RSS

İlk Defa - Cora Carmack / YORUM (Losing It #1)


Orijinal İsim: Losing It
Yazar: Cora Carmack
Çevirmen: İmge Tan
Yayınevi: Pena Yayınları
Sayfa: 280
Baskı Yılı: 2014

Bliss, üniversiteyi bitirmek üzeredir. Aşırı mantıklı ve söylemeye gerek bile yok ama derslerinde de son derece başarılı bir öğrencidir. Onun tek sorunu üniversiteyi bakire olarak bitirecek olmaktır ve arkadaşı Kelsey onu bu dertten kurtarmak için hemen o gece onu bara götürür.

Barda umudunu kaybeden ve tuvalete gitmeye kalkan Bliss'in gözüne Shekaspeare okuyan bir adam çarpar ve yanından geçerken nasıl olduğunu anlamadan adama bu numarayla kız tavlamak istiyorsa barın kalabalık kısmına geçmesi gerektiğini söyler. Adam yani Garrick başını kaldırır ve o mavi gözleri gören Bliss olduğu yerde öylece kalır.

Aralarında başlayan sohbet Bliss'in evinde son bulur ancak Bliss yapamayacağını anlayıp saçma bir bahaneyle apar topar kendi evinden çıkar. Ve ertesi gün okuldaki yeni tiyatro hocaları bilin bakalım kimdir?

Yine bir serinin ilk kitabı. Diğer kitaplarda Cade, Kelsey gibi Bliss'in arkadaşları anlatılıyor. Kitabın dili oldukça sade. Eğlenmelik bir kitaba ihtiyacım var diyorsanız bu kitap size göre olabilir. Akıcı olduğunu da söylemeliyim. Garrick ve Bliss çiftini sevdim ben. Yazar abartmamış ve tadında bırakmış. İkinci kitap Aslında ismiyle yayınevinden çıktı. Ben henüz okuyamadım, o da sırada bekleyenlerden :) Bakalım 3. kitap ne zaman çıkacak?

ARKA KAPAK

Üniversitenin tek bakiresi olarak mezun olmak istemeyen Bliss hızlıca birini bulup bu işi çözmeye karar verir. Mümkün olduğunca çabuk... Tek gecelik bir ilişki... Bliss o kişiyi bulur ancak gerçekten gülünç bir bahaneyle onu yatakta bırakarak kaçar. Ertesi gün sınıfa giren yeni tiyatro öğretmeni ona çok tanıdık geliyordur. Bliss tam sekiz saat önce onu yatakta bırakmıştır... Yalnız... Çıplak...


Fincanımda Cola Var - Sadettin Ökten / YORUM


Orijinal İsim: Fincanımda Cola Var
Yazar: Sadettin Ökten
Yayınevi: Tuti Kitap
Sayfa: 232
Baskı Yılı: 2014

Ağır ilerleyen bir kitaptı. Sindirerek okumak gereken kitaplar vardır ya bu da onlardan biriydi. Aynı zamanda öğretici bir kitaptı. Bölüm bölüm ilerliyor ve bahsettiği kişi ve kavramlarla ilgili yanlarda kısa notlar var.

Geçmişin ve bugün kıyaslaması var çoğunlukla. Kaybolan değerlerimiz üzerine çıkarımlar yapılmış. Kullanılan kelimelerden halk dilinde kullanılmayanlar yine kenarda not olarak açıklanmış. Köşedeki bu bilgiler şahsen benim hoşuma gitti. Şöyle ki KPSS'den önce bu kitabı okumuş olsam sınavdaki 2 soru benim için çok basit sorular olurdu ancak sınavda bana pek basit gelmedi :)

Genel kültür için artık ders kitapları yerine bu tarz kitaplar okumaya yönelmeliyiz sanırım. Sınav maratonu her yıl daha da zorlaşıyor çünkü. Bu konudan çıkmam zor olacak o yüzden yazıyı bitirmek istiyorum. Umarım herkes sınav için verdiği emeklerin karşılığını alır :)

