2 Kişiye Kitap Hediye


Herkese merhaba

Uzun zamandır blogta çekiliş yapmamıştım. Elimde ikişer tane olan bazı kitaplar vardı. Birer tanelerini hediye etmek istedim. Hoşunuza gidecek kitaplar olduğunu düşünüyorum.

1 kişiye Aslıhan Akagöz'ün Senden Bebek Bekliyorum kitabını, 1 kişiye Burcu Bahtiyar'ın Ünlü Aşk kitabını hediye ediyorum.

Katılım şartı yok bu yazıya mail adresinizi belirterek yorum yazmak yeterli ancak ek çekiliş hakkı isteyenler için birkaç madde belirledim. Yorumunuzda hangi maddeleri tamamladığınızı belirtin ama :)

- Blogu GFC(Google Friend Connect) ile takip etmek.
- Instagram'dan @masuminciler i takibe almak.
- Masum İnciler facebook sayfasını beğenmek.

Gerekli linkleri sağ tarafta bulabilirsiniz. Çekiliş 7 Haziran gecesi sona erecektir. Kargo ücreti bana aittir. PTT Kargo ile gönderim yapacağım. Türkiye'den yapılan tüm katılımlar geçerlidir. Herkese bol şans :)

KAZANANLAR:

Nuriye Kaymaz - Senden Bebek İstiyorum
Neşe Utku - Ünlü Aşk(adres bilgilerini göndermediği için hakkı geçmiştir)

Tebrikler. İletişim bilgilerinizi mail olarak bekliyorum. Şimdiden keyifli okumalar :)

Aubrey Güneş Koruma Kremi SPF 30


Herkese merhaba

Güneş kremlerine devam ediyoruz :) Bugünkü konuğumuz Aubrey güneş kremi :)

Açık hava meraklıları, doğa tutkunları ve yüzücüler için ideal olduğu söylenen bu krem 40 dakika suyu geçirmeme özelliğine sahipmiş. Kukui ve macadamia fındık yağı gibi cilt nemlendiricileri içeriyor. Markanın tüm ürünleri gibi bu güneş kremi de organik. 

Çinko oksit içeriyor ve bu zararlı UVA / UVB ışınlarına karşı cildi koruyor. Yine içerdiği Jojoba Yağı ve Shea Yağı cildi nemlendirip pürüzsüz bir hale getiriyor.


Söylendiği gibi tropik, çok hoş bir kokusu var. Kokusuna bayılıyorum ki normalde kokulara karşı pek iyi şeyler düşünmem :) Yapısı oldukça iyi, ağır bir krem değil.

Güneşe çıkmadan 15 dakika önce sürülüyor. Sürdükten 2 saat sonra, 40 dakika yüzdükten sonra veya terledikten sonra kurulanıp tekrarlanabiliyor. 40 dakika suyu geçirmeme özelliğiyle ilgili şu an bir şey diyemiyorum. Bu yaz deneyip bu yazıyı güncellerim :)

118 ml. lik tüp şeklinde bir ambalajı var. Fiyatı 80 TL. Sanırım sadece internet üzerinden alabiliyorsunuz.

Güneş kremi alırken cilt tipinize uygun seçim yapmaya gayret gösterin. Çünkü cilt tipine göre farklı tepkiler oluşabiliyor. Benim cildim kuru - normal olduğundan deneyimlerim de kuru - normal ciltler için geçerlidir.

Güneş kremlerinde bir kere sürdüm mü tüm gün idare ederim gibi bir şey yok. Zararlı ışınlardan korunmak için genelde 2 saatte bir yenilenmesini öneriyor uzmanlar. Bir de lütfen açtıktan 1 yıl sonra aynı kremi kullanmaya devam etmeyin, özellikle saklama şartlarına uymadıysanız.

Yakında Aubrey güneş sonrası kreminin yazısını da yazacağım. Yeni yazılarda görüşmek üzere :)

Sen - Selvi Atıcı / Karakter Söyleşisi


Herkese merhaba

Sü, Demir, Çelik ve Timuçin Bey ile kısa bir söyleşi yaptık. Umarım keyifle okursunuz :)

SÜHEYLA

- İntikam için çıktığın bu yolda aşkı bulacağın hiç aklına gelir miydi?

* Böyle bir çabam hiç olmamıştı. Kaldı ki tüm benliğimle tek bir hedefe kilitlenmişken; aşk varlığından haberdar olmadığım üç harfti… En azından o anlarda!

- Demir ile ilk karşılaşmanız ve sonrasında yaşananlar pek hoş değildi ama onu ilk gördüğünde neler hissetmiştin?

* Öfke! Sanırım bilinçaltımız ya da belki de hislerimizin kuvvetli olan, ama bizim algılamakta hızlı davranamadığımız bir parçası neler olacağını biliyor ve tepkimizi ortaya koyuyordu. Adamın takındığı sinir bozucu tavrı da unutmamak lazım! 

- Demir'in cüzdanını karıştırırken yakalandığında Demir'in teklif ettiği şey sana neler düşündürdü? 

* Soğuk ve sıcak hissettirdi. Sanırım bedenim onu benden önce istemişti! 

- İstanbul'da geceleri tehlikenin kol gezdiği yerlerde olmanın seni ürküttüğü zamanlar oldu mu? 

* Elbette! Kimi zaman böyle gecelerin birinde bir hiç uğruna öleceğimi bile düşündüğüm anlar oldu. 

DEMİR

- Süheyla ile tanıştığınızda pek iç açıcı konuşmalar olmamıştı aranızda. Peki, onu görünce neler hissettin?

* İlk gördüğüm anda o kadar sıkıcı gelmişti ki oflamamak için kendimi güç tutmuştum! Tabii çenesini açana kadar… Sonrasında berduş ruhumun kıpırdandığını hissettim. Derin bir uykudan uyandığımı…

- Sü'yü bir matruşkaya benzettin. Bizim de hoşumuza gitti açıkçası. Peki, matruşka yerine farklı bir şey söyleyecek olsaydın bu kelime ne olurdu?

* Çok düşündüm ama inanın bulamadım. Sadece kısacık bir an… Sürpriz yumurta olarak düşünmüş olabilirim. 

- Süheyla'ya intikam alması için yardım teklif ederken aklından neler geçiyordu? Ona karşı hislerin ne alemdeydi?

* Serseri biri gibi davranıyor olsam da aslında çoğu durumda vicdanımın yönlendirdiği bir insanım. Birinin haklı olduğunu düşünüyorsam bu kişi kim olursa olsun yardım ederdim. Ama Sü’ye gelince… O koca bir mıknatısken yapabileceğim tek şey ona yapışmaktı. Ve belki de daha o anda kaybetme korkusu bünyeme yerleşmişti. 

