RSS

Kırmızı Pazartesi - Gabriel Garcia Marquez / YORUM


Orijinal İsim: Cronica de Una Muerte Anunciada
Yazar: Gabriel Garcia Marquez
Yayınevi: Can Yayınları
Çevirmen: İnci Kut
Sayfa: 111
Baskı Yılı: 2014

Babası Arap olan Santiago Nasar'ın öldürülmesini konu alan bu romanda öldürülme süreci ve nedenleri ayrıntılı olarak işlenmiş. Kısa bir roman olduğundan fazla detay vermek istemiyorum ancak diğer Marquez romanları gibi bu da oldukça ilginçti. İlk sayfada olayı verilip devamında sürecin nasıl işlediği yazılmış.

Yüzyıllık Yalnızlık'tan Albay Aureliano Buendia'nın adının geçmesi hoşuma gitti. Marquez bir şekilde kendi çevresinden esinlendiği şeylerden oluşturmuş romanlarını. Bu romanda da çocukluğunu geçirdiği yerde işlenen bir cinayeti kendi ağzından yazmış. Hatırladığı şeyler dışında o dönemde orda yaşamış kişilerle görüşmüş. "Büyülü Gerçekçilik" akımını bu kitapla tam anlamıyla kavradığımı düşünüyorum.

Angela Vicario ve Bayardo San Roman'ın düğünü ve düğün sonrası sürecin Santiago Nasar'ın ölümüyle ilişkisi, çevrede yaşayanların olaya tepkileri bana çok ilginç geldi. Sırada yazarın en merak ettiğim romanı Kolera Günlerinde Aşk var. Umarım yakın zamanda okuyup yorumlayabilirim.

Yazar Hakkında Kısa Bilgi

Nisan 2014'te aramızdan ayrılan Gabriel Garcia Marquez, büyülü gerçekçilik akımının öncülerindendir. Kolombiyalı yazarın yayınlanmış ilk eseri 1955 yılında basılan Yaprak Fırtınası'dır. 1982'de Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazanmıştır.

Büyülü Gerçekçilik nedir?

Normal ya da gerçekçi kabul edilen sanat akımlarında olmaması gereken sihirli ve mantık dışı öğeleri içeren sanat akımı.

ARKA KAPAK

Kolombiyalı büyük yazar Gabriel García Márquez'in 1981'de yayımlanan yedinci romanı Kırmızı Pazartesi, işleneceğini herkesin bildiği, engel olmak için kimsenin bir şey yapmadığı bir namus cinayetinin öyküsü. Hem Kolombiya'da, hem de yayımlandığı dünyanın dört bir yanındaki pek çok ülkede sarsıcı etkileri olmuş bir roman. Usta yazar, çocukluğunu geçirdiği kasabada yıllar önce yaşanmış bir cinayet olayını aktarıyor. Romanın kahramanı Santiago Nasar'ın öldürüleceği daha ilk satırlardan belli. Kırmızı Pazartesi, yalnızca bir cinayetin arka planını değil, bir halkın ortak davranış biçimlerinin potresini de çiziyor. Böylece, sonuna dek ilgiyle okuyacağınız bu kısa ve ölümsüz roman, bir toplumsal ruhçözümü niteliği de kazanmış oluyor.

*** Bilgi için yararlandığım kaynak Vikipedi. Detaylı incelemeyi ordan yapabilirsiniz.


Beemy Honey Nemlendirici Krem


Kış mevsimine şunun şurasında ne kaldı. Her ne kadar tüm mevsimlerde nemlendirici kullanmamız gerekse de biz sadece sonbahar - kış aylarında düzenli kullanıyoruz. Tüm mevsimlerde cildimiz neme ihtiyaç duyuyor. Özellikle yazın güneşe maruz kalan tenimize muhakkak kullanmalıyız. Şimdi gelelim benim bir süredir kullandığım ve beğendiğim nemlendiriciye.