ARKA KAPAK

Kenarında lokumu, nakışlı fincanı, baştan çıkaran kokusu, 40 yıllık hatırı taşıyan lezzetiyle bizi tarif eden en doğru semboldü o... O; dostluktu, komşuluktu, paylaşmaktı, medenilikti… Zaman geçti… Biz değiştik… Kalabalık kentlerde, yüksek apartmanlarda yaşamayı seçtik… Yalnızlaştık... Medeni şehirlilerden, uygar kentlilere dönüşürken; bizliğimiz benliğe doğru yürüdü.

Bu kitabın sayfalarında, fincanlarımızda kahve olan dönemler var… Bu kitabın sayfalarında, bugün var… Bu kitabın sayfalarında, Prof. Dr. Sadettin Ökten'in bilge yaklaşımıyla geniş bir medeniyet sohbeti var. Kahvenizi unutmayın!


Pabucumun Ajanı 2 - Asude / YORUM


Orijinal İsim: Pabucumun Ajanı 2
Yazar: Asude
Yayınevi: Ephesus Yayınları
Sayfa: 655
Baskı Yılı: 2014

Bekletmeden Pabucumun Ajanı 2'nin yorumunu yazmak istedim.

Kurumsal Kasıntılıktan Kurumsal Kocalığa terfi eden Tuna, ajanlıktan bihaberken zorunlu ajanlık yapan Deniz... Yine garip olaylar... Uranüslü Tuna ve Dünyalı Deniz'in ilginç hikayesi kaldığı yerden devam ediyor :)

Mert ve Yasemin'in hikayesi de bu romanda yer alıyordu ve çok eğlenceliydi. Tekin, en gizemli karakterdi, yazardan öğrendiğim kadarıyla Tekin'in hikayesi ayrı bir kitap olacak. Dikkat Aşk Çıkabilir karakterlerinin çok kısa da olsa bu romanda geçmesi güzeldi. Martin ve İlkim'in hikayesini de merak ediyorum. Kitap elimde ama henüz okuyamadım :)

Tuna'nın laf dinlemeden atıp tutmaları, Deniz'in pes etmek için fırsat bekliyor görünümü veren halleri beni deli etti. "Kurumsal Odun" olmayı Tuna haketti bence bu kitapta. Büsbütünüyle ve Söyle kelimeleri başka bir anlam buldu sanki :) 655 sayfa kolay okunur mu derseniz böyle oldu mu kolay okunuyor.

Umut'un yarım yamalak konuşan hallerine bayıldım. Deniz'i ajan olmaya mecbur eden kişi ortaya çıkınca şok oldum. Yine de kahkaha atarak okuduğum bir roman oldu. Akıcılığı ve eğlencesi ilk kitap gibiydi.

Ve son olarak kapak... Yine kitaptan bir sahne... Bayılmıştım ilk gördüğümde ama şimdi daha anlamlı oldu. Ve aslında bavulda yazanlara eklenecek onlarca kelime var :)

ARKA KAPAK

Macera yandığı yerden devam ediyor!

Evet, o ateş hâlâ yanıyor ve kimse söndürmek istemiyor!

Tuna Üstüner'le yaşadığım delidolu, dengesiz, kavgalı, bir o kadar da tutku dolu aşkım bana yepyeni bir hayat bahşetmişti. Öncelik sırasında birinciliği kimseye kaptırmayan bu adamın kollarında, bakışlarının gölgesinde, sahiplenici varlığının esaretinde olmak müthişti. Yeni bir kimliğe sahip olmuş, Deniz Üstüner olmanın lüksüne varmıştım. Kurumsal Kasıntım beni kendi dünyasına almış ve benim dünyama girmişti. Her şey o kadar güzeldi ki, bir hayal gibi…

Ta ki o güne kadar!

