RSS

Minnettar - Amy A. Bartol / Yorum (Öngörü #3)


Herkese merhaba

Öngörü serisini okuyan var mı bilmiyorum ama ben ilk kitaba bayılmış ikinci kitabı okuduktan sonra büyük hayal kırıklığı yaşamıştım. Bu kitabı alsam mı diye de çok düşündüm ama seriyi bitirme aşkım sağolsun almaktan başka çare bırakmadı bana. Okuma listemde de başlarda değildi ki kitaba başlayınca büyük hata yaptığımı anladım. Yazar her şeyi bu kitaba saklamış sanki. İkinci kitabı zar zor bitiren ben her fırsatta bu kitabı elime aldım ve tek kelimeyle bayıldım. 

Evie ve Reed aşkı doludizgin devam ederken akla gelmeyen şeyler yaşandı. Hele o çeşit çeşit yaratıkları yazan yazar o hayal gücünden ben de istiyorum. Tek tek tarif edilen yaratıklar sanki okurken gözümün önündeydi. Yani sevmemek elde değil bu kitabı. Evie'nin keşfettiği veya aniden kontrolü dışında ortaya çıkan yetenekleri gerçekten çok iyiydi. Ve ben devam kitaplarında çok daha fazlası olacağına inanıyorum. Bu kitabı okurken de en çok üzüldüğüm karakter Russell oldu. Evet ruh eşi bir şekilde onu seviyor ama onun istediği gibi değil ve ruh eşi başkasına bağlı. Onun açısından zor ama sevindirici şeylerden biri güçlenmesi ve yeni yeteneklerinin ortaya çıkmasıydı bence. 

Browni ve Russell için kendini feda eden Evie oldukça cesur bir karakter. Gerçi cesareti ihtiyaçtan dolayı ortaya çıkıyor ama olsun. Sonuçta kızımız cesur ve sevdiklerini koruma içgüdüsünü kendince doğru kullanıyor. İfrit'in elinden Browni ve Russell'ı kurtarmaya gittiğinde ortaya çıkan Brennus - ki ben ona Evie'nin belalısı diyorum - Evie'yi kurtardı ama Evie için en iyisi Gancanaghlarla kalmak mı tabii ki orası tartışılır. 

Serinin ülkemizde basılmayan 2 kitabı olduğu görülüyor. Devamında neler olacak çok merak ediyorum ama az çok yazarın nasıl ilerleyeceğinin farkındayım. Yabancı Yayınları'ndan tek ricam serilerin devam kitaplarını bizi çok bekletmeden yayınlamaları. Aradaki zaman uzadıkça önceki kitaplar unutuluyor ve okuyucu kendini kopmuş hissediyor. Şöyle sonbaharın başında yeni kitap gelse tadından yenmez bence :) Son olarak ayraçları çok şirin değil mi? :)

Kara Kış Beyaz Düş - Fatma Erdek / Kitap Yorumu


Herkese merhaba

Fotoğraftan anlaşılacağı üzere instagram hesabımın adını değiştirdim bir süre önce. Artık @kitaplarinincisi olarak beni instagramda bulabilirsiniz. Fatma Erdek, benim sevdiğim yazarlardan biri. Şimdiye kadar ilk kitabı dışında tüm kitaplarını okudum ve çok beğendim ama Kara Kış Beyaz Düş çok başkaydı. Fazlasıyla etkiledi beni. 

Zeynep, küçükken babasını kaybetmiştir ve annesi ikinci kez evlenmiştir. Üvey babası Selim, otoriter biridir. Zeynep ve annesine güzel imkanlar sağlamıştır. Annesinin bir anda gelişen hastalığı bu aileyi çok başka bir noktaya taşıyacaktır ve Zeynep'in hayatındaki kötülükler asıl bundan sonra başlayacaktır.

Zeynep, okulunu bitirip hakim olduğunda tayini Narman'a çıkar. Orada tanıştığı Güven'e karşı adlandıramadığı duygular hissederken hiç hesapta yokken hayatına giren Akgül ise ona geçmişini saniye saniye tekrar yaşatacaktır.

