RKBT 2. Gün: Aşık Kuşlar - Cecelia Ahern / Yorum ve Çekiliş


Orjinal İsim: How to Fall in Love
Yazar: Cecelia Ahern
Çeviri: Solina Silahlı
Yayınevi: Pegasus Yayınları
Sayfa: 352
Baskı Yılı: 2014

İrlanda'da yaşayan 33 yaşındaki Christine Rose evleneli 1 yıl olmamıştır ancak mutsuzdur. Kendisine huzur bulacağı bir mekan ararken bir adamın intiharına tanık olur. Engelleyemediği için kendini suçlamaktadır. Bu olay sonrası kocasına ayrılmak istediğini söyler ve evleri ayırırlar.

Huzurlu bir mekan bulma arayışlarına devam eden Christine, Hapenny Köprüsü'ne gider ve köprüden atlamak üzere olan bir adam görür. Aynı olayı bir kez daha yaşayamayacağını düşünen Christine, Adam'ı vazgeçirmek için harekete geçer. Sonunda bir anlaşma yaparlar. Adam'ın 35. doğumgününe kadar yaşamanın güzel olduğunu ona gösterecektir. Bunun için sadece 2 haftası vardır.

Evettt kitabımız bu 2 haftayı anlatıyor. Ama neler neler olduğunu burdan yazmam imkansız (Şu an Zeki Müren'den İmkansız şarkısını dinliyorum, etkisinde kalmış olabilirim). Adam'ın sorunlarını sıraya koyup bu 2 haftada çözmeye çalışan Christine tekrar intihar etmeye çalışır korkusuyla onu yalnız bırakamaz.

Christine'in kocasını hiç sevmedim. Her boşanan böyle yapsa yandık yani. Christine'in ailesi süperdi. Neşeli bir ailenin diyaloglarını okuyacaksınız. Adam'ın problemleri bir değil iki değil yani. Bütün sorunlar zavallı Adam'da toplanmış. Romanın kurgusu öyle iyi ki Adam'ın sorunlarını çözülmeye çalışırken Christine'in sorunları da aydınlanıyor. Yazarın daha önce hiçbir kitabını okumamıştım ama kalemi okunası. Yarın kitap alıntılarıyla karşınızda olacağım. Şimdilik mutlu kalın :)

ARKA KAPAK

Ona âşık olmayı öğretmek için sadece iki haftası var...

Şans bu ya, depresyon denizinde boğulmak üzere olan Adam ile hayatını bir türlü yoluna koyamayan, derdi başından aşkın Christine'in tanışması talihsiz bir gecede gerçekleşir: Otuz beşinci yaş günü yaklaşmakta olan Adam intihar etmek için bir köprüye çıkmıştır ve oradan geçen Christine de Adam'ı ikna etmek için çılgın bir teklifte bulunur. İki hafta içinde Adam'a dünyanın yaşamaya değer bir yer olduğunu ve aşkı bulmak için hiçbir zaman geç kalmış sayılmayacağını kanıtlayacaktır!

İddialı teklifine rağmen Christine'in büyük korkuları vardır. Başarısız olursa bunun sonuçlarına katlanabilecek midir? Peki ya aşka ve hayata dair bildiği her şeyin bir yalan olduğunu anlarsa ne yapacaktır? Hepsinden öte, bir hayata mal olabilecek bu macerada onu çok daha karanlık soruların beklediğinin farkında mıdır?

"Biraz neşe, biraz keder kokan bir romantik komedi. 
İçiniz kıpır kıpır olacak!"
-Marie Claire-

"Cecelia Ahern'in romanları bir kutuda saklanan mücevherler gibi. Kutuyu açtığınız anda ışıltılar gözlerinizi alıyor."
-Adriana Trigiani-

"Modern bir peri masalını andıran bu romanda Cecelia Ahern, karakterleri baştan sona canlı tutan keskin bir zekâya sahip olduğunu kanıtlıyor."

-Hello-

ÇEKİLİŞ
a Rafflecopter giveaway


Aşka Var mısın? - Natasha Boyd / Yorum (Eversea #1)


Orjinal İsim: Eversea
Yazar: Natasha Boyd
Çeviri: Filiz Tülek
Yayınevi: Yabancı Yayınları
Sayfa: 368
Baskı Yılı: 2014

Keri Ann Butler, Butler Cove kasabasında yaşayan Snapper Grill'de çalışan, 22 yaşında bir kızdır. Ailesinden geriye kalan abisi eğitim için evden ayrıldığında nesillerdir ailesinde olan ve kasabanın gözünün olduğu eve sahip çıkmak için Keri Ann kasabada kalır. Abisine fırsat tanımıştır ama kendi hayallerini de ertelemiştir. Aşktan ve erkeklerden özenle uzak durmaktadır. Peki megastar Jack Eversea ile karşılaşınca ne hissedecektir?

