RSS

Soma’daki “Toplumsal Dönüşüm Projesi” Onlarla Hayat Buldu!



Soma İçin Bir Olduk:  Çocukların yüzündeki gülümseme her şeye değer...

Allianz Türkiye, sivil toplum örgütleriyle el ele vererek, bölgede etkilenen vatandaşlara ulaşabilmek, onların yaralarını sarmak ve yeni başlangıçlarını desteklemek için Soma’daydı. Soma’da 2014’te gerçekleşen ve ulusumuzu derinden sarsan maden faciasının ardından, Afetlerde Psikososyal Hizmetler Birliği (APHB) ve Bilim Kahramanları Derneği (BKD) ile işbirliği yapılarak “Allianz SomaDA”yı (Soma Dayanışma Ağı) geliştirdi.

Soma faciasından en çok etkilenen yerlerden biri de Kırkağaç. Kırkağaç’ta yaşayan 12 yaşındaki Yiğit, okuldaki 12 arkadaşıyla birlikte bir bilim kahramanı ekibi kurdu. Önce yapamayacaklarından korktular. Çalıştılar, çalıştılar, çalıştılar, bilgisayarda yazılım geliştirip, legodan yaptıkları robotlarına yüklediler. Bu bilim yolculuğu, özgüven ve başarı doğru yeni başlangıçları müjdeliyordu.

Allianz SomaDA”yı kapsamında, BKD ile yapılan işbirliği sayesinde, Soma çevresinde, olaydan etkilenen 6 ilçedeki 16 okulun, Bilim Kahramanları Buluşuyor turnuvasına katılımı sağladı. 34 gönüllü öğretmen, 150’ye yakın öğrencinin oluşturduğu 17 farklı Allianz SomaDA takımını 4 ay boyunca turnuvaya hazırladı. Bu yolla, öğrencilerin normal hayata dönüşü desteklenirken, psikososyal ve kişisel gelişimlerine de katkı sağlanması amaçlandı.
Allianz SomaDA”nın bir ayağı da faciadan etkilenen ailelerin çoğunlukta olduğu Dursunbey’deydi. APHB ile yapılan işbirliği sayesinde, Dursunbey’de bir psikososyal destek merkezi açıldı. Çocuklara, yetişkinlere ve gruplara yönelik üç görüşme odası bulunan Dursunbey Psikososyal Destek Merkezi’nin hizmetleri, merkeze uzak bölgelere de ulaştırıldı.

Bir boomads advertorial içeriğidir.

Gölgeleri Kovala - Lena Diaz / Yorum (Ölüm Oyunları #2)


Orijinal İsim: Simon Says Die
Yazar: Lena Diaz
Çevirmen: Cem Yurttaş
Yayınevi: Eksik Parça Yayınları
Sayfa: 368
Baskı Yılı: 2014
Satın almak için TIK

Herkese merhaba

Lena Diaz'ı turunu yaptığımız Küller ve Anılar romanıyla tanımıştım ve iyi ki tanımışım dediğim yazarlardan biri olmuştu. D&R'ın geçenlerde yaptığı 9.90 TL kampanyasında serinin ilk iki kitabını görünce hemen almıştım. Ve serinin 4. kitabının turu öncesi hızlı bir şekilde okudum :)

Küller ve Anılar'ı okuduğumda nasıl sevdiysem Gölgeleri Kovala'da da aynı şey oldu. Okurken kendimi kaptırınca bir günde bitti kitap :)

Lena'nın kitaplarında en sevdiğim şey yan karakterlerin baskınlığı. Yani bu romanda Madison ve Pierce'ı okuyoruz ama Devlin, Matt, Logan, Braedon, Austin de ağırlıklarını hissettiriyorlar. Matt ve Tessa'nın hikayesini Küller ve Anılar'da okumuştuk. Logan'ın hikayesini ise Ölüm Falı'nda okuduk. Serinin 4. kitabında ise Devlin'i okuyacağız ki oldukça merak konusu benim açımdan :) Seri böyle söyleyince bağlantılı gibi görünüyor ama aslında birbirinden bağımsız ben önce 3. kitabı sonra 2'yi ve en son 1. yi okudum. Hepsini de fazlaca beğendim. Belli bir sırada okuma zorunluluğu yok.

