Emanet - Fatma Erdek / Kitap Yorumu


Herkese merhaba

Fatma Erdek, en sevdiğim Türk yazarlardan biri. Hangi kitabını okursam okuyayım bittiğinde kitabın kapağını aynı hislerle kapıyorum. Sanırım en sevdiğim yönü de sıradan konuları ele alıp muhteşem eserler ortaya çıkarması. Emanet'i de o kitaplar arasına ekledim. Tadını kaçırmamaya çalışarak biraz konusundan bahsedeyim.

"Aşklar türlü türlü olurdu. İnsan defalarca âşık olurdu. Ömür neler neler görürdü. Fakat hepsi gelip geçer, sadece ilk aşk, bir yara gibi kanardı insanın yüreğinde."

Berhan Dağlıca, bir bakan olsa da aynı zamanda aşiret ağasıdır. Doğup büyüdüğü topraklardan kopmasında ilk gençlik yıllarında yaşadığı bazı olaylar etkili olmuştur. Ailesinin söz verdiği ailenin kızıyla evlenmiş ancak hiçbir zaman mutluluğu bulamamıştır. O da kendini siyasete vermiş ve başarılı bir siyasetçi olmasıyla öne çıkmıştır.

"Belki her olasılığı ince ince formüllerle çözmek gerekmiyordu. Belki göründüğünden daha basit ve daha kolaydı hayat. Etrafı düşünmek yerine, kalin sesini dinlemek doğruydu belki. Cemile'nin yaptığı gibi..."

Yıllar önce evlerinde çalışan Mevsim ile yaşadıkları aşk ve bu aşkın bitiş şekli onu çok yaralamıştır. Daha sonraları öğrendiği gerçeklerse onu ailesinden uzaklaştırmıştır. Kitabın olmazsa olmaz karakteri Cemile'den bahsetmeden olmaz. Cemile Berhan'ın iş arkadaşı aynı zamanda da ilişki yaşadığı kadın. Sanırım üzüldüğüm karakterlerden biriydi Cemile. Her şeye rağmen Berhan'ın yanında yıkılmadan duruşu çok etkileyiciydi. Evli erkeklerle ya da kadınlarla ilişkileri kesinlikle onaylamıyorum yanlış anlaşılmasın :) Yıldız'ı da unutmamak lazım, iyi ki yazılmış dedirten karakterlerdendi. Onun aşkı nasıl desem fazlasıyla masumdu. Berhan'ın ailesi ve eşinden hiç bahsetmek istemiyorum. Ne kadar kötülük varsa hepsinde başroldeydiler maşallah.

"İçinde fırtınalar kopan bir adam, yakınında kimseyi istemez, Yıldız. Bırak, durulsun biraz."

Kitap Berhan Dağlıca'nın bir kalp rahatsızlığı yaşayıp hastaneye kaldırılmasıyla başlıyor. Daha sonrasında Berhan'ın tek arzusunun oğlunu görmek olduğunu bilen Cemile, Cihan'a ulaşıp haber veriyor. Cihan, İngiltere'de herkesten uzak çalıştığı işinde mutlu. Babasıyla arasında hiçbir iletişim yok ama onun ölebileceğini öğrendiğinde soluğu hastanede alıyor. Yıllar önce kopan bağ araya ölüm ihtimali girdiğinde değişmeye başlıyor.

"'Sakın!' dedim öfkeyle. 'Bu geceden sonra, uzaktan bakacaksın bana. Ben ona uzaktan bakacağım,siz de bana.'"

Tüm karakterler oldukça sağlamdı. Bu karakter gereksiz olmuş ya da bu kitap niye bu kadar uzatılmış dediğim bir bölüm olmadı. Her şey tadındaydı. Hatta sonu neden o kadar kısa kesilmiş daha devam etseydi keşke diye düşündüm. Çok anlamlı ve abartısız idi. Yazar, daima sadelikten şaşmadan yazıyor zaten. O kadar abartı kitap arasında da bu özellik aşırı hoşuma gidiyor. Yeni kitapları da heyecan içinde bekleyeceğim. Başka yazılarda görüşmek üzere... Hoşça kalın.

"'Bana seni, annemi ve beni anlat' demişti. Bu Berhan için bütün bir hayat demekti. Çocukluğundan başlayacak, gençliğinden geçecek, bugüne, kırk altı yaşının sekizinci ayına kadar gelecekti. Cihan'a hiç tanımadığı bir adamı anlatacaktı. Ve sonra onun, o adamı babası olarak kabul etmesini umarak bekleyecekti."

4 yorum:

  1. Kalemine sağlık, fotoğraf çok güzel olmuş.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Beğenmene çok sevindim. Elimden geldiğince güzel olması için çabalıyorum :)

      Sil
  2. merhaba bloğunu yeni keşfettim takibe aldım, ben de beklerim :)
    www.kozmetikpsikolojisi.com

    YanıtlaSil