RSS

Ocak Ayında Neler Okudum


Herkese merhaba

Bir süredir düzenli yazamıyorum. Zaten geçen ay bilgisayarım bozulmuştu. Çok sık uğrayamadım buralara. Şimdi de fark ettim ki 200'den fazla takipçim azalmış. Neden böyle oldu onu da bilmiyorum. Kısaca moralim oldukça bozuldu şu an :( Neyse KPSS'ye hazırlık falan derken yazılacak onlarca yazı taslak halinde beni bekliyor. Bu hafta fırsat buldukça yazmaya çalışacağım. Umarım yazıları hazırlayıp yayınlayabilirim :)

Geçen ay neler okudum kısmına geçecek olursam 8 kitap okuyabilmişim ki bunca kafa yorgunluğunun üstüne iyi okumuşum :) Cidden kitaba başlarsam testler kalıyor. O yüzden mümkün oldukça başlamıyorum. Biraz fazla uzattım sanki. Yavaştan kitaplara geçeyim.

Yeni yılın ilk kitabı olarak Jennifer L. Armentrout / Lanetli'yi seçmiştim ve iyi ki okumuşum dediklerim arasında yerini aldı. Yazarın daha önce de kitaplarını okumaya niyetlenmiştim ama fırsat olmamıştı. Şimdi neden bu kadar geç kaldım diye kızıyorum kendime. Fantastik türde roman okumayı seviyorsanız kesinlikle Lanetli'yi es geçmeyin. Serinin devam kitabı sanırım yurt dışında henüz çıkmadı. Goodreads'te yazan 2016 Eylül'de çıkacağı ama o kadar beklenir mi ya???


Neşeli kitaplar temama uygun olarak ikinci kitabımı Nemesis Kitap'tan seçtim. Ancak sonradan fark ettim ki serinin 2. kitabından başlamışım. Serideki her kitap ayrı karakteri anlattığı için çok sorun olmadı neyse ki. Şöyle eğlenceli havanızı değiştirecek bir kitap arayışındaysanız Catherine Bybee / Pazartesi Düğünümüz Var'ı tavsiye ederim. Fırsat bulunca serinin diğer kitaplarını da okuyacağım.

Bir Masum Menekşe tur kitabımızdı. Sürükleyiciydi, hızlıca okuyup bitirdim ama pek ısınamadım. Detaylı yorum blogta olduğundan kısaca geçiyorum.

Kiera Cass / Veliaht Prenses'in çıktığını görünce her şeye rağmen hemen okumam gerektiğini biliyordum. Çünkü Seçim serisini cidden seviyorum ve severek okudum. Babasından sonra kraliçe olacak Eadlyn'in hikayesini muhtemelen siz de seveceksiniz :) Şimdi de sırada novella olan Kraliçe ve Gözde var. Tabii ki Eadlyn'in seçimi ne olacak? O da büyük merak konusu.


Heidi McLaughlin / Sonsuza Kadar Benim yine Yabancı Yayınları'ndan çıkan ve ilgimi çeken bir kitaptı. Meraktan oturup bir günde okudum. Çok beğendim. Liam'ı okurken hadi oğlum vazgeçme sakın falan diyerek okudum. Doktor'a acayip sinir oldum. Baya kaptırdım kendimi yani. Bu tarz seviyorum ben onu iyice anladım.

Nina Croft / Teslimiyet'e uzun zamandır merak ediyordum ve tek günde okuyup bitirmelik bir kitap istediğimde bir şekilde elim ona gitti. Akıcı bir romandı. Ben sevdim. En azından 5 üzerinden 3 puan aldı benden :)

Sait Faik Abasıyanık / Mahalle Kahvesi dahil olduğum Türk Klasikleri Okuma Grubu'nun Aralık kitabıydı ancak ben ancak Ocak'ta bitirdim. Kısa öykülerden oluşmasına rağmen bir türlü kaptıramadım kendimi. Oysa ki Sait Faik'i severek okurdum. Zamanlamam yanlıştı sanırım bu kez.


Nalini Singh / Başmeleğin Öpücüğü, Lonca Avcısı serisi 2. kitabı. İlk kitap Meleklerin Kanı'nı okuduktan sonra ne olacak acaba diye ara ara aklıma geliyordu. Daha fazla erteleyemedim ve okudum. 5 üzerinden 5 puanlık bir kitaptı yine. Ancak ben şimdi de 3. kitabı çok merak ediyorum. Umarım çok yakında çıkar. 