Beemy Honey nemlendirici krem oldukça merak ettiğim ama çekimser yaklaştığım bir üründü. Sonra bir gün Lila Kutu'da indirimi görünce dayanamayıp aldım. İyi ki almışım. Koku hassasiyeti olanlar rahatsız olabilir belki ama beni rahatsız etmedi hiç, mis gibi bal kokuyor :) Sürerken az miktarda ürün yetiyor. Cilt tarafından çabuk emiliyor. Nemlendirmesi benim için yeterli geldi. Cildim hassas ve karma. Bazı nemlendiriciler kaşıntı falan yapabiliyor bende bunda öyle bir şey yaşamadım. 


Pompalı şişesi de avantajlı. Bir fıs genelde bana yetiyor. Kuru bölgelere daha fazla, normal bölgelere daha az sürüyorum. Kullanımına gelince gündüz ve gece temizlenmiş cilde uygulanıyor. Tüm cilt tipleri kullanabiliyor. Parafin, paraben, silikon, SLS, SLES, PEG, PPG içermiyor ki bu benim için çok önemli. Yakında parabensiz ürünlerle ilgili bir yazı hazırlamak istiyorum. Bilgi toplama aşamasındayım henüz :) Yazımı bitirirken nemlendiriciyi ihmal etmemenizi öneriyorum tekrar. Hoşça kalın.


Kuşlar Öterken - Evie Wyld / YORUM


Orijinal İsim: All the Birds, Singing
Yazar: Evie Wyld
Yayınevi: Yabancı Yayınları
Çeviri: Arzu Altınanıt
Sayfa: 288
Baskı Yılı: 2014

Jake Whyte, geçmişinden kaçabilmek için İngiltere'den aldığı bir çiftlikte koyunları ve köpeğiyle birlikte hemen hemen çevreden izole şekilde yaşayan bir kadındır. O sakin şekilde yaşamını sürdürürken koyunlarının öldürülmeye başlanmasıyla korkuları tetikleniyor. Öldüren canlıdan hiçbir iz bulamıyor.

Sona doğru gizemlerin bir kısmı çözülüyor özellikle Jake'in neden kaçtığını anlıyoruz ancak hala açıklığa kavuşmayan, düşündüren bölümler var. Jake'in kaçtıklarından sadece biri Otto denen yaşlı ve sapkın adam. Okurken karakterden nefret etmeniz garanti. Yaşadığı kötü hayattan kurtulmak isteyen Jake, Otto'nun yanında da huzuru bulamamış hatta daha bile kötü bir hayat yaşamış. Otto'dan kaçışı ve sonrası ise çok gizemli. Kitabın her yanı gizemli aslında öyle diyeyim siz anlayın :)

Ciddi anlamda ilginç olan 3 ödüllü bu roman bölüm bölüm yazılmış. Geçmiş, yakın geçmiş, şimdi gibi karışık bölümler birbirini takip ediyor. Hüzünlü bölümler olsa da gerilimli kısımlar da mevcut. Jake'in hayatını okudukça kötülüklerden kaçarken daha kötülerin eline düşmenin nasıl bir şey olduğunu görüyorsunuz.

Adının hakkını veren bir romandı. Çeşit çeşit kuş ve çeşit çeşit kuş sesiyle donatılmış :) Kuşlar Öterken yorumum bu kadar, başka yorumlarda görüşmek dileğiyle...

ARKA KAPAK

Jake, yağmurun durmaksızın yağdığı, rüzgârın uğuldamasının kesilmediği eski bir çiftlikte köpeği ve koyunlarıyla birlikte yaşamaktadır. Ancak her gece koyunlarından biri saldırıya uğrar. Bunu yapan ormandaki tilkiler midir yoksa gizemli bir yabancı mı? Ayrıca, Jake'in kilometrelerce uzaktan ve yıllarca önceden gelen tekinsiz hikâyesi zamanla gün yüzüne çıkacak mıdır?

