Deli Divane - Nehir Erdem / Yorum


Karadeniz adamı Mehmet ile İstanbul kızı Yeliz'in hikayesini okuyoruz. Zaman zaman Karadeniz gibi fırtınalı bir hikaye bu da. Okurken eğlendiğim bir roman oldu.

Yeliz, Korkut Kardeşler İnşaat'ın ortaklarından biri ve kardeşlerin en küçüğüdür. Abileri Yağız ve Yiğit onun şirkete katılmasını fırsat bilip küçük bir oyun kurarlar ve onu Trabzon'da yapılacak bir projenin başına geçirirler. Daha Yeliz ne olduğunu anlamadan kendini Trabzon'da bulur. Arabasıyla giderken yolu sormak için durduğunda arabası bozulmuş bir adama denk gelir ve inatlaşma ve didişmeler o an itibarıyla başlar. Bu adam iş için görüşmeye geldiği Mehmet'ten başkası değildir.

Mehmet, günlük ilişkiler yaşayan ve o güne dek aşık olmamasıyla gurur duymuş çapkın bir adamdır. Yolda karşılaştığı kızın sinirlendiğinde verdiği tepkiler çok hoşuna gider. Yolu soran kıza aynı yere gideceklerini ve arabası bozuk olduğundan onu da götürüp götüremeyeceğini sorar. Çeşitli atışmalar sonrası Mehmet'in oteline varırlar. Tabii Yeliz, adamın kim olduğunu bilmemektedir ve Mehmet, Yeliz ile oynamaktan büyük keyif almıştır. Ancak iş için Korkut İnşaat'tan gelenin Yeliz olduğunu öğrendiğinde çekimine kapılmak üzere olduğu bu kızla ister istemez yakınlaşır.

Yeliz ve Mehmet en merak ettiğim karakterlerdi ve merakıma değdiğini görünce mutlu oldum. Çiçek Kızlar yorumunu yazdığımda rahatsız olduğum yerler olduğunu yazmıştım. Genelde bu kısımlar argo kullanılan kısımlardı. Deli Divane'de de argo kullanılan yerler vardı ancak ilki kadar batmadı bana. Çiçek Kızlar yorumum için TIK

Rabia Babaanneyi okumak çok güzeldi. Keyif katmış bir karakterdi. Sivri diliyle herkese ayağını denk aldıran Yeliz'i kendine benzeten babaanne.

Ayraç kemençe şeklindeydi. Temaya aşırı uygun :) Redaktesi ilkinden daha iyiydi. Oldukça akıcı bir roman olduğunu söylemeden geçmeyeyim. Ne olacak acaba derken sonunu buluyorsunuz.

ARKA KAPAK

"Susmadığın her an, seni öperek susturacağımı söylemiştim Yeliz! Ve bunu yapmaktan asla çekinmeyeceğimi biliyorsun, aksine bu bir zevk olacak..." Bir yanda Karadeniz gibi bir adam: Hırçın, öfkeli, mert… Diğer tarafta başına buyruk bir deli kız: İnatçı, sevimli, çenebaz… "Benim ilk aşkım sensin Memet... Kalbim ilk defa sana attı ve Allah şahidimdir en son yine sana atacak..." Ve doludizgin giden bir aşk: Karadeniz kadar hırçın, yaylalar kadar özgür, İstanbul kadar tutkulu…

0 yorum:

Yorum Gönderme