- Abinin ilgisinden sıkılmış gibisin ama senin iyiliğin için olduğunun farkındasın. Abin olmasaydı şu an nasıl biri olurdun?

* Abim olmasaydı, olmazdım!

ÇELİK

- Süheyla ile karşı karşıya geldiğinde olanlardan sonra onun hakkında neler düşündün ve söylediklerine pişman oldun mu?

* Kesinlikle oldum. Ondan hâlâ hoşlanmıyor olabilirim. Ama hayattaki duruşu örnek alınacak ve hayranlık duyulacak biri olduğunu kabul etmek gerekir… Kardeşimi hayata döndürdüğü gerçeği ise ona derin bir saygı duymama sebep oluyor. 

- Berrak ile ilgili düşüncelerinde bir değişiklik var mı? Kız senden kesinlikle hoşlanıyor :)

* Üzülerek söylemeliyim ki; hayır! Kesinlikle tatlı, sempatik ve iyi biri ama daha iyi bir hayatı hak ediyor! Ayrıca çok sevmedikçe hayatımı biriyle birleştirmek gibi bir niyetim yok. 

- Şu anda düşündüğünde Süheyla kardeşin için uygun biri gibi geliyor mu?

* Benim uygun görüp görmemem önemli değil aslında. Onlar tamamen farklı iki karakter, ama bir şekilde birbirlerini tamamlıyorlar. Sanırım iki insan birbirine ancak bu kadar uygun olabilirdi!

TİMUÇİN

- İkinci baharınız nasıl gidiyor? 

* Tek kelime ile harika!

- Yıllar sonra gençlik aşkına kavuşmak nasıl bir duygu?

* Bu tarif etmekte zorlanacağım bir duygu! Yıllar sonra gözlerine bakabilmenin, yanında uyanabilmenin, varlığını hissedebilmenin bir tarifi olamaz! Kimi zaman yaşlı kalbimin bu mutluluğu kaldıramayacağından korkmuyor değilim. Ama gözlerimi sonsuzluğa kapadığımda yanımda olacağını bilmek; ölümü bile sempatik kılıyor…

- Süheyla'nın tepkisinden çekindiniz mi yoksa onun onay vereceğine emin miydiniz?

* Kesinlikle! Süheyla bu, nerede nasıl davranacağı öngörülemez bir insan… Beni kıvrandıracağını düşünürken o, annesini ikna etmeye kalktı. İtiraf etmeliyim o anda yaşadığım şokla bir kalp krizi daha geçireceğimi düşünmüştüm!

Sen - Selvi Atıcı / Kitap Yorumu


Yeni turumuzun ilk gününde Sen'i yorumlayacağım. Yazarın hiçbir hikayesini kitap olmadan önce okumamıştım. O yüzden Süheyla ve Demir ile ilk tanışmam bu kitap ile oldu. Fazla uzatmadan yoruma geçmek istiyorum.

Sen, Selvi Atıcı'nın okuduğum 2. romanı. Kimliksiz yorumumu okuyan olduysa Deryal'i bir sahneden ötürü ekipçe affetmeyeceğimizi yazmıştık. Öyle bir etkili yazış tarzı var yani yazarın. Sen'i okurken de aynı şeyi düşündüm. Süheyla gibi bir karakter yazmak kolay olmasa gerek. Nasıl diyeyim ayrıntılı bir karakter Süheyla. Sıradışı biri. Nefretini de sevgisini de öyle farklı hissettiriyor ki, Demir daha basit kalıyor Süheyla'nın yanında. Baskın bir kadın karakter okuyoruz kısaca.

Süheyla yani Sü, 28 yaşında, İzmir'de yaşayan, dövüş sanatları eğitmeni olan ve kendi salonunda ders veren genç bir kızdır. Kardeşi Umur ve annesiyle sakin bir yaşamı vardır. Fazlaca bir güzelliği olmayan Süheyla aynı zamanda nişanlıdır. Hamile olduğunu fark etmesinin ardından nişanlısının asıl niyetini ve aldatıldığını öğrenir. Bebeği aldırdığı gün eve geldiğinde banyoda intihar etmiş kardeşini bulur ve Süheyla'nın bu şüpheli durumun peşini bırakmaya niyeti yoktur.

Demir, 32 yaşında, zengin bir adamdır. Abisi dışında tüm ailesini kaybetmiştir. Geçmişinde onu sarsan ve kadınlardan uzak durmaya yemin ettiği kötü bir olay yaşamıştır. Terziye takım diktirmek için gittiğinde onunla ilgilenen kadın ilk andan Demir'in ilgisini çekmiştir ama kadın aşırı derecede gizemlidir. Bir de Süheyla'yı cüzdanını karıştırırken yakalayınca ona bir teklif sunar. Başta eğlenceli gelen bu oyun ona nelere mal olacaktır.

Sü ve Demir'in hikayesini tadını kaçırmadan nasıl anlatırım bilemiyorum. Elinde muştası, dövüş sanatlarında ustalaşmış, her şeye verilecek zekice bir cevabı olan bir kadın düşünün. İşte o Sü :) Eliyle yapamadığını diliyle yapıyor. Demir, Süheyla'nın intikam planını öğrendiğinde ona yardım etmekten başka şansı yoktur. Çünkü o kadın, kafasına koyduğunu kesinlikle yapacak cinsten biridir. 

Kitap ayrı güzel ayraç ayrı güzel. Evet takip edenler bilir. Muşta şeklinde bir ayraç var. Matruşka ayrıntılarını unutmamalı :)

Son olarak Sen, Kayıp Şehir serisine ait bir kitap değil. Ayrı bir kitap. Benim yorumum bu kadar. Yeni yazılarda görüşmek üzere. Çekiliş için RKBT facebook sayfamıza bakmayı unutmayın.

ARKA KAPAK

Kardeşinin intikamını almak için çıktığın yolda aşkla karşılaşırsan…

Hiçbir şey göründüğü gibi değildir, bilirsiniz. Üstelik bahsi geçen bir kadın ise, asla! Dövüş sanatları uzmanı olan Süheyla, kardeşinin intikamını almak için çıktığı yolculukta kalbini tam bir baş belasına kaptırdı. Ruhu intikam ateşiyle yanıp tutuşurken kalbi aşk ateşiyle kavruldu…

Süheyla'nın adı, 'iyi huylu, sakin' anlamına gelir ancak aldanmayın, yol boyunca elinde muştasıyla aşk ve intikam duygularıyla örülmüş ince bir ip üzerinde ustalıkla yürüyecek gerçek bir kahramandır aslında. O zeki, yumrukları kadar dili de sert bir kadındır. Romanda Demir'le de tanışacaksınız. Aşkın muhatabıdır kendisi. Süheyla'nın intikam mücadelesinde en büyük yardımcısı olacaktır.

