RSS

Aralık Bitirme Projesi


Bundan sonra aylık olarak bitirme projelerimi buradan paylaşacağım. Bu ay için biraz geç oldu ancak instagramda aralık başında paylaşmıştım. Hatırlatma yapayım. Instagram kullanıcı adım @masuminciler . Şu an elimde biten ürünler var, muhtemelen bitenler yazısını ocak ortası gibi yazmış olurum :) Gelelim bitirilecek ürünlere:


Avon El ve Vücut Losyonu, alalı uzun zaman oldu, arada sırada kullanıyordum. Yeni ürün keşiflerine geçebilmek için bitirme projesine bunu da dahil ettim.

Cyrene Tonik, ilk zamanlarda kullanıp nedense kenara koyduğum ürün. Alışveriş yaptıkça farklı şeylere başladığımdan bazen sevdiğim ürünler gözden kaçıyor. Neyse ki bitirme projeme bu toniği de dahil ettim ve bitirebileceğim. Ürün yazısı blogda mevcut. Arama kutucuğundan aratabilirsiniz.


Pantene Aqua Light Saçı Ağırlaştırmayan Bakım, uzun zamandır kullanıyorum ama düzenli değil. Bitirme projesine dahil olunca düzenli kullanıma başlamış oldum :)

Hc Hair Care Complex, haftada bir kullandığım bu ürünü son zamanlarda ihmal etmeye başlamıştım. Bitirme projeme dahil ettiğimden beri haftada bir uyguluyorum. Benim için haftada bir yeterli oluyor. Ürün yazısı blogda mevcut. Arama kutucuğuna adını yazıp aratabilirsiniz.

Avon Treselle EDP, alalı uzun bir zaman oldu. Kokusunu seviyorum ama artık bitirme vakti gelmişti.


Bebak Makyaj Temizleme Mendili; bir süredir temizleme sütü kullanıyordum, mendilleri ihmal etmiştim. Mis gibi kokan bu mendiller kurumadan bitsin diye projeye dahil oldu.

Nivea Lipbalm, efsanevi balmlardan. Ben de yıllardır severek kullanıyorum. Elimde çok fazla balm olduğu için bitirme projeme bunu da dahil ettim.

Avon Color Trend Kapatıcı, denemek için almıştım. Ortalama bir ürün. Kapatıcı özelliği çok iyi değil ama çizgilere dolmuyor. İki rengi var. Ben açık rengi kullanıyorum. 

Pastel Ruj - 24 numara, rengini çok beğendiğim, kullanmaya kıyamadığım ruj bu. Baktım kullanmaya kullanmaya bozulacak. Projeye bu ruju da ekledim. Bitince yenisini alacağım :)

Bu ay bitirilecek ürünler bunlar. Siz de benim gibi birden fazla aynı işlevde ürün kullanıyorsanız böyle projeler yaparak o ürünleri bitirebilirsiniz ya da sıraya koyabilirsiniz. Tüketim çılgınlığının üst düzeyde olduğu günümüzde böyle projelerle çöpe giden ürünleri aza indirebiliriz.


Yves Rocher Yüz Ferahlatıcı Sprey


Mayıs ayında aldığım, tüm yaz kullandığım ve halen ferahlamaya ihtiyaç duyduğumda kullandığım bir ürün bu. 

Pembe greyfurt özlerinden oluşan bu spreyin bize vadettiği cildimizi daha taze ve yenilenmiş hissettirmek ki bence vaadini yerine getiriyor. Hafif bir kokusu var, rahatsız etmiyor. Zaten hemen dağılıyor. 

Uygularken yüze belli bir mesafeden sıkmak gerekiyor ve anında ferahlığı hissediyorsunuz. Tüm yaz çantamın vazgeçilmez parçasıydı. Kış oldu diye kullanmayı bıraktım mı hayır. Özellikle ders çalışıp daraldığım anlarda yine bu sprey yardımıma koşuyor. Anında ferahlatıyor. 

