dizi film etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dizi film etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Beni Satan Casus / The Spy Who Dumped Me Film Yorumu


İyi bayramlar :)

Geçen çarşamba kardeşimle sinemaya gitmeye karar verdik. Vizyondaki filmler de bize pek hitap etmiyordu ama Mila Kunis'in hatrına Beni Satan Casus'u tercih ettik. İyi ki tercih etmişiz. Film beklentimin kesinlikle çok üstündeydi. 

Audrey(Mila Kunis) ve Morgan(Kate McKinnon) rolleri kesinlikle cuk oturmuş. Çok eğlenceli bir ikili olmuşlar. Kısaca konusundan bahsedeyim. Audrey'nin eski erkek arkadaşı Drew bir casustur. Bunu pek hoş olmayan bir şekilde öğrenen Audrey, Drew'un çıkıp gelmesiyle kendini aniden olayların içinde bulur. Amacı Drew'un ondan rica ettiği şeyi yapmaktır. Bunun için Morgan ile birlikte Avrupa'ya gitmek için yola koyulurlar. Başlarına gelen her şeye rağmen pes etmeyen ikilinin tek bildiği kimseye güvenmemeleri gerektiğidir. Dünyanın huzuru için gerekli olan şeyin ellerinde olduklarını öğrendiklerinde 

Aksiyonun bol olduğu ama bir o kadar da kahkaha attıran bir filmdi. Bu sıcaktan bunaldığımız havalarda bana çok iyi geldiğini söyleyebilirim. Eğlenceli bir filme gitmeyi düşünürseniz Beni Satan Casus aklınızda olsun. Görüşmek üzere... Hoşça kalın.







Goong/Düşlerimin Prensi ve Princess Hours Thai Dizi Karşılaştırması



Yaz gelince Bursa'nın aşırı nemli havası insanın yakasını bırakmıyor. O yüzden kitap okumak ve dizi/film izlemek yaz boyu yapılacaklar arasında başlarda yer alıyor. Ben de sıcakların doruk noktalara ulaştığı bu zamanları, izlemek istediğim dizileri izleyerek değerlendirmeye karar verdim. Geçen hafta Düşlerimin Prensi'ni bu haftaysa Princess Hours Thai'yi izledim. Daha önce herhangi bir Kore ve Tayland dizisi izlememiştim. Bu yüzden ilk Güney Kore ve Tayland dizilerim oldular. Bilmeyenler için biraz dizilerle ilgili bilgi vereyim. Princess Hours, Goong'un Tayland uyarlaması. Genel hatlarıyla aynıydı zaten.

Goong, 2006 yılında yayınlanmış, 24 bölümlük bir Güney Kore dizisi. Çizgi romandan uyarlanmış. Dizinin başında Chae-Kyung'ın hayal ürünü olduğu belirtiliyor. Güney Kore'de sembolik olarak krallık devam etseydi nasıl olurdu konusunu işliyor. Ancak dizinin sonunda bir daha bu hayal ürünü olma durumundan bahsedilmedi ve ucu da çok açık bitti. Sanırım daha farklı bir son hayal etmiştim. Dizideki kıyafetlere değinmeden geçemeyeceğim. Modern kıyafetlerin yanı sıra geleneksel kıyafetler vardı. Hatta geleneksel kıyafetler daha fazlaydı ki bu benim hep hoşuma gitmiştir. Diğer diziyle karşılaştırınca bu dizinin tarihsel ve geleneksel yönü çok daha iyiydi.


Veliaht prens Shin, asi bir çocuk. Geleceğin kralı olmak istemiyor. O, diğer insanlar gibi özgür yaşamak istiyor. Zaman zaman babasına karşı çıkıyor. Kendi içinde çok yalnız bir çocuk. Dedesinin koruması ve aynı zamanda en yakın arkadaşına verdiği söz üzerine Chae-Kyung ile evlenmek zorunda kalıyor. Chae-Kyung'ın evlenme sebebi ise ailesini düştüğü kötü durumdan kurtarabilmek. Babasının borçları sebebiyle kötü günler geçiren ailesine bu şekilde yardımcı olacağını düşündüğü için 19 yaşında hiç sevmediği biriyle yani veliaht prensle evleniyor. Evlendikten sonrası Chae-Kyung için pek kolay geçmiyor. Çünkü prensin sevdiği ve daha önce evlenme teklif ettiği bir kız var(Hyo-rin) ve Chae-Kyung istemeden bu evlilik teklifine kulak misafiri oluyor. Veliaht prens, veliaht prenses ve Hyo-rin aynı okulda farklı bölümlerde okuyorlar. Veliaht prenses, kendisini sevmeyen ve destek olmayan biriyle evli olmanın yanında hiç bilmediği ve yüzlerce kuralı olan sarayda yaşamak zorunda kalıyor. Eski veliaht prens Yul, sürgünde olduğu İngiltere'den döndüğünde onu anlayan bir arkadaş bulmanın sevinciyle Yul ile vakit geçirmeye başlıyor.