30 Yaşındaysanız Hayat Gerçekten Zor - Burçin Çelik / Kitap Yorumu


Herkese merhaba

Sevgili Burçin'in ikinci kitabını biraz geç olsa da okudum. Öncelikle çok eğlendiğimi söylemek istiyorum. O karakterler, o sahneler nereden çıktı, nasıl yazıldı :) Hele Pericik, yılın en tatlı karakteri seçtim ben onu :)

Nazlı, 30'lu yaşlara adım atmıştır ve üstüne kocasını kendi evlerinde kendi yataklarında başka bir kadınla yakalamıştır. 9 yıllık kocasından boşanır boşanmaz, pastanesinde ve kendinde birtakım yeniliklere gitmiştir. En önemli kararı da evlenmek için bıraktığı okuluna dönmek olmuştur. İşin ilginç kısımları da burada başlıyor. Çünkü 20'lerin başında olan öğrencilere karşı 30'a basmış olan Nazlı. Peki okulun onca yıl sonra ona kazandırdığı ne mi oluyor işte en büyük eğlence o zaten :)

Kitapla ilgili detaya girmeyeceğim. Çünkü ne söylesem okumayanlar için spoiler olacak. Okurken kahkaha atacağınız, Peri'nin sahnelerini okurken onu yemek isteyeceğiniz ve tabii Barış Hoca'yı okurken vay be böyle hocalar var mı diyeceğiniz bir kitap bu.

Kadın ruhuna ışık tutmuş Burçin kitabı yazarken. Aslında kadınları anlamak oldukça kolay, anlaşılmaz olan erkekler. Sen Nazlı gibi kızı git aldat, bir de üstüne tekrar evlenirken düğününe çağır. Spoiler olmayacak dedim ama bu sayılmaz. Bu minicik bir sahne :)

Kapağı bile beni oku diyen bir kitap. Sinirlerin gergin olduğu bu sıcak günlerde gevşemenize yardım edeceğini düşünüyorum. Eğer eğlenceli kitaplar arayışı içindeyseniz muhakkak okuyun derim.

Burçin'e de buradan seslenmek istiyorum. Sen bu türe devam et canım. Ben çok sevdim ve takip ettiğim kadarıyla herkes benimle aynı fikirde. Aynen devam :)

ARKA KAPAK

Yirminin coşkusu, yirmi ikinin neşesi, yirmi yedinin sempatisi… Ama otuz! Otuz yani… Hani otuzdan sonrasıydı çabucak geçen, ben yirmilerin nasıl geçtiğini anlayamadım ki daha! Tüm hemcinslerim yaşıyor mu bu buhranı, yoksa yalnız ben miyim dehşete kapılan? Daha otuz yaşımın güzelliğine adapte olamadan hayatın benim için sürprizler hazırladığından haberim yoktu tabi…

Ah, seslerinizi duyar gibiyim; ne mi oldu? Çok sevgili odun kocam olaylara dâhil oldu desem bir şeyler çağrışır mı acaba? Peki ya, yardımcı kadın oyuncu rolünü çakma bir sarışına vermiş desem, şimdi yandı mı ampuller! Durun durun, paniğe mahal yok! Hikâyesi tam da aldatıldığı noktada başlayan bir kadın düşünün. Hovardalığın sınırlarında ısrarla gezinen kocasını bir çırpıda boşayan; hamur açarak kendine antidepresan tedavisi uygulayan; otuzunda, bıraktığı okuluna dönecek kadar gözü kara; az biraz çatlak; iç sesinin çenesi düşük mü düşük bir Havva kızı…

Düşündünüz mü? Kim mi o? Bendeniz Nazlı! Tam bu noktada hayallerinizin vücut bulmuş hali olan bir hoca düşünün. O ki; okulda hoca, kızına baba, banaysa kocaman bir çikolatalı pasta! Ya da yok yok, onu düşünmeyin! O kısım bana kalsın. Laf aramızda ben kıskanç bir kadınım! Siz bunun yerine büyümüş de küçülüvermiş, lafı cebinde, elleri belinde, mini minnacık bir Peri kızı ekleyiverin bu hikâyeye. Tadımızdan yenmez olduk değil mi! Bence de! Gerisi… Gerisi sayfalarda! Hadi kulak kabartın da bir parça dertleşiverelim!

Vivatinell Enjoy Güneş Kremi SPF 50+


Herkese merhaba

Bir süredir kullandığım güneş kremlerini ve güneş sonrası ürünlerini yazmayı düşünüyordum. Yaza adım adım yaklaştığımız bugünlerde tavsiye niteliğinde olur diye düşündüm. Bu hafta elimdeki güneş kremleri ve güneş sonrası ürünlerini yazmaya çalışacağım. Bugünse blogta Vivatinell Enjoy güneş kremi var.

Vivatinell Enjoy Güneş Kremi, koruma faktörü yüksek olan bir krem. Suya çok dayanıklı olduğu söylenen bu kremin suda dayanıklılığı hakkında bir şey diyemeyeceğim. Bu yaz dayanıklılığına bakıp bu yazıyı güncellerim :)

Paraben içermediğini belirtmek gerek diye düşünüyorum. Kısaca içeriğine de bakalım. Cilt besleyiciler panthenol (vitamin B5), niasinamid (vitamin B3), vitamin E, Vitamin C, fitantriol, allantoin soya ve jojoba yağları ile cilde bakım yaparak cildi beslediği, nemlendirdiği ve yatıştırdığı söyleniyor. Aynı zamanda dermatolojik olarak test edilmiş bir krem. 

Temiz ve kuru cilde bol miktarda, güneşe çıkmadan 20 dakika önce uygulanması tavsiye ediliyor. Doğru kullanılırsa 80 dakika suya dayanıyormuş. Aynı zamanda 8 saat boyunca güneş yanığına karşı yeterli SPF koruması sağlıyormuş (ne yazık ki 8 saat boyunca koruma sağlamıyor, bildiğin yanıyorsun tazelemezsen). Güneş lekelerinin oluşumunu engelliyormuş.


Günde bir kez temiz cilde uygulamak yetiyor deniyor ama birkaç saatte bir yenilemekte fayda var diye düşünüyorum.