Logan balayındayken kız kardeşi Madison'ı kontrol etmesi için en yakın arkadaşı FBI ajanı Pierce'ı arar ki Pierce ve Madison arasında yakın geçmişte bir aşk yaşanmıştır. Nedensiz yere terk edilmiş olan Pierce ile Madison bu sayede aynı şehirde yaşadıklarını öğrenirler ancak Madison'ın başı derttedir. Bir takipçisi vardır ve polise şikayetlerinde bir sonuca ulaşamamıştır. Kanıtlar her şeyin sorumlusu olarak Madison'ı gösterse de Pierce polislerin aksine ona inanmayı seçer ve olayın aydınlanmasında sorumluluğu üzerine alır. 

Aksiyonun ilk andan itibaren yüksek olduğu bir kitaptı. Evet aşk vardı ama belli olaylar çerçevesinde anlatılıyordu aşk. Lena Diaz bu konuda oldukça başarılı. Hiç sıkılmadan okunabilecek kitaplardan biri olduğu için gönül rahatlığıyla tavsiye edebilirim. Bugünlük benden bu kadar. En kısa sürede Ölüm Falı yorumu da gelecek :)

ARKA KAPAK

Kurtulduğunu düşündüğü geçmişi karanlıkta gizli. Pusuda ve tekrar gün yüzüne çıkmak için doğru anı bekliyor. Çıkmak ve tüm geleceğini yutmak için.

Korku sinsice tüm bedenini sararken yapabileceği tek şey, geçmişinde kaçıp gittiği birine güvenmek. Ona yardım edecek, tüm karmaşayı çözüp söylediklerine inanacak biri. Gelecek ne söylerse söylesin, neyi tehdit ederse etsin, yanından ayrılmayacağına ve onu her zaman seveceğine inandığı biri...

Peki ya geçmiş çözülemeyecek kadar karışıksa?

Olur Böyle B*ktan Şeyler - Rick Springfield / Yorum


Orijinal İsim: Magnificent Vibration
Yazar: Rick Springfield
Çevirmen: Özlem Özarpacı
Yayınevi: Parodi Yayınları
Sayfa: 328

Herkese merhaba

Bugün adıyla hemen ilgimizi çekiveren bu kitabı yorumlayacağım. Konusunu okuyunca belki siz de benim gibi ne biçim bir kitap bu diyeceksiniz. Evet, ben aynen öyle dedim :) Saçma olduğunu düşündüm. Gerçi hala öyle olduğunu düşünüyorum ama verdiği mesajlar nedeniyle saçmalığını göz ardı ediyorum. Muhtemelen yazarın amacı da böyle saçma bir konu üzerinden giderek vermek istediği mesajları insanlara ulaştırmaktı.

Baş karakterimiz Horatio - kendi kullandığı ismi  ile Bob, çünkü annesinin koyduğu ismi hiç sevmiyor - onu defalarca aldattığını öğrendiği eşinden boşanmış ve her şeyini eşine kaptırmıştır. Sorunlu bir çocukluk yaşayan Bob, son darbeyle intihar etmeyi düşünmeye başlar. Bir kitapçıdan çaldığı "Muhteşem Titreşim" isimli bir kişisel gelişim kitabı onu şok eder. Çünkü kitabın ilk sayfasında Tanrı'nın numarası vardır. Hem de kurşun kalemle yazılmış bir numara. Merakına yenilir ve arar. Konuşma yaptığı kişinin ilk anda Tanrı olduğuna inanmaz ama kısa sürede ikna olur. 

Tanrı'nın git pizza ye tavsiyesiyle pizza yiyebileceği bir bara gider ve Alice isimli bir rahibe adayıyla tanışır. Alice rahibe olmak için eğitilmektedir ama aklı karışık olduğundan baş rahibe ona izin verip gerçekten ne istediğini bulmasını söyler. Alice ile konuşan Bob, aynı kitaptan Alice'in aldığını da öğrenir ama onda numara yazmamaktadır. Bar çıkışı önlerini kesen Lexington Vargas, aynı kitaptan onda da olduğunu ve numara yazdığını söyler. Böylece bu üçlü varabilecekleri o noktayı bulmaya çalışırlar.