Şimdi fark ettim ki iki kitap dışında hep seriye ait kitaplar okumuşum. Aslında daha çok merak ettiklerimi okudum diyebilirim. Biraz seçmece gibi oldu :) Şu an okumaya devam ettiğim ve oldukça ağır ilerleyen iki kitap var. Onları bitirmeden yeni kitaba başlamama kararı aldım. Bu ay kendimden pek beklentim yok :) Sanırım yazacaklarım bu kadar. Şimdilik hoşça kalın.

Kadınımın Şarkısı - Eda Yıldırım / Kitap Yorumu


Herkese merhaba

Yeni bir kitap yorumu ile geldim. Yazarın 2. kitabı. Ben ilk kitabı da okumuştum. Hatta blog tur yapmıştık. Takip edenler o kitabı ne kadar beğendiğimi bilirler. Peki, bu kitapla ilgili neler düşündüm? Önce konudan biraz bahsetmek istiyorum.

Sea ve Robert'ın hikayesini okuyoruz bu kitapta. Sea, Türk kökenli bir kız. Babası Türk, annesi Amerikalı. Türkiye'de doğsa da Amerika'da yetişmiş ve ne oralı ne buralı olabilmiş bir kız. Tiyatro sanatçısı ve işinde çok başarılı. Uzun yıllardır iyi giden bir ilişkisi var. Düet teklifi geldiğinde hayranı olduğu şarkıcı ile düet yapacak olmanın heyecanı sarar Sea'yi. İki güçlü ses bir araya gelirse bu düet nasıl olur sizce?

 Robert çok ünlü bir şarkıcıdır. Aslen İngiliz olsa da Amerika'da yaşayan çapkınlığıyla ün salmışbiri. Hani genç kızların hayranı olduğu şarkıcılar vardır ya işte Rob onlardan biri. Bir düet sebebiyle Sea ile yolları kesişiyor ve olaylar bu düetle birlikte değişiyor. Süet sebebiyle turnelere de birlikte çıkan ikili arasında neler olacak neler? Tabii ki kolay bir aşk hikayesi değil bu. Okuyanlar sanırım ne demek istediğimi anlayacaklar. 

Kitabı uzun olması dışında çok başarılı buldum. Okurken bir noktadan sonra kitaptan kopmaya başladım. Kurgusu, yazımı vb. şekilde olaya bakınca ciddi anlamda başarılı bir kitap. Ancak uzadıkça tadı azalmaya başladı benim açımdan.

Kapak başta alakasız gibi gelmişti bana ama içerikte müziğin bol bol yer aldığı düşünülürse oldukça normal bir kapak :) Yine de aynı yayınevinden yapılan önceki baskı kapağını ben konuya çok daha uygun buldum. Akıcı olmasına da değinmeden geçmeyeyim. Ciddi anlamda son 150 sayfaya kadar elimden bırakamadım. Daha önce de söylediğim gibi son 150 sayfa daha kısa tutulsa benim açımdan çok daha keyifli bir kitap olabilirdi. Sanırım yazacaklarım bu kadar. Başka yazılarda görüşmek üzere...

Bir Masum Menekşe - Kathryn Kramer / Kitap Yorumu


Herkese merhaba

Turun son gününe gelmiş bulunuyoruz. Son günkü yorumlardan biri de benim yorumum olacak. İlk olarak kısaca kitabın konusundan bahsetmek istiyorum. 

Stephen Valentine, yıllar önce ülkesinden ayrılıp Venedik'e yerleşmek zorunda kalmıştır. İngiltere kralı değiştiğinde, İngiltere'deki topraklarını geri istemek için saraya gider. Hiç ummadığı olaylar gelişir. Madrigal'ı ilk gördüğünde onun kim olduğundan haberi yoktur ve kendini ondan etkilenmiş olarak bulur.

Madrigal, ailesini kaybettikten sonra İngiltere kralının himayesi altında yaşamaya başlamıştır. Sarayda lavta çalarak çevresindekileri etkilemeyi başarmaktadır. Stephen ile karşılaşan Madrigal aralarındaki şeyin aşk olduğunu düşünse de Stephen'ın davranışlarına anlam veremez. Krala kurulan komployu istemeden öğrendiğinde bu haberi krala ulaştırmaya karar verir ve kendinde birtakım değişiklikler yaparak halk ozanı kılığında yollara düşer.

