RSS

Serbest Düşüş - Leah Raeder / Yorum


Serbest Düşüş, konusu ve hakkında yapılan yorumlar hoşuma gittiği için aldığım romanlardan biriydi. Yanlış hatırlamıyorsam aralık ayı alışveriş yazılarımda da bahsetmiştim. Merak ettiğim için çok fazla bekletmeden okumak istedim. Sonuç maalesef benim açımdan pek tatmin edici olmadı.

Konusu aslında oldukça klasik. Muhtemelen hemen herkes bu konuyu işleyen en az bir kitap okumuştur. Bir lise öğretmeni ve lise son sınıf öğrencisinin ilişkisi anlatılıyor. Başkarakter kızımız yani Maise, babasını tanımamış, annesiyle de sorunlu bir ilişkisi var. Annesi uyuşturucu satıcılığı da yapıyor ve kendinde olduğu gün pek yok. Çocukluğundan itibaren kötü şartlarda yaşamak zorunda kalmış ve çeşitli tacizlere uğramış olduğundan kendini çevreden soyutlamış. Herhangi bir arkadaşı yok, aşk ilişkisi yaşamıyor, aile sıcaklığını görebildiği bir yer yok ve en önemlisi tüm bunlar onda kendinden çok daha büyük adamlarla takılma isteği veriyor. Bu adamlarla tek gecelik ilişkiler yaşıyor. Yalnızlığını derinden hissettiği bir gece bir lunaparka gidiyor ve bu parkta bir hız trenine biniyor. Hız treninde yanında oturan daha önce hiç görmediği Evan, ona farklı şeyler hissettiriyor. O geceyi Evan'la geçiren Maise'nin kendine kaçacak bir bahane bulması fazla zamanını almıyor. Okul açıldığında ve lise son sınıfa başladığında en çok istediği film çalışmaları dersinin öğretmeni o gece kaçtığı Evan çıktığındaysa şok olmak hiçbir işine yaramıyor. Tabii ki Evan için de geçerli bu.

Malum gece kendisinden kaçan kızın öğrencisi olduğunu anlayan Evan, işi ve duyguları arasında kalıyor ve tercihi Maise'ye bırakıyor. Doğruyu yapmak isteseler de ikilimiz kitabın hiçbir bölümünde doğru davranmıyor. Gizemli Evan'ın sırlarını zaman içinde çözülüyor. Ve Evan-Maise bir yol ayrımına geliyor. Lisenin son senesinde hiç hesapta yokken arkadaş olduğu Wesley ile sorunlu ilişkisi biraz ilgi çekiciydi benim açımdan. Wesley'nin ailesinde, aile olmanın ne demek olduğunu gören Maise, geleceğiyle ilgili kararlar alır. Bir yandan onu umursamayan annesinin mafyaya büyük borcu olduğunu öğrendiğinde üniversite için annesinin yanından ayrılmadan onu bu işten kurtarma planları yapar. Bu kısımlar oldukça farklıydı çünkü 18 yaşında bir kızın yapabileceklerinin üstünde bir şeyler yapan Maise, bir yandan geleceğini kurup kendini kurtarmaya çalışırken, bazı riskler alarak annesini kurtarmaya da çalışıyordu. Belki yazar Maise ve Evan'ın ilişkisi üzerinde bu kadar durmasa bu kitabı çok severek okuduğum kitaplar içine koyardım ama cinsellik içeren sahnelerin aşırılığı kitabı biraz daha alt düzeye indirmişti. Benim açımdan 32 yaşında bir öğretmen ve 18 yaşındaki öğrencisinin aşk ilişkisini okumak yeterince rahatsız ediciydi. Keşke daha farklı olabilseydi. Yine de Maise'nin başarmaya çalıştığı bölümler sebebiyle kitaba 5 üzerinden 3 puan verdim. 