150 ml. lik tüp şeklinde ambalaja sahip. Fiyatı satışta olduğu siteye göre değişiyor. 45-65 tl arası diyebilirim. Bitince bu kremi tekrar alır mıyım? İndirimde denk gelirsem alırım muhtemelen. Çünkü yapısını falan sevdim. Yağlı bir his oluşmuyor sürünce. Malum çıldırtıcı sıcaklarda yapış yapış yapan her şeyden kaçınıyoruz. Kısaca özetlemek gerekirse diğer kremlerden ekstra bir farkı yok ama yapısı bu kremi öne çıkarıyor.

Son olarak kreminiz bitmemişse bile kullanmaya başlamanızın üzerinden 1 yıl geçtiyse atmanızı ve yeni krem almanızı öneririm. Mutlu günler :)

Essence Artık Renkli Dükkan'da


Herkese merhaba

Geçenlerde Essence tarafından böyle güzel bir paket ulaştı bana. Bir düğüne gitmek için hazırlanırken BB kremim eskidi mi, sürsem mi sürmesem mi derdindeyken bu paketin gelmesini bir mesaj olarak algıladım ve hemen o gün BB kremi denedim. Yakında detaylı olarak blogta yazarım yine ama o gün kullandığımda çok memnun kalmıştım. Birkaç deneme daha yaptıktan sonra dediğim gibi yazısını yazacağım.

Essence biliyorsunuz ki uygun fiyatlarıyla her bütçeye hitap eden bir kozmetik firması ama ürünleri bulmakta sıkıntı çeken çok kişi vardı ki bu konuyla ilgili bol bol soru geliyordu her Essence paylaşımımda. Neyse ki geçen yıl Bursa'da Gratis'in açılmasıyla bu sorunu az da olsa halletmiş olduk Bursalılar olarak. Yine de aradığımız her ürünü bulamama sorunumuz devam ediyordu. O yüzden Renkli Dükkan'ın açılması herkes gibi beni de sevindirdi. Artık tüm ürünlere bir tık uzaktayız.

Renkli Dükkan'dan yapacağımız alışverişlerde 40 TL ve üzeri alışverişte kargo ücreti ödemeyecekmişiz. Bu konuda da limiti oldukça güzel bulduğumu söylemek istiyorum. 

Pakette yer alan ürünlere de kısaca değinmek istiyorum.


Henüz üstteki üç ürünü deneme imkanım olmadı. Parlatıcı çok hoş görünüyor ama dimi :)


Bu minik törpülere bayıldım. 6 tane minik törpü var kutunun içinde.


BB kremle ilgili yazacaklarımı yazının başında yazmıştım zaten. İlk izlenimim olumlu yönde. 

Detaylı olarak kullanıkça ürünleri yazacağım. Şimdilik benden bu kadar. Mutlu günler :)

Aşk-ı Leyla - Barış Cem Kaya + Her Şeyi Allah'tan İste - Gazaner Sanlıtop / Kitap Yorumu


Önsöz dahil sindirerek okuduğum bir kitaptı. Başlarda birkaç şiir var ki hepsi derin anlamlar içeriyor. Daha sonra kısa yazılarla devam ediyor. Bu yazıların hepsi okunası yazılar. Sonlara doğru yine şiirler çıkıyor sahneye. Dediğim gibi baştan sona yavaşça sindire dindire okunmalı ki kitap amacına ulaşsın.

Önsözde elinizdeki kitap "Leylâ" diye adlandırdığımız dertlerimizi tasvire çalışan bir denemedir diyor. Yani aşkı anlatan hem de farklı bir bakış açısıyla anlatan bir kitap.

Kitabın içinde geçen Aşkla Dokun Hayata sözü de ayrı bir hoşuma gitti. Püsküllü ayracı, pembe tonlardaki kapağı hepsi de güzelliğine güzellik katmış. Okuyucu notlarına yer ayrılması da yine artılardan biri.

Şiir ve kısa yazılardan oluşması benim için kitabın akıcı olmasını sağladı. Genelde okuduğum kitaplarda ya şiir ya yazı olsun isterim ama bu kitap konusu itibarıyla kendini okutuyordu.


Her Şeyi Allahtan İste başlığının hakkını vermiş bir kitaptı. İnsanların sınırsız istek ve ihtiyaçlarına kısaca değinmiş olan kitabın asıl amacı istemeyi bilirsek dua ile her kapının açılacağını anlatmak. Dua ederken nasıl bir hal içinde olmalıyız, hurafelere inanmadan direk olarak Allah'tan istemeliyiz gibi güzel konular üzerinde durmuş.

Ayetlerin yanısıra hadislere de yer veriyor. Konuyla ilgili âlimlerin kitaplarından da alıntılar ile kitap okunmaya değer kılınmış. Allahtan usulünce helal şeyleri istersen Allah sana verir'i anlatmayı hedeflemiş ve okurken sıkılmıyor insan.

Allah'ın rızasını iste, sabır iste, her şeyin hayırlısını iste şeklinde başlıkların olduğu kısa yazılardan oluşan bu kitabı okumaktan hiç sıkılmıyorsunuz ama benim tavsiyem yavaş yavaş sindirerek okumak. Gerçekten içerik önemli çünkü. Özellikle günümüzde herkes günden güne depresyona girerken, cinayetler, zina artmışken, kötülükler ortada kol gezerken bu kitabı okumak size öğrendiklerinizden sonra huzuru sunuyor.

Rituel de Beauté Siyah Nokta ve Kir Temizleyici Burun Bandı


Herkese merhaba

Geçen aylarda Bim'den aldığım burun bandını kenara koymuş, unutmuşum. Bahar temizliği esnasında elime geçti, hemen kullanmaya başladım. Ben haftada 1 kullandım ve yeterli oldu. Zaten haftada maksimum 2 kez kullanılması öneriliyor. 

Burun bandı, burun bölgesinde bulunan siyah nokta, kir, makyaj artığı, yağ ve diğer kalıntıları temizliyor ve gözenekleri açıyor. Pakette 6 adet burun bandı var.

Dermatolojik olarak test edilmiş bir ürün ve tüm cilt tipleri için uygun. İçeriğinde paraben ve alkol barındırmıyor. En güzeli de hayvanlar üzerinde test edilmemesi tabii ki. 

Bantların kullanımıyla ilgili uyarılar da var. Burun bölgesi dışında bir yerde kullanılmaması, belli nedenlerle hassaslaşmış cilde uygulanmaması, akne tedavisi gören ya da görmüş olanların doktorlarına danışmadan kullanmamaları gerekiyor.


Gelelim nasıl uyguladığımıza:

Burun bölgesini temizleyici ile temizleyip burun bölgemiz ıslakken bandı yapıştırıyoruz. 10-15 dakika bekletip bandı yavaşça çıkarıyoruz. Bu noktada dikkat etmemiz gereken şey bant iyice kurumuşsa ve çıkarmakta zorlanıyorsak hafifçe ıslatıp çıkarmayı denemek. Bu şekilde yaparsanız sorunsuz çıkarmış olursunuz.


