RSS

RKBT 2. Gün: Son Adım Aşk - Kimberly Fisk / Alıntılar ve Çekiliş


Turun 2. gününde alıntılar karşınızda :) Çekilişe katılmayı unutmayın olur mu?









ÇEKİLİŞ
a Rafflecopter giveaway

Çırılçıplak - Raine Miller / YORUM (Blackstone #1)


Orjinal İsim: Çırılçıplak
Yazar: Raine Miller
Yayınevi: Yabancı Yayınları
Çeviri: Tuba Özkat
Sayfa: 224
Baskı Yılı: 2014

Blackstone serisinin ilk kitabı idi Çırılçıplak. Bundan sonra ne olacak gibi sorularla bizi başbaşa bırakarak bitirmiş yazar kitabı.

Ethan Blackstone, 32 yaşında, siyah saçlı, mavi gözlü, esmer, top sakallı ve yakışıklıdır. Kendisi 1.90 m. boyunda bir İngiliz. Blackstone Uluslararası Güvenlik Şirketi kurucusu ve CEO'su. Oldukça kıskanç biri. Kitap boyunca Ethan'ı merak edeceksiniz evet buna hazır olun :)

Brynne Bennett, uzun, düz ve kahverengi saçlara sahip. Gözleri her rengi barındıran bir renk. Menekşe gözlü diyorlar sanırım o renge :) 24 yaşında Amerikalı. İngiltere'de Londra Üniversitesinde lisansüstü programına devam etmekte. Aynı zamanda faturalı ödemek için modellik yapıyor. Kendisi Ethan ile bu sayede tanışıyor. Kitabın kapağında gördüğünüz pozu çektiriyor. Ethan sergideki nü çalışmayı satın alıyor tabi aynı zamanda Brynne'i da izlemeye alıyor.

Kitap genel olarak bu tarz kitaplar ile kıyaslarsam farklılıklara sahipti. Okurken kıyaslama yapmayı sevmiyorum ama geçenlerde okuduğum bir kitabın başka bir kitabın neredeyse kopyası olduğunu fark ettim ve hiç hoşuma gitmedi. Ama Çırılçıplak farklıydı. Tabii ki benzerlikler olabilir bazı noktalarda ama ayrıştığını görmek hoşuma gitti.

Ethan'ın tavırları ve açık sözlülüğü güzeldi. Brynne'in sırlarını açıkçası çok merak ediyorum. Bir tahminim var ama emin olamıyorum sanırım 2. kitapta aydınlanacak. Konu olarak güzeldi. Güvenlik tutkunu Ethan, geçmişten sıyrılmaya çalışan yükseklisans öğrencisi, sade bir hayat yaşayan Brynne'in hikayesi. Muhtemelen Ethan'ın da sırları var ya da hatırlamak istemediği anıları. Şimdilik bilemiyorum. Aktarılmak istenen duyguların aktarıldığını düşünüyorum. Aralarındaki tutku iyi yansıtılmış. Dediğim gibi boşluklar çok şu an, daha da uzun olabilirdi kitap kimse hayır demezdi :) Yine de tadında kalan, okuyanı merakta bıraktıran bir romandı.

Bu arada 2. kitap Ethan'ın bakış açısıyla yazılmış. Tam da düşündüğüm şeydi onun bakış açısından okuyabilmek. Şimdilik benden bu kadar. Mutlu akşamlar :)

ARKA KAPAK

Çırılçıplak bir tutku. Gizlenen gerçekler. Unutmayacağınız bir aşk.

Londra Üniversitesi'nde sanat eğitimi alan Amerikalı bir öğrenci ve yarı zamanlı bir fotomodel olan Brynne Bennet, yaşadığı trajediye rağmen hayatını yeniden bir düzene sokmuştu. Ta ki başarılı işadamı Ethan Blackstone, Brynne'in çıplak fotoğrafını satın alana kadar...


Ethan, Brynne'i yatağında istiyordu ve onu orada tutmak için ne gerekiyorsa yapmaya hazırdı. Onun dominant karakteri, Brynne'i hem çekiyor hem de korkutuyordu. Ancak bu ilişkide sırlar söz konusuydu. Hem de oldukça büyük sırlar… Ethan'ın ona duyduğu tutku, Brynne'i kurtarmaya yetecek miydi; yoksa aralarındaki sırlar ikisini de yok mu edecekti?