Serbest Düşüş, akıcı olmasına rağmen benim için biraz hayal kırıklığı oldu. Büyük beklenti içine girmeden okumanızı öneririm. Yeni yazılarda görüşmek üzere... Hoşça kalın :D

Takvim Kızı Ocak - Audrey Carlan / Kitap Yorumu

 

Ocak ayı itibarıyla ilk iki kitabıyla raflarda yerini alan Takvim Kızı serisi okuyanlar tarafından oldukça sevildi. Serinin her ay bir kitabı çıkacak ve başkarakter Mia, her ayını bir kişiyle geçirecek. Şimdi böyle yazınca biraz garip geldi biliyorum ama açıklamasını da yapacağım :)

Mia Saunders, küçük yaşlarda annesi tarafından terk edilmiştir. Küçük kız kardeşine kol kanat germeyi de o zaman öğrenmiştir. Kumarbaz bir baba ile büyüyen bu iki kız aile sıcaklığını olması gerektiği gibi yaşayamamıştır. Mia, 24 yaşına kadar 4 başarısız aşk ilişkisi yaşamış olduğundan aşka inancını yitirmiştir. Çünkü her defasında yanlış birine aşık olduğunu zor yollardan öğrenmiştir. Aşka inanmayan bu kızın 4. aşık olduğu adam bir mafya babasıdır ve babası aldığı borcu geri ödeyemediği için mafya tarafından öldüresiye dövülmüştür. Komada kendini bilmeden yatan babasını bu borçtan kurtarmak zorundadır. Çünkü babası borcu ödemezse öldürülecek ve borç iki kız kardeşten alınacaktır. Babasına duyduğu sevgi Mia'yı harekete geçirir. 1 milyon dolar kazanmak için bir yıl vakti vardır ve tek çare teyzesinin eskortluk şirketinde çalışmaya başlamaktır.

Görüşme sonrası işi kabul eden Mia, güzellik uzmanları tarafından yapılan bakımdan sonra hazırdır. Fotoğrafları çekilip siteye eklenir ve ilk ayını geçireceği kişi belli olur. O kişi senaryo yazarı olan, zengin, yakışıklı Wes'tir. İşin kuralları bellidir. Aşık olmak yok, etkinlik vb. yerlerde yanındaki adama eşlik etmek dışında bir ilişki yok. Eğer böyle bir şey olursa şirket sorumluluk kabul etmiyor ancak ek ücret alınıyor falan gibi birkaç detay var. Bir kitapçıkta yazan tüm kuralları okuyup anlayan Mia için kurallar Wes'i gördükten sonra son hız değişiyor. Bir eskorta asla ihtiyaç duymayacak bir adamdan bahsediyoruz sonuçta. Kızımız gördüğü anda etkileniyor. Gerçi karşılıklı bir durum bu.

SPOILER İÇEREBİLİR

Spoiler olmadan yazmak çok mümkün değil ama şunu söyleyebilirim ki kitabın sonu tahmin ettiğiniz gibi gitmiyor. Yani zaman bitince herşeye rağmen Wes'in yanından ayrılıyor. Sonuçta her ay yüz bin dolar kazanacak. Wes, tüm parayı ödemeye hazır olsa da bunu kabul etmeyen kızımız işine devam ediyor. İkinci kitapta neler yaşayacağını merak ediyorum ama içimden bir his 12 ay sonra Wes ile bir şansları olabilir diye düşünüyor. Yani ben öyle olmasını umuyorum :D

SPOILER BİTTİ

Takvim Kızı serisi eğlenceli bir seri olacak. Mia, bakalım bir yılda ne maceralar yaşayacak. Seriye devam etmeyi düşünüyorum. Tek günlük kitaplar zaten. Bunalınca, eğlenceli ve akıcı bir şeyler okumak istediğinizde elinizin altında olsun bence. Cidden insanın havasını değiştiriyor :) Bu ay ikinci kitabı da okuyacağım. Başka yazılarda görüşmek üzere. Şimdilik hoşça kalın.

