RSS

Aubrey Güneş Koruma Kremi SPF 30


Herkese merhaba

Güneş kremlerine devam ediyoruz :) Bugünkü konuğumuz Aubrey güneş kremi :)

Açık hava meraklıları, doğa tutkunları ve yüzücüler için ideal olduğu söylenen bu krem 40 dakika suyu geçirmeme özelliğine sahipmiş. Kukui ve macadamia fındık yağı gibi cilt nemlendiricileri içeriyor. Markanın tüm ürünleri gibi bu güneş kremi de organik. 

Çinko oksit içeriyor ve bu zararlı UVA / UVB ışınlarına karşı cildi koruyor. Yine içerdiği Jojoba Yağı ve Shea Yağı cildi nemlendirip pürüzsüz bir hale getiriyor.


Söylendiği gibi tropik, çok hoş bir kokusu var. Kokusuna bayılıyorum ki normalde kokulara karşı pek iyi şeyler düşünmem :) Yapısı oldukça iyi, ağır bir krem değil.

Güneşe çıkmadan 15 dakika önce sürülüyor. Sürdükten 2 saat sonra, 40 dakika yüzdükten sonra veya terledikten sonra kurulanıp tekrarlanabiliyor. 40 dakika suyu geçirmeme özelliğiyle ilgili şu an bir şey diyemiyorum. Bu yaz deneyip bu yazıyı güncellerim :)

118 ml. lik tüp şeklinde bir ambalajı var. Fiyatı 80 TL. Sanırım sadece internet üzerinden alabiliyorsunuz.

Güneş kremi alırken cilt tipinize uygun seçim yapmaya gayret gösterin. Çünkü cilt tipine göre farklı tepkiler oluşabiliyor. Benim cildim kuru - normal olduğundan deneyimlerim de kuru - normal ciltler için geçerlidir.

Güneş kremlerinde bir kere sürdüm mü tüm gün idare ederim gibi bir şey yok. Zararlı ışınlardan korunmak için genelde 2 saatte bir yenilenmesini öneriyor uzmanlar. Bir de lütfen açtıktan 1 yıl sonra aynı kremi kullanmaya devam etmeyin, özellikle saklama şartlarına uymadıysanız.

Yakında Aubrey güneş sonrası kreminin yazısını da yazacağım. Yeni yazılarda görüşmek üzere :)

Sen - Selvi Atıcı / Karakter Söyleşisi


Herkese merhaba

Sü, Demir, Çelik ve Timuçin Bey ile kısa bir söyleşi yaptık. Umarım keyifle okursunuz :)

SÜHEYLA

- İntikam için çıktığın bu yolda aşkı bulacağın hiç aklına gelir miydi?

* Aşkı bulmak gibi bir çabam hiç olmamıştı. Kaldı ki tüm benliğimle tek bir hedefe kilitlenmişken; aşk varlığından haberdar olmadığım üç harfti… En azından o anlarda!

- Demir ile ilk karşılaşmanız ve sonrasında yaşananlar pek hoş değildi ama onu ilk gördüğünde neler hissetmiştin?

* Öfke! Sanırım bilinçaltımız ya da belki de hislerimizin kuvvetli olan, ama bizim algılamakta hızlı davranamadığımız bir parçası neler olacağını biliyor ve tepkimizi ortaya koyuyordu. Adamın takındığı sinir bozucu tavrı da unutmamak lazım! 

- Demir'in cüzdanını karıştırırken yakalandığında Demir'in teklif ettiği şey sana neler düşündürdü? 

* Soğuk ve sıcak hissettirdi. Sanırım bedenim onu benden önce istemişti! 

- İstanbul'da geceleri tehlikenin kol gezdiği yerlerde olmanın seni ürküttüğü zamanlar oldu mu? 

* Elbette! Kimi zaman böyle gecelerin birinde bir hiç uğruna öleceğimi bile düşündüğüm anlar oldu. 

