nemesis kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
nemesis kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Aşka Yolculuk - Jill Shalvis / Kitap Yorumu (Şanslı Liman #1)


Herkese merhaba

Jill Shalvis, uzun zamandır okumak istediğim bir yazardı. Okuyan arkadaşlarımdan özellikle Şanslı Liman serisiyle ilgili hep iyi yorumlar duymuştum. Ancak seri çok fazla kitaptan oluştuğu için başlamak istemiyordum. En sonunda ukitaptan bir arkadaşın serinin ilk iki kitabını çok uygun fiyata sattığını görünce dayanamayıp aldım. Başlamak için biraz bekledim, çünkü seriyi tamamlayıp öyle başlamak istiyordum ancak dün dayanamayıp okudum ilk kitabı :) Tam bu havaların kitabı diyebilirim. Kafa dağıtmalık, sımsıcak bir hikaye... Jill Shalvis ile henüz tanışmadıysanız bir şans vermek isteyebilirsiniz. Zaten kitap elinize aldığınız gibi bitiyor :)



Serinin ilk üç kitabında üç kız kardeşin hikayesini okuyoruz. Aşka Yolculuk'ta hem bu üç kardeşle tanışıyoruz hem de yeni bir başlangıç yapmaya delice ihtiyaç duyan Maddie'nin hikayesini okuyoruz. Bir prodüksiyon şirketinde asistan olan Maddie, avukat sevgilisi Alex'ten şiddet görerek ve en sonunda hafif bir şiddet gösterisiyle ayrılmıştır. Bu şiddet gösterisi şirkette olduğu için de işinden atılmıştır. Tam bir hippi olan ve üç kızını da yetiştirmeyen annelerinin onlara bir otel bıraktığını duyduğunda üç kardeş oldukça şaşırır. Hepsi kendi babalarıyla büyüdükleri için birbirlerine yakın olamamışlardır. Büyük kardeş Tara ve küçük kardeş Chloe'nin tek amacı oteli satıp bir an önce hayatlarına geri dönmektir. Oysa Maddie'nin dönecek bir işi ve evi yoktur. Durumunu gördüklerinde satılmanın yanına bile yaklaşamayacak olan bu oteli ya öylece bırakacaklar ya da tamir ettirip satılacak hale getireceklerdir. Maddie'nin ise çok daha farklı planları vardır.

Üç kardeş düşünün. Hepsi ayrı babalardan olduğu için farklı yerlerde büyümüşler ve yakın ilişkileri de yok. 5 yıldan sonra otelde bir araya gelen kızlar, kardeş olmanın ne demek olduğunu öğrendikleri bir maceraya atılıyorlar. En unutulmayacak karakterse sanırım Jax. Jax'in de kendi sırları var ve hepsi kendisiyle ilgili değil. Eski yaşantısını bırakıp büyüdüğü yere yerleşen Jax, sakin yaşamaya alışmış, belediye başkanı olmuş ve bir inşaat şirketi kurmuştur. İnşaat işleri yaparak geçimini sağlayan ve aynı zamanda tüm kasabaya yardım eden kadınların gözdesi Jax ile geçmişi unutup Şanslı Liman'da yeni bir hayata atılmaya çalışan Maddie'nin hikayesi içinizi ısıtacak. Okuyup keyif alabileceğiniz bir kitap arıyorsanız kesinlikle öneririm. Başka yazılarda görüşmek üzere... Hoşça kalın.

Biz - Selvi Atıcı / Kitap Yorumu


Herkese merhaba

Daha önce defalarca yazdığım üzere Selvi Atıcı favori Türk yazarlarımdan biridir. Ne yazsa okurum. Her ne kadar Kayıp Şehir serisini ayrı bir yerde tutsam da beni hayal kırıklığına uğratan kitabı olmamıştır. Biz'i fuarda almıştım ve hemen okumuştum. Yazıyı da hazırlamışım ama nedense yayınlamamışım :D Bugüne kısmetmiş ne diyeyim.