İpeği İşleyen Kız - Kelli Estes / Yorum


İpeği İşleyen Kız ile ilgili sayfalarca yorum yapabilirim. O kadar etkilendim ki bunu kelimelerle tam ifade edebilecek miyim bilmiyorum. Kitabı, Kitap Meltemi blogu sahibi canım Meltemciğim ile okuduk ve okurken ve bitirdikten sonra uzun uzun konuştuk. Birbirimize spoiler vermemek için çabaladık durduk ve nihayet bitirdiğimizde ikimizin de bayıldığı ortaya çıktı ama ben bu romanı okuyup tam puan vermeyecek biri olduğunu sanmıyorum. Meltem'in İpeği İşleyen Kız yorumu için TIK.

Yazar öyle güzel kurgulamış ki sevmemek gibi bir şey söz konusu değildi. Roman geçmiş ve günümüz şeklinde ilerliyor. Arkadya'nın tipik romanlarından ama yayınevinin hemen hemen tüm kitaplarını okumuş biri olarak bundan daha iyisini okumadığımı söylemek istiyorum. Geçmişi anlatan bölümler 1886 yılından başlıyor. Çinlilerin Amerikalılar tarafından istenmediği yıllar. Çeşitli kötü davranışlar gören bu azınlıklar ülkeden zorla gönderiliyor. Yanlarına bir şeyler almaya vakit bile verilmiyor. En değerli eşyalarını alabilen bu insanlar gemiye bindiriliyor ve Çin'e doğru isteksizce yola çıkıyorlar. Gemideki yolcular içinde Mei Lien, babası ve büyük annesi de var.

Spoiler vermemek adına bundan sonra iç acıtıcı sahneler yaşandığını söyleyip geçeceğim. Gemiden kurtulan Mei Lien, kimsesiz kaldığını fark ettiğinde elinde kalan tek şeye yani onu denizden kurtaran Joseph'e tutunur. Çok zor olacağını bilseler de evlenirler ve bir oğulları olur. Mei Lien'in bir amacı vardır. Bunun için de aklındakini gerçeğe döndürmek için işleme yapmaya başlar.

Günümüze gelecek olursak babasını mutlu etmek adına istemeden de olsa uluslararası işletme okumuş olan ve Starbucks'ın idari kadrosunda çalışmaya başlayacak olan Inara, büyük teyzesi Dahlia'nın ölümüyle kendisine miras bıraktığı malikaneye gider. Amacı burayı satmaktır ancak teyzesinin vasiyeti orayı pansiyona çevirmesi yönündedir. Orcas Adası'ndaki malikanenin kopan merdiveninin altında işlenmiş bir giysi kolu bulduğunda o muhteşem işlemeleri çözme isteğine karşı gelemez.

SPOILER İÇEREBİLİR

O kaftan hikayesi inanılmazdı. Yazarın Mei Lien'i günümüze bağlama şekli daha doğrusu bağladığı kişiler çok tahmin edilebilirdi ama onun dışında bu hikaye muhteşemdi. Mei Lien'in kurtulması için babasının yaptıkları ve büyük annesini son görüşü beni aşırı duygulandırdı. Joseph ile yaşadıkları, oğlundan ayrılışı... Bu kısımları çoğaltmak mümkün. Ciddi anlamda farklı bir romandı.

SPOILER SONU

Hatta kitabın sonuna kadar bolca ağladığımı söylemem gerek. Bir şekilde insanın içine dokunan bir hikayeydi. Gerçeklerden yola çıkılarak yazıldığı için de etkisi güçlüydü diye düşünüyorum. Çünkü her şey kolayca yerine oturuyordu. Kitabın sonunda yazarla yapılan bir röportaja da yer verilmiş. Bu röportajın mutlaka okunması gerek. Romanın yazılma süreciyle ilgili bilgiler vardı. Yazma sürecindeki araştırmalardan, kitaptaki gerçek kişilerden falan bahsediliyordu. Sonuç olarak en etkilendiğim kısım Mei Lien'in hikayesi olsa da günümüzde geçen kısım da kötü değildi. Kalemi kuvvetli bir yazar tanımanın mutluluğuyla kapattım kitabın kapağını. Bundan sonra Kelli Estes ne yazsa okurum. Görüşmek üzere. Hoşça kalın. 