Kitap oldukça eğlenceli bir dille yazılmış. Aile ilişkileri ile ilgili çarpıcı kısımlar yer alıyor. Boş bir kitap değil kesinlikle. Hızlı okunabilecek bir kitap çünkü bu olay nereye bağlanacak diye ciddi anlamda merak ediyor insan. Mesajları cidden ama cidden çok iyiydi. İnsanların kıymet bilmez hallerini çok güzel anlatmış. Yaşarken çevreye verdiğimiz zarar, bu zararın yakın zamanda nelere yol açacağıyla ilgili sağlam bir mesaj verilmiş. Nasıl desem. Fazla orijinal bir kitaptı. 

Orijinal isimden farklı bir isim konmuş. Ben bu halini beğendim. Zaten içeriğe de uygun bu isim. Redakte oldukça iyiydi. Aynı tür okuyup sıkıldığınız bir zamandaysanız bu kitap size iyi gelecek :)

ARKA KAPAK

"Hey Tanrım! Bir dahaki sefere ben çaldırsam sen beni arar mısın?"

Hayatınızın en berbat günlerini yaşıyorsunuz. Tam olarak dibe vurmuş durumdasınız. Sonra aniden karşınıza bir telefon numarası çıkıyor. Arıyorsunuz. Telefonun diğer ucunda hiç tanımadığınız bir ses: Tanrı'nın sesi. Muhtemelen bunun bir şaka olduğunu düşünüyorsunuz. Ya da belki de delirdiğinizi. Fakat bu ne bir şaka ne de siz keçileri kaçırdınız. Sahi, o numarayı yeniden aramaya cesaret edebilir miydiniz?

"Konuşmamız gerek Tanrım. Aslında bunu çok daha önce yapmamız gerekirdi ama beni ciddiye almadığının farkındayım. Oradan nasıl göründüğü hakkında en ufak bir fikrim yok ama bilmeni isterim ki buradan bakıldığında işler pek de yolunda gitmiyor. Yani dünyayı diyorum. Farkında mısın bilmiyorum ama boka batmış durumdayız. Hey, sana söylüyorum, beni duyuyor musun? Ah hadi ama… Kontör tam da bitecek zamanı buldu. Hey Tanrım, bir dahaki sefere ben çaldırsam sen beni arar mısın?"

"İnanılmaz yaratıcı… Springfield âdeta şöyle diyor: Emniyet kemerlerinizi bağlayın ve uçuşa hazır olun."
-Kirkus Reviews-

"Büyüleyici, etkili, komik; bu kitap, en ilginç hikâyelerin hiç ama hiç beklenmedik yerlerden gelebileceğinin bir kanıtı."
-Booklist-

Kesişen Hayatlar Kafesi - Deborah Smith / Yorum ve Çekiliş


Orijinal İsim: Crossroads Cafe
Yazar: Deborah Smith
Çevirmen: Zeynep Yeşiltuna
Yayınevi: Novella Yayınları
Sayfa: 512
Baskı Yılı: 2015
Kitap Sihirbazı'ndan almak için TIK

Herkese merhaba

Kesişen Hayatlar Kafesi yorumuyla karşınızdayım.

Kitabın kapağında yazdığı gibi "Aşk yolunda kesişen hayatlar, umut etmeyi de bu yolda öğrenir." Hikayemiz de aynen böyle. Cathy ve Thomas'ın yolları kesişiyor ve birbirlerinin yaralarını sarma sürecini okuyoruz.

Cathy, 32 yaşında, ünlü bir aktristir. Güzelliğiyle ün salmış Cathy evlidir ve Los Angeles'ta yaşamaktadır. Her şey rüya gibi giderken arabasıyla kaza yapması ve bu kazada yüzünün sağ yanının yanması onun kabuslarının başlangıcı olur. Hastanede tedavisi sürerken kocası ondan boşanır ve tedavi sonrası Cathy kendini eve kapatır. Hiç arkadaşı ve güveneceği birileri olmayan Cathy, ölmüş büyük annesinin yaşadığı dağ kasabasındaki kuzeninin gönderdiği çöreklerle ve Thomas'ın gönderdiği büyük annesinin evinin ve çevrenin fotoğraflarıyla yalnızlıktan kurtulmaya başlar. Aslında tanımadığı bu insanlar onun yaşama gücünü arttırmaktadırlar ve korkularının üzerine gitmeye niyetli olan Cathy, gizlice o şirin kasabaya doğru yola çıkar.