Chae-Kyung, okul eteğinin altına eşofman giyebilecek kadar kuralları hiçe sayan bir kız. Böyle bir kızın katı kurallarla sarayda yaşadığını düşünün. İçine düştüğü yalnızlık onu günden güne bitiriyor. Yul'un arkadaşlığı onu bu yalnızlıktan biraz kurtarıyor ama o konuda da işler hiç durulmuyor. Yul karakteri bence en sevimli karakterdi. Hyo-rin ile planladıkları pek iyi olmasa da kötü bir karakter olarak göremedim onu. Oyuncuların tümü çok iyiydi. Hiçbiri göze batmıyordu ve keşke bu rolü başkası oynasaydı diye düşündürmüyordu. Biraz amatör kısımlar vardı ama bundan 12 yıl öncesinden bahsediyoruz sonuçta. Kore dizi sektörünü bilmediğim için bu konuda bir şey söylemem doğru olmaz.


Princess Hours'a gelirsek 2017'de çekilmiş 20 bölümlük Tayland dizisi. Bu dizide hayal ürünü olduğundan falan bahsedilmiyordu. Oyuncular idare eder durumdaydı ama Nakhun ve annesi hiç olmamıştı. Minnie'de bir şekilde sinirime dokundu. Oysa Düşlerimin Prensi'ndeki Hyo-rin'i çok sevmiştim. Bu dizide Düşlerimin Prensi'ndeki oyuncuların performansı kesinlikle yoktu ya da ben ısınamadım bilmiyorum. Kıyafetlerde de modern kıyafetler tercih edilmiş. Diğer dizideki tadı belki bu yüzden bulamadım. Veliaht prens Inn idare ederdi ve veliaht prenses Kaning'e bayıldım. Kaning kurtarıcı gibiydi hatta :) İzlediğim için hiç pişman değilim. Birkaç detayı saymazsak kötü değildi ama cast falan daha iyi olabilirdi, uyarlama daha iyi yapılabilirdi diye düşünüyorum. Çok eksik nokta vardı. Diğer diziyi izlemesem neden o şekilde ilerlediğini anlamayabilirdim. Sonuç olarak iyisiyle kötüsüyle bitti. Yazdıkça yazasım geliyor, o yüzden burada yazmayı bırakıp dizilerden fotoğraflara geçiyorum :)

Goong










Princess Hours Thai








Iss Pyaar Ko Kya Naam Doon 3. Sezon Yorumum


Herkese merhaba

IPKKND izleyenler burda mı? :) Şu anki haliyle ilk sezon olarak geçen, dizinin aslı final yaptığında hepimiz üzülmüştük değil mi? Nerden baksak onlar Khushi ve Arnav'dı. Ben Hint dizilerine onları izleyerek başladım. Sanırım pek ilerleme de kaydedemedim daha sonra :D Yine Tatlı Bela diye çevrilerek bir çeviri rezaleti yaşadığımız Iss Pyaar Ko Kya Naam Doon Ek Baar Phir'i izlemeye çalışsanız da başaramadınız. Çünkü bir süre sonra Shlok sinirinizi bozdu :) Eğer öyleyse siz de bendensiniz.


Gerçekleri yazmak gerekirse Sanaya olmadan o 3. sezon olmaz demiştim. İzlesem mi izlemesem mi diye düşüne düşüne en sonunda izlemeye başladım. Bölümler şu an 50'lerin ortasında. Hindistan ile aynı anda ilerliyoruz demek çok yanlış olmaz. Bölümler kısa sürelerde çevriliyor. Online olarak birçok siteden altyazılı izleyebiliyoruz. Eğer altyazılı sevmiyorsanız televizyonda yayınlanmasını bekleyebilirsiniz ama yayınlanır mı belli değil. Neyse konudan çok sapmayayım. O 3. sezon olmaz demiştim çünkü nedense diziyi Khushi götürüyor gibi geliyordu bana hatta Arnav karakterine de sinir oluyordum. Böyle diye diye 398 bölüm izledim ama şu 3. sezona kadar bu kadar emin değilmişim sanırım. Şu an emin oldum ki evet cidden Sanaya götürmüş diziyi.