"Hanımefendi, benimle senli-benli konuşmayın. Ahbabınız değilim! Ayrıca eyleme geçmeden önce davranışlarınız için mülahaza payı bırakmanızı önerebilirim. Çünkü biraz önceki davranışınızdan ötürü kovuldunuz."

Kadın soğukça gülümsedi. Bu ne pişkinlikti? Gerçekten bu kadını işe alırken, Süheyla'nın aklından ne geçiyordu?

"Sen, benim işverenim olmadığın için beni kovman da pek mantıklı olmuyor. Ayrıca eyleme geçirdiğim her hareket inan bana, önceden etraflıca düşünülmüştür! Eski Türkçe sözlüğü gibi konuşmana da gerek yok."


Akıcı olması zaten alıştığımız bir durum. Yazar her karakteri özenle işlediği için okumak çok keyifli oluyor. Karakterlerin çokluğu kesinlikle yormuyor. Çünkü hepsi tam kıvamında yer alıyor. Hatta önceki kitaplardan tanıdığınız karakterler olursa tadından yenmiyor :D Biz'i okurken Sen kitabının karakterleri Demir ve Süheyla'yı da ara ara okumuş olduk. Sen'i okurken nedense Süheyla ve Demir'i biraz antipatik bulmuştum ama nedense Biz'i okurken ikisi de aşırı hoşuma gitti. 

Genç kadın sesini kalınlaştırdı. "Flash! Flash! Flash! Çelik Mızrak'ın daha önce hiç görmediğiniz görüntüleri az sonra! Adam bağdaş kurabiliyormuş! Ağlamak üzereyiz!" Bir yudum daha aldı. "Köşeyi dönerdim."

Çelik Mızrak, tam bir beyefendiydi. Giydiği üçlü takımları, konuşmaları, kullandığı kelimeler, pijamaları falan hepsi muhteşemdi. Yüzümde sürekli bir gülümseme vardı Çelik sahnelerini okurken. Hele Çiğdem ile olan halleri daha da muhteşemdi. Birbirlerinden nefret ede ede ne hallere geldiler. Sanırım Kayıp Şehir serisi kitaplarından sonraki favorim Biz oldu. 

"Bu arabaya üç kişi nasıl sığacağız?"

"Sayı saymayı da mı bilmiyorsunuz, Çiğdem Hanım? İki kişiyiz!"

"Gayet iyi biliyorum." Kadın parmaklarını havaya kaldırıp saymaya başladı. "Sen, ben ve egon... Ki egondan bahsediyoruz! Oldukça yer kaplayacaktır!" Adama sevimli bir gülücük attı. "Ben taksiyle geleyim mi?"


Çelik'in başından geçen evlilik sonrası yaşam tarzı üzücüydü. Kendisini herkese kapamış, Demir ve Süheyla dışında kimseye güvenmeyen bir adamdı. Herkese karşı mesafeli olan ulaşılmaz iş adamı. Kendi çocuğu olmadığından ve bu konuyla ilgili yaraları hiç kapanmadığı için yeğeni Umut'u ayrı bir yerde tutuyordu. 

Bakışları tekrar buluştuğunda, onun gözlerinde gördüğü neşeye şaşırdı. "Sanırım tam şu anda çılgın bir eylemde bulunuyorum. Bu durumda..." Hayıflanır gibi iç çekti. "Sen, benim ilk çılgınlığımsız!"

Kadın kıkırdadı. "Bu, iyi bir şey miydi? Anlayamadım!"

Adamın dudakları büzüldü. "Bilmiyorum."

Umut için bakıcı arayan Süheyla ve Demir, Çelik'in bulduğu kişilere rağmen hiçbir eğitimi olmayan Çiğdem'i eve getirdiğinde duruma bozulan Çelik, her zamanki sert tavırlarına aynen devam ederken Çiğdem, Çelik'in neden böyle davrandığını haliyle anlayamaz. Hayatta çok başka dertler yaşamış ve o anda da yaşamaya devam eden Çiğdem, gün geçtikçe Çelik'in sert görünümünün altında yatan gerçekleri öğrendikçe ona karşı adını koyamadığı hisler beslemeye başlar. Çiğdem'in davranışları Çelik'i sinir etse de günden güne bu kadından etkilenmeye başladığını kabul etmekten başka bir şey gelmez elinden. Ve Çelik hedefini belirlemiştir. Onun peşinden gidecektir.