Saklanan sırlar çözülüp, gizlenen yalanlar açığa çıkınca, o hayal dünyası da yıkıldı. Ama benim o enkazın altında kalmaya hiç niyetim yoktu. Peki, buz tutan bir kalbi yeniden ısıtabilir miydim? Belki bunu ben yapamazdım, ama kaçınılmaz olarak yeniden bir araya geldiğimizde, Tuna'nın kalbi bu savaşa tek başına girmek zorunda kalacaktı.

Bir yandan yaralı kalplerimizle biz, diğer yandan tatlı ve gizemli bir aşka yelken açan Yasemin ve Mert…

Kazanan aşk mı, ayrılık mı olacak?

Bildiğim tek şey, bu hikâyede herkes yanacak!


Hamuş - Sinan Yağmur / YORUM (Aşkın Gözyaşları #4)


Orijinal İsim: Hamuş
Yazar: Sinan Yağmur
Yayınevi: Karatay Akademi
Sayfa: 288
Baskı Yılı: 2013

Sinan Yağmur kitaplarını okumayı hep sevmişimdir. Okurken bana kattığı çok şey olduğunu fark ediyorum ve zamanı verimli kullandığım için seviniyorum. Çünkü okurken de seçici olmak ve bize bir şeyler katacak kitaplar seçmek önemli.

Öncelikle bu kitabı serinin birinci ve ikinci kitaplarıyla kıyaslayamam. Onların yeri çok farklı. Ancak Hamuş'u okurken de zaman zaman gözlerim yaşardı. Okudukça günümüzdeki aşklar ne basit dedim durdum.


Allaha yönelmek, Allah aşkı gibi konulara yönelen bu kitap ilk 3 kitabı okuyanların merak ettiği Hamuş kelimesini anlatıyor. Bir kelime deyip geçmeyin, ne derin anlamlar var o kelimede. Şems'in tasavvufun ilk Hamuş'unun Hallac-ı Mansur olduğunu Mevlana'ya anlatmaya başlamasıyla Hallac-ı Mansur'u tanımaya başlıyoruz. Kitapta ilk 130 sayfada Şems ve Mevlana var, ilk iki kitabın hatırlatması gibi biraz bu bölümler. Benim hoşuma gitti. Okurken de okumaktan ziyade hissederek okumak gerek diyor ve yazımı bitiriyorum.

ARKA KAPAK

Tebrizli Şems'in dilinden Hallac'ı okumak...

Aşk; bir elif miktarı sevilmek için gelen her çileye kimi zaman darağacında kimi vakit kör bıçaklar arasında bir vav gibi hamuş olabilmektir.

Hamuş yani susmak. Susmak halvetti Hira'da, susmak En'el Hak'tı Hallac-ı Mansur'da, Hamuş olmaktı yârin alfabesiz halinde Mevlana'ca. 

Ve susmak visal orucuydu maşukta, iftarını şehadet şerbeti ile açan Şems misali.

Suskunuz. Kin ve garazdan uzaktayız. Biraz dargın biraz da boz bulanığız o kadar. Aldatıldık biz de aşk yolunda. Yâre kırıldık ama yolu terk etmedik Şems. Sen yüreği yaralı olana gelirsin. Bize neden gelmiyorsun Şems? Hem vuslat hem hicransın dost yüreklim! Yanımızda bizimleyken yaramızda olmayan... Bizler de Mevlâna misali alıp kalemi elimize "Hamuş" yazsak düşer miydin yollara? Gelir miydin acılarımıza? Dokunur muydun yüreklerimize?


Ha: Hallac, Mim: Mevlana, Şin: Şems... Hamuştu onlar. En Sevgiliye sevdalıydılar. Aşkın uzun yol arkadaşları. Tüm kötülükleri güzellikle savuşturanlar, susanlar, iyilik kardeşleri, aşka namzet secde kardeşleri, susayanlar, ölüm sözcüğünü aşkın soluğundan içenler... Aşkın "Hızır"ları...



