RSS

Tatlı Ateş - Jamie McGuire / Kitap Yorumu (Maddox Kardeşler #3)


Merhaba arkadaşlar :)

Maddox Kardeşler serisinin 3. kitabı çıkalı aylar oldu ancak ben kitabı kütüphanede bekletiyordum. Vakit bulduğum gibi okudum. Serinin temposunun her kitapta biraz daha azaldığını düşünüyorum. Bu saçma kadın karakterleri Jamie'nin neden yazdığını çözmeye çalışıyorum. Cami bir öyle bir böyleydi, Liis biraz daha tutarlı gibiydi ama o da garipti ve Falyn'i hala çözebilmiş değilim. Neden Abby gibi bir karakter okuyamadık ki biz bu seride. Ciddi ciddi Tatlı Bela ve Ayaklı Bela'yı özlemiş vaziyetteyim. Ahhh Travis, abilerini biraz sarsabilir misin? :D

Taylor, hotshot ekibi denilen seçkin itfaiye ekiplerinden birinde çalışıyor. Artan yangınlar nedeniyle yolu Colorado Springs'e düşen Taylor, öğle yemeği yemek için gittiği bir cafede Falyn'i görür. Ona sürekli ters davranan Falyn, zengin ailesini arkada bırakmış ve hayata sıfırdan başlamıştır. Tek bir hedefi vardır ve bunun için para biriktirmektedir. Eee bir Maddox'a yüz verilmezse ne olur. Daha önceki kitaplardan öğrendiğimiz üzere o kızı kafaya takarlar. Aynı şey Taylor için de geçerliydi. Şuursuzca Falyn'i tavlamaya çalıştı. Bazı sahneler cidden kahkaha atmama neden oldu. Sonuçta Maddox Kardeşler'i okuyorsan her şeye hazırlıklı olmalısın :) Çünkü onlar mutlaka bir yolunu bulurlar.

Roman ilerledikçe Falyn'in büyük sırrını öğrenen Taylor, ona daha fazla yaklaştı ve hayallerini gerçekleştirmesini kolaylaştırdı. Cidden o bölüm çok güzeldi. Hatta kitabın en anlamlı sahnesiydi. Çünkü diğer sahnelerde aynı şeyi hissedemedim. Bir eksiklik vardı sanki bir şeyler atlanmış gibiydi. Maddoxlar ile Falyn'in tanışması da güzeldi. Yine bir Maddox klasiği yaşandı. Az da olsa diğer Maddoxları da okuyabildik ve Cidden Abby-Travis ikilisini okumayı özlemişim. 

Tüm Jamie kitapları gibi Tatlı Ateş'te çok akıcıydı ancak dediğim gibi bazı şeyler çok hızlı geçilmişti ve eksiklik hissi kitabın başından sonuna kadar orada durdu. Kapak, ayraç klasik halini aldığından detaylı yazmıyorum ama o ayraçlar efsane değilde nedir? Ne yaptığı belli olmayan Falyn ve ilk fırsatta Falyn'i boynuzlayan Taylor, sizi muhtemelen özlemeyeceğim. Umarım serinin sonraki kitabında Tyler'ı okurken çok daha güzel şeyler yazarım. Şimdilik hoşça kalın.

Maddox Kardeşler #1 Tatlı Sır yorum için TIK.
Maddox Kardeşler #2 Tatlı Yalan yorum için TIK.

Beautiful #1 Tatlı Bela yorum için TIK.
Beautiful #2 Ayaklı Bela yorum için TIK.
Beautiful #2.5 Belalı Düğün yorum için TIK.

Tess ve Q Dönüşüm - Pepper Winters / Kitap Yorumu (Karanlık #2)


Serinin 2. kitabı çok uzun bir aradan sonra çıktı. İlk kitabı hatırladıkça hala fena oluyorum. Hele sonunda Tess'in tıpış tıpış Q'ya döndüğü sahne çıkmıyor aklımdan. Deli midir, divane midir bilemiyorum yani. Sırf meraktan okuma kararı aldım bunu yoksa ilki bana fazla ağır gelmişti. Bu da ilki gibi çıksaydı 3.yü muhtemelen okumayacaktım ama kitap fikrimi değiştirdi. Şu an 3. kitapta anlatılacak ne kalmış olabilir ki modundayım.