Bandı çıkarınca ilk hissettiğiniz ferahlık oluyor. Gözeneklerin açıldığını anında fark ediyorsunuz. Ve burun bantları cidden siyah noktaları çıkarıyor mu derseniz şunu söyleyebilirim. Ben uzun yıllar önce birkaç markanın daha bantlarını denemiştim. Çok bilinen markalardı. Yine de uygun fiyata aldığım bu markanın bantlarından çok daha fazla memnun kaldım. Düzgün uygulayabilirseniz cidden güzel sonuç veriyor. Ben ilk kullanımda pek beceremedim yapıştırma işini ve sonuç alamadım ama sonrakilerde gayet güzel sonuç aldım. Benim gibi burun bölgenizdeki siyah noktalardan şikayetçiyseniz bu bantları deneyebilirsiniz. Satış fiyatı 6.95 TL. 

Bedri Rahmi Eyüboğlu ve Çağdaşlarından Mektuplar “Biz Mektup Yazardık” Sergisi’nde

İş Sanat Kibele Galerisi’ndeki “Biz Mektup Yazardık” Sergisi geçmişi günümüze taşıyor.

Bursa’nın ufak tefek yolları
Ağrıdan sızıdan tutmaz elleri
Tepeden tırnağa şiir gülleri
Yiğidim aslanım burda  yatıyor


İşte mürekkep bu dizelerdeki gibi damlar Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun kaleminden… Sanatçı, 64 yıllık hayatına sığdırdığı sanat tutkusunu, aşklarını, sevinçlerini, hüzünlerini, dostluklarını çocukluğunu ve ilk gençlik yıllarını geçirdiği Anadolu’nun naifliğiyle yakın dostu Nâzım Hikmet’e yazdığı bu dizelerdeki gibi aktarır kâğıda ve tuvallere… Onun şiirlerindeki ve tablolarındaki narlar, dutlar, ayvalar kimi zaman sevdiği kadına duyduğu özlemi kimi zamansa amansız bir kara sevdayı anlatır. Babasından Batı Edebiyatı’nı, annesinden Yunus Emre’yi, Karacaoğlan’ı öğrenen sanatçı Anadolu’nun toprak damlı evlerinden, İstanbul’un martılarından, köpüren denizinden, Âşık Veysel’in sazından dem vurur…

Bedri Rahmi Eyüboğlu iç dünyasını tuvallere ve şiirlere aktarırken sanat, edebiyat, siyaset ve iş dünyasının önemli isimleriyle gerçekleştirdiği, yaşadığı döneme ışık tutacak mektuplaşmaları da tarih yolculuğundaki yerlerini alıyor.  Güzel Sanatlar Akademisi’nde başlayıp Paris’te süren eğitim hayatından, resim tutkusunun peşinden gittiği Anadolu’daki yurt gezilerine kadar sanatçının yaşamından birçok kesiti yansıtan mektuplar, “Bedri Rahmi Eyüboğlu ve Çağdaşlarından Mektuplar - Biz Mektup Yazardık” Sergisi ile İş Sanat Kibele Galerisi’nde ilk kez gün yüzüne çıkıyor. 

Sergi, hem sanatçının kaleme aldığı hem de kendisine gelen yüzlerce mektubun Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları tarafından uzun soluklu ve titiz bir çalışma ile kitaplaştırılmasına paralel olarak hayata geçiriliyor. Sanatçının gelini Hughette Eyüboğlu’nun hazırladığı, editörlüğünü Rûken Kızıler’in üstlendiği kitabın ve serginin tasarımı Emre Senan tarafından gerçekleştirildi.

Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun Avrupa’da öğrenci olduğu günlerden Akademi’de öğretmen olduğu günlere pek çok anıyı barındıran mektuplar, orijinal olarak sahiplerinin kendi ifadeleriyle ve kendi imzalarıyla ziyaretçilere ulaşıyor. Sadece ressam ve şair olarak değil mozaik, seramik, vitray ve yazma sanatçısı, heykeltıraş, öğretmen ve yazar kimlikleriyle de sanatımıza kalıcı eserler bırakan Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun pek çok isimle sürdürdüğü yazışmaları aynı zamanda sanatçılar arasındaki kuvvetli bağı da gözler önüne seriyor. Her biri tarihi belge niteliğindeki mektuplar; sanatçıların o dönemde yaşadığı ekonomik sıkıntılara dair fikir verirken, yaşanan zorlu koşullara rağmen gerçekleştirdikleri idealleri ile tarihe not düşürebilmeyi başarmış bu insanların umutlarını yitirmediklerini de en iyi şekilde ortaya koyuyor.

Sanatçının Nâzım Hikmet, Ahmet Hamdi Tanpınar, Fikret Muallâ, Âşık Veysel, Adalet Cimcoz, Orhan Veli Kanık, Necip Fazıl Kısakürek, İbrahim Çallı, Andre Lhoté, Fahrünisa Zeid, Abidin Dino, Reşat Nuri Güntekin, Cemal Tollu, Nurullah Berk ve Arif Kaptan ile mektuplaşmalarının her biri ziyaretçilerde ayrı bir tat bırakmayı vaat ediyor. İş dünyasının önde gelen isimleri Vehbi Koç ve Nejat Eczacıbaşı’nın mektupları da Eyüboğlu arşivinin önemli parçaları arasında yer alıyor.  

Serginin bölümlerinden biri de Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun yaşamını şekillendiren iki kadın, eşi ressam Eren Eyüboğlu ve büyük aşk yaşadığı, “Karadutum” dediği Mari Gerekmezyan ile mektuplaşmalarından oluşuyor. Eren Eyüboğlu, büyük aşk yaşadığı Karadut’u sonsuzluğa uğurladıktan sonra eşinin elini bırakmayarak o zor günleri atlatmasına ve resme odaklanmasına yardımcı olacak kadar güçlü iken, diğer taraftan Mari Gerekmezyan ise ölümünün ardından bile gözlerini yaşartacak kadar sevdalı olduğu bir isim. 
64 yıllık yaşamına çok şey sığdıran Bedri Rahmi… 

İş Sanat Kibele Galerisi’nde çağdaşlarıyla yazışmalarının ilk kez gün yüzüne çıktığı “Bedri Rahmi Eyüboğlu ve Çağdaşlarından Mektuplar - Biz Mektup Yazardık” Sergisi ile anılan sanatçının hayat hikâyesi Trabzon’da başlar. Takvimler 1911 yılını gösterdiğinde Görele Kaymakamı Mehmet Rahmi Bey ve Lütfiye Hanım’ın ikinci çocuğu olarak hayata merhaba der. Asıl adı olan Ali Bedrettin, zaman içinde önce Bedir’e sonra Bedri’ye dönüşür.  Babasının görevi dolayısıyla yerleştikleri Trabzon’daki lise resim öğretmeni ünlü ressam Zeki Kocamemi tarafından keşfedilir. Sanatçı yine bu dönemde edebiyata da merak salar ve ilk şiirlerini yazmaya başlar.

