştır. Kitabın olmazsa olmaz karakteri Cemile'den bahsetmeden olmaz. Cemile Berhan'ın iş arkadaşı aynı zamanda da ilişki yaşadığı kadın. Sanırım üzüldüğüm karakterlerden biriydi Cemile. Her şeye rağmen Berhan'ın yanında yıkılmadan duruşu çok etkileyiciydi. Evli erkeklerle ya da kadınlarla ilişkileri kesinlikle onaylamıyorum yanlış anlaşılmasın :) Yıldız'ı da unutmamak lazım, iyi ki yazılmış dedirten karakterlerdendi. Onun aşkı nasıl desem fazlasıyla masumdu. Berhan'ın ailesi ve eşinden hiç bahsetmek istemiyorum. Ne kadar kötülük varsa hepsinde başroldeydiler maşallah.

"İçinde fırtınalar kopan bir adam, yakınında kimseyi istemez, Yıldız. Bırak, durulsun biraz."

Kitap Berhan Dağlıca'nın bir kalp rahatsızlığı yaşayıp hastaneye kaldırılmasıyla başlıyor. Daha sonrasında Berhan'ın tek arzusunun oğlunu görmek olduğunu bilen Cemile, Cihan'a ulaşıp haber veriyor. Cihan, İngiltere'de herkesten uzak çalıştığı işinde mutlu. Babasıyla arasında hiçbir iletişim yok ama onun ölebileceğini öğrendiğinde soluğu hastanede alıyor. Yıllar önce kopan bağ araya ölüm ihtimali girdiğinde değişmeye başlıyor.

"'Sakın!' dedim öfkeyle. 'Bu geceden sonra, uzaktan bakacaksın bana. Ben ona uzaktan bakacağım,siz de bana.'"

Tüm karakterler oldukça sağlamdı. Bu karakter gereksiz olmuş ya da bu kitap niye bu kadar uzatılmış dediğim bir bölüm olmadı. Her şey tadındaydı. Hatta sonu neden o kadar kısa kesilmiş daha devam etseydi keşke diye düşündüm. Çok anlamlı ve abartısız idi. Yazar, daima sadelikten şaşmadan yazıyor zaten. O kadar abartı kitap arasında da bu özellik aşırı hoşuma gidiyor. Yeni kitapları da heyecan içinde bekleyeceğim. Başka yazılarda görüşmek üzere... Hoşça kalın.

"'Bana seni, annemi ve beni anlat' demişti. Bu Berhan için bütün bir hayat demekti. Çocukluğundan başlayacak, gençliğinden geçecek, bugüne, kırk altı yaşının sekizinci ayına kadar gelecekti. Cihan'a hiç tanımadığı bir adamı anlatacaktı. Ve sonra onun, o adamı babası olarak kabul etmesini umarak bekleyecekti."

Garnier Nem Bombası Canlandırıcı Kağıt Yüz Maskesi - Normal ve Kuru Ciltler İçin

Garnier Nem Bombası Canlandırıcı Kağıt Yüz Maskesi

Garnier'nin yoğun nem ve canlı görünüm verdiğini iddia ettiği kağıt yüz maskesi yorumu ile geldim. 1 maske 1 haftalık nemlendirici seruma eşitmiş. Benim cildim gibi yoğun neme ihtiyaç duyan bir cildiniz varsa kuru ciltlere uygun her maskeyi denediğinizi düşünüyorum. Herkes deniyor ama o doğru maskeyi bulan pek yok :( Kışın başlamasıyla ciltteki donuk görüntü beni fazlasıyla rahatsız ediyor. Bunun arkası yanakların pul pul olması ve bu durum soğuklarda oldukça acı veriyor. Nem Bombası Yüz Maskesi vaatlerini yerine getiriyor mu bakalım?