İlk kitabın sonunda özgür kaldığı halde Q'ya geri dönen Tess'i okumuş ve şok olmuştuk. Ben daha çok sinir olmuştum gerçi. İlk kitap ciddi anlamda okumakta zorlandığım bir kitaptı. O sahneleri gerçekte yaşayan birilerinin olduğu gerçeği insanın yakasını bırakmıyordu. Her ne kadar bu bir kurgu diyerek kendimi avutsam da yaşadığımız dünyada insanlar pek masum değil malesef ve bu tarz şeyleri yaşayan insanlar var. Konuyu dağıtmadan ikinci kitabın konusuna dönmek istiyorum.

Tess, Q'ya döndükten sonra ve Q kendini tutmaya çalışmaktadır. Tess'in dönüşüne anlam veremez ama kendini tutmaya mecbur hisseder. Çünkü kabuslarında kendisini sıkça hatırlatan bir canavarla yaşamaktadır. Tess'e zarar verme korkusu ondan uzak kalması için yeterlidir. Tess'in dönüşünden sonra geçen 4 gün umduğu gibi değildir ama o bu durumu değiştirmek için her şeyi göze alıp Q'yu kışkırtmaya devam eder. Bir noktadan sonra rayından çıkan olaylar ikisinin de kendisini farklı duygular hissederken bulmasını sağlayacaktır.

Buradan sonrası çok az da olsa spoiler içerebilir. Tess ve Q her şeyin yolunda gitmeye başladığını düşünürlerken Tess'in Q'nun şirketinden kaçırılması hiçbir şeyin düşündükleri gibi olmayacağını kanıtlar. Günler geçer ancak Q, Tess'ten hiçbir iz bulamaz. Belirsizlik onu deli etse de en iyisini düşünerek Tess'i bulmaya konsantre olur. Ekibiyle birlikte farklı ülkeler de dahil birçok yerde arama yaparlar ancak haftalar geçmesine rağmen onu bulamazlar. En sonunda Q'nun aklına gelen bir şey onları Tess'e götürür ama Tess artık o eski Tess değildir.

Burdan sonrası tamamen spoiler olacağı için burada kesiyorum. Tess'in çocukluk yıllarını, zihninden konuşmalarını bol bol okuyacaksınız. Yıllarca beraber olduğu Brax'i de romanda görmek mümkün ama çok az :) Kitabın kapağını kapadığınızda Q ve Tess ile ilgili daha fazla şey öğrenmiş olacaksınız. Bir de muhtemelen 3. kitabı bekleyerek sabırsızlanacaksınız. Şahsen ben şu an o durumdayım. Son olarak şunu söylemem gerek. Kitabın ilk 100 sayfasında inanılmaz sıkıldım. Bir haftaya yakın elime almadım ve sonra okuyayım da bitsin bari diye elime aldığımda artan aksiyon aynı gün kitabı bitirmeme neden oldu. O yüzden ilk 100 sayfada ön yargılı davranıp yarıda bırakmayın. Devamı iyiydi :) Şimdilik hoşça kalın.

Serinin ilk kitabı Tess'in Gözyaşları yorumum için TIK.

Piyon - Aimee Carter / Kitap Yorumu (The Blackcoat Rebellion #1)


Herkese merhaba

Severek okuduğum yazarlardan Aimee Carter'ın yeni serisinin ilk kitabı yıllar süren bekleyişin ardından çıktı. Tanrıça serisini soluksuz okuduğumu ve son kitabının çıkması için gün saydığımı hatırlıyorum. O günden beri hep bu seriyi bekledik ve sonunda kavuştuk. Zamansızlıktan dolayı okumam biraz gecikti ama elime aldıktan sonra kısa sürede bitirdim. Bu açıdan yazar beni hiç şaşırtmadı. Akıcılık yine süperdi. 

Kitty Doe, bir Ekstra'dır. Yani bir ailede doğan ikinci çocuktur ve devlet tek çocuğa izin verdiği için genelde Ekstralar grup evlerinde ailesini bilmeden büyür. Kityy'de bir grup evinde kalmaktadır ve 17. doğum gününde girdiği sınavda 4 veya üstü olmayı düşlerken sınav sonrası 3 rütbesini alır. Bu malesef kayda değer bir rütbe değildir. 3 olduğuna dair ensesine yapılan dövme hayatının artık farklı olacağının kanıtıdır. Kaldığı grup evindeki sevgilisi Benjy, henüz sınava girmemiştir ve onun çok daha iyi bir rütbe alacağı bellidir. Onun hayatını mahvetmek istemeyen Kitty 1 aylığına bir arkadaşıyla gece kulüplerinde çalışma kararı alır. Gece kulübündeki ilk gecesinde ona en yüksek parayı veren kişinin ülkenin başbakanı Daxton Hart olduğunu gördüğünde ve Daxton ona iki seçenek sunduğunda karar vermesi zor olmaz. Hiç bilmeden Daxton'ın teklifini kabul eder.