1929’da İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi’ne giren Bedri Rahmi Eyüboğlu, Nazmi Ziya ve İbrahim Çallı gibi Türk resminin mihenk taşlarının öğrencisi olma şansına erişir. Edebiyata olan ilgisinin üzerine düşer ve Ahmet Haşim’den estetik ve mitoloji dersleri alır. 1930’larda hayat onu bu kez Fransa’ya götürür. Dijon ve Lyon’da bir yandan çalışarak Fransızcasını geliştirmeye çalışırken, bir yandan da Gauguin, El Greco, Cezanne gibi beğendiği ressamların eserlerini kopya eder. Sanatçı, ileride hayatını birleştireceği Ernestine Letoni (Eren Eyüboğlu) ile de Fransa’da tanışır. 1940’lı yıllara gelindiğinde kalbine “kara saplı bir bıçak” gibi saplanan Mari Gerekmezyan girer. Asistanlık yaptığı Güzel Sanatlar Akademisi’nin heykel bölümüne misafir öğrenci olarak gelen Mari Gerekmezyan, Bedri Rahmi’nin bir büstünü yapar, sanatçı bu büste duyduğu minneti Mari’nin çeşit çeşit portrelerini yaparak ve ona şiirler yazarak yanıtlar. Artık bütün İstanbul ve elbette Eren Eyüboğlu bu tutkulu aşktan haberdardır. Bedri Rahmi Eyüboğlu 1975 yılındaki ölümüne kadar geçen çeyrek asrı aşkla, resimle, edebiyatla, dostlarıyla, dönemin önde gelen kültür ve düşünce insanlarıyla bir arada geçirir. 

Meraklıları için 5 Mayıs - 20 Haziran arasında İş Sanat Kibele Galerisi’nde ziyaret edilebilecek “Bedri Rahmi Eyüboğlu ve Çağdaşlarından Mektuplar - Biz Mektup Yazardık” Sergisi, sanat ve kültür tarihimizde eşine az rastlanır bir iz bırakmayı vaat ediyor. Sergide orijinal el yazılı mektuplar ve sanatçının çizimleriyle süslediği desenli zarfların yanı sıra mektuplaşılan isimlerin Bedri Rahmi Eyüboğlu tarafından yapılmış portreleri de yer alıyor. Serginin ziyaretçilerini güzel bir sürpriz de bekliyor. İsteyen katılımcılara, sanatçının desenleriyle hazırlanmış mektup ve zarflarla sevdiklerine yazma imkânı sunuluyor. Şimdi özlemle andığımız eski günlerdeki gibi mektup yazma zamanı.

Bir boomads advertorial içeriğidir.

Kurucunun Kızı - Amy Engel / Ön Okuma ve Tanıtım


Herkese merhaba

Tanıtımlarından gördüğünüz üzere 2 gün sonra Kurucunun Kızı piyasaya çıkıyor. Uzun zamandır merakla beklediğim kitaplardan biri kendisi. Benim gibi merak edenler olabilir diye bir ön okuma yayınlamak istedim. Kısa ama o kadarı bile merak etmeye yetiyor :)


ARKA KAPAK

Dehşet verici bir nükleer savaş sonrası Amerika Birleşik Devletleri büyük ölçüde yok edilmiş, sadece küçük bir grup hayatta kalmıştı. Geriye kalanları kimin yöneteceği konusunda Lattimer'lar ve Westfall'lar arasında çıkan savaşı Westfall ailesi kaybetmişti. Ve beş yıl sonra barış ve kontrol, her yıl yapılan bir törenle, kaybeden tarafın kızları ile kazanan tarafın erkeklerinin evlendirilmesiyle sağlanmaktaydı. 

Bu yıl benim sıram gelmişti. Benim adım Ivy Westfall ve görevim basitti: Başkan'ın oğlunu, müstakbel kocamı öldürmek ve Westfall ailesinin gücünü geri kazanmasını sağlamak. Ama görünen o ki, Bishop Lattimer ya çok yetenekli bir oyuncu ya da ailemin iddia ettiği gibi kalpsiz, zalim bir çocuk değil. Hatta beni bu dünyada gerçekten anlayan tek kişi bile olabilir. Ama kaderimden kaçmama imkân yok. Ben Westfall mirasını geri alacak kişiyim. Bishop ölmeli. Ve onu öldüren ben olmalıyım… 

"Bir oturuşta okudum. İ-NA-NIL-MAZ-DI! O nasıl bir sondu öyle?!" - Wendy HIggIns, Tatlı Şeytan ve 
-Tatlı Tehlike romanlarının yazarı-

"Etkileyici ve ince düşünülmüş bir dünya, merak uyandırıcı bir başlangıç, cesur bir kahraman." ?
- KIrkus RevIews-

"Güçlü karakterler, karmaşık ilişkiler, politik entrikalar ve ihanet, kitabı elinizden bırakmanıza engel olacak; daha fazlası için sabırsızlanacaksınız!" 
-School LIbrary Journal-

"Kurucunun Kızı'nda bir distopyada arayacağınız her şey var: tüyler ürpertici bir olay örgüsü, heyecan verici karakterler ve her kelimesi özenle yazılmış bir hikâye."
-InsIghtful MInds RevIews-


Tadımlık bir alıntı paylaşmadan olmazdı :) Ve ön okuma karşınızda.


Blog Satışı #3

Herkese merhaba :)

İlk iki blog satışına güzel bir talep olmuştu. Ben de uzun zaman geçtiği için yeni bir blog satışı yapmaya karar verdim. Belki kullanırım diye aldıklarımı toplayınca ortaya çok fazla ürün çıktı. Bu yüzden olabilecek en uygun fiyata vermeye çalışacağım ki kenarda boşu boşuna beklemesin onca eşya.


Ungaro Fever sadece bir kez kullanıldı. 9 tl
Soft Musk birkaç kez kullanıldı. 5 tl
Bond Girl 007 yarıdan fazlası duruyor. 10 tl
Passion Dance birkaç kez kullanıldı. 5 tl
Extraordinary 30 ml. Az kullanıldı. 3 tl


Sıfır parfüm. Far Away EDP 23 tl


Avon Femme Set(Parfüm+Duş Jeli+Vücut Losyonu) 30 tl. Hepsi sıfırdır.