DEMİR

- Süheyla ile tanıştığınızda pek iç açıcı konuşmalar olmamıştı aranızda. Peki, onu görünce neler hissettin?

* İlk gördüğüm anda o kadar sıkıcı gelmişti ki oflamamak için kendimi güç tutmuştum! Tabii çenesini açana kadar… Sonrasında berduş ruhumun kıpırdandığını hissettim. Derin bir uykudan uyandığımı…

- Sü'yü bir matruşkaya benzettin. Bizim de hoşumuza gitti açıkçası. Peki, matruşka yerine başka bir şey söyleyecek olsaydın bu kelime ne olurdu?

* Çok düşündüm ama inanın bulamadım. Sadece kısacık bir an… Sürpriz yumurta olarak düşünmüş olabilirim. 

- Süheyla'ya intikam alması için yardım teklif ederken aklından neler geçiyordu? Ona karşı hislerin ne alemdeydi?

* Serseri biri gibi davranıyor olsam da aslında çoğu durumda vicdanımın yönlendirdiği bir insanım. Birinin haklı olduğunu düşünüyorsam bu kişi kim olursa olsun yardım ederdim. Ama Sü’ye gelince… Sanırım yanında durmaktan başka çarem yoktu. O koca bir mıknatısken yapabileceğim tek şey ona yapışmaktı. Ve belki de daha o anda kaybetme korkusu bünyeme yerleşmişti. 

- Abinin ilgisinden sıkılmış gibisin ama senin iyiliğin için olduğunun farkındasın. Abin olmasaydı şu an nasıl biri olurdun?

* Abim olmasaydı, olmazdım!

ÇELİK

- Süheyla ile karşı karşıya geldiğinde olanlardan sonra onun hakkında neler düşündün ve söylediklerine pişman oldun mu?

* Kesinlikle oldum. Ondan hâlâ hoşlanmıyor olabilirim. Ama hayattaki duruşu örnek alınacak ve hayranlık duyulacak biri olduğunu kabul etmek gerekir… Kardeşimi hayata döndürdüğü gerçeği ise ona derin bir saygı duymama sebep oluyor. 

- Berrak ile ilgili düşüncelerinde bir değişiklik var mı? Kız senden kesinlikle hoşlanıyor :)

* Üzülerek söylemeliyim ki; hayır! Kesinlikle tatlı, sempatik ve iyi biri ama daha iyi bir hayatı hak ediyor! Ayrıca aşktan kör olmadıktan sonra hayatımı biriyle birleştirmek gibi bir niyetim yok. 

- Şu anda düşündüğünde Süheyla kardeşin için uygun biri gibi geliyor mu?

* Benim uygun görüp görmemem önemli değil aslında. Onlar tamamen farklı iki karakter, ama bir şekilde birbirlerini tamamlıyorlar. Sanırım iki insan birbirine ancak bu kadar uygun olabilirdi!

TİMUÇİN

- İkinci baharınız nasıl gidiyor? 

* Tek kelime ile harika!

- Yıllar sonra gençlik aşkına kavuşmak nasıl bir duygu?

* Bu tarif etmekte zorlanacağım bir duygu! Yıllar sonra gözlerine bakabilmenin, yanında uyanabilmenin, varlığını hissedebilmenin bir tarifi olamaz! Kimi zaman yaşlı kalbimin bu mutluluğu kaldıramayacağından korkmuyor değilim. Ama gözlerimi sonsuzluğa kapadığımda yanımda olacağını bilmek; ölümü bile sempatik kılıyor…

- Süheyla'nın tepkisinden çekindiniz mi yoksa onun onay vereceğine emin miydiniz?

* Kesinlikle! Süheyla bu, nerede nasıl davranacağı öngörülemez bir insan… Beni kıvrandıracağını düşünürken o, annesini ikna etmeye kalktı. İtiraf etmeliyim o anda yaşadığım şokla bir kalp krizi daha geçireceğimi düşünmüştüm!

