duygu özlem yücel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
duygu özlem yücel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Dengesiz Bir Adamın Anatomisi - Duygu Özlem Yücel / Yorum


Orijinal İsim: Dengesiz Bir Adamın Anatomisi
Yazar: Duygu Özlem Yücel
Yayınevi: Dex Plus
Sayfa: 392
Baskı Yılı: 2015


Herkese merhaba

Bildiğiniz üzere istek üzerine Can'ın bakış açısıyla yazıldı. Dengesiz Bir Aşkın Anatomisi'nde olanları Aslı'nın bakış açısıyla okumuş ve değerlendirmiştik ama bir de bu hikayenin Can tarafından nasıl göründüğü var.

Öncelikle sonunu bildiğim bir romanı okumak ne bileyim ilginçti. Can, tüm yaptıklarını ne düşünerek yaptı onu merak etmiştim ve sonunda şok olmuştum. Kitap bana ulaşır ulaşmaz büyük bir heyecanla okumaya başladım.

Can'ın hissettikleri çoğu zaman beni hüzünlendirdi. Hem aşık hem yıpratmaktan korkan pişmanlıklarından yorulmuş bir adam Can. Aslı onun için hayata tutunma sebebi. Peki istemeden yaptıkları... Aslı'nın anlam veremediği her şeyi Can'ın anlatımıyla okuyoruz. İkisi bir bütün oluyor, tüm parçalar birleşiyor. Yine de o son olmasaydı diyorum :(

Kapağı ben beğendim ancak redakte anlamında az da olsa sıkıntı vardı. Son olarak ilkinin yorumunu okumak isteseniz TIK TIK

ARKA KAPAK

Can, Aslı'dan önce cehennemdeydi...
Aslı'dan sonra yine cehennemde...
Dengesiz Bir Adamın Anatomisi
Onlar büyük bir rastlantıyla tanıştılar ve
sonrasını küçük mucizelere bıraktılar...
Ama büyük bir engel vardı, Aslı'nın
bir türlü anlayamadığı...
İlişkilerindeki denge, yıkıcı bir
dengesizliğe sürüklendi.
Ama sizce de, aşk bir dengesizlik hali
değil mi?
Aşk, büyük bir kaosta savrulmaktan
korkmamak değil mi?

Dengesiz Bir Aşkın Anatomisi - Duygu Özlem Yücel / YORUM


Orijinal İsim: Dengesiz Bir Aşkın Anatomisi
Yazar: Duygu Özlem Yücel
Yayınevi: Destek Yayınları
Sayfa: 272
Baskı Yılı: 2013

Bir aşk hikayesi diyerek başlamak istiyorum. Her Son Bir Başlangıçtır'ı okumuştum ilk. Ama kıyaslama yapacak olursam açık ara favorim bu olur. Heyecan içinde ne olacak diye beklerken bir baktım kitabı bitirmişim. Böyle bir aşk hikayesi sadece romanlarda/dizilerde/filmlerde olur biliyorum ama kızlar Aslı'da, erkekler Can'da mutlaka kendilerinden bir şey bulacaklar.

Aslı ve Can hikayemizin başkarakterleri... Öyle farklı bir şekilde tanışıyorlar ki... Hele devam eden tesadüfler sonrası böyle tesadüfler bize denk gelmez derken buldum kendimi. Her şeye rağmen Aslı'nın hayal miydi bilmem diyerek mutluluğun doruklarındaki günlerini anlatmasını büyük keyifle okudum. 

Aslı'nın davranışlarında, o yaşta ben de böyle değil miydim diyerek kendimi gördüm kimi zaman. Can ne yapmaya çalışıyor diye diye bitirdim. Aslı'nın tabiriyle onların aşkı bir var bir yoktu, olduğu kadarıyla yaşandı. 

Peki arka kapakta yazdığı gibi imkansız mıydı bu aşk? Onu da kitabın sonunda anlayacaksınız. Keşke böyle bitmeseydi dediklerimden biri oldu Dengesiz Bir Aşkın Anatomisi ama bu iyi ki okudum dememi engellemiyor :) Laf aramızda Aslı'nın anlatımıyla okuduğumuz bu roman şu aralar Can'ın ağzından yazılıyor. Merakla beklediklerimden biri çünkü Can'ın duygularını acayip merak ediyorum :) Şimdilik bu kadar. Hoşça kalın.