Sıfır parfümler. Amour EDP 22 tl. Secret Fantasy 10 tl.


Moments EDT 13 tl. Sıfırdır.
Avon vücut spreyleri ikisi birlikte 7.50 tl. Çok az kullanılmıştır.


Cyrene şampuan(kuru saçlar için) 10 tl. Revigen şampuan(kuru ve boyalı saçlar için) 12 tl. Hepsi sıfırdır.



Avon saç serumu + durulanmayan bakım kremi 7 tl. 
Doa saç bakım kremi 4 tl
Hepsi sıfırdır.


Farmasi temizleyici + tonik 12 tl. İkisi de sıfır.


The Body Shop vücut losyonu birkaç kez kullanıldı. 10 tl.
Avon Care el ve vücut losyonu. Sıfırdır. 6 tl.
Avon göz makyaj temizleyici. Sıfırdır. 6 tl.


Doa shea butter 4 tl
Dermokil maske 5 tl
Avon topuk yumuşatıcı krem 6 tl
Hepsi sıfırdır.


Deracine yoğun nemlendirici krem 4 tl
Yves Rocher peeling 7.50 tl.
Hepsi sıfırdır.



Goat's Milk yüz kremi 10 tl
Farmasi yüz kremi 2 tl
Avon el kremi tane 4 tl
Hepsi sıfırdır.



Yves Rocher tonik, sadece denendi. 13 tlGarnier temizleyici sadece denendi. 7.50 tl. Toni&Guy birkaç kez kullanıldı. 4 tl. Siyah mineral içeren maske 5 tl, sadece denendi. I Love el kremi, sadece denendi. 3 tl.



Flormar vücut losyonu sadece denendi. 2 tl
Bebak acı badem nemlendirici bakım sütü birkaç kez kullanıldı. 4 tl
Acı badem sütü denendi. 3 tl


China Glaze 3D oje denendi. 5 tl.
Orly oje denendi. 5 tl.
The One ve Wild Nails oje denendi. Tane 1 tl.


Avon kalemtraş 3 tl. Sıfır.
Pırıltılı göz kalemi. Sıfır. 7 tl.
China Glaze oje. Sıfır.7 tl.






Elite tetra far. Denendi. 4 tl.
Avon allık. Az kullanıldı. 7.50 tl.
Golden Rose lipgloss birkaç kez sürüldü. 5 tl.
Oriflame ruj. Denendi. 4 tl.
Avon colortrend kalem 3 tl. Birkaç kez sürüldü.
The One kahverengi eyeliner. Denendi. 4 tl.
Pırıltılı göz kalemi birkaç kez sürüldü. 4 tl.


Maybelline eyeliner 14 tl. NYX maskara 20 tl. Avon supershockmaskara 10 tl. Kapatıcı 6 tl. Takma kirpik 7.50 tl. Hepsi sıfırdır.


Tane 3 tl. İkisi birden alınırsa 5 tl. Sadece denedim.


Essence lipgloss denendi. 4 tl.
Golden Rose terracotta ikili far. 7 tl. Denendi.


Hepsi sıfırdır. 

Goldenlady Holografik Effect ruj - 4 tl
Goldenlady Lasting Smooth Effect ruj - 4 tl
Goldenlady Multi-Reflection ruj - 4 tl
Flormar ruj - 2 tl


Babylips tane 3 tl. Sadece yeşil olan kaldı. Hepsi sıfır.
Avon naturals dudak yumuşatıcı. Sıfır. 4 tl.


Elite ruj denendi. 4 tl
Burt's Bees dudak nemlendirici denendi. 5 tl
Rimmel London Kate Moss ruj 03 no 5 tl. Sadece denendi.
Pastel Kisses lip balm 4 tl. Denendi.
Avon kalem ruj 5 tl. Denendi.


2 adet olan 3 tl
Tekliler adet 1.5 tl
Hepsi sıfır.

75 tl üzeri kargoyu ben ödüyorum. Ödemeler Yapı Kredi veya Ziraat Bankası hesabına yapılacaktır. Genelde ödeme öncesi alım yapan arkadaşlar sordukları için yazma gereği hissettim, bankaların havale için kestikleri ücreti bilmiyorum. PTT Kargo ile gönderim yapıyorum. Aklınıza takılanları sormak veya sipariş vermek için masuminciler@hotmail.com.tr den bana ulaşabilirsiniz. Mail adresindeki tr uzantısına dikkat edin lütfen :)

Gece ile Şafak- Fatma Erdek / Yorum (Okuma Etkinliği)


Orijinal İsim: Gece ile Şafak
Yazar: Fatma Erdek
Yayınevi: Ephesus Yayınları
Sayfa: 523
Baskı Yılı: 2015

Herkese merhaba

Okuma etkinliğimiz devam ederken bugün Gece ile Şafak'ı yorumlayacağım. Yine Fatma Erdek'in elinden çıktığı belli olan bir romandı. Daha önce aynı yazarın Erken Rüya Zamanlar kitabını okumuş ve anlatımını çok beğenmiştim. İlk işim gidip eksik kitapları almak olmuştu ama onları henüz okuyamadım. Önümüzdeki günlerde onların yorumu da gelir diye umuyorum :)

Gece, bir assolist. Çakırkeyif isimli gece kulübünde çalışıyor. Hem göze hem kulağa hitap edebilen kadınlardan. Öyle güzel ki bakan dönüp bir daha bakıyor. Onun amacı en baştan belli...

Şafak, Gece'nin çalıştığı kulübün müdürü onu ilk gördüğünde aşık oluyor. Gece'nin ilk sahnesinden sonra değerini anlayan patron Çakır ise Şafak'ı Gece'nin koruması haline getiriyor. O da bir amaç için o işi yapıyor. Gece'nin bilmediği ama Şafak'ın bildiği öyle çok şey var ki...

Yan karakter bolca yazılmıştı. Spoiler olmaması açısından detaya girmeyeceğim ama geçmiş sahnelerindeki karakterlerin güzelliği o günleri yaşatıyor okuyucuya. Demirhanlı Hasan kitabın en kötü karakteri, bir de onun oğlu Tuncay var. Tuncay, gençliğinde yaptığı bir hatayı ömür boyu vicdanında yük olarak taşımış ama iyi biri de diyemeyiz. Sevgisiz büyümüş biri, Demirhanlı'nın oğlunun olması gerektiği gibi yetiştirilmiş ve her işin altından bu Demirhanlılar çıkıyor ki bu biraz sinir bozucu.