Nem Bombası Canlandırıcı Kağıt Yüz Maskesi - Normal ve Kuru Ciltler İçin

Ben bu maskeyle yaz aylarında tanıştım. Cildim kış aylarında olduğu kadar kuru olmuyor yaz aylarında. Hatta yazları normal cilt tipine sahip olduğumu söylemem yanlış olmaz. Maskeyi ilk ağustos ayında yaptığım için ve o sıcaklarda maskenin verdiği serinlik çok güzel geldiği için maskeyi stoklamıştım. Mevsim kış olunca işler biraz değişti. Maske şu an bana yeterli gelmiyor maalesef. Bu yüzden başka maskelere geçiş yaptım ve kesinlikle işime yarayan bir maske buldum. Onun yazısını da birkaç denemeden sonra yazacağım. 

Garnier Nem Bombası Canlandırıcı Kağıt Yüz Maskesi - Normal ve Kuru Ciltler İçin

Nar özü, hyaluronik asit ve nemlendirici serumu bir araya getiren bu kağıt maske nasıl kullanılıyor?

Maskeyi paketten çıkarıp beyaz olan kısmı yüzümüze yerleştiriyoruz. İnanılmaz bir ferahlık veriyor. Mavi filmi çıkarıyoruz. Ve maske yüzümüzde 15 dakika bekliyor. Sürenin sonunda maskeyi çıkarıp atıyoruz ve kalıntıları el yardımıyla dağıtıyor ya da temiz bir pamukla temizliyoruz. Ben genelde elimde dağıtmayı tercih ediyorum.

Garnier Nem Bombası

Maskeyi yüzüme koyduğumda yoğun bir ferahlık dışında pek bir şey hissetmiyorum. 15 dakika boyunca işlerimi yapmaya devam ediyorum çünkü maskenin düşme ihtimali yok. Yoğun bir sıvıyla kaplı olduğu için yüze hemen tutunuyor. 15 dakika sonunda maskeyi çıkardığımda pek bir farklılık hissetmiyorum, yüzümdeki kalıntılar kuruduğunda birkaç saat boyunca hafif gerginlik hissi oluyor ve ben bu gerginlikten hoşlanmıyorum. Kuru ciltler için yeterli değil maalesef. Maskeden sonraki gün cildimin daha canlı olduğu doğru ama bu maalesef bir günle sınırlı kalıyor. Stoklarımı bitirdikten sonra tekrar almayı düşünmüyorum. Başka yazılarda görüşmek üzere. Hoşça kalın.

Madamecoco.com Aralık Ayı Alışverişim


Herkese merhaba

Aralık ayının son günlerinde Madame Coco'nun güzel indirimlerinden yararlanarak bir alışveriş yaptım. Alışverişimin büyük çoğunluğu gördüğünüz gibi defterlerden oluşuyordu. Ajanda, defter, not defteri tarzı şeyleri çok seviyorum. Bulduğumda da böyle bol bol alıyorum. Bir kısmını hediye etme amaçlı aldım. Bir kısmı da benim ve annemin. Annemin aldığı birkaç ürün görselde yer almıyor. Fotoğrafa ancak bu kadarı sığdı. Kendime aldığım kutuyu da tahminimden çok daha büyük olduğu için buraya ekleyemedim ama linkini şuraya bırakıyorum. 10 litre kapasiteli kutuyu 15 tl'ye aldım. Şu an fiyatı daha uygun. 


Bloknot, defter ve yapışkan bloknotlar çok şirinler. Sık sık Madame Coco mağazalarından alıyordum. Bir süre almam artık sanırım :) Sol üstteki yeşil bloknot 3.12 tl, siyah defter 1.81 tl, diğer defterler tane 1.87 tl idi. Yeşil yapışkan bloknot 3.75 tl, 6'lı yapışkan bloknot 3.12 tl idi. 


Dikiş temalı defter 3.75 tl, gelincik defter ve yeşil çiçekli defter tane 2.44 tl, pembe spiralli not defteri 3.12 tl idi.



Alışveriş yapma sebebim şu minik dikiş setiydi. Mağazada görüp çok beğenmiştim. 9.37 tl'ye indiğini görünce hemen sepete ekledim. Mini mandal setini 3.12 tl'ye aldım. Şu an kullandığım ve çok sevdiğim duş jelini de 8.12 tl'ye aldım. Kesinlikle alıp deneyin. Muhteşem bir koku.