ARKA KAPAK

"Gülümsediğini görür gibiyim. Onu hiç kaybetme olur mu?
Gülümsemekten asla vazgeçme...
Gözlerimi kapıyorum ve derin bir nefes alıyorum.
O güzel gülümsemenin bana hayat veren mucizevi ışığı doluyor içime...Acılar kayboluyor sanki."
İki Aşık ve İmkansız Bir Aşk Hikâyesi
Kaderleri onları hiç ummadıkları anda bir araya getirdi ve beklenmeyen bir girdap onları fırtınalı aşk denizinin içine sürükledi.
Bir aşk hem bu kadar gerçek hem bu kadar sırlarla dolu olabilir mi?
Bir aşk hem bu kadar yakın hem bu kadar mesafeli yaşanabilir mi?
Heyecan, mutluluk, karmaşa, bilinmezlik, sessizlik, kahkaha ve gözyaşı...
Çünkü bir vardı, bir yoktu aşk ve... 
Tesadüflerin gizemi onları fırtınasına katarken onlar, korkutucu bir bilinmezliğin içine savruldular!

Kalplere iz bırakacak modern bir aşk masalı...
Unutulmayacak bir ikili delilikler hikayesi...

"...Çünkü oydu her nefesim!
Ve ben nefes aldıkça...

Her Son Bir Başlangıçtır-Duygu Özlem Yücel/YORUM


Orjinal İsim: Her Son Bir Başlangıçtır
Yazar: Duygu Özlem Yücel
Yayınevi: DestekYayınları
Sayfa: 256
Baskı Yılı: 2013

Romanımızın baş karakteri Mehmet, İstanbul'da yaşayan İtalyan olan annesinin terk ettiği babası ile de mümkün olduğunca görüşmeyen, kendi tabiriyle hayatı gri yaşayan bir adamdır. Annesiz büyümesi sebebiyle kadınlara hoyrat davranır, değer bilmez ve ilişkileri uzun sürmez. Annesinin ağır hastalığı sebebiyle babası ile istemeyerek çıktığı İtalya yolculuğu onun hayatında büyük değişikliklere neden olur.

İtalya'da annesinin evli olduğu adam ve ailesini tanımasıyla ailenin nasıl bir şey olduğunu görür, aile sıcaklığı ve dayanışması ile tanışır. Bir de ilk gördüğü andan itibaren adını koyamadığı duygular hissettiği Lucia vardır ki Mehmet'in bambaşka biri olmasında onun çok büyük payı vardır.

Romanla ilgili yorumlarıma gelecek olursam öncelikle bir erkeğin dilinden yazılmış bir roman olması sebebiyle merak ediyordum. Hani erkekler pek duygusal olmazlar yaa acaba romanda çok duygusal bir Mehmet mi okuyacağım diyordum. Ancak yazar bu konuda çok başarılıydı. Yani bir erkeğin olabileceği romantikliği yakalamıştı.

Bu romanda bir şeyleri yoluna koymak için geç kalmış olduğumuzu düşünsek bile aslında geç olmadığını, özellikle aşktan ümidi kesmemek gerektiğini okuyoruz. Bir İtalyan Masalı okumaya hazır olun :) Ben okurken büyük keyif aldım, bazı cümleler beni kalbimden vurdu. İsmini fazlasıyla hak eden bir roman diyorum ve burda noktalıyorum. Keyifli haftasonları diliyorum.

Bu arada Yazar Duygu Özlem Yücel ile mart ayında bir röportaj yapmıştık. Okumak isteyenler TIK

NOT: Kitabın arasında gördüğünüz o pembe kalpli örgü ayraç için Müge'ciğime çok teşekkür ediyorum.

ARKA KAPAK

"Güneş nasıl Toskana'da böyle hüzünlü batıyor?

Ve nasıl oluyor da; her batan güneşle birlikte geçmişimden, ruhumdan ve varlığımdan toprağa binlerce parça akıyor?

Peki ya, güneş nasıl Toskana'da böyle mucizevi doğuyor? Ve nasıl oluyor da; son doğan güneşle birlikte geçmişime, ruhuma ve varlığıma sen doğuyor? Aşk doğuyor!" Toskana vadisinin kalbinde yazılan destansı bir masal… O henüz bilmiyordu ama; hiç bilmediği bir şehirde, hiç tanımadığı insanların içinde, hiç tatmadığı duygularla, sınanmaya hazırlanıyordu!