Pabucumun Ajanı - Asude / YORUM


Orijinal İsim: Pabucumun Ajanı
Yazar: Asude
Yayınevi: Ephesus Yayınları
Sayfa: 504
Baskı Yılı: 2014

Herkese merhaba

Asude'nin okuduğum ilk kitabıyla karşınızdayım.

Deniz'in Uranüslü aşkı Tuna Üstüner ile olan diyalogları, onunla ve çevresindekilerle ilişkileri kitabın ana konusu. Tuna, Kurumsal Kasıntı, Kurumsal Öküz vb. lakaplara sahip. Tabii ki bu lakaplara kavuşması Deniz'in sayesinde oluyor. Bir de çılgın Deniz ajan oluyor. Daha doğrusu olmak zorunda kalıyor. Ne ajan ama pabucumun ajanı dedikleri kadar var.

Deniz ilginç bir karakter. Bazı noktalarda kendime benzettim. Tuna kasıntılıkta zirve yapmış ama sebepsiz değil bu durum. Deniz'in sırları ortaya çıkınca bakalım neler yapacak? Oldukça akıcı ve eğlenceli bir romandı. Benim çok beğendiğim bir roman oldu. Ne yüzeysel geçilmiş ne de ayrıntıya girilmiş, keyifle okunabilecek, dozunda bir roman olmuş. Kitaptaki hitaplar, benzetmeler yer yer kahkaha attırabilecek nitelikte.

Son olarak kapaktaki kızın ayakkabıları mor olsaymış cuk oturacakmış kapak :)

ARKA KAPAK

Ben Deniz Akın; Fiyasko Birlik Başkanı, yirmi beş yaşında, babasının kızı, annesinin kız kurusu, ekonominin niteliksiz iş gücüyüm. Klasik bir dünyalı, yurdum insanı, fazlaca dağınık ve meteliğe kurşun değil, ancak palavra sıkan beş parasız biriyim.

Tuna Üstüner ise 'Enler' listesinin zirvesinde bir yakışıklı, holdinglerin genç veliahdı, titiz ve disiplinli tam bir Kurumsal Kasıntı. Ben bir enkazsam o bir saray, ben bir köleysem o bir kral, ben bir esintiysem o bir tufan. Ve o benim hem felaketimin, hem de kurtuluşumun adı.

Bizim hikâyemiz nefretle başlayıp, şiddetle devam ederek, aşkla yol aldı. Beni şirketinden kovması hiçbir şey ifade etmiyordu, çünkü kanunlar bizi birbirimize mecbur bırakmıştı. Tuna her gün beni görecek ve ben her gün onun aşkıyla savaşacaktım. Bu aşk çıkmazının ortasında onu mahvetmek için tutulan bir ajan olduğumu ise çoktan unutmuştum.

Hem de onunla evlenecek kadar!


İki Renk Aşk - Fatih Murat Arsal / YORUM


Orijinal İsim: İki Renk Aşk
Yazar: Fatih Murat Arsal
Yayınevi: Ephesus Yayınları
Sayfa: 688
Baskı Yılı: 2014

Herkese merhaba

Bu roman öncekilerden farklı olacak, hazırlıklı olun :) As karakterimiz 34 yaşındaki Vural. Zengin ama sıfırdan yükselmiş bir adam. Başından çok şey geçmiş, uzun yıllar yurtdışında yaşamış, farklı alanlarda çalışmış, bir çok firmanın kârını katlamış ve en son tüm birikimiyle birlikte Türkiye'ye dönmüş. Bursa'da yeğeni Gürkan'ın çalıştığı elektrik şirketine ortak oluyor. Ortağının kızı Aysun, o kız Vural'ı bir şekilde çekiyor. Hele yanlışlıkla da olsa o kız tarafından öpüldüğünü düşünmek ve o kızın yeğenine aşık olması işleri karmakarışık bir hale getiriyor.