"Arsız, terbiyesiz, münasebetsiz ve dik kafalısın!" Adam doğruldu. "Ve ben hâlâ seni istiyorum."

Çiğdem, yemek masasına oturdu. "Sen de kibirli, yüksek egolu, çok uzun boylu ve çok bilmişsin! Ve ben de hâlâ seni istiyorum!" Sonra ne söylediğini fark edip başını hızla adama çevirdi.

Çelik, kaşlarını kaldırıp bakarken masaya doğru yürüyordu. Tam karşısına oturdu. Tüm zarafetiyle peçetesini dizlerine serdi. Sonra da çatal bıçağını eline alıp tekrar kırmızıdan mora doğru giderek renklenen Çiğdem'e baktı. "Boşa kürek çekmediğimi bilmek sevindirici!"

Çiğdem kaçtıkça nedenini çözemeyen ve kibar bir şekilde daha çok üstüne giden Çelik Mızrak'ı okumak cidden çok güzeldi. Ne olursa olsun adam kendini bozmuyordu yani :) Kurduğu cümleler zaten efsaneydi. Paragraf aralarına eklediğim alıntılardan zaten az çok anlaşılıyordur. Baştan sona keyif alarak okudum ve bitmesin istedim. Umarım Selvi Atıcı'nın yeni kitabını da kısa sürede elimize alıp okuruz. Önceki kitapların yorumları için;


Kalbim Sende Kalmış ve Yarasa yorumlarını yazmamışım maalesef :( En kısa zamanda tekrar okuyup ekleyeceğim :) Sevgiler.

Bonus / Sü-Demir Alıntısı :)

Süheyla, başındaki havluyu çekip çıkardı. "Abinin kendi klasmanında olmayan birinin peşinden koşması şaşırtıcı, değil mi?"

"Yanlışın var, kadın!"

"Neymiş!"

"Şaşırtıcı olan, abimin daha önce hiç ama hiç kimsenin peşinden koşmaması! Buna ihtiyacı hiç olmadı."

Süheyla, sırıttı. "Güzel! Umarım Çelik'in çırpınışlarını izleriz!"

"Acımasızsın, kadın!"

"Muhtemelen!"

Gitme - Selvi Atıcı / Kitap Yorumu (Kayıp Şehir #3)


Tunç Mirza ile henüz tanışmamış olanlar bu yazıyı sizin için yazıyorum. Kendisi muhtemelen en öküz kitap karakteri. Okuyunca bana hak vereceksiniz. Selvi Atıcı'nın uzun zamandır beklenen yeni kitabı nihayet çıktı. Ben hikaye halindeyken okuma şansı bulmuş ve çok beğenmiştim. Kitap çıkınca da bekletmeden yorumumu yazmak istedim.

Yazarın Kimliksiz isimli kitabında okuduğumuz Burcu ve Deryal'i hatırladınız değil mi? İşte Tunç oğlumuz bu çiftimizin oğulları. Ailesiyle arasına bir mesafe koymuş. Onlardan ayrı yaşıyor. Bunun sebepleri kitapta anlatılıyor. Okuyacak olanların okuma keyfini bozmamak adına bu kısımlara hiç girmiyorum. Tunç babasının kulübü Kayıp Şehir'in ortağı aynı zamanda kendi şirketlerinde çalışıyor. Kayıp Şehir'in başında Adem'in oğlu Ali var. Ali ve Tunç'un kanka olduğunu söylemeye gerek bile görmüyorum. Babaları o kadar yakınken çocukların yakın olmaması saçma olurdu zaten :)