Çok yuvarlak bir yorum olduğunun farkındayım ama süslü bir yoruma ihtiyaç duymayan bir roman bu. Az da olsa ayarı kaçırırsam okuyacak olanların tadını kaçırabilir. Fatma Erdek romanlarında en sevdiğim şey herkesin yaşayabileceği ve hatta muhtemelen hali hazırda yaşayanların olduğu konuları sade ve akıcı bir şekilde yazabilmesi. O yüzden de okurken bitmesin istiyorum. Öyle uçuk kaçık konular beklemeyin ama başlayınca bırakamayacağınızın garantisini verebilirim. 

Ben bu romanı geçen seneki kitap fuarından almıştım ve bir türlü başlayamamıştım. Biraz da konusundan dolayı beklettim. Okuyanlar fazlasıyla duygusal olduğunu söylüyordu. Söyledikleri azmış aslında resmen duygusal bir deprem yaratıyor. O yüzden kendinizi iyi hissetmiyorken okumayın bu romanı. Benden tavsiye olsun :) 

The Originals Düşüş - Julie Plec / Kitap Yorumu (The Originals #2)


Herkese merhaba

Maşallah diyeyim bu ara çok güzel okuyorum. Ramazan bana yaradı :) Mayıs ayında aldığım ve okumak için sabırsızlandığım Düşüş'ü de bitirdim. Klaus'u yine üzmüşler ama oluyor mu böyle? İlk kitap zaten fenaydı.

Klaus, hayatının aşkı Vivianne'i kaybetmesinin üzerinden 44 yıl geçmiştir. Onu bir gün bile unutmamış olan Klaus kendisini çatı arasındaki odaya hapsetmiş, sürekli Vivianne'i anımsatan resimler yapmıştır. Ve tam 44 yıldır onu geri getirmenin yolunu aramaktadır. Kurtadamlar ve cadılar artık şehrin içinde yaşamadıkları ve hepsi kökenlere düşman olduğu için Vivianne'i geri getirecek güce sahip bir cadı bulmak da zordur ancak Klaus pes etmemiştir.

Elijah, tabiri caizse şehrin kralı olmuştur. Vampirleri çoğaltmış ve hala ailesini korumaya çabalamaktadır. 44 yıl önce aşkını kaybeden sadece Klaus değildir tabii. Rebekah'da her şeyi geride bırakmayı göze aldığı aşkını özlemektedir. Ancak biraz daha gerçekçi olduğundan yasını tutmuş ve artık yaşama geri dönmüştür. 

Klaus, kardeşlerinden gizli bir cadıyla anlaşır. Bu cadı annesinin ölümünden sonra New Orleans cadılarının lideri olmuş Lily'dir ve kendince şehri ele geçirme planları yapmaktadır. Klaus haberi olmadan ona yardım edecektir. Klaus belki Vivianne'e kavuşacaktır ama kaybedeceklerinin kesinlikle farkında değildir.

Soluksuz okuduğum ve yine Klaus için üzüldüğüm bir kitap oldu. Vivianne için yaptıkları ve en son yapmak zorunda olduğu şey... Ne desem spoiler olacak bu yüzden okuyanların beni anladığını umuyorum. Fazlasıyla akıcıydı her zamanki gibi. Başladım ve bitti gibi bir şey oldu. Seriye başlamadıysanız tavsiye ederim. Hele diziyi izlemiyorsanız bir göz atın. Bence seveceksiniz :) Ne diyor Mikaelson ailesi "Always and Forever". Sevgiyle kalın :*

Serinin ilk kitabı Yükseliş yorumum için TIK.

Sarai - J. A. Redmerski / Kitap Yorumu (Katiller Çetesi #1)


Herkese merhaba

Son günlerde yavaş yavaş kitap okuyorken Sarai'ı çok hızlı bir şekilde okudum. Öyle akıcı öyle heyecanlıydı ki serinin devam kitabını nasıl beklerim bilemiyorum. Yazar yine kalemini konuşturmüş. Hem bu kadar sade hem bu kadar akıcı yazması yazara hayranlığımı katbekat arttırıyor. Ne yazsa okurum dediğim yazarlardan biri Redmerski. 