En üstteki görselde yer alan ürünlerden 4'lü kadife askıları 9.37 tl'ye, dekoratif banyo küvetini 6.25 tl'ye, lifi 4.37 tl'ye, masa temizleme fırçasını 4.37 tl'ye satın aldım.

27 Aralık'ta verdiğim sipariş 3 Ocak'ta teslim edildi. Ürünleri kutuya yerleştirirken pek özenmemişler. Bir defterim zarar görmüştü ve kutunun kapağı tam kapanmıyordu, iki yandan yukarı kalkmıştı. Kutu kolilenirken o şekilde olabilir ya da içindekiler kapağına baskı yapıp o hale getirmiş olabilir. Tüm aldıklarımı kutunun içine doldurup göndermişler. Bilemiyorum ama tekrar internet sitesinden alışveriş yapmayı düşünmem. Mağazadan şaşmamak lazım. Başka yazılarda görüşmek üzere. Hoşça kalın. 

Hepsiburada.com Efsane Cuma ve En Uzun Gece Alışverişim

Herkese merhaba

Bugün hepsiburada.com'un iki farklı indiriminden aldığım ürünleri yazdım. İlk önce Efsane Cuma alışverişimi sonraysa En Uzun Gece alışverişimi okuyacaksınız. O zaman başlayalım :)

24 Kasım'daki Black Friday'i bize Efsane Cuma olarak uyarlayan sevgili Hepsiburada.com'un indirimlerine kayıtsız kalamayıp bir dünya şey almıştım. Yine her zaman olduğu gibi memnun kaldığım bir alışveriş oldu. Alışverişin tek kötü yanı aldığım 4 parça ürünün neredeyse birer gün arayla gelmesiydi. Yani 4 gün arka arkaya kargo gelmiş oldu. Hızlı bir şekilde göndermeye çalışıyorlar ama ben hepsinin birlikte gelmesini tercih ederdim. Ya da en azından 4 parça ürünü 2'şerli gönderselerdi. 

Dan Brown - Başlangıç

Tamamlamaya çalıştığım Dan Brown'ın Robert Langdon serisinin son kitabı Başlangıç'ı %50 indirimde görünce dayanamayıp aldım. %50 indirimli fiyatı 19 tl. Daha uygun fiyata bulabileceğimi de sanmıyorum :) Seri yavaş yavaş tamamlanıyor. Eksik 2 kitabım kaldı. Onları da zaman içinde alıp okuyacağımı umuyorum.

Harry Potter serisi set - 8 kitap

Harry Potter film serisini kardeşim bana biraz zorla izletmişti ve inanılmaz sevmiştim. O günden beri de kitap serisini almak aklımdaydı. Çünkü benim için kitaplar her zaman önce gelir. Kitapzen isimli satıcı satıyordu. Fiyat 154 küsurdu. Çok uygun gelince kaçırmayayım dedim. 8 kitap için çok uygun geldi fiyat bana. Sanırım %40 indirimle almış oldum. Dediğim gibi uzun zamandır seriyi takip ediyorum. Bu arada kitapların biri hasarlı geldiğinde Kitapzen hemen değişimini yaptı. Çözüm odaklı çalıştıklarını ve çok nazik olduklarını söylemeden geçmek olmaz. Tekrar teşekkür ediyorum. 

Sony MDRXB550APL.CE7 mavi kulaklık



Kurban bayramından önce D&R'dan güzel bir Philips kulaklık almıştım. 130 civarıydı fiyatı ve yaklaşık 1 aylık bekleyişimin ardından D&R dalga geçer gibi ürünü temin edemedikleri için siparişi iptal ve parayı iade ettiklerini mail ile bildirmişti. O günden sonra da bir daha hoşuma giden uygun fiyatlı bir kulaklık bulamamıştım. Hepsiburada.com indirimini görünce ufak bir araştırmayla bu çok tatlı Sony kulaklığı aldım. Kendisiyle şu aralar aşk yaşıyoruz. Cidden çok güzel. Kendisini 149 tl'ye aldım. Modeli Sony MDRXB550APL.CE7