Çilek Mevsimi - Burcu Büyükyıldız / YORUM (Aşkın Renkleri #1)


Orjinal İsim: Çilek Mevsimi
Yazar: Burcu Büyükyıldız
Yayınevi: Müptela Yayınları
Sayfa: 512
Baskı Yılı: 2014

Herkese merhaba :)

Çilek Mevsimi'ni bitirdim. Öncelikle adaşım olan bir yazarın romanını okumaktan mutlu oldum. Kapak falan muhteşem zaten dikkat çekici olması ilk andan itibaren okuma isteği uyandırmıştı. Bir de çilek kokulu olması var. Herkes beğenmiyor bu kokuyu ama ben sevdim :)

Mira Aras, koyu kumral saçlı, mavi gözlü, yurtdışında eğitim görmüş, İstanbul'da yaşayan ve cafe işleten biridir. Ailesi varlıklı, bir yalıda yaşıyorlar. Geniş ve birbirine oldukça bağlı bir ailesi var. Bir gün cafesine gelen soğuk görünen adam Mira'nın çilekli tartını yediğinde ve onun güzelliğine dikkat ettiğinde cafeden çıkamaz olur. Günlük ilişkiler yaşayan ve sırları olan bu adam yani Yağız Mira'ya karşı farklı şeyler hissetmektedir. 

Yağız İlhanlı, Ela gözlü -ki Mira bu gözlerden elalar diye bahsediyor-, koyu renk gür saçlı, yapılı ve meşhur gamzeleri olan erkek karakterimiz. Kendisi mimar. Ailesiyle ilgili sıkıntıları var. Büyük sıkıntılar içinde debelenirken karşısına Mira çıktığında ona kapılmaktan kendini alamaz. Sırları onu köşeye sıkıştırdığında çareyi yeni evlendiği karısını bırakıp gitmekte bulur. Sorunları çözüp döndüğünde hiç beklemediği bir şeyle karşılaşır ve tek amacı Mira'ya kendisini affettirmektir.

Gelelim yorumuma :) Bölümler arası geçişi sevdim. Mira'nın ve Yağız'ın dilinden ayrı bölümler halinde yazılmış. İkisinin duygularını da okuyup anlama fırsatımız oluyor. Bazı bölümler geçmişi bazı bölümler günümüzü anlatıyor. Romanda karakter çok fazla. Ama yorucu olmuyor karakterler çünkü fazla yer almıyorlar.

Konu ve kurgu itibarıyla beğendiğim bir romandı. Ağdalı bir dil ile yazılmış. Benim için tek olumsuz nokta geçmişi anlatan bölümlerin italik basılması oldu. Yazılar iyice minikleşmiş ve bu da okuma hızınızı etkiliyor. Göz yorabiliyor.

Neden Çilek Mevsimi ve Kiraz Mevsimiyle alakası var mı diyenler? Sizin için araştırdım. Bu kitap nette ilk yayınlandığında da ismi aynıymış ki bu diziden çok daha öncesine denk geliyor. Yani bir esinlenme söz konusu değil. Zaten kitabı okuyan neden Çilek Mevsimi olduğunu anlayacak ve romana çok uygun bir isim olduğunu düşünecek.

ARKA KAPAK

"Ne olacağını bilmiyorum..." dedi onun bakışlarındaki tedirginliği yok etmek ister gibi, "Ama öğrenmek istiyorum Mira. Hayatımdaki tüm kaosa, tüm belirsizliğe rağmen bunu seninle yaşamayı istiyorum." diye fısıldadı ve ardından ekledi, "Çünkü seni incitebilme ihtimalime rağmen, seni istemekten vazgeçemiyorum."

Bir bahar günü çilek kokuları içerisinde tanışan ve birbirlerinden ilk görüşte etkilenen Mira ve Yağız için aşkın büyüsüne kapılmak çok zor olmamıştı. Diğer taraftan, aralarına bir kara kedi gibi giren Yağız'ın tehlikelerle örülmüş geçmişi, mutluluklarının uzun sürmesine izin vermemişti. Hızlı ve tutkuyla başlayan bir aşkın özneleriyken kendilerini birdenbire hoyrat bir ayrılığın içinde bulan Yağız ve Mira'nın günlerine özlemin ıssızlığı sinmişti. 

Günün birinde geçmişinin karmaşasını, sırlarını çözüp bir daha gitmemek üzere geri gelen Yağız, ardında bırakıp gittiği mutlu, tasasız, cıvıl cıvıl kadını aynı bulabilecek miydi? Derinden yaraladığı Mira'ya kendisini affettirebilecek miydi? Daha da önemlisi Yağız, Mira'ya yaşadıklarını unutturabilecek miydi?