Sen - Selvi Atıcı / Kitap Yorumu


Yeni turumuzun ilk gününde Sen'i yorumlayacağım. Yazarın hiçbir hikayesini kitap olmadan önce okumamıştım. O yüzden Süheyla ve Demir ile ilk tanışmam bu kitap ile oldu. Fazla uzatmadan yoruma geçmek istiyorum.

Sen, Selvi Atıcı'nın okuduğum 2. romanı. Kimliksiz yorumumu okuyan olduysa Deryal'i bir sahneden ötürü ekipçe affetmeyeceğimizi yazmıştık. Öyle bir etkili yazış tarzı var yani yazarın. Sen'i okurken de aynı şeyi düşündüm. Süheyla gibi bir karakter yazmak kolay olmasa gerek. Nasıl diyeyim ayrıntılı bir karakter Süheyla. Sıradışı biri. Nefretini de sevgisini de öyle farklı hissettiriyor ki, Demir daha basit kalıyor Süheyla'nın yanında. Baskın bir kadın karakter okuyoruz kısaca.

Süheyla yani Sü, 28 yaşında, İzmir'de yaşayan, dövüş sanatları eğitmeni olan ve kendi salonunda ders veren genç bir kızdır. Kardeşi Umur ve annesiyle sakin bir yaşamı vardır. Fazlaca bir güzelliği olmayan Süheyla aynı zamanda nişanlıdır. Hamile olduğunu fark etmesinin ardından nişanlısının asıl niyetini ve aldatıldığını öğrenir. Bebeği aldırdığı gün eve geldiğinde banyoda intihar etmiş kardeşini bulur ve Süheyla'nın bu şüpheli durumun peşini bırakmaya niyeti yoktur.

Demir, 32 yaşında, zengin bir adamdır. Abisi dışında tüm ailesini kaybetmiştir. Geçmişinde onu sarsan ve kadınlardan uzak durmaya yemin ettiği kötü bir olay yaşamıştır. Terziye takım diktirmek için gittiğinde onunla ilgilenen kadın ilk andan Demir'in ilgisini çekmiştir ama kadın aşırı derecede gizemlidir. Bir de Süheyla'yı cüzdanını karıştırırken yakalayınca ona bir teklif sunar. Başta eğlenceli gelen bu oyun ona nelere mal olacaktır.

Sü ve Demir'in hikayesini tadını kaçırmadan nasıl anlatırım bilemiyorum. Elinde muştası, dövüş sanatlarında ustalaşmış, her şeye verilecek zekice bir cevabı olan bir kadın düşünün. İşte o Sü :) Eliyle yapamadığını diliyle yapıyor. Demir, Süheyla'nın intikam planını öğrendiğinde ona yardım etmekten başka şansı yoktur. Çünkü o kadın, kafasına koyduğunu kesinlikle yapacak cinsten biridir. 

Kitap ayrı güzel ayraç ayrı güzel. Evet takip edenler bilir. Muşta şeklinde bir ayraç var. Matruşka ayrıntılarını unutmamalı :)

Son olarak Sen, Kayıp Şehir serisine ait bir kitap değil. Ayrı bir kitap. Benim yorumum bu kadar. Yeni yazılarda görüşmek üzere. Çekiliş için RKBT facebook sayfamıza bakmayı unutmayın.

ARKA KAPAK

Kardeşinin intikamını almak için çıktığın yolda aşkla karşılaşırsan…

Hiçbir şey göründüğü gibi değildir, bilirsiniz. Üstelik bahsi geçen bir kadın ise, asla! Dövüş sanatları uzmanı olan Süheyla, kardeşinin intikamını almak için çıktığı yolculukta kalbini tam bir baş belasına kaptırdı. Ruhu intikam ateşiyle yanıp tutuşurken kalbi aşk ateşiyle kavruldu…

Süheyla'nın adı, 'iyi huylu, sakin' anlamına gelir ancak aldanmayın, yol boyunca elinde muştasıyla aşk ve intikam duygularıyla örülmüş ince bir ip üzerinde ustalıkla yürüyecek gerçek bir kahramandır aslında. O zeki, yumrukları kadar dili de sert bir kadındır. Romanda Demir'le de tanışacaksınız. Aşkın muhatabıdır kendisi. Süheyla'nın intikam mücadelesinde en büyük yardımcısı olacaktır.