Kızıl Yükseliş - Pierce Brown / Kitap Yorumu (Kızıl İsyan #1)


Kızıl Yükseliş'i geçen yıl kitap fuarından almıştım ve seri tamamlansın diye bekliyordum. Nihayet serinin son kitabı Sabah Yıldızı çıktı. Seri tamamlanınca 2017'yi Kızıl Yükseliş ile açayım dedim. Bitirmem birkaç gün sürdü. Beklentimin yüksekliğinden mi yoksa son dönemdeki distopyaların birbirine benzer olmasından mı kaynaklandı bu durum bilemiyorum ama bir şekilde tahmin ettiğim gibi çıkmadı. Yine de inanılmaz aksiyonlu olduğu için hızlıca okuyabildim ikinci yarıyı.

Darrow, madende cehennemdalgıcı olarak çalışan genç bir çocuk. Henüz 16 yaşında ama o pozisyonda çalışan en genç kişi kendisi. Eşi Eo ile çocukluktan arkadaşlar, büyüdüklerindeyse aşık olmuşlar. Darrow'un evlilik yaşı geldiğinde evlenmişler. Yarı aç yarı tok yaşıyorlar ve bunun sebebi Mars'ı dünyadan gelecek insanlara hazırladıkları için kaynakların sınırlı olması. Kızıl Yükseliş, anlaşıldığı üzere Mars'ta geçen bir roman. Mars'a Darrow'un kuşaklar önceki dedeleri getirilmiş. Dünya yaşanamayacak bir hale geldiğinde Mars insanlar için hazır olacak. Bu yüzden de bütün kızıllar sorgusuz sualsiz çalışıyorlar.

Birçok distopya gibi Kızıl Yükseliş'te de renklere göre ayrılmış insanlar. Kızıllar en alt, Altınlar en üst kademedeler. Arada pembeler, griler vb. renkler ve çeşitli yaratıklar var. Kızıllar için en büyük sürpriz Defne'yi kazanmaktı. Bu madenlerdeki çalışmalara göre verilen normalden fazla yiyecek ve eşya anlamına geliyordu. Eo'nun keşfettiği bir şey, gelişen olaylar sonucu onun ölümüne neden olduğunda ve Darrow'da kendini kaybedip onu öldürmelerini sağladığında olaylar çok farklı yönde gelişiyor. Ares'in Oğulları denen gizli bir grup Darrow'u kurtarıp ona gerçekleri gösteriyor. Gördüklerine inanamayan Darrow'un düşünebildiği tek şey Eo'nun intikamını almak oluyor. Bunun için bir Altın'a dönüşüp onların arasında yaşaması gerekse bile bunu başarıp o isyanı çıkaracağına inanıyor ve bu uğurda kolları sıvayıp hemen işe başlıyor.

Darrow'un bir Altın'a dönüşmesi, daha sonra Altın'ların gittiği enstitüye kabul edilmesi ve ondan sonrası kitabın asıl konusunu oluşturuyordu. Darrow, bambaşka biri oluyordu ve enstitü kesinlikle düşündüğü gibi bir yer değildi. Kitabın bu kısımları muhteşemdi. Biraz Açlık Oyunları'na benzettim ama o tarz bir oyun yoktu burada. Daha farklı bir şeydi. Serinin ikinci kitabı Altın Oğul'un ilkinden kat kat güzel olduğu söyleniyor ama kesinlikle beklentiyi yüksek tutmayacağım. Sonra yaşadığım hayal kırıklığı uzun zaman geçmiyor. Bu ay içinde ikinci kitabı okuyabileceğimi düşünüyorum. Yorumum yine burada olacak. Şimdilik hoşça kalın.