Aile bağlarıyla, Mutlulukla, Geçmişin karanlık sırlarıyla, Söylenmemiş sözlerle, Unutulmaya yüz tutmuş gözlerle, Umutla, Dostlukla, Sevgiyle, Nefretle, ve Aşkla!

Geçmişin karanlık yanı aydınlandığında, ruhun aşkın aleviyle yanacak! Ve ancak içindeki savaşlar bittiğinde gerçek aşkla sevişeceksin!

(Tanıtım Bülteninden)

Her Son Bir Başlangıçtır Kitap Kazananları


Merhaba bildiğiniz üzere Duygu Özlem Yücel ile bu ay röportaj yapmıştık. Okumak isteyenler TIK. 2 kişi imzalı son romanı kazanacaktı. Bugünkü kontroller sonucu şartları tamamlayanlar arasından kazanan 2 kişi:

- Nevin Kuzu Karataş
- Hatice Albayrak

Kargo alıcıya aittir. Olurda gözden kaçmıştır diye 2 yedek kazanan belirledim. Kargo ücretini ödemeyecek olan lütfen belirtsin. Kazananları tebrik ederim. Bilgileri masuminciler@hotmail.com.tr adresine bekliyorum. İyi akşamlar.

Duygu Özlem Yücel ile Röportaj / İmzalı Kitap


Herkese merhaba

Mart ayında bir sürpriz olacağının haberini vermiştim. Evet o haber yazar röportajları :) Her ay bir yazarımız ile burda buluşacağız. İlkini gerçekleştirdim ancak hala heyecanı üzerimden atabilmiş değilim. 

Yazar köşemizin amacı, ülkemiz okuyucularının Türk yazarlara karşı önyargıları olması. Herkesi kastetmiyorum tabii ki :) Yanlış anlaşılma olmasın ama genel olarak çevreme baktığımda bunu hissediyorum. Ben de bir kitapsever olarak ülkemizde kaliteli yazarlar olduğunu göstermek için kolları sıvadım.

Şimdi insana pozitif duygular aşılayan ve beni kırmayıp siz takipçilerim için bu röportajı yapmayı kabul eden Duygu Hanım'ı tanımaya başlayalım :)

Sizinle yeni tanışacak arkadaşlarımız için sizi kısaca tanıyabilir miyiz?

Bana; yazmak ve insan ilişkileri üzerine tutkuyla çalışan biri diyebilirsiniz. İletişim alanında tamamladığım lisans ve yüksek lisansım sonrası kurumsal hayattan uzaklaşıp insan ilişkileri üzerine çalışmalar yapmaya başladım. Bu da bana yazı hayatımın ve şu anda yapmakta olduğum yaşam koçluğu ve nlp uzmanlığının kapılarını açtı. Her insan bir hayat ve koca hikayelerle dolu. İşte ben de bu noktada o hikayeleri kurgulayıp kitaplarım aracılığıyla insanlarla paylaşmaktan ve bu gibi hikayeler yaşayan insanların tıkandığı noktalarda onlarla birlikte yol alıp hayatlarında güzel kapılar açmaktan zevk alan bir iletişimciyim.

Ne zamandır yazıyorsunuz ve niçin yazma gereği duydunuz?

Profesyonel anlamda yaklaşık 4 yıldır yazıyorum. Buna 3 kitabım ve çeşitli aylık dergi ve internet portallarında ilişkiler ve hayat tarzı üzerine yazdığım köşeler de dahil.

Yazmak benim için bir nefes alma alanı ve okuyucularla iletişim kurabileceğim harika bir alan. Aynı zamanda bir bağımlılık… İşte bu yüzden yazıyorum.


İlk romanınızda zamane aşklarını, ikinci romanınızda dengesiz bir aşkı anlattınız. Her Son Bir Başlangıçtır ne anlatıyor, bizi neler bekliyor. Kısaca bahseder misiniz?

Her Son Bir Başlangıçtır’da bir değil birkaç aşka tanık oluyoruz ve bu aşkları yaşayanların sırlarına ve ödedikleri bedellere… Kimsenin mükemmel olmadığı, insanların yüzleşme, umut, aşk, aile bağları ve sevgiyle sınandığı bir roman.