30 Yaşındaysanız Hayat Gerçekten Zor - Burçin Çelik / Kitap Yorumu


Herkese merhaba

Sevgili Burçin'in ikinci kitabını biraz geç olsa da okudum. Öncelikle çok eğlendiğimi söylemek istiyorum. O karakterler, o sahneler nereden çıktı, nasıl yazıldı :) Hele Pericik, yılın en tatlı karakteri seçtim ben onu :)

Nazlı, 30'lu yaşlara adım atmıştır ve üstüne kocasını kendi evlerinde kendi yataklarında başka bir kadınla yakalamıştır. 9 yıllık kocasından boşanır boşanmaz, pastanesinde ve kendinde birtakım yeniliklere gitmiştir. En önemli kararı da evlenmek için bıraktığı okuluna dönmek olmuştur. İşin ilginç kısımları da burada başlıyor. Çünkü 20'lerin başında olan öğrencilere karşı 30'a basmış olan Nazlı. Peki okulun onca yıl sonra ona kazandırdığı ne mi oluyor işte en büyük eğlence o zaten :)

Kitapla ilgili detaya girmeyeceğim. Çünkü ne söylesem okumayanlar için spoiler olacak. Okurken kahkaha atacağınız, Peri'nin sahnelerini okurken onu yemek isteyeceğiniz ve tabii Barış Hoca'yı okurken vay be böyle hocalar var mı diyeceğiniz bir kitap bu.

Kadın ruhuna ışık tutmuş Burçin kitabı yazarken. Aslında kadınları anlamak oldukça kolay, anlaşılmaz olan erkekler. Sen Nazlı gibi kızı git aldat, bir de üstüne tekrar evlenirken düğününe çağır. Spoiler olmayacak dedim ama bu sayılmaz. Bu minicik bir sahne :)

Kapağı bile beni oku diyen bir kitap. Sinirlerin gergin olduğu bu sıcak günlerde gevşemenize yardım edeceğini düşünüyorum. Eğer eğlenceli kitaplar arayışı içindeyseniz muhakkak okuyun derim.

Burçin'e de buradan seslenmek istiyorum. Sen bu türe devam et canım. Ben çok sevdim ve takip ettiğim kadarıyla herkes benimle aynı fikirde. Aynen devam :)

ARKA KAPAK

Yirminin coşkusu, yirmi ikinin neşesi, yirmi yedinin sempatisi… Ama otuz! Otuz yani… Hani otuzdan sonrasıydı çabucak geçen, ben yirmilerin nasıl geçtiğini anlayamadım ki daha! Tüm hemcinslerim yaşıyor mu bu buhranı, yoksa yalnız ben miyim dehşete kapılan? Daha otuz yaşımın güzelliğine adapte olamadan hayatın benim için sürprizler hazırladığından haberim yoktu tabi…

Ah, seslerinizi duyar gibiyim; ne mi oldu? Çok sevgili odun kocam olaylara dâhil oldu desem bir şeyler çağrışır mı acaba? Peki ya, yardımcı kadın oyuncu rolünü çakma bir sarışına vermiş desem, şimdi yandı mı ampuller! Durun durun, paniğe mahal yok! Hikâyesi tam da aldatıldığı noktada başlayan bir kadın düşünün. Hovardalığın sınırlarında ısrarla gezinen kocasını bir çırpıda boşayan; hamur açarak kendine antidepresan tedavisi uygulayan; otuzunda, bıraktığı okuluna dönecek kadar gözü kara; az biraz çatlak; iç sesinin çenesi düşük mü düşük bir Havva kızı…

