Kor Adası - Kimberley Freeman / Kitap Yorumu


Herkese merhaba

Kor Adası'nı okudum bitirdim. Sıra geldi yorum yazmaya. Kimberley Freeman'ın okuduğum ikinci kitabı. Yazarın ülkemizde basılmış okumadığım bir kitabı daha var. Onu da ilk fırsatta alıp okumayı düşünüyorum. Çünkü bu tarzda yazılmış romanları seviyorum. Sarah Jio severler bu yazarın kitaplarını da seveceklerdir diye düşünüyorum.

Yine iki farklı neslin hikayesini okuyoruz. Yazarın okuduğum ilk kitabı Kır Çiçeği Tepesi idi. Sanırım yoğunluktan onun yorumunu bloga yazamamıştım. Ama kesinlikle okunmaya değer kitaplardan biriydi. Yine onda da iki farklı nesli okuyorduk. Büyükannesinin geçmişini araştıran torun vardı. Kor Adası'nda durum biraz daha farklı. Bir yazar olan Nina, son kitabında istediği ilerlemeyi gösteremez. Sevgilisinden ayrılması ve sevgilisinin yanında gördüğü kadın da duruma hiç yardımcı olmamaktadır. O da çareyi büyük büyükannesinin çocukluğunu geçirdiği Kor Adası'ndaki Starwater Evi'ne gitmekte bulur. Orası zamanla ellerinden çıkmıştır ve alabilecek güce sahip olan Nina, büyük büyükannesinin yadigarı olan evi geri almıştır. Kiracılar birkaç yıl kalıp habersizce ortadan kaybolduklarında evin durumunu görmek ve tamir ettirmek için orada kalmaya karar verir.

Starwater Evi'ne gelmek, orada kalmak, Nina'ya garip bir huzur verir. Evin dökülmüş duvarlarından günden güne büyükannesinin çocukken yazdığı günlük sayfalarını bulmaya başladığında oradan ayrılmak için doğru bir zaman olmadığına karar verir. Joe ile tanışan Nina için her şey karmaşıklaşırken aylar öncesinden bitmiş olması gereken romanında ise herhangi bir gelişme kaydedememektedir. 

Hem kısa hem uzun bir yorum oldu gibi ama asıl olayla ilgili herhangi bir şey yazmak istemedim. Çünkü asıl hikaye 1890'larda yaşanan hikaye. Nina'nın büyük büyükannesinin mürebbiyesi Tilly ile alakalı olan kısımlar soluksuz okunan kısımlar. Okurken sinirden deliye dönmeniz normal. Hele de biraz feminist bir yanınız varsa o zaman sinir seviyesi biraz daha yükseliyor. 

Kor Adası, çok akıcı bir romandı. 480 sayfalık bir kitap sanırım ve hemen bitiyor. Zaman atlaması oluyor bol bol. Yani 1891'deki olayların anlatılmasının ardından 2012 yılına geçiyor. Böyle dönüşümlü bir şekilde ilerliyor. Eğer böyle zaman atlamalı kitaplardan hoşlanmıyorsanız Kor Adası, size göre olmayabilir. 

Orijinal kapak taraftarıyım ama bizim kapak da kötü olmamış. İsminin orijinal dilden direk çevrilmesi benim için sevindirici. Çünkü isim değiştirildi mi çoğunlukla kitabın konusuyla alakası kalmıyor. Bir ayraç hastası olduğum için Arkadya'nın püsküllü ayraçlarını da çok sevdiğimi eklemek istiyorum. Benim açımdan keyifli bir okuma oldu. Kimberley Freeman, ne yazarsa okurum dediğim yazarlar arasında yer alıyor. Bu yüzden yeni kitapları merakla bekliyorum. Hoşça kalın.

1 yorum:

Unknown dedi ki...

Yazarın tum kitaplari harika ve akici. Sevdiğim yazarlarin basinda geliyor.

Yorum Gönder