Biraz konudan bahsedeyim. Sarai, 14 yaşındayken annesi tarafından Javier ismindeki bir uyuşturucu baronuna veriliyor. Tam 9 yılı o adamın yanında geçiriyor. Onun gibi çok fazla kız var ama Sarai en şanslı kız. Çünkü Javier kendi tabiriyle ona aşık. Hiçbir şey Sarai'ın 9 yılını sevmediği bir adamla geçirmek zorunda olduğu gerçeğini değiştirmiyor tabii ki. Diğer kızlardan tek farkı onlar gibi şiddete, tecavüze maruz kalmaması. Tabi zorla tutulduğu bir yerde 9 yıl sevmediği bir adamla birlikte olmaya zorlanmasının tecavüzden pek farkı yok bana göre. 

Sarai böyle bir hayat sürerken nihayet iş görüşmek için kaldıkları eve gelen bir Amerikalı ile ordan kurtulacağını düşünür. Bu Javier tarafından parayla tutulmuş bir katil olsa da umut etmekten başka çaresi yoktur ve biraz zorlansa da kendini gizlice adamın arabasına atmayı başarır. Bu yabancıyla konuştukça kararını sorgulasa da artık yapılacak tek şey adamın kendisini Amerika sınırına götürmesini sağlamaktır. Geri dönmemek için her şeyi yapabilecek durumda olan Sarai için hayat artık çok farklı olacak ve daha önce hiç hissetmediği duyguların olduğunu öğrenecektir.

Burdan sonrası az da olsa spoiler içerebilir.

Victor olmasa bu kitap kesinlikle böyle güzel olmazdı. Daha serinin ilk kitabı olması sebebiyle çok şey açığa çıkmasa da Victor ve Sarai'ın yollarının bir şekilde kesişeceğini ve birlikte olacaklarını düşünüyorum. Victor bu Birlik denen şeye küçücük yaşında nasıl bulaştı gibi onlarca soru var aklımda. Umarım Ephesus bizi çok bekletmeden serinin ikinci kitabını çıkarır. Yeni yorumlarda görüşmek üzere...

Fobi - Wulf Dorn / Kitap Yorumu


Herkese merhaba

Fobi'yi bitirdim. Zaman geçmeden yorumumu yazmak istedim. Öncelikle okuduğum ilk Wulf Dorn kitabıydı Fobi. Fuarda almıştım ancak okumayı sınavdan sonraya bırakmıştım. İyi de oldu. Birkaç arkadaş birlikte okuduk. Böyle oldu mu kitap okumak çok daha güzel çünkü herkes bitirince kitap üstüne konuşmak inanılmaz iyi geliyor.

Neyse konuyu fazla dağıtmadan biraz kitabın konusundan bahsedeyim. Sarah, korkuları sebebiyle işinden ayrılmıştır. 6 yaşında bir oğlu ve mutlu bir evliliği vardır. Evden işini yapmaya devam eder. Tabii korkuları da daima onunladır. Kocasının iş seyahatine çıktığı gece, evlerine kocası olduğunu iddia ederek rahat bir şekilde giren yaralı yüzlü yabancı hayatlarının göründüğünden karışık olduğunu fark etmelerini sağlayacaktır.

Sarah, baştan sona kocasını bulmak ve yaralı yüzlü adamın gerçek olduğunu polislere kanıtlamak için çabaladı. Mark'ın kitapta yer alması güzeldi. Sarah'nın kesinlikle ona destek olacak birine ihtiyacı vardı ve Mark'ın sorunlarının çözülmesi için de Sarah'ya yardım edebilmek önemliydi. Sanırım Mark, yazarın Psikiyatrist kitabının başkarakteriymiş. Onu okumadığım için bu konuda bir şey yazamıyorum malesef ama Mark bu kitabın olmazsa olmazıydı bence. 

Kitabın türü korku-gerilim fakat öyle fazla bir gerilim yoktu. Sadece yaralı yüzlü adamın ne yapmaya çalıştığıyla ilgili bir merak vardı hep. Yazarın yazım tarzına bakacak olursak ki sadece bu kitap için söyleyebilirim, oldukça sade yazmış. Sanırım ben yazarın diğer kitaplarını da okuyunca daha detaylı bir yorum yapabileceğim. Siz Wulf Dorn kitapları hakkında ne düşünüyorsunuz?