Kuşlar Öterken, gizemli geçmişi ve bugünü arasında sıkışıp kalan bir kadının hikâyesini anlatıyor. Asıl soru ise şu: Jake Whyte'ı kim ya da ne izliyor? Londra'da doğup Avustralya'da büyüyen Evie Wyld, 2013'te Granta tarafından en iyi 20 genç yazar arasında gösterildi. Wyld, ikinci romanı Kuşlar Öterken'le prestijli ödüller kazandı. Aynı zamanda bir kitap tutkunu olan yazarın Londra'da küçük bir kitabevi var.


Son Kurtadam - Glen Duncan / YORUM (Son Kurtadam #1)


Orijinal İsim: The Last Werewolf
Yazar: Glen Duncan
Çevirmen: İlbay Kurtoğlu
Yayınevi: İthaki Yayınları
Sayfa: 424
Baskı Yılı: 2014

Jake Marlowe, 200 yaşını aşmış, dünyadaki son kurtadam. Ancak bu durumdan mutlu değil ve sürekli oluş nedenlerini sorguluyor. Ölmenin onun için çok daha iyi olacağı düşüncesini taşıyor. Onu öldürmeye çalışan bir avcı var. Bu avcı DOKET denen gruba bağlı ve Jake'in ölümünün efsanevi olması gerektiğini düşünüyor, kendisi ise büyük bir kahraman olacak. Bu nedenlerle birkaç noktada Jake'e yardım ettiği bile oluyor. Jake ise hiçbirini umursamıyor. Hayatını kurtardığından beri en yakın daha doğrusu tek yakın arkadaşı olan Harley bile onu düşüncelerinden vazgeçiremiyor.

DOKET dışında Jake'in peşinde vampirlerden oluşan bir topluluk da var. Onların amacı ise sağ şekilde Jake'i ele geçirmek. Tabii ki onlarında bazı planları var.

Tüm bunlar devam ederken Jake'in karşısına bir kadın çıkıyor ve bu kadın Jake'te çok fazla değişikliğe yol açıyor. 34 yaşındaki Talulla'dan sonra olaylar oldukça karmaşıklaşıyor ama aynı zamanda da heyecan hep en üst seviyede :)

Sonu kesinlikle beklemediğim gibiydi. Şok oldum. İkinci kitapta neler olabilir diye düşünüp duruyorum. Fazla detay vermek istemiyorum ama Talulla'dan sonra gerçekten tempo yükseliyor. Başlarda biraz sıkıcı geldi bana ama tempo arttıkça merakla okudum. Bu arada arka kapaktaki vampir kitapları hep vardı ama kurtadam romanı sahipsiz kalmıştı yazısına bayıldım :) Düşününce de hak verdim. Her yer vampir kitabı dolu. Neyse konuyu dağıtmadan çeviriyi ve redaksiyonu beğendim. Hafif hatalar vardı tabii ki ama okumayı etkilemedikten sonra çok önemsemiyorum. Romanın kapağı da çok hoştu. Gizemli bir hava katmış. Bugünkü yorumum bu kadar. Şimdilik hoşça kalın.

ARKA KAPAK

Vampir romanı dediğimizde aklımıza hâlâ Dracula gelir, ama kurtadam romanı hep sahipsiz kalmıştı; Jake Marlowe ortaya çıkana kadar… O, zamanımızın bir kahramanı; gerçek bir anti-kahraman! Jake, kurtadamların sonuncusudur. 200 yılı geride bırakan Jake, içkisini elinden, sigarasını da ağzından düşürmeyen, cinsel hayatına düşkün bir kurtadamdır. Artık varoluşuyla ilgili bir krizin eşiğindedir, ancak gizemli bir şekilde, onun hayatıyla ilgili planları olan iki tehlikeli grupla, vampirlerle ve Av'la karşı karşıyadır. Hiç beklemediği bir anda tanıştığı bir kadın Jake'in hayatını altüst edecektir. Ama altüst olan sadece Jake'in hayatı mıdır? İngiliz yazar Glen Duncan, Son Kurtadam serisinin ilk kitabıyla efsaneye yeni, vahşi ve ateşli bir kimlik kazandırıyor. Sadece aksiyonu bol bir filmin erişebileceği bir sürükleyiciliğe sahip olan bu roman, aynı zamanda popüler kültüre, müziğe, edebiyata, sinemaya yapılan göndermelerle süslü. Duncan, nitelikli edebi üslubunu gotik romanın çıplak tekinsizliği ve macera romanlarının basit ama etkileyici anlatımıyla birleştiriyor.