Şimdi dizi ilk sezon gibi değil diye bitsin ya da illa Sanaya Irani olsun diyen kesimden değilim. Yanlış anlaşılmasın. Sonuçta ayrı bir konu var, ayrı karakterler var. Tek sorun dizi adı aynı, başrollerden biri aynı, müziği değiştirilmiş havası verilse de aynı hatta şu ana kadar izlediğim bazı sahnelerin bile ilk sezonla tıpatıp aynı olduğunu gördüm. Bu biraz izleyiciyi saf yerine koymak bence. Aynı şey IPKKND Ek Baar Phir'de de vardı. Konu ayrı, oyuncu farklı ama neden her sezon bazı sahneler aynı. Yazacak sahne mi yok yani. Müzik konusuna gelince de bu sezonun müzikleri asla ilk sezon duygusunu veremiyor. Şahsen ben başrolde oynayan kızı beğendim. Chandni karakterini güzel canlandırmış ama hep bir "ama" oluyor insanda. Çünkü Barun oynuyorsa Sanaya'da olmalıydı ya da Tatlı Bela'da olduğu gibi farklı oyuncular olmalıydı. O zaman cidden olurdu yani. Konunun gideri var. Sadece IPKKND'de Barun'u gören gözler Sanaya'yı arıyor.


Dizinin biteceği ile ilgili çok söylenti var. Doğruluğunu bilemiyorum ama başladık bir kere izlemeye devam etsin en azından sonunu görelim. İlk sezon gibi finalsiz bir dizi olmasın. Bir şekilde içime sinmemiş olsa da izliyorum ve ilk sezonun kıymetini daha iyi anlıyorum :) Sanırım yazacak başka bir şey kalmadı. Yine dizi ilerledikçe bu yazıyı güncelleyeceğim. Mutlu haftalar.

Güncelleme: Dizi 6 Ekim'de final yapacakmış. Az çok belliydi gerçi konu ilerlemiyordu. Yine de ben final yapılmayacak olsa nasıl ilerleyeceğini merak ediyorum. Keşke bitirmeyecek olsalardı.

Güncelleme 2: Final cidden olmamış. Çok daha iyisi yapılabilirdi :(



Tanhaiyan'ı İzledim - Dizi Yorumu


Herkese merhaba

Hint dizilerini izlemeye başlamam Iss Pyarr Ko Kya Naam Doon yani Türkiye'de bilinen adıyla Bir Garip Aşk ile oldu. Ancak aynı güzellikte bir dizi bulana kadar başka bir Hint dizisi izlememe kararı almıştım. İzleyenler bilir IPKKND'un ayrı bir havası vardır. Bitirince baştan başlar ve defalarca izlersiniz. Ben de bu olaydan nasibimi aldım. Birkaç ay ara verince de başladım acaba ne izlesem diye düşünmeye. Hint dizilerini takip edenler Tanhaiyan dizisinden de mutlaka haberdar olmuştur. Bizim ülkede deli gibi bir hayran kitlesi olan Barun Sobti'nin web üzerinden yayınlanacak dizisiydi. Aylarca beklendi, beklenti de büyük olduğundan haliyle dizi hemen türkçe altyazılı olarak internet aleminde yerini aldı. 10 bölümlük bir diziydi. Gerçi devam edileceğine dair söylentiler var ama net bir şey bulamadım. Devam edeceğini de sanmıyorum açıkçası çünkü hiç farklı bir yan bulamadım dizide. Hint dizilerini biraz da o Hint havası için izliyorsanız Tanhaiyan'da sizi cezbedecek bir şey yok maalesef.


İnternette dizinin trailer'ı ilk kez yayınlandığında Avrupai tarzda bir dizi olacağı belliydi ama ben nedense çok duygusal bir dizi olacağını ve muhteşem oyunculukla izleyeceğimi falan sanmıştım. En azından Barun Sobti götürür demiştim amaaaa işler öyle olmamış. Dün canımın sıkkın olduğu bir gündü. Ne yapsam diye düşünürken önüme çıkınca dayanamayıp 10 bölümü de izledim ve sonuç benim için hayal kırıklığıydı. Dizi için yapılan müzik öyle duygusaldı ki beklenti de haliyle duygusal olması yönündeydi ama kesinlikle duygusal yönü ağır basan bir dizi değildi. Can acıtıcı iki sahne vardı desem yalan olmaz. Bu sahnelerden, spoiler olacağı için yazının sonunda spoiler olduğunu belirterek detaylı bahsedeceğim. Genel olarak beklentimi kesinlikle karşılamayan bir dizi oldu Tanhaiyan. Ve bir hata olur da devamı gelirse izlemem.