Düşündünüz mü? Kim mi o? Bendeniz Nazlı! Tam bu noktada hayallerinizin vücut bulmuş hali olan bir hoca düşünün. O ki; okulda hoca, kızına baba, banaysa kocaman bir çikolatalı pasta! Ya da yok yok, onu düşünmeyin! O kısım bana kalsın. Laf aramızda ben kıskanç bir kadınım! Siz bunun yerine büyümüş de küçülüvermiş, lafı cebinde, elleri belinde, mini minnacık bir Peri kızı ekleyiverin bu hikâyeye. Tadımızdan yenmez olduk değil mi! Bence de! Gerisi… Gerisi sayfalarda! Hadi kulak kabartın da bir parça dertleşiverelim!

Vivatinell Enjoy Güneş Kremi SPF 50+


Herkese merhaba

Bir süredir kullandığım güneş kremlerini ve güneş sonrası ürünlerini yazmayı düşünüyordum. Yaza adım adım yaklaştığımız bugünlerde tavsiye niteliğinde olur diye düşündüm. Bu hafta elimdeki güneş kremleri ve güneş sonrası ürünlerini yazmaya çalışacağım. Bugünse blogta Vivatinell Enjoy güneş kremi var.

Vivatinell Enjoy Güneş Kremi, koruma faktörü yüksek olan bir krem. Suya çok dayanıklı olduğu söylenen bu kremin suda dayanıklılığı hakkında bir şey diyemeyeceğim. Bu yaz dayanıklılığına bakıp bu yazıyı güncellerim :)

Paraben içermediğini belirtmek gerek diye düşünüyorum. Kısaca içeriğine de bakalım. Cilt besleyiciler panthenol (vitamin B5), niasinamid (vitamin B3), vitamin E, Vitamin C, fitantriol, allantoin soya ve jojoba yağları ile cilde bakım yaparak cildi beslediği, nemlendirdiği ve yatıştırdığı söyleniyor. Aynı zamanda dermatolojik olarak test edilmiş bir krem. 

Temiz ve kuru cilde bol miktarda, güneşe çıkmadan 20 dakika önce uygulanması tavsiye ediliyor. Doğru kullanılırsa 80 dakika suya dayanıyormuş. Aynı zamanda 8 saat boyunca güneş yanığına karşı yeterli SPF koruması sağlıyormuş (ne yazık ki 8 saat boyunca koruma sağlamıyor, bildiğin yanıyorsun tazelemezsen). Güneş lekelerinin oluşumunu engelliyormuş.


Günde bir kez temiz cilde uygulamak yetiyor deniyor ama birkaç saatte bir yenilemekte fayda var diye düşünüyorum.

150 ml. lik tüp şeklinde ambalaja sahip. Fiyatı satışta olduğu siteye göre değişiyor. 45-65 tl arası diyebilirim. Bitince bu kremi tekrar alır mıyım? İndirimde denk gelirsem alırım muhtemelen. Çünkü yapısını falan sevdim. Yağlı bir his oluşmuyor sürünce. Malum çıldırtıcı sıcaklarda yapış yapış yapan her şeyden kaçınıyoruz. Kısaca özetlemek gerekirse diğer kremlerden ekstra bir farkı yok ama yapısı bu kremi öne çıkarıyor.

Son olarak kreminiz bitmemişse bile kullanmaya başlamanızın üzerinden 1 yıl geçtiyse atmanızı ve yeni krem almanızı öneririm. Mutlu günler :)

Essence Artık Renkli Dükkan'da


Herkese merhaba

Geçenlerde Essence tarafından böyle güzel bir paket ulaştı bana. Bir düğüne gitmek için hazırlanırken BB kremim eskidi mi, sürsem mi sürmesem mi derdindeyken bu paketin gelmesini bir mesaj olarak algıladım ve hemen o gün BB kremi denedim. Yakında detaylı olarak blogta yazarım yine ama o gün kullandığımda çok memnun kalmıştım. Birkaç deneme daha yaptıktan sonra dediğim gibi yazısını yazacağım.