Makyaj bazı olarak da kullanabilirsiniz ancak ben ten makyajı fazla tercih etmediğimden buna dikkat etmedim. Benim kullanma amacım tazelenmek, ferahlamak :) 

Son olarak alkol, paraben ve mineral yağ içermiyormuş. Kullanmaktan memnun olduğum bir üründü. Özellikle yaz ayları için stoklamanızı öneririm. Mutlu günler :)


Essence I Love Stage Far Bazı


Herkese merhaba

Bugün bir süredir kullandığım Essence I Love Stage Far Bazı'nı inceleyeceğiz. Yazısını yazmak için biraz bekledim. Fazla uzatmadan bu bazın artıları eksileri neymiş bakalım :)


Sürüş ve uygulama oldukça kolay. Çizgilere dolmuyor. Ben bazı uygularken fırçayı hafifçe göz kapağıma değdirip elimle dağıtıyorum. Biraz bekleyip farımı uyguluyorum. Bazsız göz makyajınız ile bazlı arasında büyük bir fark var. Günlük makyajda gözleri öne çıkarmayı seviyorsanız baz tercih etmenizi öneririm. Hem farın rengini hem de kalıcılığını arttırır.


Böyle koyu bir renkte Essence'in bazı. Buğday tenli olduğumdan rengini sevdim ben. Uygun miktarda sürdüğünüzde el ile kolayca dağıtılıyor. Fazla yoğun sürmenize gerek yok zaten az miktarda ürün yeterli oluyor, oldukça verimli bir ürün.


Üstteki görselde dağıtılmış halini görüyorsunuz. Uyguladığımız far 5-6 saat kadar ciltte yoğun şekilde kalıyor. Daha sonra rengi hafiflemeye başlıyor. Fiyatına göre oldukça iyi olduğunu düşünüyorum. 


Belli belirsiz farları evde tutmadığım için mat ve parlak toz far ile ve bir de krem far ile deneme yaptım. Yıldızlı olanlar far bazı kullanılmış olanlar. Diğerleri sadece far uygulaması olanlar. Görselden ne kadar belli bilmiyorum ama baz uyguladıklarımın hem parlaklığı arttı hem de sabitlenmiş oldu.

Siz de uygun fiyata bir baz arıyorsanız Essence far bazı aklınızda bulunsun. Bursa'da Essence ürünlerini Gratis ve Kaplıkaya Özdilek'te bulabilirsiniz. Mutlu günler.


Avon Pırıltılı Açılıp Kapanabilen Göz Kalemleri


Herkese merhaba

Bugün blogta benim severek kullandığım Avon'un pırıltılı göz kalemlerinin incelemesi var. Bu ayki katalogta indirimde olduklarını görünce bu postun zamanının geldiğini düşündüm. Bendeki renkler: Emerald Glow, Black Ice, Sugar Plum, Twilight Sparkle (son katologta göremedim sanırım bu renk satışta değil artık), Brown Glow (yine bu rengi de katologda göremedim).


Ben hafif pırıltılı olmalarını ve kolay uygulanmasını seviyorum. Takip edenler pratik ürünlere olan zaafımı bilirler. Bu kalemler de pratik. Göz altı veya üstünde kullanılabiliyor. Ben göz altında sıkça kullanıyorum. Günlük makyajıma da abartmadan hafif ışıltılarla renk katıyorum. Üstelik akma sorunu da yaşamıyorum. Hafif dağılmalar olsa da kötü görünecek şekilde dağılma olmuyor.


Günlük makyajın yanında daha kalın çekerek gece malyajımda da kullanıyorum. Işıltı tabii ki gece daha hoş duruyor. Hazır yılbaşı geliyor, yılbaşı makyajınız için bu kalemler aklınızda bulunsun :)


Renkleri inceleyecek olursak, soldan sağa:

1. Emerald Glow, koyu bir yeşil.

2. Black Ice, Siyah, dumanlı görünüm elde etmek için ideal.

3. Sugar Plum, pembemsi bir mor renk, benim favorim kendisi :)

4. Twilight Sparkle, gece mavisi, bu da favorilerimden ikincisi.

5. Brown Glow, kahverengi, açıkçası göz rengime gider diye almıştım bu renk yok diye ama iyi ki almışım, mükemmel duruyor.