Thomas, 11 Eylül saldırılarında eşini ve oğlunu kaybetmiştir. Başarılı bir mimarken her şeyi bırakıp umursamaz bir halde kendini yollara vurur. En sonunda o dağ kasabasına geldiğinde orada kalmaya karar verir ve Kesişen Hayatla Kafesi'nin sahibi Delta ile çalışmaya başlar. Oradaki insanları seven ve halka da kendini sevdiren Thomas, Cathy'nin başına gelen kötü olaylardan sonra ona uzaktan da olsa destek olur ve yaşamasını sağlamaya çalışmaya başlar.

Bu iki yaralı kalp Kesişen Hayatlar Kafesi'nde belki de aşkı bulacaktır. Belki de kendi hayatlarının dışında başka hayatlara da iyilikle dokunacaklardır.

Roman uzun bir süre oldukça durgun ilerliyor. Yavaş yavaş olaylar çözülmeye başladıkça keyif almaya başlıyorsunuz. Yan karakterlerin güçlü olması da okumak için başlı başına bir sebep bence. Delta, Delta'nın kocası, çocukları, gelinleri, kasaba halkı, Ivy, Cora hepsi de çok güzel yazılmış karakterlerdi. Ana karakterlere odaklı olsa da dediğim gibi söz sahibi yan karakterler vardı.

Novella'nın her kapağında olduğu gibi bu kapakta da yine bahar esintileri vardı. Ben böyle pembeli kapakları ayrı seviyorum nedense. Benim yorumum bu kadar. Yeni yazılarda görüşmek üzere :)

ARKA KAPAK

Aşk yolunda kesişen hayatlar, umut etmeyi de bu yolda öğrenir.

Hollywood'un parlayan yıldızı, modern zamanların Elizabeth Taylor'ı Cathy Deen'in rüya gibi, ışıltılı hayatı paparazzilerle girdiği bir kovalamacanın ardından yaptığı trafik kazasıyla bir kâbusa dönüşür. Thomas ise New York'ta başarılı bir mimarken, 11 Eylül saldırılarında ailesini kaybetmesiyle hayata küser ve Kuzey Carolina'nın dağlık bölgesindeki şirin bir kasabada inzivaya çekilir. Bu iki yabancının birbirleriyle ve kendileri gibi olanlarla kesişen hayatları onları hiç bilmedikleri, mütevazı bir hayata sürükler. Aşkı, güzelliğin önemini yahut önemsizliğini, kaybetmeyi, pişmanlıkları ve hayata tutunmayı sorguladıkları, umutla dolu yepyeni bir dünya Kesişen Hayatlar Kafesi'nde onları beklemektedir şimdi…

"Kesişen Hayatlar Kafesi sımsıcak, eğlenceli, çok yönlü, duygusal, romantik ve derin… Deborah Smith'in en büyük, en iyi ve en iddialı romanı."
-BelleBooks-

"Hiç ummadık bir vefanın ve yaralı iki insanın hayatta kendi yollarını aramasının baş döndürücü hikâyesi…"
-Publishers Weekly-

"Deborah Smith çağdaş, romantik kurgu geleneğinde unutulmayacak, dokunaklı bir hikâye yaratmış."

-Booklist-

ÇEKİLİŞ
a Rafflecopter giveaway

Kesişen Hayatlar Kafesi - Deborah Smith / Alıntılar ve Çekiliş


Herkese merhaba

Havalar böyle güzel giderken(maşallah diyeyim) keyfinizi daha da yerine getirmek için birbirinden güzel alıntılar hazırladım. Umarım beğenirsiniz. Yarın da yorumumla burada olacağım.