Adı gibi kokusu olsa çilek kokacak bir hikâye...


FİLM: Bi Küçük Eylül Meselesi


Engin Akyürek varsa dizi, film hiç fark etmez illa ki şans veririm :) Vizyondayken gidemediğim için içim içimi yemişti. En nihayetinde izleme fırsatı buldum ve tek kelimeyle şok oldum. Ne beklenmedik bir sondu o arkadaş. Oyunculuk desen zaten muhteşemdi. Başrol oyuncuları uyumluydu. Konu güzeldi. Her şeyden tam not aldı benden bu film.

Filmi izlemeden yorumları okumam ve konusuyla ilgili detaylı araştırma yapmam. Bu filmde de aynı şekilde sıfır bilgiyle izledim ve sonunda şok oldum. O nasıl bir sondur öyle sayın senarist. Kendimi zor toparladım. Zaten duygusal zamanlardayız malum sonbahar geldi. Bir de filmler diziler böyle olursa bitmez bu sonbahar :) 

Bugünlerde melankolik bir haldeyseniz izlemenizi tavsiye ederim. Aklınızda kalacak bir film olacak :) 

FİLMİN KONUSU:

Her şeyin yolunda gittiği bir hayata sahip olan Eylül, talihsiz bir olay sonrasında yaşamının son bir ayını unutur. Çevresindeki herkes, tüm arkadaşları ve ailesi ona hiçbir sorun olmadığını söylemesine rağmen Eylül bir şeylerin yolunda gitmediğinden şüphelenir. Tamamen bilinçsizce, sadece içgüdülerini dinleyerek Bozcaada'ya gider ve orada tesadüf eseri hiç tanımadığı tuhaf bir adamla karşılaşır. Bu gizemli yabancı ise kendinden emin bir şekilde Eylül'e kendisini hatırlaması gerektiğini, aşık olduğu adam olduğunu söyler.

FİLMDEN KARELER:









Hz. Mevlana - Sinan Yağmur / YORUM (Aşkın Gözyaşları #2)


Orjinal İsim: Aşkın Gözyaşları 2 - Hz. Mevlana
Yazar: Sinan Yağmur
Yayınevi: Karatay Akademi
Sayfa: 272
Baskı Yılı: 2011

Serinin 2. kitabında olaylar Mevlana odaklı anlatılıyor. Mevlana'nın doğduğu topraklardan ailesiyle göçü, evlilikleri, çocukları, Şems ile buluşması, can dostunu bulduktan sonraki değişimi, çevrenin tepkileri, yine de Şems'ine kavuşmuş Mevlana'nın mutluluğu. Şems'in ölümü ve sonrasında yaşananlar ve yıllar sonra Mevlana'nın ölümü(Allah'a kavuşması). 

Bu kitabı yorumlamak çok zor. İnsan okurken nasıl etkilendiğini yazıya dökemiyor. Mevlana'nın Şemsi bulana kadar tempolu ancak eksik hissettiği hayatı, Şemsi bulduktan sonra kendini tamam hissetmesi. Çevreden gelen tepkiler, yine de umursamadan içlerindeki Allah aşkını yaşamaları beni etkiledi. İlk kitap gibi bu da düşünmeye sevk eden kitaplardan. Kimya Hatun'u anlatan 3. kitap yorumu da en kısa zamanda burda olacak. Herkese iyi akşamlar.

Arka Kapak

En mahrem bir gecenin, en matemli anında akıyordu gözyaşları. Sırların habercileri, hızına yetişemiyordu gözyaşlarının. Çok konuştuk, biraz da susalım. Susalım ve ağlaşalım. Aşkın Gözyaşları sağanağında, yitik cennetimize yol bulalım.

"5 Aralık 1273; Mevlâna gördüğü rüya ile kan ter içinde uyanır. 
Şems’in seneler önce kaldığı odaya girer.

Taş duvarlar, tahta sedir, acem kilimi, odada her ne varsa hepsi Şems kokmaktadır. Bakışları duvarda gezinir.

Senelerdir, hiçbir şeyin asılı olmadığı duvarda, bir levhayı fark eder. Okur yazıyı, kopar çığlık, atar kendini avluya. Karla kaplı taş zemine, yüzüstü düşüp bayılmıştır." 