Ben en çok 3 ve 4'ü kullanıyorum. Katalogta 4'ü göremeyince üzüldüm. Umarım sonraki katalogta görebiliriz :) Sormak istedikleriniz olursa mail yoluyla ya da sosyal ağlardan bana hızlıca ulaşabilirsiniz :) Mutlu günler.


Locke Lamora'nın Yalanları - Scott Lynch / YORUM (Centilmen Piç #1)


Orijinal İsim: The Lies of Locke Lamora
Yazar: Scott Lynch
Çevirmen: Cihan Karamancı
Yayınevi: İthaki Yayınları
Sayfa: 584
Baskı Yılı: 2014

Locke Lamore, kendini bilmeye başladığından beri hırsızlık yapıyor. Ailesi öldükten sonra Hırsızbaşının çetesine katılıyor ama Hırsızbaşı yaptıklarından korktuğu için Locke'u Gözsüz Rahip'e satıyor. Bundan sonrası Locke için bambaşka bir hayat.

Zor işlerden tereyağından kıl çeker gibi kurtulan Locke, Camorr'un Belası olarak anılıyor. Gözsüz Rahip'in ekibine yani Centilmen Piçler'e katıldıktan sonra her alanda gelişmiş bir Locke çıkıyor karşımıza. 20'li yaşlarındaki Locke, Rahip'in ölümüyle çetenin başına geçiyor. Çetenin başına geçmesiyle ekibiyle birlikte büyük vurgunlar yapıyorlar, provalar, hazırlıklar falan anlatacak kelime bulamıyorum o sahneleri :) Hayat onlar için böylesine güzelken bir gün gizemli bir Gri Kral çıkıyor ortaya. Uğraştığı kişi Centilmen Piçler'in de bağlı olduğu Capa Barsavi. İşte bu noktadan sonra heyecan doruğa çıkıyor. Ne oldu, ne olacak derken bir bakıyorsunuz kitap bitmiş. İkinci kitap ne zaman çıkar acaba derken buluyorsunuz kendinizi :)

Ben kitabın anlatımını aşırı sevdim. İlk anda pek sevemeyecekmişim gibi hissettim ama kısa sürede o his gitti. Yerini merak aldı. Kapak içeriğe çok uygun. İthaki'nin diğer kitapları gibi bunun redaksiyonu da gayet iyiydi. Serinin diğer kitaplarını okumak için sabırsızlanıyorum. Yazarı favori yazarlarıma dahil ettim. Bu roman benden Goodreads'te 5 puan aldı. Sıradan romanlardan sıkılanlara Locke'a bir şans vermelerini tavsiye ediyorum. Mutlu günler.

ARKA KAPAK

"Locke Lamora'nın Yalanları en sevdiğim on kitap arasında bulunuyor. Belki de ilk beştedir. Kitabı okumadıysanız, okumalısınız. Okuduysanız, muhtemelen yeniden okumalısınız…"
-Patrick Rothfuss-

"Canlı, orijinal ve çekici. Muhteşem bir şekilde yazılmış." 
-George R.R. Martin-

"Boğazında kanayan bir kesik olsa ve bir hekim o kesiği dikmeye çalışsa Lamora iğney­le ipliği çalar ve kahkahalar atarak geberip gider. Çocuk… çok fazla çalıyor." Camorr şehri, tarihi boyunca pek çok soysuzluğa, yolsuzluğa, uğursuzluğa, hırsızlığa tanıklık etmiş, büyülü atmosferinde her birini tek tek sindirebilmiştir; Camorr'un Belası'nın ismi şehrin nemli duvarlarında yankılanana dek… Camorr'un Belası'nın yenilmez bir silahşor, usta bir hırsız, duvarlardan geçebilen bir hayalet ve fakirlerin dostu olduğu söylenir. İşte o efsanevi "Bela" narin yapılı, gözü kara ve becerikli Locke Lamora'dır. Locke kimsenin beceremediği bir ustalıkla zenginleri soymasına rağmen, bir başka efsanedeki büyük okçunun aksine çaldıklarından fakirlere tek bir kuruş bile koklatmaz. Locke'un tüm kazancı kendisi ve isimlerinin hakkını fazlasıyla veren hırsızlar çetesi Centilmen Piçler içindir.