ÇEKİLİŞ
a Rafflecopter giveaway

Gözlerinin Esareti - Jennifer Royce / Yorum


Orijinal İsim: Gözlerinin Esareti
Yazar: Jennifer Royce
Yayınevi: Ephesus Yayınları
Sayfa: 573
Baskı Yılı: 2015
Kitap Sihirbazı'ndan %40 indirimli almak için TIK

Herkese merhaba

Öncelikle belirteyim tarihi aşk romanı çok okumam. Daha önceki birkaç denememde okumamamın daha hayırlı olacağına karar vermiştim :) Ancak Gözlerinin Esareti fırtınasına dayanamayıp okudum. İyi ki okumuşum diyorum. Türkler istese her türün en güzelini yazar arkadaş, bunu bir kez daha görmüş oldum.

Biz hep alışmışız tarihi aşk romanı dedin mi illa yabancı yazar yazacak diye. Öyle bir şey yok. En güzel örneği Jennifer Royce (yazar Türk takma ad kullanıyor). Bu kitap tekrar bu tür kitaplar okuyabileceğimi gösterdi bana.

Fazlasıyla akıcıydı. Karakterler yerli yerindeydi. Göze batan, ne alaka diyebileceğimiz şeyler yoktu. Gerçekten okurken çok keyif aldım. Bu türü sevmiyorsanız bile şans vermenizi öneririm. Bizde de dolu dolu romanlar yazılıyor. İlla ki yabancıların yazması şart değil.

Biraz konusundan bahsedeyim. Keira, annesini erken kaybetmiş, babası tarafından hiç sevilmemiş, yaşadığı kalede hapis hayatına benzer bir hayat yaşayan bir kızdır. Tek isteği birazcık sevilmek ve babasının sevgisini kazanabilmek umuduyla Karanlıklar Lordu Kayran'ı öldürmek istediğini söyler. Savaşın devam ettiği dönemde karşı ülkenin acımasız komutanını gizlice öldürmek için düşmanın yerleştiği bölgeye gider ve hedefinin çadırına sızmayı başarır ancak o andan sonrası onun için pek başarılı olmayacaktır.

Kayran yani asıl adıyla Rafael, çocukken ailesinin öldürülmesiyle bambaşka biri haline gelir. Acımasızlığı ile ün salmıştır ancak bu acımasızlığı sadece savaş meydanında erkeklere karşıdır. Kadın ve çocuklara karşı asla kötülük yapmamaktadır. Ülkesinin kralıyla çocukluk arkadaşıdır ve ülkenin komutanı olmayı genç yaşında başarmıştır. Herkesin adını duyduğunda korktuğu bir kişi haline gelmiştir. Bir gece gizlice çadırına giren kişinin bir kız olduğunu anladığında ve o kızdan etkilendiğini fark ettiğinde onun için de bir umut doğacaktır.

Kitabın ana karakterleri Keira ve Rafael olsa da ben Rodolfo ve Almira'yı da sevdim. Keşke daha çok okuyabilseydik. Öyle çılgın bir kral ve kraliçe bir daha kimbilir ne zaman denk gelecek :)

Kapaktan bahsetmeden geçmek istemiyorum. Kapaktakiler direk Kayran ve Keira dedim kitabı okudukça. O kadar uygun olmuş yani. Böyle romanların ve kapakların devamını bekliyorum. Yazarı da artık sıkı takibe aldım. Yorumu burada bitiriyorum yoksa yazdıkça yazacağım. Mutlu günler :)

ARKA KAPAK

Sevgiye aç bir kadınla… Kalbi buz tutmuş bir adam… Tutkuyu keşfettiklerinde, dönüşü olmayan bir yola girmek zorunda kalırlar...

Küçüklüğünden beri aradığı sevgiyi bulamayan Keira Destina'nın tek bir dileği vardı; kendisini gerçekten sevecek bir kalp. Babası tarafından sürekli hor görülüp, sevgisiz ve korumasız bir hayat süren Keira, şeytanla yaptığı anlaşma sonucu Karanlıklar Lordu'nu öldürmeye kalkıştığında, hayatının altüst olacağından habersizdi. Herkesin, önünde korkuyla titrediği Karanlıklar Lordu tarafından esir alınan genç kız için artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı.