Tunç bir hayli çapkın. Tek gecelik ilişkilerin adamı. Yine bir gece arkadaşıyla buluşuyor. Bir sebepten ötürü içkiyi fazla kaçırıyor ki pek adeti değil normalde ölçüyü aşmıyor kendisi. Ve o akşam yolu Hayat ile kesişiyor. Hayat ailesinden uzakta, üniversite okuyor ve Tunç'a aşık. Hatta biraz ilerlemiş derecede platonik bir aşka sahip kendisi. Yine detaya girmeyeceğim ama çok güzel bir aşk onunki. İşte bu ikilinin tek gecelik ilişkisinden sonra olaylar karmakarışık bir hal alıyor.

O tek gecelik ilişki sonrası Tunç Hayat'tan Hayat ise Tunç'tan öylesine nefret ediyor ki. O güzelim platonik aşk püf diye uçup gidiyor. Hayat'ın yaşadıkları aklıma geldikçe sinirleniyorum hala. Öyle böyle şeyler değil. Şiddet, tecavüz vb. bir durum var diye düşünmeyin. Öyle bir şey değil bu çok daha başka olaylar var kitapta.

Kaptırıp gitmemek için kendimi zor tutuyorum. Her şeyi anlatasım var :) Ama şunu söylemeden geçmek istemiyorum. Tunç'un Hayat'a yaptıklarına taş olsa dayanmazdı. Öyle öküz bir karakter işte. Ne öyle ne böyle. Babasının oğlu. Her şeye rağmen sonu çoookk güzeldi. O diyaloglar öyle güzeldi ki birkaç kez okunabilecek kitaplardan biri diye düşünüyorum. Hele kitaba adını veren sahne. "Gitme" derken gözümün önüne o sahne geliyor. Bu kitap film mi olsa acaba? Güzel olur sanki. Bakalım belki de olur.

Biraz da kapaktan bahsedeyim. Kapak tam Tunç bence. Yani ben öyle düşünüyorum ve kapağı beğendim. Ciltli olması da güzel ama bence ciltsiz hali de olmalıydı çünkü serinin önceki kitapları ciltsizdi. Pinokyo'nun Rüyası ciltli ve ciltsiz olarak çıktı ancak bendeki ciltsiz olduğundan Gitme'yi de ciltsiz alırım diye düşünüyordum. Artık bu da böyle olacak ne yapalım. Kalemi sağlam, fazlasıyla akıcı yazan bir Türk yazara açıksanız mutlaka Selvi Atıcı'nın kitaplarını okuyun. Bence pişman olmayacaksınız.

NOT: Yazarın önceki kitaplarını okumayanlar yorumu çok fazla anlamayabilir. Şöyle kısaca özetleyeyim. Kimliksiz'in karakterleri Deryal, Adem ve Ömer. Eşleri Burcu, Şirin ve Gazel. Bu çiftlerimiz yıllar sonra çıkıyor karşımıza. Çocukları büyümüş. Hala sürekli görüşüyorlar ve çocukları da yakın arkadaş. Hatta Ali ve Arya'nın durumu biraz daha farklı ama o sonraki kitapta :) Bu kitapta Burcu - Deryal çiftinin oğlunu okuyoruz. Sonraki kitapta inşallah Ömer'in kızı ve Adem'in oğlunu okuyacağız. Umarım çok beklemeden Kalbim Sende Kalmış'a da kavuşuruz.

Serinin ilk kitabı Kimliksiz yorumum için TIK.
Serinin ikinci kitabı Pinokyo'nun Rüyası yorumum için TIK.

Pinokyo'nun Rüyası - Selvi Atıcı / Kitap Yorumu (Kayıp Şehir #2)


Herkese merhaba

Uzun bir aradan sonra yine bir tur kitabı ile karşınızdayım. RKBT kızları olarak yoğunluktan dolayı turlara biraz ara vermiştik ama bu kitaba tur yapmasak olmazdı. Selvi Atıcı'nın kalemini hep ayrı tutmuşumdur. İlk romanı Kimliksiz'de Deryal'e az mı kızdım. İkinci kitap Sen'i okurken Sü'ye biraz kız gibi davranmasını mı söylemedim. Öyle değişik hallere girdim okurken :) Ama Ömer'i okumak daha farklıydı. 