RKBT 1. Gün: Tatlı Sır - Jamie McGuire / Yorum ve Çekiliş


Orijinal İsim: Beautiful Oblivion
Yazar: Jamie McGuire
Yayınevi: Yabancı Yayınları
Çevirmen: Boran Evren
Sayfa: 368
Baskı Yılı: 2014

Turun ilk gününden herkese merhaba. Aylardır beklediğimiz serinin 3. kitabına (Belalı Düğün ara roman olduğundan onu saymadım) nihayet kavuştuk. Fuar bombalarından biri olan bu roman gerçekten de bomba etkisi yaratacak olaylar ile örülmüş :)

Trenton Maddox, Maddox kardeşlerin 2. si. Babasıyla yaşıyor. Dövmecide çalışıyor. Bir sürü dövmesi var. Kaslı, seksi, onu daha da çekici kılan gamzeleri var. 2 yıl önce geçirdiği kazanın etkileri halen sürerken günlük ilişkilerle yaşıyor. Çapkınların kralı olduğunu söylememe gerek yok sanırım :) Aynı liseden mezun olduğu çocukluk aşkı Cami'yi bir akşam barda tek başına otururken görüyor ve oyun başlıyor :)

Camille Camlin, 21 yaşında, üniversitede okuyor. Arkadaşı Reagen ile ayrı bir evde yaşıyorlar. Özgürlük onun için çok önemli. Çocukluğu ve ailesiyle yaşadığı ev onun için yaralarla dolu. Okul dışında Red Door'da barmenlik yapıyor. 3 erkek kardeşi var ve belalara alışık bir kız. Biraz erkeksi kendi tabiriyle erkekler onu seksi bulmuyor. Gizemli bir işi olan ve Californiya'da yaşayan T.J ile 6 aydır devam eden bir ilişkisi var ancak aylarca uzak kalmak ve sevgilisinin yoğun işi sayesinde doğru düzgün konuşup mesajlaşamamaları onları yıpratıyor. Ve bu süreçte Cami'nin hayatına aniden Trent giriyor.

Travis'i okumak keyifliydi ama Trent daha iyi kurgulanmıştı sanki. Hafiften Travis - Abby aşkına da yer verilmişti. Özellikle Travis'in Cami'nin çalıştığı bara gidip ona danışması hoşuma gitti. Aaa bu karakter şu romanda da vardı demek ki bu oymuş gibi şeyler diyerek okudum :) Cami'nin ev arkadaşı Reagen ile ilişkisi güzeldi. Bardaki çalışma arkadaşlarıyla dayanışma içinde olmaları aile gibi kenetlenmeleri güzel düşünülmüş bence. Ordan ayrı bir seri çıkar o derece karakter vardı barda :) Olive ile olan sahneleri çok çok beğendim. Hele konuşması yok mu? Olive, Cami'nin Trent'e değişik bir bakış açısıyla bakmasını sağladı.