Lila Hart, başbakan Daxton'ın yeğenidir. Çıkarmaya çalıştığı isyan sebebiyle büyükannesi ve dayısı tarafından öldürülen Lila'nın öldüğünden halkın haberi yoktur ve Hart ailesi karar verir. Maskeleme yapılacaktır. Hazırlıklara başlanır ve kısa sürede Lila ile neredeyse aynı gözlere sahip bir kız bulunur. Rütbesi 3 olan Kitty Doe.

Yapılan maskeleme sonrası uyandığında bilmeden kabul ettiği şeyin ölen Lila Hart'ın yerine geçmek olduğunu öğrenen Kitty, vücudunda kendinden bir şey kalmadığını fark eder. Lila'nın annesi Celia ve yine Lila'nın nişanlısı olan Knox, Kitty'nin uyum sağlamasına ve Lila gibi davranmasına yardım ederler. On gün süren çalışmalar sonunda o gün gelir ve Kitty'nin ilk öğreneceği şey kimsenin nerede ve nasıl bir yer olduğunu bilmediği Başkayer'i görmek olur. 

Başkayer konusuna hiç girmeyeceğim ama dehşet ötesi bir yer olduğunu bilmelisiniz. Dünyadan o güne kadar haberi olmayan Kitty'nin, sevdiklerini koruma içgüdüsüyle söylenen her şeyi yapmaktan başka çaresi yoktur. Tam tersini düşünüyor olsa bile. Meşhur büyükanne Augusta Hart, dayı Daxton Hart, anne Celia, nişanlı Knox, Benjy gibi karakterler kesinlikle konuyu renklendirmiş. Aksiyon hiç düşmüyordu. Kitabı bitirip kapağını kapadığımda bir an önce ikinci kitabın gelmesini diledim. Ephesus Yayınları beni duymuş olacak ki İstanbul Kitap Fuarı'na serinin 2. kitabı Vezir'i yetiştirdi. En kısa sürede okuyacağım :)

Erik Ağacı - Ellen Marie Wiseman / Kitap Yorumu


Herkese merhaba

Yeni bir yazarla tanışmanın mutluluğunu taşıyorum. O nasıl bir romandı. Hele ikinci yarı duygudurum değişikliğine sebep oldu bende. İlk yarı biraz durgundu hatta bitirince girişi neden bu kadar uzatmış yazar diye düşündüm. Daha hızlı geçseymiş ya da daha özet yazsaymış benim için 5 puanlık bir kitap olurdu kesinlikle. 

Kitabı araştıranlar olduysa 2. Dünya Savaşı zamanındaki Almanya'yı anlattığını da öğrenmiştir. Hitler yanlıları ve Hitler karşıtları olarak 2 Alman grup var kitapta ancak Hitler karşıtı grup bunu tabii ki dile getiremiyor. Alman bir kız olan Christine'in bakış açısıyla yazılmış bir roman. Christine ve annesi, Isaaclerin evde çalışıyor ve ikili bu şekilde tanışıyor, birbirlerini seviyorlar. Sevdiği çocukla tam kavuşmuşken kanunlar gereği ayrılmak zorunda kalıyor Christine. Çünkü Isaac bir yahudi ve o andan itibaren yahudilerin evinde çalışmak yasak. İkisi de o süreçte birbirinden uzak kalırsa savaş bitince kavuşabileceklerini düşünüyorlar. Ülkenin çektiği açlık, yayılan hastalıklar ve daha birçok detay da yer alıyor romanda. Daha sonra malum olaylar Isaac ve ailesi Dachau Kampına götürülüyor. Isaac iş için getirildiği kasabasında Christine'nin yardımıyla kaçıyor fakat bu kez yakalanıp ikisi birden kampa gönderiliyor. Çünkü yahudileri saklamak yasak ve Christine bunu ihlal ediyor. 

Genç kızlara, kadınlara varana kadar herkes çalıştırılıyor. Erkekler cephede kadınlar, kızlar inşaat vb. yerlerde çalışıyorlar ama savaş kaybedilince bu kızlar ve kadınlar kötü şeylere maruz kalıyorlar. Bunlardan biri de Christine'in kız kardeşi Maria. Hitler dönemiyle ilgili daha fazla şey öğrendim bu romanı okuduktan sonra yaptığım araştırma sayesinde. Çok etkileyiciydi. Özellikle Maria'nın sonu. Fazla duygusal zamanlarınızda okumamanızı öneririm. Öyle hüngür hüngür ağlatmıyor ama gözleriniz doluyor illa ki. 