Essence biliyorsunuz ki uygun fiyatlarıyla her bütçeye hitap eden bir kozmetik firması ama ürünleri bulmakta sıkıntı çeken çok kişi vardı ki bu konuyla ilgili bol bol soru geliyordu her Essence paylaşımımda. Neyse ki geçen yıl Bursa'da Gratis'in açılmasıyla bu sorunu az da olsa halletmiş olduk Bursalılar olarak. Yine de aradığımız her ürünü bulamama sorunumuz devam ediyordu. O yüzden Renkli Dükkan'ın açılması herkes gibi beni de sevindirdi. Artık tüm ürünlere bir tık uzaktayız.

Renkli Dükkan'dan yapacağımız alışverişlerde 40 TL ve üzeri alışverişte kargo ücreti ödemeyecekmişiz. Bu konuda da limiti oldukça güzel bulduğumu söylemek istiyorum. 

Pakette yer alan ürünlere de kısaca değinmek istiyorum.


Henüz üstteki üç ürünü deneme imkanım olmadı. Parlatıcı çok hoş görünüyor ama dimi :)


Bu minik törpülere bayıldım. 6 tane minik törpü var kutunun içinde.


BB kremle ilgili yazacaklarımı yazının başında yazmıştım zaten. İlk izlenimim olumlu yönde. 

Detaylı olarak kullanıkça ürünleri yazacağım. Şimdilik benden bu kadar. Mutlu günler :)

Aşk-ı Leyla - Barış Cem Kaya + Her Şeyi Allah'tan İste - Gazaner Sanlıtop / Kitap Yorumu

Hayat Yayınları Kitapseverleri Hayata Aşkla Dokunmaya Davet Ediyor!

Hayat Yayınları,  “Aşkla Dokun Hayata” serisi kitapları ile okuyucularını aşkın ayrılıktan kavuşmaya, hüzünden coşkuya kadar tüm duygularını taşıyan bir yolculuğa çıkarıyor. 

Hayat Yayınları’nın, Aşkın tüm renklerini kapsayan "Aşkla Dokun Hayata”  serisinin kitapları ''Aşk-ı lal'' - ''Elifname'' - ''Herşeyi Allahtan İste'' - ''Aşk-ı Leyla'' - "Bana Aşkımızı Anlat” – “Aşk-ı Rana" “Yalnızca Rabbine Yönel” ve "Gülsima Ağlama Ne Olursun" çıktı. Ben şimdilik 2 tanesini okudum ve aşağıda Aşk-ı Leyla ve Her Şeyi Allahtan İste'nin yorumlarını okuyabilirsiniz.

Aşk, insanoğlunun kalbinde hala şarkılarını söylemeye devam ediyor.  Siz de Hayata Aşkla Dokunmaya Var mısınız?


Orijinal İsim: Aşk-ı Leyla
Yazar: Barış Cem Kaya
Yayınevi: Hayat Yayıncılık
Sayfa: 216
Baskı Yılı: 2015

Önsöz dahil sindirerek okuduğum bir kitaptı. Başlarda birkaç şiir var ki hepsi derin anlamlar içeriyor. Daha sonra kısa yazılarla devam ediyor. Bu yazıların hepsi okunası yazılar. Sonlara doğru yine şiirler çıkıyor sahneye. Dediğim gibi baştan sona yavaşça sindire dindire okunmalı ki kitap amacına ulaşsın.

Önsözde elinizdeki kitap "Leylâ" diye adlandırdığımız dertlerimizi tasvire çalışan bir denemedir diyor. Yani aşkı anlatan hem de farklı bir bakış açısıyla anlatan bir kitap.