Evet yine ilginç karakterler var karşımızda. Peşindeki adamlardan kaçmak için ölmeyi seçen sıkıştırıldığı bir binadan kendini boşluğa bırakan her şeyini kaybetmiş Gazel ve hastaneden yorgun çıkmış tek derdi eve gidip uyumak olan çapkın doktor Ömer. Bu ikilinin yolunun kesişmesi oldukça hüzünlü aslında ama yaşadıkları şeylerin çoğu fazlasıyla komik. Yani hem gülüp hem üzüleceksiniz. Oldukça keyifli bir roman olduğunu söyleyebilirim. Hele Ömer'in baştan sona değişimi. Çok eğlenceli bölümlerdi :)

Gazel'in Ömer'in arabasının üzerine düşmesi belki en büyük şansıydı. Çünkü bir doktor olarak ilk müdahaleyi yaparak Gazel'in kurtulmasında büyük bir rol oynadı. Gazel uyanana kadar asla vazgeçmeyen Ömer ise olacakları asla tahmin edemezdi :) Baştaki Ömer ve sondaki Ömer o kadar birbirine benzemiyor ki okudukça hangi Ömer'i seveceğinize karar verirsiniz :)

Gazel'in yaraları var peki ya Ömer? Ömer'in geçmişi, yaraları bunları da kitapta öğrenme şansı buluyoruz. Benim açımdan eksik kısımlar kaldı ama belki serinin devam kitaplarında bu konuyu da açıklığa kavuşturur yazar. En azından öyle umuyorum.

Selvi Atıcı'nın diğer kitapları gibi Pinokyo'nun Rüyası da çok akıcıydı. Başladım ve elimden bırakamadım. Aynı gün içinde bitti. Gazel'in çektikleri, Ömer'in aklının başına gelme süreci, çevrelerindeki insanların etkisi, hepsi baştan sona okunasıydı. Deryal, Adem, Burcu ve Şirin sonlara doğru az da olsa yer alıyorlardı. Deryal'in sevenlerine duyurmuş olayım.

Kapak ilk gördüğüm andan beri beni benden aldı. Renklere falan bayıldım. Aynı zamanda yayınevi normal kapak ve ciltli seçenekleriyle çıkardı kitabı. Bendeki normal kapak ama siz bence ciltliyi alın :) Kayıp Şehir serisinin 2. kitabı Pinokyo'nun Rüyası. Kısa zamanda serinin devam kitaplarını da okumak istiyoruz. Umarım Nemesis Kitap bizi çok bekletmez.

Son olarak yazarın ilk kitabından başlayarak sırayla alıp okuyun. Her kitapta bir öncekinden daha gelişmiş bir kalemle karşılaşacaksınız. Ve bu benim çok hoşuma gidiyor. Malum bugünlerde hemen herkes kitap çıkarıyor. Bu açıdan seçici olmak ve bu işi hakkıyla yapanları öne çıkarmak gerektiğini düşünüyorum. Benim yorumum bu kadar. Umarım okuyan herkes en az benim kadar beğenir.

"Kimliksiz" yorumum için TIK. (Kayıp Şehir #1)
"Sen" yorumum için TIK.

NOT: Çikolata tutkunuysanız kitaba başlamadan önce stoklamanızı öneririm. Bu kitap bol miktarda çikolata içerir :)

Barbara J. Zitwer - Ölüm Bizi Ayırana Dek / Kitap Yorumu


Herkese merhaba

Yazarın ilk kitabı olduğunu düşündüğüm Ölüm Bizi Ayırana Dek, sakin ama akıcı bir romandı. Hani öyle aksiyon falan arıyorsanız bu kitap size göre değil. Yoğun aşk, cinsellik barındırmıyor. Oldukça normal bir akışta devam ediyor.