Kitabı hızlı bir şekilde okudum. Akıcılığı orta düzeydeydi. Stephen ve Madrigal'ın hikayesi bize o dönemin şartları hakkında bilgi veriyordu. Güller Savaşı'nı okumak hoşuma gitti. Tarihi aşk romanı türündeki kitabın benim için olumsuz tek yanı Türkler ile ilgili ara sıra geçen negatif cümlelerdi. 
Bir şekilde milliyetçilik duygularımı harekete geçirdi. Türkleri haksız yere küçük gösteren sahnelerden rahatsız oldum.

Kitabın kapağı güzeldi ancak konuyla uyumla değildi. Orijinal ismi(Desire's Masquerade) ile bizdeki adı arasında pek bir bağ yok. Her şeye rağmen 1400'lü yılları okumak güzeldi. Benim bu kitap için puanım 3/5 idi. Yeni turlarda görüşmek üzere... Hoşça kalın.

Bir Masum Menekşe - Kathryn Kramer / Ön Okuma




Turun ilk günü size kitabımızdan ufak bir bölüm sunmak istedik. Keyifli okumalar. Çekiliş için RKBT Facebook sayfasına bekliyoruz.

Kızgın Kum Bahçesi - Corban Addison / Kitap Yorumu


Yazarın okuduğum 2. kitabı Kızgın Kum Bahçesi. İlk kitabı yıllar önce okumuş ve aşırı derecede etkilenmiştim. Bu kitap çok daha fazla etkiledi. Yazarın kitapları kurgu olsa da gerçekte yaşanan olayları ele alıyor ve çok iyi işliyor. 

 Öyle akıcı ki okudukça üzülüyor insan. Yine de elinden bırakamıyor. Kızgın Kum Bahçesi, Zambiya'yı anlatıyor. Amerikalı bir avukat olan Zoe'nin Afrika'da CILA'nın avukatlarından biri olarak çalışması ve kendi sorunlarının yanı sıra dünyaya faydalı işler yapma çabasından yola çıkılmış. Ona gelen davalardan birinde Down sendromlu Kuyeya ile tanışıyoruz. 

Kuyeya, 15 yaşında ve bir gece tecavüze uğruyor. Afrika'da çok yaygın bir şey ve kimin yaptığı kanıtlanamadığı için genelde ceza verilmiyor. Böyle bir ortamda CILA acil müdahale ekibi bu davayı aydınlatmaya çalışıyor. Çok zor bir dava olacağı en baştan belli ama hiçbirinin yılmaya niyeti yok. Dava aylarca sürüyor. İki hakim degişiyor. Zaman zaman umutlar tükeniyor. Bir yandan da Kuyeya iyileşsin diye çaba gösteriliyor ve gerçekler ortaya çıktıkça dava hiç umulmayan bir noktaya geliyor. 

 Zoe'nin geçmişte yaşadıkları su yüzüne çıktıkça tercihlerini daha iyi anlıyor insan. Annesinin yolundan gitme nedenleri, babasıyla sorunlu ilişkisi, kardeşine açıklayamadığı sırrı... Hepsi birbiriyle bağlantılı. Bir o kadar da anlamlı. O kadar sorunun arasında aşka inanmayan bir kızın aşkı bulma sürecini okuyoruz aynı zamanda. Aşkı da türlü sınavlardan geçiyor ve zor bir karar onu bekliyor.

Kitabı bitirdiğimde ne yazacağımı çok düşündüm ama şu an yazarken kelimeler aktı gitti. Etkileyici derken ciddi anlamda etkileyici olmasından bahsediyordum. Böyle şeylerin yaşandığını bilmek insanı fazlasıyla etkiliyor.Bazı ülkelerde durum bundan bile kötü belki de. Yapılması gereken şeyler belliyken yapılmaması ne acı. Dünya böyle bir yer olmak zorunda değil. Neyse ben bu konuyu daha fazla uzatmadan burada bırakıyorum. Feniks Kitap, bize böyle romanlar çıkarmaya devam et lütfen. Dünyada her şeyin sandığımız gibi iyi olmadığını bilmemiz gerek diye düşünüyorum.