Yazarın, ülkemizde çıkan ilk romanı Ardımda Kalanlar. Erik Ağacı ile arasında bir bağ yok. Tamamen farklı kitaplar. Ben henüz Ardımda Kalanlar'ı okumadım ama listeme ekledim. İlk fırsatta alıp okuyacağım. Onun da çok duygusal olduğu yönünde yorumlar okudum. Bu tarz romanlar seviyorsanız yazarı öneririm. Son olarak duygusal kitaba duygusal bir şarkı eklemek istedim. Eric Clapton'ın efsane şarkısı Tears in Heaven'ını bir de Boyce Avenue grubu farkıyla dinleyin. Bence seveceksiniz :)


Izabel - J. A. Redmerski / Kitap Yorumu (Katiller Çetesi #2)


Herkese merhaba

Üç haftadır çok yoğundum. Bu yüzden okuma ve yazma konusunda biraz yavaşım. Bazı şeyler malesef, blogun önüne geçti ama dengelemek için elimden geleni yapıyorum. Bugün severek okuduğum Izabel'in yorumuyla geldim. 

Izabel, Katiller Çetesi serisinin 2. kitabı ve yazarın okuduğum 4. kitabı. Bu 4 kitaptan sadece birinde hayal kırıklığına uğradım. Daha doğrusu kitap beklentimin altında kaldı. Onun dışında diğer üçü muhteşemdi. Biraz seriden bahsetmek istiyorum. Serinin yurt dışında şu ana kadar 6 kitabı basılmış. Goodreads'e bakarsak 7. kitabı da çıkacakmış. Seri ne kadar devam edecek bilemiyorum ve seri uzadıkça sıkar mı diye de merak ediyorum açıkçası. İlk iki kitaba bakarak söyleyebilirim ki hiç sıkılmadım ve ikisi de aşırı akıcıydı. 

Serinin ilk kitabı Sarai'ın yorumunu yazmıştım. Okumak isteyenler için TIK. Sarai, çocuk yaşta annesi tarafından tehlikeli bir çete liderine veriliyordu. Bu çete lideri ona aşıktı ve gençliğinin ilk yılları zorla bir yerde tutulmakla ve tabiri caizse tecavüzle geçmişti. Pisliğin içinde yaşayıp o çevredeki tüm pislikleri görmüş, bu kişileri tanıma fırsatı bulmuştu. Kaçmak için fırsatını bulduğunda da (Victor'ın yardımıyla) kaçmıştı. Victor, onu normal bir hayat yaşaması için tek başına bırakmıştı ama Sarai'ın başka planları vardı.

Bu kitapta Sarai'ı, Izabel kimliğinde görüyoruz ve onun yarım kalmış bir işi tamamlamak üzere çıktığı yolda yaşadıklarını okuyoruz. İşler düşündüğü gibi gitmediğinde devreye Victor Faust giriyor ki kitap bundan sonra başlıyor diyebilirim. Victor, Birlik'ten ayrılmış ve bireysel çalışmaya başlamıştır. Sarai'den önceki yaşamına dönse de son 8 aydır onu gözetmeye devam etmiştir. Sarai'ın normal bir yaşam kuramayacağını anladığında onu her şeye rağmen yanında istediğini kabul eder ve ikilimiz bir araya gelir. İşte bu noktadan sonra olaylar olaylar.

Çok fazla detaya girerek kitabı okuyacak olanların okuma keyfini azaltmak istemiyorum ama öyle olaylar oluyor ki anlatmakla bitmez. Sarai'a yapılan testler, yine Sarai ile yıldızı bir türlü barışmayan Victor'ın arasında yaşanan olaylar, bu serinin adının neden Katiller Çetesi olduğu gibi pek çok önemli detayı ortaya çıkarıyor bu kitap. Şu an serinin en güzel kitabı olduğunu söyleyebilirim. Sarai, yaşadıklarının etkisiyle nasıl bir şeye dönüşüyor, inanın okuması inanılmaz keyifli :) Fredrik için de kitaba ayrı bir tad katmış karakter diyebilirim sanırım ama yine de en favori karakterim Victor :D Spoiler vermeden yorumu bitirmek istiyorum ve Sarai'ın, Victor ile buluşmasına kadar geçen sürede tam onların şarkısı olabilecek bir şarkıyı da buraya ekleyiveriyorum. Mutlu günler.