Serinin sonraki kitabını aşırı meraklı şekilde beklerken size diyebileceğim tek şey bu kitabın sonunda şok olup kaldığımdır. Cami'nin kararsızlığı ve saçma sapan hareketlerinin esaslı bir sebebi olduğunu öğreniyorsunuz ve hiç beklemediğiniz bir şey bu. Durumu iğrenç bulsam da kurgu için yazarı tebrik etmem lazım. Redaksiyon anlamında bakacak olursak da kötü bir kitap değildi, tek tük hatalar mevcut ama okuma keyfini kaçırmıyor. Kapak için tek diyebileceğim çok uyumlu. Tavus kuşu tüyü ne alaka diyenler varsa kitabı okurken nedenini anlayacaklar. Ayracı da söylemeden geçmeyeyim. Benim hoşuma giden bir ayraçtı. Kapağa ve içeriğe uygun. Benim "Tatlı Sır" yorumum bu kadar. Turun son günü serinin diğer kitapları ile karşınızda olacağım. Mutlu günler :)

ARKA KAPAK

Çocukluk yılları gereğinden fazla erken sona eren, özgür ruhlu Camille "Cami" Camlin, üniversitenin ilk yılından sonra kendi evine çıkmıştı ve hayatını istediği gibi yaşayabilmek için çabalıyordu. Red Door'da çalışmak ve okula gitmek dışında başka bir şeye ayıracak vakti yoktu. Ta ki erkek arkadaşını görmek için çıkacağı seyahat iptal olana kadar... Şimdi önünde, yıllardır ilk defa ne yapacağını bilmediği bomboş bir hafta sonu vardı. 

Trenton Maddox, Eastern State Üniversitesi'nin kralıydı. Arkadaşları onun gibi, kadınlarsa ona sahip olmak istiyorlardı ama trajik bir kazadan sonra hayatı altüst olmuş, okulu yarım bırakmıştı. 

Kazadan on sekiz ay sonra Trenton, dul babasıyla aynı evde yaşayıp yerel bir dövmecide çalışıyor, babasına faturaları ödemesinde yardımcı oluyordu. Tam hayatının normale dönmeye başladığını hissettiği günlerin birinde, Red'de yalnız başına oturan Cami'ye rastladı. 


Gürültücü kardeşleriyle başa çıkmaya alışkın olan Cami, Trenton Maddox'la başlayan yeni arkadaşlığını da idare edebileceğini düşünmüştü. Ama bir Maddox erkeği, âşık olduğunda bu sonsuza dek sürerdi; âşık olduğu kız, altüst olmuş dünyasını tamamen yıkabilecek kişi olsa bile...

ÇEKİLİŞ
a Rafflecopter giveaway


Rehine - Sümeyye Akarçay / YORUM


Orijinal İsim: Rehine
Yazar: Sümeyye Akarçay
Yayınevi: Sokak Kitapları Yayınları
Sayfa: 478
Baskı Yılı: 2012

Geçen ay turunu yaptığımız Aşka Rehin'den önceki kitabın yorumunu ancak yazma fırsatı buldum :) Biraz garip olcak ama seride farklı karakterler anlatıldığından çok sıkıntı olmuyor. Yine de fırsat bulsam bu yorumu önce yayınlamak isterdim. 

Esma Hazne, 20 yaşında, sosyetenin meşhur Asi Gül'ü, varlıklı ve üniversiteye giden bir kız. Holding ile ilgili bir mesele nedeniyle okuldan kaçırılır. Kendisine misafir gibi davranılsa da sakince oturmak ona göre değildir. Kaçış denemesinde ayağını sakatladığında çaresizce beklemekten başka yapacağı bir şey yoktur. Onu kaçırtan Baran ile aralarındaki çekim ise günden güne artmaktadır. Peki bu işin sonu ne olacaktır?

Baran Gökdağ, 30 yaşında, yakışıklı, zengin bir adam. Ailesinden geriye sadece kardeşi Betül kalmış. Bu yüzden de aralarında kuvvetli bir bağ var. Vefa borcunu ödeme amacıyla Esma'yı kaçırtmıştır. Esma'yı o da herkes gibi sosyete kızı olarak tanımaktadır. Ancak geldiği günkü davranışları ona çok başka şeyler söylemektedir. Peki rehine'sine karşı hissettiği bu şey nedir? 