Onların sahip olduğu tek ev olan ve her türlü dümen, hile ve numaralarını gerçekleştirdikleri kadim Camorr şehrinin kaprisli ve renkli yeraltı dünyası, içten içe çürümekte ve gizli bir savaş yüzünden parçalanmaktadır. Tek ayak üzerinde onlarca yalan söyleyen Locke ve çetesi, bu büyülü dünyada bu kez tek ayaklarını bile yere basamadan içerisine düştükleri ölüm oyunundan kurtulmak zorundadır. Yarattığı dünya ve kuvvetli kalemi sayesinde Patrick Rothfuss, Brandon Sanderson gibi isimlerle adı sık sık anılan Scott Lynch, çarpıcı romanı Locke Lamora'nın Yalanları'ında bir macera kitabının sürükleyiciliğini, bir fantastik kitabın yaratıcılığıyla birleştirip üzerine George R. R. Martin'in okuyucuyu beklemediği yerden vurmayı başaran anlatımını katıp, bizlere eşsiz bir hayal dünyası sunuyor.


Bir Psikiyatristin Gizli Defteri - Gary Small * Gigi Vorgan / YORUM


Orijinal İsim: The Other Side of the Couch: A Psychiatrist Solves His Most Unusual Cases 
Yazar: Gary Small - Gigi Vorgan
Çevirmen: Duygu Akın
Yayınevi: NTV Yayınları
Sayfa: 336
Baskı Yılı: 2013

İlginç ve okunası bir kitaptı. Bir psikiyatrın acemiliğinden başlayarak 20 yıllık meslek hayatında kendisine en ilginç gelen ve mesleki gelişimine büyük katkısı olan 15 vakayı okuyoruz. Bazı vakalar normale yakın gelirken bazıları yok artık dedirtebiliyor.

Ben sıkılmamak için ağır okumayı tercih ettim. Bazı vakalarda düşünmek için kendime zaman verdim. Çoğu zaman halime şükrettim. Öğretici bir kitap olduğunu düşünüyorum. Son zamanlarda farklı türler okumaya özen gösteriyorum. Bu kitabı okumak da iyi geldi. Sürekli aynı tarz okuyunca insan bir şekilde sıkılıyor. İlgi alanınız olmasa bile okuyun bence, bakış açınızı değiştireceğini düşünüyorum.

Bence en ilginç vakalar hangileri miydi? Gelin bakalım :)

3. vaka / Elimi Tut Lütfen
8. vaka / Delicesine Endişeli
11. vaka / Rüyalardaki Düğün
14. vaka / Aile Bağları
15. vaka / Sahtekar Psikiyatrist

ARKA KAPAK

Gerçek hikâyeler kurgudan çok daha tuhaftır, Dr. Gary Small da bunu gayet iyi biliyor. Psikiyatriyle ve insan beyni üstüne çığır açıcı araştırmalarla geçen otuz yıl içinde Dr. Small pek çok şey görmüş. Şimdi ofisinin kapılarını açmaya ve kariyerinin en gizemli, ilginç ve tuhaf hastalarını anlatmaya hazır.

Bu kitap bir psikiyatristin zihnine ve onun giderek gelişim gösteren mesleki yaşamına yapılan aydınlatıcı bir yolculuk. Aynı zamanda bu branşın ve daha önce görülmemiş, tanısı koyulmamış çeşitli akıl hastalıklarının perde arkasına da bir bakış… Kitabı okurken kendinizi, bizi insan yapan şaşırtıcı tuhaflıklar üstüne düşünürken bulacaksınız.