Marika'dan bahsetmeden geçmek istemiyorum. Marika geçmişi günümüze bağlayan karakterdi. Şafak ve Gece'nin ev sahibi aynı zamanda. Aynı binada kalmaya başlayan ve koruma-korunan ilişkisi sonucu çok fazla zaman geçirmeye başlayan çiftimizi neler bekliyor neler... Tehlikeyle dans ederek yaptıkları işin sonucu ne olacak dersiniz? Peki aşk bu olayların neresinde olacak?

Romanın konusuna bakacak olursak biraz klasik ama konunun işleniş şekli bu romanı kesinlikle okunmaya değer kılıyor. Gece ile Şafak'ı bağlayan bağların açıklanışı, geçmişi okuduğumuz bölümler, geçmişin günümüze bağlanma şekli, her şey naif bir aşk romanı olduğunun kanıtı. İsimler neden bu kadar uyumlu dediğinizi duyar gibiyim, o kısmı anlatamayacağım için okuyup görmelisiniz diyorum, kitapta her şey açığa çıkıyor :)

Fatma Erdek'in genel olarak tarzı bu zaten. Uç konuları değil daha klasik konuları en güzel şekilde işliyor. 500 küsur sayfalık kitap bir günde biter mi? Bitiyor işte. Hem de daha olsaydı okurdum diyor okuyan kişi. Fatma Erdek hep yazsın biz hep okuyalım :)

Kapağına gelecek olursam ben ilk gördüğümde daha bu tarz bir kitap beklemiştim ve şimdi rahatlıkla söyleyebilirim ki içeriğe cuk oturmuş. Ciltli olması da hoşuma gitti benim. Redaktesi de oldukça iyiydi. Baştan sona keyif alarak okuduğum bir roman oldu. Artık ilk işim Melekler Zamanı ve Kara Kış Beyaz Düş'ü okumak. Benden bu kadar. Yeni yazılarda görüşmek üzere :)

ARKA KAPAK

Karanlıkta bile gören gözdü yürek. Bir kez bağlandığında, iz sürüyordu. Onlar sevgiyi de, acıyı da birlikte yaşamışlardı. Büyüklerin dünyasında kötülüğün kurbanı olmuş, kaderin savurduğu farklı yönlerde kaybolmuşlardı.

Yıllar geçmiş, yaşamlar değişmiş, dile getirilemeyen acılar karanlıklarda hapsolmuştu. Ancak bir gerçek vardı ki; aynı ateşte yanan yürekler, biraz örselenmiş, biraz olgunlaşmış olsa da, birbirini tanıyordu.

Fakat hayat bu kez onlara farklı roller çizmişti. Gece, intikam ateşiyle yanan bir kadın… Şafak, sevdiği kadını korumak için kendinden vazgeçmeye hazır bir erkek… Gerçeği ararken, aşkın ve tutkunun esiri olan iki yürek…

Bir yanda dar, çıkmaz sokaklar, birbirine yaslanmış gecekondular, benzer yazgılar, yüzler, insanlar… 

Diğer yanda karanlığa sahte ışıklar yakan sazlı sözlü mekânlar, suçlar, suçlular, hem sefil, hem de göz alıcı hayatlar…

Tehlikenin koynunda, sırlarla çevrili derin bir AŞK hikâyesi okumaya hazır mısınız?

Körebe - Lena Diaz / Yorum (Ölüm Oyunları #4)


Orijinal İsim: Take the Key and Lock Her Up
Yazar: Lena Diaz
Çevirmen: Cem Yurttaş
Yayınevi: Eksik Parça Yayınları
Sayfa: 416
Baskı Yılı: 2015

Selam millet

Yine bir blog tur kitabı ile karşınızdayım. Çok sevdiğimiz bir yazar, çok sevdiğimiz serisinin 4. kitabı ile konuğumuz oldu bu turda. Nihayet 4. kitabı okumadan ilk iki kitabı okuyabildim. O yüzden yazdıklarımın bir kısmı genel olarak seri ile ilgili olabilir.

Bu kitap merak konusu olan Devlin'in hikayesini anlatıyordu. Dedektif Emily ile Devlin'in yolu bir tesadüf eseri kesişiyor. İlk tanıştıkları zaman her şey öylesine karışık ki. Devlin, katilin hedefinin kendi olduğunu fark ettiğinde işleri tek başına halletmeyi seçiyor. Bunun nedenlerinden biri de işinin ortaya çıkmasını istemiyor olması, malum Devlin serideki en gizemli karakterimiz idi. Bunun sebebi ve yol açacağı sonuçlar bu kitapta anlatılıyor :)

Tüm seriyi okumuş biri olarak diyebilirim ki bu seride aksiyon hiç azalmıyor. Katili tahmin etme çabalarınız genelde sonuçsuz kalıyor ama tahmin etmekten vazgeçemiyorsunuz. Ayrıca en çok şu kitabı sevdim diyemiyorsunuz, hani serilerde tüm kitaplar beğenilmez ya genelde bunda öyle bir şey yok, hepsinden ayrı bir keyif alıyor insan. Akıcılığıyla ilgili çok bir şey söylememe gerek yok, önceki kitapların yorumlarında aşırı sürükleyici olduğunu bol bol yazmıştım :)

Kapak olarak bizim kapak daha güzel ama isim olarak orijinali tercih ederim. Diğerleri gibi direk katille bağlantılı bir isim konmuş. Güzel bir seriyi bitirmenin hüznünü yaşıyorum yine ama umuyorum ki yayınevi Lena Diaz'ın diğer kitaplarıyla buluşturur bizi.

Serinin önceki kitapları:

Ölüm Falı için TIK
Gölgeleri Kovala için TIK
Küller ve Anılar için TIK

ARKA KAPAK

Lena Diaz, heyecan verici bir başka Ölüm Oyunları romanı ve karanlık bir soruyla geri dönüyor: Özgürlüğünüz bütün hayatınıza mal olursa ne yaparsınız?

Karanlıkta saklananın düşman olduğunu tahmin edebilirsin. Ama peki ya düşmanların sayamayacağın kadar çoksa? Devlin'in geçmişi düşmanlarla doluydu ve dâhil olduğu bir polis soruşturmasıyla birlikte bu düşmanların her biriyle yüzleşmek zorundaydı. Ama bu sefer tehlikede olan sadece kendi canı değildi, sebebini çözemediği bir çekim hissettiği yeni yetme polis Emily'nin de canı tehlikedeydi.

Kadınlara akıl almaz işkenceler yapan azılı katilin yeni hedefi ise Devlin ve yanından bir an olsun ayırmadığı Emily gibi görünüyordu. Tuzak kurulmuştu ve ölüm oyunu yeni kurbanlarını arıyordu.

ÇEKİLİŞ

a Rafflecopter giveaway