Esma ve Baran'ın zor başlayan ve zor ilerleyen bir ilişkisi var. Rehinesine aşık olan Baran ve kaçıranına aşık olan Esma hem de o güne kadar kimseyi sevmemiş, bol bol can yakmış olan Esma... Betül, Burak, Okan, Tolga bunlar hikayeyi hareketlendirmiş. 

Hikaye güzeldi. Bildiğiniz üzere Sümeyye Akarçay, amatör yazarların ilklerinden biri. Kitabı okurken bu çerçeveden bakmam gerektiğini düşündüm. Redaksiyon kötüydü ama bildiğim kadarıyla yeni baskı Optimum'dan çıkacak. Sanırım yeni baskıyla bu sorun çözülür. Şimdilik benden bu kadar. Mutlu günler :)

ARKA KAPAK

Sosyetenin Asi Gül'ü olarak bilinen Esma Hazne, herkesin dikkatini çekebilecek doğal güzellerdendir.

Hayatının rutin işleriyle uğraştığı bir gün, siyah takım elbise içindeki adamlar tarafından zorla arabaya bindirilerek Türkiye'nin hiç bilmediği bir yöresine götürülecektir. Başına gelenleri bilmeden, gözlerini hiç tanımadığı bir evde, farklı bir hayata açacaktır. Mafya kılığındaki yakışıklı Patron'la tanışınca, asi kalbine söz geçirip ondan nefret edecektir. Ama nefretinin aşkından büyük olduğunu sanırken aşkın daha büyük olduğunu çok geçmeden fark edecektir.
Adam kaçırmadan başının belaya gireceğini bilen ama maalesef yapmak zorunda kalan Baran Gökdağ ise, hayatının bu asi kız ile renkleneceğini tahmin bile edememiştir. Durumunun tadını çıkarmayı amaçlayıp, bu aksi güzele ders vermek için kendince oyun başlatan Baran, ilerleyen zamanlar da avcıyken av olmanın nasıl bir duygu olduğunu öğrenecektir.
Ama unutulan bir Nişanlı, bütün planları mahvedecektir. Aşklarını ne kadar içlerinde yaşasalar o kadar büyük bir girdaba girecek ve en sonunda oyunu Aşk kazanacaktır..! 
Tabi... eski nişanlının başlarına bela olacağını bilmeden...

Tılsımı güçlü olan kolyenin yarattığı aşk dolu maceraya var mısınız?


Oriflame The One Colour Impact Krem Göz Farı


Oriflame The One koleksiyonunun krem farları ile karşınızdayım. Bende mevcut olan 3 renkten bahsedeceğim. Üstteki görseldeki farların renkleri soldan sağa Deep Indigo, Rose Gold ve Petroleum Shine. 


Çekimler flaşsız. Görsel tam renkleri yansıtıyor. Krem far olduğundan sürüş çok kolay. Makyaj için fazla zaman ayıramayanlar varsa veya pratik ürün arıyorsanız bu krem farlar el ile de çok rahat sürülebiliyor. Yine de ben her zaman fırçayı tercih ediyorum :) Renkler gördüğünüz gibi hafif. Görsellerde tek kat uyguladım. Dilerseniz daha yoğun renkler için çift kat sürebilirsiniz.



Deep Indigo koyu bir mavi, Rose Gold, pembeyle ten rengi arasında çok hafif ve hoş bir renk ve Petroleum Shine, grimsi bir siyah. Benim bu farlarda sevdiğim abartısız renkleri oldu. Doğal bir görünümleri var ve hafif ışıltı veriyorlar.  Dağılma ya da bulaşma gibi bir şey olmadı bende. Günlük kullanım için rahatlıkla tercih edilebilir. Yeni yazılarda görüşmek üzere... Mutlu günler :)