LCWaikiki pamuklu tişört

21 Aralık en uzun gece olduğundan indirimleri de beraberinde getirdi. Ben de bu indirimleri tüm aileye tişört alarak kullandım :) LC Waikiki'nin pamuklu tişörtlerini seviyorum. Aslında ailecek seviyor ve kullanıyoruz ancak artık mağazalarda pamuklu tişört bulmak çok zor. Maksimum üç çeşit pamuklu tişört oluyor. Diğerleri maalesef genel olarak polyester. Polyester ürünleri alıp kullanmadığım için sürekli alışverişlerden elim boş dönüyorum bu aralar. Trendyol, Hepsiburada gibi siteler yardımıma koşuyor neyse ki :) Kendim için bu iki tişörtü seçtim ve gerçekten de çok güzeller. Yeşil tişört 14.95 tl, pembe tişört 19.95 tl. Yine çok memnun kaldığım bir alışveriş oldu. Güvenemeyip alışveriş yapmaktan çekinen varsa gönül rahatlığıyla yapabilir. Her sorunu çözmeye çalışıyorlar. En çok alışveriş yaptığım site diyebilirim.

Hepsiburada'dan yaptığım alışverişlerden fazlasıyla memnunum. Özellikle kitap başı 1 tl kargo alması çok güzel. 50 tl ve üstü kargo bedava oluyor genelde ama bazen çok uygun fiyata bir kitap bulduğumda 1 tl kargo ödeyip o kitabı alabilmek güzel. Darısı diğer alışveriş sitelerinin başına diyeyim. Başka yazılarda görüşmek üzere. Hoşça kalın.

2017'de Okuduğum En İyi 20 Kitap

Herkese merhaba

Yazıyı yayınlamakta biraz geç kaldım. Yine de geç olsun güç olmasın diyerek yazdım :) Umarım beğenirsiniz. Değişik türlerde 2017 yılında okuduğum ve bayıldığım 20 kitabı fazla detaya girmeden yazdım. Detaylı olarak birçoğunun yorumunu verdiğim linklerden okuyabilirsiniz.


İpeği İşleyen Kız, okuyalı neredeyse 1 yıl oldu ama etkisi ilk günkü gibi devam ediyor. O kadar güzeldi ki yorumunu yazarken çok zorlanmıştım. Tavsiyem mutlaka herkesin okuması yönünde. Son yıllarda okuduğum en güçlü hikayelerden biriydi. Yorumumu okumak için TIK.


Emanet,  2017'nin son kitabıydı ve her zaman olduğu gibi yine çok etkilendim. Zaten Fatma Erdek romanlarından etkilenmemek mümkün değil. Yazar, kalbe dokunan romanlar yazmayı çok iyi başarıyor. O yüzden bu romanı da gönül rahatlığıyla öneriyorum.


Kresley Cole'ün uzun zamandır okumak istediğim serisi Immortals After Dark serisine nihayet başladım ve ülkemizde basılmış 9 kitabını okudum. Aman Allahım o nasıl güzel bir seriydi. Hemen herkese tavsiye ettim sanırım bu seriyi. Cidden başka bir dünyaya götürüyor okurken. Serinin devam kitaplarını merakla bekliyorum.


Damızlık Kızın Öyküsü'nü Kitap Ağacı Bursa ile beraber seçerek okuduk. Benim için efsane romanlardan biri oldu. Okurken kanımın donduğu sahneler olduğunu yıllarca unutabileceğimi sanmıyorum. Oldukça korkutucu bir dünyayı anlatıyordu ve okuyucuyu bolca düşündürüyordu. Listelerinize mutlaka ekleyin diyorum.


Katiller Çetesi, serinin ilk 5 kitabını okudum. 5. kitap biraz durgun olsa da benim için muhteşem serilerden biri. Yazarın başka bir serisini de okumuş, beğenmiştim ama bu seri kadar değildi :) Serinin son kitabı Kara Kurt yorumunu buraya bırakıyorum. Yazıda serinin önceki kitaplarının yorumlarını da bulabilirsiniz.