Bu romana bir İtalyan masalı diyorum çünkü bu kez sadece Türk karakterler değil İtalyan bir aile ve içinde yaşanan olayların da olduğu ve karakterlerin okurken sizinle bütünleşip hikayelerine sizi çekeceğine inandığım bir roman.

Her Son Bir Başlangıçtır isimli romanınızda anlatıcı bir erkek. Bir bayan olarak olaylara erkek gözüyle bakarak roman yazmanın zorlukları oldu mu?

Yazmaya başlamadan önce tereddütlerim oldu. Fakat yazar, yazdığı karakterin kimliğine bürünüp, onun bakış açısından dünyayı görebilmeli ki yarattığı dünya gerçekçi olsun. İşte bu noktada yazmaya başladıktan sonra aslında erkek bakış açısıyla yazmanın kadın gözüyle yazmaktan çok fazla bir farkı olmadığını, önemli olanın karakteri özümseyip okuyucuya yansıtabilmek olduğunu fark ettim.

Son romanınız Her Son Bir Başlangıçtır'ı ne kadar sürede yazdınız? 

Her Son Bir Başlangıçtır’ı yazmak da diğer romanlarım gibi yaklaşık 6,7 ayımı aldı. 

Yazarken sizi en çok zorlayan romanınız hangisiydi?

En çok zorlayan roman değil de beni en çok zorlayan bölümler var aslında. Karakterlerin hayatlarında kırılma noktası yaşadıkları anları ve bu durumlarda ayakta kalma çabalarını, düşmelerini ya da kalkmalarını, kırgınlıklarını ve hayal kırıklıklarını yazmak oldukça zorlayıcı fakat bir o kadar da keyifli.


Aşk romanları yazıyorsunuz. Olayları basitleştirmeden ya da klasik bir şey ortaya çıkarmadan yazmak kolay olmasa gerek. Bu dengeyi nasıl sağlıyorsunuz?

Bu dengeyi sağlamamın özel bir formülü yok aslında. Yapmaya çalıştığım şey herkesin hissettiği duyguları, hayattaki tesadüflerle ve başımıza gelebilecek iyi ya da kötü olaylarla harmanlayıp hikayeleri insanların kalplerinde hissetmelerini sağlamaya çalışmak.

Roman dışındaki türlere bakış açınız nedir? Başka türde yazmayı düşünür müsünüz?

Amatör anlamda okul yıllarımda öyküler yazıp, öykü yarışmalarına katılıyordum. Bu nedenle diğer türlere ve bu türlere ilgilenen kişilere ilgim ve saygım büyük. Başka türde yazıp yazmayacağım konusunda bir fikrim yok fakat romanlarımın içine denemeler, kısa öyküler, şiirler ya da farklı şeyler katarak diğer türleri de kullanma fikri kulağa oldukça güzel geliyor.


Basılmış 3 romanınız var. Herhangi bir kitabınız ile ilgili şu karaktere biraz daha ağırlık verseydim ya da şu konuya daha fazla yoğunlaşsaydım diye düşündüğünüz oldu mu?

Genelde bizden önce karakterlerin beğenisini okuyucu belirliyor. Aldığım tepkilere bakılırsa okuyucular ikinci kitabım Dengesiz Bir Aşkın Anatomisi’ndeki hikayeyi bir de Can karakterinin ağzından dinlemeyi çok istiyorlar mesela. Ben de bu yorumlar ışığında yeni projeler için çalışmalarımı sürdürüyorum. 

Romanlarınızda bol karakter kullanıyorsunuz. Bunların içinde sizin için ayrı bir önemi olan karakter var mı?

Benim için hepsi oldukça önemli. Çünkü yazma öncesi aşamada hepsini tasarlamak, belli karakter özellikleri, fiziksel özellikler ve duygularla donatmak onları sizin gözünüzde oldukça özel kılıyor.

Kitap seçimini kapaklarına göre seçen bir nesil yetişti. Kapağı güzelse alıp okumalı diye düşünüyorlar. Siz roman kapaklarınızın romanın içeriğini yansıttığını düşünüyor musunuz?

Evet görselliğin de içerik kadar önemli olduğu bir dönemdeyiz. Bu nedenle yayınevimle birlikte kapak tasarımı konusunda çalışırken oldukça titiz davranıyoruz. Onların profesyonelliğiyle benim fikirlerim bir araya gelince de ortaya beğenilen kapaklar çıkıyor.