Hikayemizin asıl karakteri oldukça çok. Öncelikle Amerika'da yaşayan Joey var. Kendisi mimar. Çok çalışan bir kadın Joey. İşinde yükselmiş ama 37 yaşında ve yalnız. Son kalp kırıklığından sonra artık umudunu yitirmiş. Çalıştığı şirket İngiltere bulunan Stanway Evi'ni restore edecek. İşlerin başında durması gereken patronu kaza geçirince İngiltere'ye gidecek olan kişi Joey olur. 

Hayallerinden birini gerçekleştirecek, aynı zamanda da çalışmaktan büyük keyif aldığı Stanway Evi'ni kendi gözleriyle görecektir. Ancak onu İngiltere'de bekleyen beraber büyüdüğü, kardeşi kadar yakın olan ama yıllardır görüşemediği arkadaşı Sarah vardır. Dostlukları yıllar öncesinde kalmış bu ikili, zamanı yenip eskisi gibi olabilecek midir? Stanway Evi'ne göz kulak olan Ian ve kızı Lily ile tanışan Joey için işler zamanla içinden çıkılmaz bir noktaya gelecektir.

Bir başka konuda J. M. Barrie Kadınları Yüzme Kulübü'nün tatlı 5 kadını. Yaşları 60'ların çok üzerinde olan bu 5 kadın Stanway Evi'ne yakın olan göle yaz-kış demeden girmekte ve gençliklerinden itibaren dostluklarını sürdürmektedirler. Joey'nin yolu bu 5 kadın ile kesiştiğinde hayatındaki eksikleri sorgulamaya başlar ve zamanının bir bölümünü bu kadınlara ayırarak onlara gölde yüzerken eşlik eder. 

Benim bu kitaptaki favorim yüzme kulübü kadınlarıydı. Kitap orijinal adını da yüzme kulübünden alıyor zaten. Keşke orijinal isim kalsaydı, gerçekten kitaba uygun ve farklı bir isim. Kitaptaki ufak hatalar gözümden kaçmadı. Okumaya kaptırmışken fazla dikkat çekmese de ben bu konuda hassas olduğum için söylemeden geçmek istemedim. Sonu birden bittiği için tadı damağımda kaldı. Biraz daha uzatsa ve gelecekle ilgili bir bilgi verseydi yazar ben daha çok severdim. Kapakla ilgili de şunu söylemek istiyorum. Yayınevi facebook sayfasında 2 kapak verip seçilen kapakla bastı bu kitabı. Bence yine en uygun kapak orijinal kapakmış, basit ama içeriğe uygun. 

Okuduğum son birkaç Nemesis kitabı gibi bunun sonunda da başka bir kitabın ön okuması vardı. Aslında güzel bir şey. Kitaba başlayıp beğenirseniz o kitabı da alıp okuyabilirsiniz. Şimdilik benden bu kadar. Hoşça kalın.

Rachel Gibson - Her Güne Bir Öpücük / Kitap Yorumu (Lovett, Texas #4)


Herkese merhaba

RKBT(Renkli Kalemler Blog Tur) bu defa sevilen yazarlardan biri olan Rachel Gibson'ın son kitabının turunu yapıyor. Tipik bir Rachel romanydı ancak sonu birden bitince biraz şok olmuş olabilirim. İnsan bir uzatır onu ne olduğunu anlamadan bitti :)

Bu kez hikayesi konu alınan ikilimiz Stella ve Beau. Stella barmaidlik yapan 28 yaşında bir kız. Evlilik dışı doğmuş bir çocuk. Anne ve anneannesi ile büyümüş. Kendi ayakları üzerinde durabiliyor ve işinde oldukça başarılı. Babası ile baba - kız ilişkisini yaşayamamış ancak kendince bunu geride bırakmayı başarmış. Babası öldükten sonra kız kardeşi Sadie, Stella'nın varlığını öğrenir ve onunla görüşmek ister. İşte tam bu noktada Stella'nın yolu 38 yaşındaki Beau ile kesişir.