Mecburiyet, Zweig ile ilk tanışmam ve daha önce okumamış olmanın pişmanlığı. Mecburiyet'i bitirdikten sonraki ilk işim yazarın bende olmayan kitaplarını almak oldu. Bu kadar kısa bir kitapta bu kadar çok şey anlatabilmek herkesin harcı değil. Altı çizilesi onlarca satır vardı. Bir günde bitirsem de etkisi hala gitmiş değil.


1984, çok başka bir şeydi. Abartıldığından bile fazlası vardı. Fazla abartılan kitaplara hep mesafeli dururum ve okumayı mümkün oldukça geciktiririm. 1984'te belki iki yıl kütüphanemde okunmayı bekledi. Şimdi düşünüyorum da büyük haksızlık etmişim. Aldığım gibi okumalıydım. Korkutucu bir dünyayı okuyoruz ama şimdiki hayatımızdan da izler taşıyor. Bol bol düşündüren bir roman.


Körlük, ilk başlarda biraz durgun olsa da inanılmaz mesajlar veren kitap. Okurken o kadar çok şimdi böyle değil miyiz dedim ki resmen şimdiki insanlığı anlatıyordu. Saramago okumaya 2018'de de devam edeceğim. Diğer kitapları da fazlasıyla merak ediyorum.


Patron, hiç ummadığım şekilde bayılarak okuduğum bir roman oldu. Sanırım beklentim çok düşüktü ve kapağına bakarak konuyu çok farklı düşünmüştüm. Ters köşe yapan bu kitap benim için 2017'nin en iyilerinden biriydi. Reese ve Chase, efsane bir ikiliydi :) Yorumum için TIK.


Sineklerin Tanrısı'nı geçen yılın başlarında karlı bir günde okumuştum. Beni etkileyen kitaplardan biriydi ve etkilenmeyecek biri olduğunu da sanmıyorum. Çocuklar üzerinden anlatılanlar oldukça düşündürücüydü.


Kızıl İsyan serisi ilk kitabıyla beni hayal kırıklığına uğratmıştı. İkinci ve üçüncü kitapları ise seriyi benim gözümde en tepeye çıkarmaya yetti. Buradan üçüncü kitap olan Sabah Yıldızı'nın yorumunu okuyabilirsiniz. Yazıda ilk iki kitabın yorumuna ulaşabileceksiniz :) Mars konulu çok güzel bir distopyaydı.


Av Dönencesi, bana Büşra Toraman'ın kalemini sevdiren kitap diyebilirim. Daha önce yazarın Zincirlenmiş Kalpler kitabını okumuştum ve pek bana hitap etmemişti ama Av Dönencesi tam benlikti. Çok akıcıydı ve başladığım gibi bitirmiştim. Dawson hala aklımdan çıkmamış, kitabı düşününce direk o geliyor aklıma, öyle güzel bir karakter di :) Serinin devamı da umarım kısa sürede basılır. Yorumum için TIK.


Her Şeyin Bedeli, çok ağır bir şekilde okumuştum ama sıkılmadan ilerleyenler için muhteşem bir ikinci yarısı var. Olaylar zincirleme gelişiyor ve herkes kafasına göre takılsa dünya nasıl bir yer olur sorusuna muhteşem bir cevap veriyor. Fazlasıyla etkilenmiştim. 


Meleklerin Ateşi, Will Jaeger serisinin ikinci kitabıydı. İlk kitaptan çok daha hızlı aktığını söyleyebilirim. Hayalet Uçak'ta karakterlerin bolluğu biraz yoruyordu ama ikinci kitabı okurken hepsine aşina olduğum için çok keyifli bir okuma oldu. Bear Grylls, programlarını seviyorsanız bu roman size muhteşem gelecektir. Yorum için TIK


Ateşböceği Yolu'nu dünyada okumamış 3-5 kişiden biriydim sanırım :D Özellikle fuarda her gelen Kristin Hannah kitaplarını övdüğü için dayanamadım okudum. Cidden anlatıldığı kadar varmış. Tully'ye kitap boyunca hem kızdım hem üzüldüm ve Kate ile olan dostlukları çok güzeldi. Devam kitabının ilk kitap gibi etkileyici olmadığı söylendiği için onu okumayı sürekli erteledim. Umuyorum ki 2018'de o kitabı ve diğer Kristin Hannah kitaplarını da okumuş olurum. Yorumu buradan okuyabilirsiniz.