Günümüz yazarlarından yerli ya da yabancı yazarları takip eder misiniz? Kimleri okursunuz?

Yerli ya da yabancı yazar konusunda bir tercih yapmam çünkü her ikisinin de bana katabileceği büyük dünyalar olduğuna inanırım. Ancak üzülerek gördüğüm şey yeni nesilde yerli yazarlara karşı bir ön yargı olduğu… Bunu kırabilmek adına ben; tüm okurlarımla ve benimle iletişim kurup kitapla ilgili konuşmak isteyenlerle birebir iletişim kurmayı çok seviyorum. Fakat dediğim gibi şahsen bir ayrım yapmıyorum. O an ne tarz bir kitap okumak istiyorsam ve o tarzla beni tatmin edebilecek kim varsa mutlaka alıp okuyorum. Jonathan Safran Foer’in deneyselliğinden, Jojo Moyes’ın romantizmine, Ahmet Ümit’in müthiş kurgusuyla anlattığı cinayetlerden Zülfü Livaneli’nin yalın diline kadar hepsi okunmak için orada beni bekliyor.

Takip ettiğim kadarıyla sıkı bir okursunuz. Belli bir türü mü tercih edersiniz yoksa her türden okurum diyenlerden misiniz?

Dediğim gibi her tür ve her roman benim kütüphanemde yer almalı.

Defalarca dönüp okudum ve her defasında farklı tat aldım dediğiniz roman ya da romanlar var mı?

Örneğin; Anna Frank’ın Hatıra Defteri… Seneler önce okuduğumda çok farklı bir gözle, daha sonra çok daha farklı bir olgunlukla okuduğum romanlardan…

Genelde biyografik romanları ikinci kez okuduğumda hayatın hangi evresindeysem, o yaşantının ayrı bir tarafını özümsediğimi fark ediyorum.

Bir romanın başarılı olabilmesi için sizce olmazsa olmaz koşul nedir?

Samimiyet… Ben tutkuyla ve hissedilerek yazılmış her romanın okuyucuya aynı duygularla geçeceğine inanıyorum.

Aynı zamanda bir bloggersınız. Takipçileriniz sizin blogunuzda neler okuyabilir. Neler üzerine yazıyorsunuz?

Aslında bir blogger değil, sıkı bir blogger takipçisiyim. Bu nedenle kitap bloglarına ve bloggerlara bayılıyorum. Benim bloguma gelince, orada daha önce dergilere yazmış olduğum köşe yazılarını ve yapmakta olduğum işlere dair ayrıntıları bulabilirler. 

Okurlarınızdan gelen ilginç sorular ya da yorumlar oldu mu? Olduysa en ilginç yorum neydi?

Sanırım en ilginçleri romanlarımdaki hikayelere benzer şeyler yaşayanlar ve bunları benimle paylaşan okurlarımdan gelenler oluyor. Bunun dışında en çok etkilendiklerim ise yazdıklarımla kendilerine ilham verdiğimi söyleyen ve hayatlarının sıkıntılı bir noktasında değişmek ve yeniden yola devam etmek için güç alan okurlar…

Son olarak Dengesiz Bir Aşkın Anatomisi romanı ile ilgili bir tv programında film yapılmasının söz konusu olduğunu söylemiştiniz. Böyle bir proje şu an için mevcut mu?

Sinema filmi olarak birkaç yapım şirketiyle görüşüldü fakat belli bir projelendirme ve tarih belirleme aşamasına gelinmedi. Benim gönlüm hikayelerimi bir gün beyaz perdede ya da beyaz camda izlemek tabii. Umarım kesinleşen bir şeyler olduğunda duyuruyu da buradan yaparız.

Yazar köşemizin ilk konuğu olmayı kabul ettiğiniz ve sıkılmadan soruları cevapladığınız için çok teşekkür ederim. 

***Şimdi de sizlere bir sürprizimiz var. Destek Yayınları 2 kişiye Duygu Özlem Yücel'in son romanını imzalı olarak hediye ediyor.


Katılmak için:
- Destek Yayınları ve Duygu Özlem Yücel sayfalarını beğenmek.
- Röportajımızı facebook veya twitterda paylaşmak.
- Buraya yorum olarak paylaşım linkinizi yazmak.

Çekilişimiz facebookta gerçekleşecek olup 15 Mart gecesine kadar devam edecektir. Kargo ücreti kazanana aittir.