Aysun, 26 yaşında, Amerika'dan kesin dönüş yaparak ailesiyle yaşamaya başlayan bir kız. Babasının şirketinde çalışan Gürkan'a aşık ve onunla gelecek hayalleri kuruyor. Babasının yeni ortağı Vural'a Gürkan'ın amcası olmasına rağmen hiç ısınamıyor. Adamın gri saçları, yüzündeki ve boynundaki yanık onu bir şekilde çekici gösterse de ondan hoşlanmadığı konusunda inat ediyor. Hele bir de yanlışlıkla o adamı öptüğünü düşündükçe işin içinden hiç çıkamıyor.

Gürkan, kararsızlığın doruklarında takılan bir karakter, beni sinir etti. Ayça ziyan oldu gibi görünse de sonradan onun için bir umut doğdu. Aysun saf mı saf numarası mı yapıyor gibi düşüncelere kapılmanız çok normal, ben de aynı şeyi düşündüm ve davranışları sinirlerimi bozdu :) Vural'a gelirsek adam gönüllerin kahramanı, iki renkli adam o :) Olgun kişiliği ile diğer karakterler, dengeliyor. Vural'ın gri saçlarına, yanıklarına ve yanıkların oluşma sebebine girmeyeceğim. Can alıcı noktalar onlar. Okudukça anlayacaksınız zaten. Ama aşk engel tanımaz mesajını sevdim :)

Kitabın Bursa'da geçmesi fazlasıyla hoşuma gitti. Doğal ve tarihi güzellikleriyle Bursa'yı okumak güzeldi. 

Kitabın en aklımda kalan sahnesi Aysun ve Vural'ın yanlış hatırlamıyorsam bürolarının girişinde asılı tablolardan birine bakma sahnesiydi. Aysun'un incelemesi ve vardığı sonuç benim hoşuma gitti. Kızımızın akıllandığı sahne de diyebiliriz ona :)

Vural'ın arkadaşları Selim ve Kara'ya gelecek olursak Kara, Yemin kitabındaki karaktermiş. Selim'in birkaç aya kitabı çıkacakmış. Merakla beklenen karakter benim için :) Aysun'un ablası Ayça'nın da ayrıca kitabı çıkacakmış. Umarım talih yüzüne güler :) 

ARKA KAPAK

Genç kız için aşk tek renkti! Kırmızıydı...
Ve çok yakışıklı, uzun bir adama âşıktı...
Bir başka erkeğe karşı kalbi çoktan kapanmıştı.
En azından öyle sanıyordu...

Ama karşısına böyle bir adamın çıkacağını bilemezdi!
Hayatın sürprizlerini üzerinde barındırır gibiydi.
Yanan düşlere, gri saçlara, tehlikeli gülüşlere sahipti.
Mıknatısla çekilir gibi kaderi ona koşuyordu.
Keşke onu yanlışlıkla öpmeseydi...
Keşke onu itici bulduğunu belli etmeseydi...
Keşke birlikte zaman geçirmekten kaçınabilseydi...
Ve keşke... tehlikeli olduğunu hissedebilseydi!

Geç kalmıştı!
Gerçek aşkı, gerçek tutkuyu,
hiç tanımadığı farklı bir adamın güçlü kollarında buldu.
Bu iki renkli adam onun kaçamayacağı kaderiydi!

Önyargılarla başlanan aşk yolculuğunda, yolunu kaybetmiş bir genç kızın
aşka sürüklenişini destekleyeceğiniz bir FMArsal romanı daha!


Hayallerin Kadar Yakın - Donna VanLiere / YORUM


Orijinal İsim: The Good Dream
Yazar: Donna VanLiere
Çevirmen: Gülfem Çırak
Yayınevi: Novella Yayınları
Sayfa: 383
Baskı Yılı: 2014

Sarah Ivorie Walker, 30 yaşını geçmiş, babasından birkaç yıl sonra annesini de kaybdince koca evde yapayalnız kalmıştır. 6 abisi vardır ancak sadece Henry ile aynı kasabada yaşamaktadır. Henry, eşiyle birlikte Morgan Hill'de market işletmektedir.