Ben bu ikiliyi sevdim. Kitap akıcı olduğu için bir solukta okuyup bitirdim. Yan karakterlerin gücü yine yazarın tipik tarzına uygundu. Beau'nun ikizi Blake şu an en merak ettiğim karakter. Umarım en kısa zamanda onun kitabını da okuruz.

Kitap genel olarak gayet güzeldi. Benim için tek olumsuz nokta her şeyin hızlı ilerlemesiydi. Bu hız birçok şeyi belirsiz bırakmış. Kapak on numaraydı. Ayracı olsa çok daha iyi olurdu. Adına değinmeden geçmek istemiyorum. Orijinal isim direk çevrilse sanki isim daha güzel olurmuş. Kitabı elime aldığımda cidden her gün bir öpücük gibi bir şeyle karşılaşacağımı sanmıştım ama alakası yokmuş. Orijinal adı kitaba çok uygun.

Serinin daha önce hiçbir kitabını okumadığımı söylemek istiyorum. Birbiriyle bağlantılı kitaplar olmadığı için sorun olmuyor. Dilediğiniz herhangi birinden başlayabilirsiniz. Zaten bizde bu seriye ait 3 kitap basılmış. Fırsat bulursam diğer ikisini de okumak istiyorum. Yine yorumlarına burada yer veririm. Benim tur yorumum bu kadar. Yarın cast için uğramayı unutmayın.

Hayata Uyanmak - Mary E. Pearson (Jenna Fox Chronicles #1)


Jenna Fox, bir yıldan fazla bir zaman önce kaza geçirmiştir. Uyandığında hafızası bomboştur. Annesi Claire ve büyükannesi Lily ile birlikte California'da yaşayan Jenna, annesinin isteğiyle kendi doğumundan itibaren yıllık olarak çekilmiş kamera kayıtlarını izlemeye başlar. Birkaç hafta sonra iki arkadaşı olduğunu hatırlar. Ufakta olsa bazı anılar netleşir. Netleşen bu anılardan sonra kalanları öğrenmek için çabalar.

Okula gitme baskısı kuran Jenna'yı annesi sonunda evlerine yakın ekosistem üzerine ders veren bir okula yazdırır. Okuldan Ethan ile arkadaşlıkları kısa sürede ilişkiye dönüşür. Aynı zamanda Allys ile de yakın arkadaş olmuştur. Bir yandan çocukluk videolarını izlemeye devam eden Jenna çenesindeki izin kaybolduğunu fark eder ve izin oluşma sürecini hatırlar. Bundan sonrası Jenna için kendisine neler olduğunu öğrenme ve gizemlerden kurtulma vaktidir.

Bu romanı okuyup etkilenmemek mümkün değil. Jenna'nın olanları öğrenmesiyle siz de şok oluyorsunuz ve vay be kurguya bak diyorsunuz. Aşırı sürükleyici olduğunu söylemem gerek. Yazar ne yazsa okurum dediklerim arasına girdi bu romanıyla. Akıcı, heyecan içinde geçen bir roman arıyorsanız Hayata Uyanmak diye bir seçeneğiniz olduğunu bilin :)

Kiralık Eş - Christine Bell (For Hire #1)


Orijinal İsim: Wife for Hire
Yazar: Christine Bell
Çevirmen: Pınar Polat
Yayınevi: Nemesis Kitap
Sayfa: 352
Baskı Yılı: 2014

Lindy, borca batmıştır. O dönemde gördüğü bir ilana başvurur ve ilanı veren Owen ile görüşürken 3 haftalığına evlilermiş gibi rol yapacaklarını öğrenir. Bu anlaşmayı kabul eden Lindy, 3 haftanın sonunda 20.000 dolar alacaktır. Bu sayede borçlarından kurtulacak ve hayata yeni bir başlangıç yapacaktır.