Neredesin Bernadette - Maria Semple / YORUM


Orjinal İsim: Where'd You Go, Bernadette
Yazar: Maria Semple
Yayınevi: Yabancı Yayınları
Sayfa: 366
Çevirmen: Boran Evren
Baskı Yılı: Mayıs 2013 

Bu kitabın tanıtımlarında daha böyle kapağını görünce içim gitmişti. Okumalıyım demiştim ve biraz geç olsa da okudum :) İlk başlarda biraz sıkıldığımı itiraf etmeliyim. Karakterler basit değil, anlamak biraz zaman alıyor.

Ana karakterimiz Bernadette bir mimardır. Doğa dostu ev yapma fikri ilk ondan çıkmıştır. Kendine has bir mimarlık stili vardır. Yirmi mil içindeki araç-gereçleri kullanarak yaptığı Yirmi Mil Evi onu MacArthur ödüllü bir mimar yapar ancak bu ev komşusu tarafından yıktırılır. Üstelik doğru düzgün fotoğrafı bile yoktur. Bu olay Bernadette ve Elgie(kocası) için milat olmuştur. Ve Los Angeles’ı terk ederek bir türlü sevemediği Seattle’a taşınırlar. Bernadette mimarlık yapmak istemez ve kendisini dünyadan soyutlama noktasına gelir. Bu süreçte Bee(kızı) doğar ve onunla yaşadıklarını unutmaya çalışır.

 Bernadette'i asıl tanıdığımız bölümler Bernadette ile daha önce çalışmış olan Profesör Jellinek, müteahhid Walker, eski işvereni Graves ile yapılan röportajın kısım kısım verildiği bölümlerdi. Bernadette'in kısa süren mimarlık hayatı ve başarıları, hepsi açık ve net o kısımda yer almış.


Dediğim gibi ilk baştaki e-mail yazışmaları biraz canınızı sıkabilir ancak kitabı bitirdiğinizde absürt karakterleri kullanarak böyle hoşunuza giden bir kitap ortaya çıkarttığı için yazarı tebrik edeceksiniz :)

ARKA KAPAK

Bernadette... kayıp bir anne.
Bernadette'in kocası Elgie... bir Microsoft dehası.
Bee... onların 15 yaşındaki kızı.
Bir Çocuk, Bir Anne Ve Bir Baba
Yeterli mi aile olmaya?

"Ellen", "Saturday Night Live", "Mad About You" ve "Arrested Development" gibi program ve dizilerin de yazarlığına imza atan Maria Semple'dan, hem öyküsüyle hem de dili ve üslubuyla dikkat çeken, benzersiz bir roman.

Sağlam bir kurguya dayalı Bu Kitap e-posta, mektup, F.B.I. raporları, hatta fatura gibi pek çok tazın türünü içinde barındırıyor. Tüm bu türlerin ne denli zekice kullandığını, her bir bilginin nasıl da yaratıcı bir şekilde gözler önüne serildiğini görebilirsiniz elbet ama bunu yapabilmek için önce kahkahalarınıza bir ara vermeniz gerekiyor." 
The New York Times

Yaratıcılık ve anne-kız ilişkisinin gücü sıradışı bir anlatımla birleşiyor ama okur romanı okurken bunu fark edemeyecek denli eğleniyor olabilir tabii…"
The Oprah Magazine

İnanılmaz eğlenceli… Semple, çocuklarını özel okullara gönderen evhamlı aileler ve çevre bilincine kafayı takmış komşularla dolu bir hayattan alaycı bir kesit sunuyor…
Vogue

Semple bir kadının hayatını oluşturan bileşenleri ve çevresindeki insanların kadınları algılayış şekillerini hayranlık verici bir şekilde anlatıyor.
Publishers Weekly

"Zeki ve yaratıcı olduğu kadar özgün ve içten…" 
Gillian Flynn

"Neşeli, matrak ve harika bir kitap ama en iyi yanı bir sonraki sayfada ne ile karşılaşacağınızı asla kestiremiyor olmanız." 

Kate Atkinson


RKBT 2. Gün: Sadece Seni Sevdiğimi Söylemek İçin Aramıştım - Eda Tuzcalı / Yorum ve Çekiliş


Orjinal İsim: Sadece Seni Sevdiğimi Söylemek İçin Aramıştım
Yazar: Eda Tuzcalı
Yayınevi: Altın Bilek Yayınları
Sayfa: 431
Baskı Yılı: 2014