Bu yazıda IPKKND'dan çok bahsetmek istemiyorum. Hatta belki onunla ilgili ayrı bir yazı yazarım. Kesinlikle yorum yapmaya değer bir diziydi. Türk dizileri son yıllarda Türk kültürünü birer birer terk ederken Hint kültürünü iyisiyle kötüsüyle yansıtabilen bir dizi izlemek muhteşemdi. Ayy ben Hint dizisi falan izleyemem demeyin. Benim gibi büyük konuşanların başına bu eninde sonunda geliyor :D Neyse konu dağılmadan söyleyeceklerimi söyleyeyim. O dizide Barun ve Sanaya'nın mükemmel bir uyumu olduğunu ve birbirlerini sahneler sırasında tamamladıklarını ilk bölümden itibaren görebilirsiniz. Tanhaiyan'ı izlemekteki amacım yine böyle bir uyum olacağına inanmam imiş. Ama ne yapalım kısmet değilmiş.


O kadar diziden bahsettik biraz detaylardan bahsedelim. Tanhaiyan'ın kelime anlamı "Yalnızlık" demekmiş. Dizide de hayatta farklı şekillerde yara almış iki kişinin aşk hikayesi anlatılmaya çalışılmış. Barun Sobti, Haider Ali karakterini canlandırıyor. Beraber büyüdüğü can dostunun ölümünden sonra hayata eskisi gibi devam etmeyi başaramamış, kendini akışa bırakmış bir adam var karşımızda. Surbhi Jyoti ise Meera karakterini canlandırıyor. Anne babasını bir trafik kazasında kaybeden, geçen 2 yıldan sonra hala yaralarını sarmaya çalışan bir kız. Ve bu ikili arkadaşlarının düğünü sırasında tanışıyorlar. Haider ve Meera'nın aşkı çeşitli zorluklardan geçiyor.

Konu zaten çok sıradışı değil ama birbirine yakışmayan 2 oyuncuyu bir araya getirmek de olaya tuz biber ekmiş. Hani göz var nizam var derler ya bu kadroyu oluşturanlarda yokmuş :D :D Yine de izledim içimde kalmadı en azından. Ne zaman beklentim yüksek olsa bu başıma geliyor zaten. Alıştım artık. Türk dizilerine küsme nedenim de yine bu şansla alakalı. Yıllar önce çeşitli dizileri takip ederdim ama bir dönem geldi hangi diziye başlasam 10. bölümü göremeden yayından kaldırıldı. Ben de sürekli sinir olacağıma izlemem daha iyi dedim ve o gün bu gündür Türk dizilerinden uzak duruyorum. Bu da ister istemez başka ülkelerin dizilerini izlemeye itiyor insanı.


Eğer buraya kadar okuduysanız cidden teşekkür ederim. Resmen içimi döktüğüm bir yazı oldu bu. Geçmiş yıllarda olduğu gibi, ara ara yazdığım dizi yorumlarıma dönmek istiyorum. Belki bu yazı ona da vesile olur. Eğer diziyi izlemediyseniz ve izlemeyi düşünüyorsanız buradan sonra yazacaklarımı okumamanızı öneririm. Biraz spoiler içeren bir bölüm olacak :D Yazının başında bahsettiğim trailer için direk yazının sonundaki videoya bakabilirsiniz. Ancak belirtmeliyim ki trailer Hintçe. Türkçe altyazılısını bulamadım. Bir de Hint dizilerini ingilizce altyazılı izleyebileceğim bir site biliyorsanız bana yazarsanız sevinirim. Bazı dizilerin altyazılı hale gelmesini bekleyemeyeceğim. Hemen izlemek istiyorum :)

SPOILER İÇERİR

Gelelim Tanhaiyan'da hangi sahnelerden etkilendiğime. İlk olarak Haider'ın Raza'nın evine gittiği ve Raza'nın annesiyle karşılaştığı sahne, yanlış hatırlamıyorsam 7. bölümdü. O sahnede birazcık ağlamış olabilirim. Hele Raza'nın annesinin Haider'a geleceğini bilseydim biryani hazırlardım dediği kısım beni çok etkiledi. İkinci sahneyse Haider'ın Meera'daki küpeleri görüp Raza'nın bilgisayarını açması ve arka plandaki fotoğrafı görmesiydi. Bu iki sahne dışında hiçbir duygusallık göremedim dizide. Artık müziğinin hatırına idare edeceğim. Çünkü müziğe bayıldım. Ara ara açıp dinliyorum. Yazıyı burada sonlandırıyorum. İzleyenlerin yorumlarını da beklerim :*