Jack Eversea, 26 yaşında kızları peşinden koşturan bir Hollywood oyuncusudur. Sevgilisi Audrey onu aldatır ve olay basına yansır. Jack bu olay sonrası kafasını dinlemek üzere yola çıkar ve kendini Butler Cove'da bulur. Oraya giderken Keri Ann ile tanışacağından tabii ki habersiz :)

Jack ah Jack senin o gizemli ve çaresiz hallerin bu kitabın en güzel bölümleriydi. Keri Ann ise şanslı mı talihsiz mi bilemedim. Kitap nasıl başladı nasıl bitti anlayamadım. Fazla akıcı olmuş :) Bir okunacak listeniz varsa mutlaka bu romanı o listeye ekleyin.

Kitap çıktığında okuduğum yorumları abartılı bulup okumak için zaman geçmesini bekledim. Ama abartı falan yokmuş arkadaş. Tam tadındaydı. Aklımda bin tane soruyla öylece kaldım. Bu da serilerin kötü yönlerinden biri çatlatmasalar olmaz :)

Romanın ayracından bahsetmeden olmaz. Kaplumbağalı bir ayracımız var. Kaplumbağa ne alaka demeyin sakın. Kitabı okuyunca anlayacaksınız ve hoşunuza da gidecek. Yabancı Yayınları bize böyle güzel ayraçlar hazırlamış. Teşekkür etmeden olmaz. Umarım diğer yayınevleri de böyle şirin ayraçlar yapar.

ARKA KAPAK

"Eğer geleceğimde olacağını bilseydim, tamamen farklı bir yaşam seçerdim." ?

...kokusunu derin derin içime çektim. Sonra ağzımı kulağına yaklaştırdım. "Eğer farklı bir yaşam seçseydin, beni hiçbir zaman bulamazdın."


Sorumlulukları ve kendine olan güvensizliğiyle boğuşan, güneyli bir genç kız... ?Her şeyini kaybedebileceği son skandalından kaçan, Hollywood'un en gözde megastarı...?Onları sonsuza dek değiştirecek, tesadüfi bir karşılaşma, imkânsız bir birliktelik ve masalsı bir aşk hikâyesi...

RKBT Okuma Etkinliği: Beni Bulun - Michelle Knight / Yorum


Orjinal İsim: Finding Me
Yazar: Michelle Knight
Çeviri: Nur Eren
Yayınevi: Martı Yayınları
Sayfa: 288
Baskı Yılı: 2014

Kitabı nasıl yorumlayacağımı çok düşündüm. O kadar farklı bir hayat anlatılmış ki... İnsan bunlara nasıl katlanabilir cümlesini kaç kere kurdum bilmiyorum.

2002'de kaçırılan Michelle Knight, 2003'te kaçırılan Amanda Berry ve 2004'te kaçırılan Gina DeJesus. Ortak noktaları aynı adam tarafından kaçırılmaları ve on yıldan fazla aynı evde yaşadıkları kaldırılması zor olaylar. 6 Mayıs 2013'te bulunmalarının ve özgürlüklerine kavuşmalarının ardından Michelle Knight tüm hayatını kaleme almış.

Hayatının ilk yıllarından itibaren yeterince zor şeyler yaşamışken 21 yaşında bir psikopat tarafından kaçırılarak türlü işkence ve tecavüzlere maruz kalmış. Özgürlüğe adımını attığında 32 yaşında. Kaçırıldığında 2 yaşında olan oğlu, o hayata karıştığında 13 yaşında ve bir aileye evlatlık verilmiş.

Yaşadıklarını nasıl tarif edebilirim bilmiyorum ama düşünsek aklımıza gelmeyecek türden şeyler. Hem de bunu onlara yapan arkadaşının babası Ariel Castro. Kızları olan bir adam. Michelle bu süreçte 5 düşük yapıyor çünkü kaçıran adam hamileliklere izin vermiyor. Gina ve Amanda, yaş olarak Michelle'den küçükler. Zaten Michelle'in kaçırılma sebebi de yaşının küçük göstermesi. 1.20 m. boyuyla küçük çocuk sanıyor herkes. Amanda'ya takıntısı var onları kaçıran adamın. Onun çocuğunu doğurmasına izin veriyor ve özgürlüğe adım attıklarında evde doğan kız 6 yaşında.