Sude çevresi tarafından oldukça sevilen, özgüveni yüksek bir kızdır. Sosyoloji bölümünde okuyan Sude tezini yazmak için aklına bir fikir gelene kadar çok samimi arkadaşları Hakan, Ceylin, Deniz ve Ela ile bambaşka bir dünyada yaşamaktadır. Güzelliğine fazlasıyla güvenen ve aşık olmakla hiçbir derdi olmayan Sude'ye hayat neler getirecek neler :) Tezi için 6 aylığına her şeyden uzaklaşıp telekız olmaya karar verir. Bu 6 ayda onu arayanları tanımaya çalışacak ve onu tanımayan kişilerin onunla ne kadar kişisel bilgi paylaşacağını öğrenmeye çalışacaktır. Her şey çok yolunda giderken gelmeye başlayan sessiz ve telefonlar işi değiştirir. Sessiz telefonlar önce kısa diyaloglara ardından uzun konuşmalara döner ve bu sessiz telefonların sahibi sonunda Sude'ye kitaba adını veren cümleyi söyler. Bundan sonrasında ilginç, inanılmaz -artık ne derseniz deyin- olaylara şahit olacak okuyanlar.

Mert, içine kapanık, İstanbul'da mimarlık okuyan, kendi halinde takılan biridir. Okulda Kaan ile tanışana kadar tekdüze bir hayatı vardır. Kaan'ın Mert ile yakınlaşma çabaları sonuç verecektir vermesine ama Mert karmakarışık olayların içinde bulur kendini. Kaan'ın defterinden düşen bir numara arayış içinde olan Mert'e değişik bir kapı açacaktır.

Yazarın kurgusunu sevdim. Konu itibarıyla bana ilginç geldi ve farklılığa ihtiyacım olduğunu da anlamış oldum böylece. Aşk romanı evet ama işleyiş güzeldi. Sude'nin ve Mert'in duygularının aynı romanda ele alınışını da sevdim. İkisinin duygularını da anlamak mümkün okurken. Bazı sahnelerde geçen şarkı sözleri çok uygundu ve gerçekten cuk oturmuş dedim.

Kitaba tat katan ikizler Ceylin-Hakan, Kaan, Deniz, Ela, Batu, Miray hepsi ayrı ayrı güzeldi. Deniz ile ilgili boşluklar kaldı evet hatta bitişi de oldukça ilginçti Hakan'dan beklenecek şeylerdi diyebilirim. Kızların birbiriyle ilişkisi, yılların getirdiği o koruma güdüleri falan hoşuma gitti. Eğlenceli bir romandı.

Benim için olumsuz tek nokta aralarda karşıma çıkan yazım yanlışları, cümle düşüklükleri, noktalama işaretleri eksiklikleri oldu. Redaksiyon anlamında hafif bir sıkıntı var ama okuma düzenini fazla bozmuyor. Kaptırıp gitme olayı bu kitapta da söz konusu. Bu turdaki görevlerimin sonuna gelmiş bulunduğumdan başka turlarda görüşmek üzere diyor ve yazımı bitiriyorum. Mutlu sabahlar :)

ARKA KAPAK

"Öpmeye doyamayacağım bir kadınla karşılaşmadım."

Su, tez konusu olarak bir telekız olmayı seçti; tanımadığı erkeklerle 6 ay boyunca telefonla konuştu, onların dertlerini dinledi, yol gösterdi, fantezileriyle onları mutlu etti. Konuştuğu erkeklerin kimisi kendine çok güvenliydi. Ama içlerinden birisi (Mert), hiç konuşmuyor sadece Su'nun sesini dinliyordu…
Birkaç konuşmadan sonra; Mert utangaçlığını yavaş yavaş üstünden atmaya başladı, kendinden bahsediyordu; Su ise kuralları gereği kendisi ve hayatı hakkında hiçbir ipucu vermiyor; tıpkı bir telekız gibi davranıyordu…
Gün geçtikçe Mert, hiç görmediği bu genç kadına tutkuyla bağlandı. Onu görmek, ellerini tutmak, teninde ellerini dolaştırmak, kokusunu hissetmek istiyordu… Ama Su, sadece bir oyunun içindeydi; bu gerçek değildi…
Mert'in son sözü ise şuydu: SADECE SENİ SEVDİĞİMİ SÖYLEMEK İÇİN ARAMIŞTIM…
O günden sonra, Su'ya artık ulaşamaz oldu…
Peki ya kader onlara bir şans daha verse, bu kez sesleri değil; gözleri buluşsa, birbirlerini tanırlar mıydı?

"Aynı gökyüzünü paylaşmadığımızı biliyorsun değil mi?"

"Sana kendi gökyüzümü göstermeyi isterdim."

ÇEKİLİŞ
a Rafflecopter giveaway