Sıkça komik, kimi zaman trajik ve daima etkileyici Dr. Small, sizleri kariyeri içinde Boston'un kalabalık acil servis koridorlarından başlayıp ülke elitlerinin multimilyon dolarlık kayak localarına dek uzayan bir geziye çıkarıyor. Bu gezi sırasında birbirinden tuhaf gerçek karakterleri anlatırken, bir yandan da esrarengiz histerik körlükle, penisinin küçüldüğüne inanan bir adamla, gizli sürdürülen çifte hayatlarla ve ürkütücü derecede psikotik romantik arzularla baş ediyor. Akıl hocası kendi hastası olduğunda Dr. Small'un kariyeri ve kişisel hayatı tam bir döngüyü tamamlıyor ve Small'un kimsenin zihinsel araştırmanın ötesinde olmadığını anlamasını sağlıyor; kendisinin bile...


RKBT 2. Gün: Kızkafası - Lafebesi / Yorum ve Çekiliş


Orijinal İsim: Kızkafası
Yazar: Lafebesi
Yayınevi: Olimpos Yayınları
Sayfa: 296
Baskı Yılı: 2014

Herkese merhaba

Turun 2. gününde yorumum ile karşınızdayım. Fazla uzatmadan kitapta neleri beğendim neleri beğenmedim kısmına geçelim.

Kızkafası 22 yaşında hepimiz gibi hayallerinin peşinde koşan biri. Gerçekten koşuyor ama. Bu yolda başına gelecekler umrunda değil. Hedefe kilitlenmiş.

Ailesinin yanından ilk ayrılışı Ankara'ya okumak için gitmesiyle oluyor. İstemediği bir bölüm okuduğu için bitirmeden geri dönüyor ve sınava hazırlık macerası yine başlıyor. Psikoloji okumak isterken bu sefer sınıf öğretmenliğini tutuyor puanı. Kocaeli'de geçecek zorlu 4 yılı da böylece başlıyor.

Evet kitap tam bu noktada başlıyor. Kızkafasının hayatı öğrenme sürecini anlatıyor aslında. Psikoloji okuyamayacağını anladığında hemen yeni bir hedef belirliyor. Oyunculuk. Dengesiz olunur da bu kadar olunur mu diyerek andığım Narcus ile de yolları böyle kesişiyor ve Kızkafasının Narcus takıntısı da başlamış oluyor. Narcus'un onca dengesizliğine rağmen Kızkafası'nın seven ne yapmaz modu beni deli etti. Böyle seveceksen hiç sevme!!!

Bütün arızalar bu kızımızı buluyor. Burda kendimden bir şey buldum diye sevindim. Çünkü benimde arızaları çekme potansiyelim yüksektir ki yakın çevrem bunu hep söyler.

4 yılda kaç ev değiştirdi. Kaç belaya bulaştı sayamadım. Genel olarak çok aksiyonlu sahneler yoktu. Birde kitapta yer alan karakterlere takma isimler verilmiş. Bu hoşuma gitti. Safinazdı, Halkaydı, Nofrosttu baya eğlendim. Argo bir dille yazılmış. Bu açıdan hoşuma gittiğini söyleyemeyeceğim. Çünkü argodan hoşlanmıyorum.

Kapağı ilk gördüğümde daha beğenmiştim. Redakte ortalamanın üstündeydi. Kitaptaki durağanlık beni sıksa da yine de sona kadar bir aksiyon olacak mı merakıyla okudum :) Benim için bu kitap artılarıyla eksileriyle böyleydi. Yeni yazılarda görüşmek üzere.

ARKA KAPAK

Aslında her şey evrenin: 
"Sen isteklerini söyle gerisini bana bırak" demesiyle başlamıştı... 

Ben de bir güzel sıralamıştım isteklerimi... Acaba çok şey mi istedim evrenden? Yoo, çok şey istemedim aslında... Ve böylece düştüm yollara...

Hayallerim, heveslerim, yaşadıklarım, yaşayamadıklarım, sevdiklerim, kızdıklarım, kırdıklarım ve vazgeçtiklerim...

Yazdım; çünkü ben keşkeleri hiç sevmem... Hayallerim, heveslerim, yaşadıklarım, kırdıklarım ve vazgeçtiklerim...

Taşınan bavullar, yapılan çılgınlıklar, karşılıksız aşklar, çekilen otostoplar, yaşanan gelgitler ve daha niceleri...

ÇEKİLİŞ

a Rafflecopter giveaway