Herşeye rağmen birbirlerine tutunup yaşamaya çalışıyorlar. Kurtulduktan sonraki süreçte çok can yakıcı. 11 yılını bir evde zincirlerle hapis geçiren insanların normale dönmesi mümkün mü bilmiyorum ama çabalarını okurken bile görebiliyor insan. Kitabı bitirdiğimde ne kadar ufak şeylere takılıp hayatımızı zorlaştırdığımızı düşündüm ve bolca şükrettim. Michelle'in hikayesini okuyarak belki siz de yeni bir bakış açısı kazanabilirsiniz.

ARKA KAPAK

Gerçek Bir Yaşam Öyküsü

1 EV, 3 KADIN, 11 YILLIK ESARET

BENİ BULUN 
ÇÜNKÜ BU SİZİN DE HİKÂYENİZ OLABİLİR

2002 yılında kaybolduğumda pek çok kişi bunu fark etmemişti bile. Yirmi bir yaşındaydım; adres sormak için bir markete uğrayan genç bir anne… 

On bir sene boyunca kilit altında tutuldum, türlü işkencelere maruz kaldım. Bu, hayatımın halihazırda bildiğiniz kısmı olabilir fakat daha bilmediğiniz çok şey var.
-Michelle Knight-

Michelle Knight 2002 yılında, Ariel Castro isimli bir okul servisi şoförü tarafından kaçırıldı ve on yıldan uzun bir süre taciz, tecavüz ve işkenceye maruz kaldı. 2003 yılında Amanda Berry, 2004 yılında da Gina DeJesus tutsak olarak Michelle'e katıldı. 6 Mayıs 2013'te bir fırsatını bulup tutsaklıktan kurtulmalarının ardından, bu olay dünyada büyük yankı uyandırdı. Şimdi ise binlerce kişinin merak ettiği konu şu: O evin içinde neler oldu ve üç kadın akıl almaz işkencelere dayanacak gücü nasıl buldu?

Michelle Knight, gözler önüne serdiği bu sarsıcı hikâyesiyle suskunlar için bir ses, her yıl kaybolan binlerce çocuk ve genç için güçlü bir sembol oluyor.

"Televizyon programı yaptığım on iki yıl boyunca hiçbir şey beni Michelle Knight ve onun yaşama tutunma hikâyesi kadar etkilemedi."

-Dr. Phil McGraw-

Çağan Dikenelli / Yazar Hakkında ve Çekiliş


Bugün yazarımız Çağan Dikenelli'yi yakından tanıyacağız. Haydi başlayalım.

Çağan Dikenelli, 1969 İzmir doğumlu. Saint Joseph Koleji’nde öğrenimini tamamladıktan sonra, Bilkent'teki ekonomi öğrenimini 3. yılında terk edip, Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sinema Bölümünü bitirmiş, sinema ve televizyon sektöründe yönetmen yardımcılığı ve senaristlik yaptı. Kısa bir dönem kısa filmler çekmiş ve bazı ödüller kazandı. Radyoculuk, alternatif müzik dükkanı işletmeciliği, multimedia sanat yönetmenliği, yönetmen yardımcılığı, gibi işlerde çalıştıktan sonra bazı dizilerin senaryo gruplarında yer aldı.

İlk romanı “Bu Şehirde Herkes Akrabam Olur”(2004) mizah türündeydi. Sonraki romanı Taşıyıcı (2005) ile korku türünü denemiş ve daha sonra Melek Teyze Polisiyelerini ve en son gelecek zaman macerası.. Romanlarının ortak yönü ise mizah.
18. Şevket Bilgi Ödülü Kültür/Sanat Yazıları birinciliği ve Bodrum Çevre Filmleri Yarışmalarında, en iyi kısa metrajlı film ödülünü aldı. Yazar çalışmalarına devam etmektedir.

Kaynak: http://www.kameraarkasi.org/yonetmenler/cagandikenelli.html

ÇEKİLİŞ
a Rafflecopter giveaway

Yürek Söken Cinayetleri - Çağan Dikenelli / Yorum (Bir Melek Teyze Polisiyesi #2)



Melek Teyze'nin dedektifliği son hızla devam ediyor. Bunun konusunu başı kesilmiş ve iç organları alınmış cesetler oluşturuyor. Dedektifimiz yine olayları kendi yöntemleri ile çözme peşinde. Ancak bu defa daha cesur. Kendisini mahallenin kabadayısı gibi gören Talat gibi yardımcıları da yanına katmış durumda.

Yazım tarzı yine argo ve konuşma dili kullanılmış. Abartı kullanmayı seviyor yazar. Espriler havada uçuşuyor.

Bu seride en çok Oğul'u sevdim. Onun o saf hali, annesiyle tamamen zıt karakteri ve konuşmaları hoşuma gitti. yeterince kötülük yapan var zaten, bir Oğul gerekliymiş bu kitaba, yazar da Oğul'u iyi ki yazmış. Yarın Çağan Dikenelli ile ilgili yazım burada olacak.