Ben, Malala - Malala Yusufzay & Christina Lamb / Kitap Yorumu


Malala'yı tanıyorsunuz değil mi? Kendi ülkesinde yani Pakistan'da kızların eğitim hakkını savunduğu için Taliban tarafından vurulan kız. Vurulduğunda sadece 15 yaşında bir çocukmuş. Arkadaşlarıyla servise binmiş evine gidiyormuş. Servisi durduran Taliban üyelerinden biri güpegündüz Malala'ya ateş etmiş ve ağır yaralanan Malala hemen hastaneye kaldırılmış. Şu an bunları okurken ne kadar korkunç diye düşünüyorsunuz ama emin olun kitabı okurken bunun kaç katı daha kötü olayları okuyorsunuz, anlatmak pek mümkün değil.

Malala, doğduğu günden başlayarak hayatını, ailesini, ülkesini, Taliban'ı ve Taliban'ın halka zorla yaptırdıklarını anlatıyor. Başarmaya çalıştığı büyük hayallerine rağmen 15 yaşındaki herhangi bir çocuk. Alacakaranlık kitapları okuyor, Bollywood filmleri izliyor ve okula gidiyor. Tek derdi de okula gitmek. Özel okul sahibi eğitimli bir babası olması sebebiyle biraz da olsa diğer kızlardan şanslı bir kız ancak bu şans aynı zamanda ona şanssızlık da getiriyor.

Malala'nın babası, eğitimi savunan, dini sömürenlere kanmamaları için halka sesini duyurmaya çalışan biri. Ülkesinde birçok kuruluşun başkanlığını yapan konuşmalarıyla insanları etkileyen elinden geldiğince herkese yardım etmeye çalışan biri. Pakistan'dayken yaptığı güzel işler sebebiyle bol bol ölüm tehdidi alıyormuş. Malala'da babasının izinden gitmiş ve kızların okula gitmesinin yasaklandığı ülkesinde kız arkadaşlarıyla bunun mücadelesini vermiş. Başarılı da olmuş aslında. Ülkesinde tanınmış, bir simge haline gelmiş.

Yanlarında yakın bir erkek akrabaları olmadan dışarıda gezemeyen, gezecekse de burkasını giymesi gereken kadınların ülkesi Pakistan. Okuma yazma bilmeyen milyonlarca insanın olduğu, darbelerle yönetilen, halkı elindekiyle kıt kanaat geçinmeye çalışan bir ülke. Her şeye rağmen çabalayanlar var ama onları da bir şekilde susturmaya çalışıyorlar Malala örneğinde olduğu gibi.

Malala şu an 19 yaşında bir genç kız ve yaşadığı her şeye rağmen savunduğu şeyleri savunmaya devam ediyor. Bu yaşa kadar yüzlerce tv programına katılarak ve yüzlerce röportaj yaparak kızların eğitim hakkını savunmaya çalışmış, bu yüzden ölümden dönmüş, aylarca hastanede kalmış ama pes etmemiş. Saldırının izleri tamamen geçmeyecek ama o bu genç yaşında adını tarihe yazdırmayı başardı. 2013'te yazar Christina Lamb ile ortaklaşa bu kitabı yazdı. 2014'te Nobel Barış Ödülü'nü alarak bu ödülü alan en genç kişi olma ünvanını aldı. Ülkesinden ve dünyadan onlarca ödül aldı ve muhtemelen almaya devam edecek. Kurduğu Malala Vakfı'na gelen bağışlar sayesinde eğitime destek vermeye devam ediyor, ihtiyacı olan ülkelerde okullar yaptırıyor. Şu an ailesiyle birlikte, tedavi için götürüldüğü İngiltere'de yaşıyor. Tek dileği de bir gün ülkesine dönebilmek.

Ben kitabı D&R'daki bir 9.90 tl kampanyasından almıştım. 1 yıldan fazla oldu. Keşke daha önce okusaymışım. Herkese tavsiye edebileceğim bir kitaptı. Kesinlikle okunmalı. Malala'nın hikayesini okurken aynı zamanda başka bir kültürü tanıma imkanı da buluyor insan. Benim için kitabın tek sıkıntısı vardı. O da çeviriden kaynaklı olduğunu düşündüğüm bir sıkıntıydı. Cümleler çoğunlukla net değildi. Keşke güzel bir düzelti yapılsaydı da dikkat dağıtıcı şeyler olmasaydı.