Karanlıklar Lordu Kayran için, bu namı almak hiç de kolay olmamıştı. Katıldığı tüm savaşlardan galibiyetle ayrılmış, düşmanlarının korkulu rüyası haline gelmişti. Karanlık ruhunun bir tek savaş meydanlarında ışığa kavuştuğuna inanan bu adam, bir gece çadırına gizlice sızan, asil ama hırçın bir güzelin ölümcül saldırısından kendisini korumak isterken, onu bekleyen sürprizin farkında değildi. Gözlerine ilk baktığı an, bu kızın tanıdığı tüm kadınlardan farklı olduğunu anlamıştı. Genç kızın öfkesinin ve cazibesinin ateşi Kayran'ın buz tutmuş, karanlıklar içindeki kalbini sarmıştı. Genç adam için artık tek bir gerçek vardı; bu asi güzel ona ait olmalıydı!

Romantik Oyun - Elif Yılmaz / Yorum


Orijinal İsim: Romantik Oyun
Yazar: Elif Yılmaz
Yayınevi: Postiga Yayınları
Sayfa: 311

Selam millet

Fuar sonrası fırsat bulunca nihayet Elif'in kitabını okuyabildim. Sakin kafayla okumak için beklettim bu kadar ama bekletmeden okusam da olurmuş. Her türlü okuturmuş kitap kendini :)

Tina, 17 yaşındadır. Anne ve babası ayrılınca annesi tekrar evlenir ve Tina annesiyle yeni evine taşınır. Üvey ablası da olsa çok sevdiği Sienna ve üvey babası olarak hiç görmediği seviyeli bir ilişki içinde olduğu George ile yaşamaya başlar. O evde mutlu olan Tina, aşk için tercihini doğru kişiyi beklemekten yana kullanmıştır. En yakın arkadaşı Steven ile 8-9 yıllık bir arkadaşlıkları vardır ve ikisi de müziği çok sevmektedir. Eğitimlerini bu alanda yapmayı düşünmektedirler. Bir gün bir aşk filmi izledikleri sırada sahnedeki öpüşen çift ile ilgili açılan muhabbet üzerine bir iddiaya girerler. En romantik kim olacaktır? Bunun için bir puanlama oluştururlar ve 100 puana ilk ulaşan kazanacaktır. Peki bu romantik oyun onları nereye götürecektir. Bu iki samimi arkadaş bu oyunu atlatabilecek midir?

Okurken acayip eğlendiğim bir kitaptı. Yazım dili de çok eğlenceliydi. Sayfa sayısı da insanı sıkacak gibi değildi zaten elime aldım ve bitirip bıraktım :)

Tina oyunlar ile kafası karışmış haldeyken, Steven ise şarkılar ile kendini ifade etmeye çalışırken çok tatlıydı. Zaman zaman hadi biraz cesaret derken buldum kendimi. Bazı kitap karakterleri insanı kendi kendine konuşmaya teşvik edebiliyor. Steven - Tina ikilisi aynen böyleydi. Sürekli kendinize gelin derken buldum kendimi. Sonuç olarak okurken keyif aldığım kitaplar arasındaki yerini aldı Romantik Oyun. Siz de eğlenceli romanlara ihtiyaç duyduğunuz bir dönemdeyseniz Romantik Oyun'a bir şans verebilirsiniz. Pişman olacağınızı sanmıyorum. 

Elif'ten yeni kitaplar beklediğimi burdan bir kez daha yazıyorum ve başarılarının devamını diliyorum. Şimdilik benden bu kadar. Mutlu günler :)

ARKA KAPAK

Aşk... Aşk, benim hastalığımın yan etkisiydi.
Benim esas hastalığımın adı romantizmdi
ve her şey, romantik bir oyunla başlamıştı."
İki arkadaş... Birbirlerini etkilemek için bir oyuna girişirlerse ne olur?
Steven ve Tina için her şey eğlenceli bir oyun olarak başladı.
Tek amaçları oyunu kazanmaktı.
Bu noktaya kadar ortada herhangi bir sorun görünmüyordu.
Sorun, rakibini alt etmeye çalışırken birbirlerinden etkilenmeleriyle başlamıştı.
İyi olan kazansın mottosuyla başlayan bu oyunda biri diğerinden daha iyiydi.
Peki, ilk hangisi aşık olacaktı? Daha doğrusu söz konusu aşksa,
ortada kazanan var mıydı?
Romantik oyun başlasın!
Her şeyi düzelteceğini bilseydim, sana sadece iki kelime söylerdim."