Kitabın içinde geçen Aşkla Dokun Hayata sözü de ayrı bir hoşuma gitti. Püsküllü ayracı, pembe tonlardaki kapağı hepsi de güzelliğine güzellik katmış. Okuyucu notlarına yer ayrılması da yine artılardan biri.

Şiir ve kısa yazılardan oluşması benim için kitabın akıcı olmasını sağladı. Genelde okuduğum kitaplarda ya şiir ya yazı olsun isterim ama bu kitap konusu itibarıyla kendini okutuyordu.

ARKA KAPAK

Yüzyıllardır Leyla ile Simgelenen Aşk, Aşk-ı Leylada Yeniden Dile Geliyor.

Ne çok konuşuldu, ne çok yazıldı, ne çok yıpratıldı aşk. Kırdı dallarını heva ve hevesler. Temizlendi şairler aşkla. Arındı kalp taşıyanlar aşkın bağrında. Sultanlar taçlandı. Esirler sıyrıldı prangalardan. Varlık, varlık kazandı. Yokluk borçlandı aşka. 

Yeryüzünde tanımı en çok yapıldığı sanılan kavram aşk… Ama aşkın bir tarifi yok. Tarifine hacet de yok. Bütün tarifler aşk sayesindedir.

Artan ama azalmayan bir kavramdır aşk. Azalmak, çoktan geriye kalandır. Bir tarife sıkıştırılmış olan aşk değil, ancak aşktandır.
Aşk sayesindedir… 


Orijinal İsim: Her Şeyi Allah'tan İste
Yazar: Gazanfer Sanlıtop
Yayınevi: Hayat Yayıncılık
Sayfa: 216
Baskı Yılı: 2015

Her Şeyi Allahtan İste başlığının hakkını vermiş bir kitaptı. İnsanların sınırsız istek ve ihtiyaçlarına kısaca değinmiş olan kitabın asıl amacı istemeyi bilirsek dua ile her kapının açılacağını anlatmak. Dua ederken nasıl bir hal içinde olmalıyız, hurafelere inanmadan direk olarak Allah'tan istemeliyiz gibi güzel konular üzerinde durmuş.

Ayetlerin yanısıra hadislere de yer veriyor. Konuyla ilgili âlimlerin kitaplarından da alıntılar ile kitap okunmaya değer kılınmış. Allahtan usulünce helal şeyleri istersen Allah sana verir'i anlatmayı hedeflemiş ve okurken sıkılmıyor insan.

Allah'ın rızasını iste, sabır iste, her şeyin hayırlısını iste şeklinde başlıkların olduğu kısa yazılardan oluşan bu kitabı okumaktan hiç sıkılmıyorsunuz ama benim tavsiyem yavaş yavaş sindirerek okumak. Gerçekten içerik önemli çünkü. Özellikle günümüzde herkes günden güne depresyona girerken, cinayetler, zina artmışken, kötülükler ortada kol gezerken bu kitabı okumak size öğrendiklerinizden sonra huzuru sunuyor.

ARKA KAPAK

İnsanlara Huzur ve Manevi Şifa Reçetesi Sunacak Muhteşem Bir Kitap.

Nice kere, bir şey istersin verilmez; fakat hemencecik yahut bir zaman sonra ondan daha hayırlısı verilir, ondan hayırlısı verilmek üzere o verilmez, geciktirilir. Nice şeyler vardır ki sen istersin onu; fakat verilse zarar görürsün. Şu halde güzelliği sende kalacak şey istemelisin.

İstek, bir şeye karşı içten gelen yönelme duygusudur; arzudur, dilektir, rağbettir, meyletmektir. O duygunun gerçeğe dönüşmesini sözle ya da gönül diliyle belirlemektir. Ötesi elimizde değildir, Yüce Allaha kalmıştır.

Mademki Yüce Allah her vesileyle "İsteyin!" diyor; bizlere düşen Ondan istemek ve ümitle beklemektir.