Tehlikeli Kızlar'ı okuyalı aylar olmuş ama hala zaman zaman aklıma geliyor. Nasıl etkilendiysem artık. Sanırım bu etkiye daha çok yazarın gerçek bir olaydan etkilenerek yazdığını söylemesi neden oldu. Olayı araştırıp, olayla ilgili belgesel ve film bile izledim. Size de tavsiye edebileceğim bir roman. İnanılmaz bir sonu olduğunu da söylemek gerek. Yorumum için TIK.


Anna Karenina, klasikleri okumayı kim sevmez ki... Ben, lisedeyken klasiklerin çoğunu okumuştum ancak şimdi çevirisine güvendiğim yayınevlerinin baskılarından tekrar okuyorum. Anna Karenina, lisede okuduğumda bende bu kadar yer etmemişti. İkinci okumam çok verimliydi. İlk okumamda anlayamadığım yerler olduğunu fark ettim. Zamana yayarak okumanın da bu konuda etkisi oldu. Kitabın kalınlığı göz önüne alınırsa bir an önce bitsin diyerek okumak çok iyi olmayacaktı. Ben de bu yüzden 1.5 ay gibi bir süreye yayarak okudum. Her sayfayı anlayarak okuduğum için de en çok etkilendiğim kitaplardan biri oldu. 2018'de daha fazla klasik okumayı hedefliyorum. 


Hush, Hush serisi, popülerliğinden dolayı çok sonradan aldığım bir seriydi. Aldıktan sonra da neredeyse bir yıl beklettim. Okuduğumdaysa keşke bekletmeseydim dedim. Bazı kitaplar boşuna abartılmıyor. Seri fantastik bir seri. Dili basit olsa da inanılmaz akıcıydı. Sanırım lise çağında okusam çok daha fazla etkileyici olurdu. Seriyi 5 günde falan bitirdim yanlış hatırlamıyorsam. Serinin son kitabı Final yorumu için TIK.


Karaceketliler İsyanı serisi, çıkmasını yıllarca beklediğim seriydi. Aimee Carter'ın Tanrıça serisinin son kitabında bu serinin ilk kitabının ilk bölümü vardı. Aradan yıllar geçmiş ama çıkmasını merakla beklediğimi hatırlıyorum. Sonrasında uzun yıllar bu seriden ses çıkmamıştı. Nihayet yayınevi ilk kitabı Piyon'u yayınladığında aşırı sevinmiştim. Aimee Carter'ın yazım dili öyle şaşalı değildir. Abartmaz. Basit bir dille hikayeyi en iyi şekilde anlatır. Bu seride de aynı şekildeydi. 3 kitaplık bir seriydi ve Ephesus Yayınları kısa sürede seriyi tamamladı ve seri benim en sevdiklerim arasında da yer aldı haliyle. Serinin son kitabı Şah, 2017 şubat ayında çıktı. Bu yüzden seriyi bu yazıya eklemeyi uygun buldum. Şah'ın yorumu için TIK.


Kaleydoskop Kalpler, çok severek okuduğum kitaplardan biriydi. 1 günde bitirdim. Kalp şeklinde kaleydoskop yapma olayı aşırı hoşuma gitti. Bir de tabii Elle ve Oliver çifti kitabı sevmemi sağladı. Aşkı güzel bir şekilde anlattığını düşünüyorum. Yoruma buradan ulaşabilirsiniz.

2017'de hedefim 120 kitap okumaktı ancak 100 kitap okuyabildim. Sanırım son 4 yılın en kötü sonucuydu bu. 110'un altına düşmüyordum genelde. 2018'de umarım hedeflerimin çok üstüne ulaşırım. Siz geçen yıl kaç kitap okudunuz? En beğendiğiniz kitap hangisiydi? Cevaplarsanız sevinirim. İyi akşamlar :)