Küçük bir kasaba olduğundan insanlar birbirine bağlı ve herkes birbirini tanıyor. Yaşadıkları kasabanın tepeleri var ancak tepelerde daha önce hırsızların yaşadığı ancak o sırada kimse yaşamadığı düşünülüyor ve kimse oralara gitmiyor.

Ivorie, George ile belki de ilk kez mutluluğu yakalayacağına inanıyor, köpeği Sally ile de mutlu. Her şey yolunda giderken evinin bahçesinde sıska, konuşmayan ve berbat halde bir çocuk yakalıyor. Bahçesinden eksilen sebzelerin bu çocukla ilgili olduğunu fark ediyor, onu doyuruyor ve tepelerde yaşadığını anlıyor. Bu noktadan sonra verdiği karar, bir kadının ne kadar cesur olduğunu kanıtlarken, sırların ortaya çıkmasına ve her şeyin tersine dönmesine sebep oluyor.

Çocukla ilgili sırrın okuyucu açısından ortaya çıkması iyiydi ama eksik bir kitaptı bence. Havada kalan yerler vardı, az daha ilerleyebilir veya biraz ayrıntı katılabilirdi. Dediğim gibi bu hali eksik kaldı benim için. Sonu dışında okumaktan keyif aldım. Kapakta da yazdığı gibi "Yüreğindeki Işığı Kaybetmeyenlerin Hikayesi" fazlasıyla etkileyiciydi.

Kadife dokulu kapak çok hoştu. Kapaktaki şişeler bile romanda anlam buldu. Novella'nın puntolarını da seviyorum zaten, rahat okunuyor :)

ARKA KAPAK

Yüreğindeki ışığı kaybetmeyenlerin hikâyesi...

1950'lerin Tennessee'si... Kasaba halkı tarafından kız kurusu olarak görülen Ivorie Walker, anne ve babasının ölümlerinin ardından büyük bir yalnızlığa gömülür. Her ne kadar bağımsız görünmeye çalışsa da hayatı boyunca tek başına kalmaktan korkmaktadır.

Bir gün bahçesini mahveden kirli suratlı, sıska bir çocukla karşılaşır ve bu çocuğu bir türlü aklından çıkaramaz. Onu, başkasının bahçesinden bir şeyler çalıp yemeye itecek çaresizliğin nedenini, yaşadığı tepelerde neler çektiğini merak eder. 

Bu çocuk kimdir? Tepelerde ne işi vardır? Nereden gelmiştir? 
Ve en önemlisi, Ivorie onu kurtaracak bir şey yapabilecek midir? Sorularına cevap bulmak için her şeyi göze alan Ivorie, sırların gömülü kalmasını tercih edenlerle dolu kasabasında büyük bir fırtınaya yol açmak üzeredir. Ivorie ve küçük çocuk acaba bu fırtınaya rağmen ayakta kalabilecekler midir? 

"Bir kadının yaralı küçük bir çocuğu kurtarmak için duyduğu sevginin, adanmışlığın ve gösterdiği cesaretin hikâyesi… Donna VanLiere 1950'lerin güneyini, zamanın masumiyeti ve kötülüğü içinde inandırıcı bir şekilde yeniden yaratmış. Çok güzel bir hikâye…" 
-Kathleen Kent-

"Hayallerin Kadar Yakın, hiç alışılmadık bir şekilde birbirlerini kurtaran insanların muhteşem öyküsü. Bu kitapkalbinizi fethedecek."
-Jenna Blum-

"Hem iç acıtıcı hem de kurtarıcı, Hayallerin Kadar Yakın, sevgi gibi böylesine büyük bir gücün bir yaşamı nasıl değiştirdiğini gösteriyor."
-Katherine Howe-