Owen, kız kardeşini dolandıran ve dünyasını mahveden adamdan yani Nico'dan intikam alacaktır. Bunun için ona 3 haftalık bir eş lazımdır. Verdiği iş ilanı sonrası en akla yatkın aday Lindy'dir ve oyun başlar.

Konusu oldukça klasik ancak yazarın tarzını, kurgusunu sevdim. Sonlarda biraz fazla hızlı ilerliyor konular ama baştan sona akıcı bir romandı. Kapağı ilk gördüğümde hoşuma gitmişti. Zaten pembe olan her şey benim kabulüm :)

Yazarın yeni kitabı "Sürpriz Balayı" adıyla aralık ayında satışa çıktı. Bu seriye ait bir kitap değil. Serinin 2. kitabı ne zaman çıkar bilmem ama Sarabeth'in hikayesi için meraktayım. Bir an önce çıksa da okusak :)

ARKA KAPAK

Gazetelerdeki iş ilanlarının sürekli takipçisi olan Lindy Knight, gırtlağına kadar borca batmıştır. Sıradan bir işin kendini kurtarmasına yetmeyeceğini bilse de, aramaya devam eder ve bir gün, ilginç bir ilanla karşılaşır. 

Üç haftalık bir pozisyon için, yeterli oyunculuk deneyimine sahip, 25-35 yaşlarında hoş bir kadın aranıyor. Dizi ya da film oyuncuları başvurmamalıdır. Tam üç hafta boyunca 7 gün 24 saat ulaşılır olmak karşılığında ücret net 20,000 Dolar'dır. Başvuracak kişinin seyahat engeli olmamalıdır.


İlk başta garip gelen bu ilan, ödemesi gereken borçları hatırladığında, bir çıkış kapısı gibi görünmeye başlar. Lindy, hayatının en cesur hamlelerinden birini yapacak ve bu işi kapmak için harekete geçecektir.


İlişki Durumu Karmaşık - Rachel Gibson / Yorum (Truly, Idaho #1)


Delaney üvey babasının ölümü üzerine yıllar önce terk ettiği kasabaya geri döner. Cenaze ve miras paylaşımından sonra geri dönecektir. Ancak üvey babasının vasiyeti herşeyi değiştirir. 1 yıl o kasabada kalmak zorundadır. Bunun karşılığında 3 milyon dolar onun olacaktır. Vasiyetin bir diğer maddesi üvey babasının hiç kabul etmediği gayrimeşru oğlu Nick ile herhangi bir ilişkiye girmemesidir. Bu şart Nick için eklenmiştir. Nickin vasiyette ona kalan arazileri alması için 1 yıl Delaney'den uzak durması gerekmektedir. Ancak geçmişte yaşanamamış duygular zamanla ikisini de zorlamaya başlar. Acaba sonunda mirası alabilecekler mi? :)

Ben bu kitabı çok merakla almıştım. Genel olarak beklediğim gibi değildi. Sanırım beklentiyi yüksek tuttum. Eğlenceli olsa da bana pek hitap etmedi nedense. Akıcıydı. Rachel Gibson okumayı severim ben ama bu romanda o tadı alamadım. Umarım bu bir istisna olarak kalır. Mutlu akşamlar.

ARKA KAPAK

Delaney yıllar önce terk ettiği Truly'ye üvey babasının cenazesi için geri döner. Fazla kalmak gibi bir niyeti yoktur çünkü bu küçük, dedikoducu kasaba, ona hiç iyi şeyler hatırlatmamaktadır. Üvey babasının vasiyetini de dinledikten sonra kasabadan ayrılacağını zanneden Delaney'in planları, vasiyette yer alan bir madde yüzünden tamamen bozulur. Delaney üvey babasından kalan büyük mirasın payına düşen kısmını alabilmek için bir yıl Truly'de kalmak zorundadır. 

Delaney'i bekleyen bir yıllık süre, geçmişinden gelen küçük hesapları kapatmakla uğraşacağı günlere, aşka, tutkuya ve heyecana gebedir. Bir yılın sonunda onu bekleyen sürpriz ise onu büyük bir karar vermeye itecektir.