doğan kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
doğan kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Engin Akyürek - Sessizlik Kitap Yorumu ve Alıntılar


Herkese merhaba

Dizileri, filmleri, duruşu ve daha birçok özelliğiyle ön plana çıkan Engin Akyürek'in kitap haberini aldığımda çok sevinmiştim. Yıllardır duruşundan hiç ödün vermeden yaşaması hep hoşuma gitmiştir. Dizi ve filmlerdeki başarısını da tartışmaya gerek olduğunu sanmıyorum. Yer aldığı her projede duyguyu izleyenlere yansıtmayı fazlasıyla başarıyor. Daha paragraflar dolusu yazabilirim ama konu kitap olduğu için kısa kesiyorum :D

 Kitaplıkta duran ve okunmayı bekleyen belki 100 den fazla kitap var ama elim sürekli en çok okumak istediklerime gidiyor. Sessizlik için de böyle oldu. Kitap Ağacı Bursa yeni yıl çekilişinde Duygu'nun benim için hazırladığı pakette Sessizlik kitabı da vardı. Fazla bekletmeden okumak istediğim için ocak ayı okuma listeme ekledim.




Her gün bir öykü okurum, çabuk bitmez diye düşünmüştüm ancak umduğum gibi gitmedi. Kitabı elime alınca bazı günler birkaç öykü okudum. Sanırım bitirmeden yaklaşık 1 hafta kadar dayanabildim. Sonuç olarak her güzel şey gibi bitti. Sessizlik, 21 kısa öyküden oluşuyor. Engin Akyürek, Ankaralı olduğu için öykülerinde bol bol Ankara'ya yer vermiş. Mahalle kültürü de aynı şekilde öykülerde yerini almış. Bütün öykülerde o samimiyeti görebiliyorsunuz. Özellikle 80'li yıllarda çocuk olanlar için bu öykülerin bir başka güzel olacağını düşünüyorum. 

Ben pek öykü insanı sayılmam. Kurgusu olan çeşitli türde roman okumayı daha çok tercih ederim ama Engin Akyürek, 4-5 sayfaya sığdırdığı o kısacık öykülerde o kadar etkileyici şeyler yazmış ki öyküleri bitirince üzerine bol bol düşünmem gerekti. Son olarak kitabın telif gelirleri Engin Akyürek tarafından Darüşşafaka Cemiyetine bağışlanacakmış. Hem böyle güzel öyküler okuyup hem birilerine destek olmak paha biçilemez. Bu güzel davranışı sebebiyle Engin'i beş on kat daha çok sevmiş olabilirim. O zaman ne yapıyoruz? Engin Akyürek'in yeni filmi Bir Aşk İki Hayat'ı izlemeyi unutmuyoruz. Filmin vizyon tarihi 15 Şubat 2019 :) Yazının bitiminden itibaren alıntıları okuyabilirsiniz. Başka yazılarda görüşmek üzere. Hoşça kalın.





Sınırın Güneyinde Güneşin Batısında - Haruki Murakami / Kitap Yorumu


Sınırın Güneyinde Güneşin Batısında okuduğum 2. Murakami kitabı. İlk okuduğum kitap 1Q84'tü ve bazı tekrar kısımlar biraz bunaltmıştı. Çözmeye çalıştıkça kitapta kaybolmuştum ve aklımda sorularla kapamıştım kitabın kapağını ve şimdi bu romanı okuduğumda anladım ki Murakami düşündürmeyi ve okuyucuyu sorularla başbaşa bırakmayı seviyor. Yine aynı şey oldu. Açık uçlu bir son yazmış. Nereye çekmek istersen çekebilirsin.

Hacime, sıradan bir hayat yaşamaktadır. Evli ve iki kız çocuk babasıdır. Sevilen iki caz kulübünün sahibidir ve dışarıdan bakıldığında sorunsuz bir hayatı vardır ve mutludur. Yaşı 30'ların sonlarına doğru geldiğinde yetersizlik hissi doruklara ulaşır. 25 yıldan beri görmediği çocukluk aşkı Şimamoto ve gençlik yıllarında fena şekilde üzdüğü İzumi ile olan anıları ara ara onu yoklamaktadır. Yağmurlu bir gecede yıllardır aklından çıkmayan Şimamoto bütün güzelliğiyle karşısına çıkıverir ve artık Hacime, neyin eksik olduğunu anlamaya başlar.

Mutlu sonlara inananlara göre değil bu kitap. Gerçek hayatı yansıttığını düşünüyorum ben. Her son mutlu bilmiyor ki bunu çoğumuz biliyoruz. Karar vermekte bocalayan Hacime, aklı ve kalbi arasında gidip gelir. Bir yanda kızları ve eşi diğer tarafta yıllarca özlemini çektiği çocukluk aşkı. Seçimini yapar ancak sonuç istediği gibi olacak mıdır?

Hacime, kendi içinde hep bir hesaplaşma halinde. Çocukluk yıllarından 30'laròn sonuna kadar yaptıkları onu bu hesaplaşmayı bitirmekten alıkoyuyor. Kitabı bitirdiğimde aklımda öyle çok soru vardı ki... Mesela İzumi ne oldu? Hacime ailesiyle mutlu olarak yaşayabildi mi? Şimamoto ne oldu? Bu ve benzer onlarca soru kaldı aklımda. 

Murakaminin kalemini bu romanda daha çok sevdim ve tarzına daha çok alıştım. Bundan sonrakilerde sonlara daha hazırlıklı olacağıma eminim. Yeni yazılarda görüşmek üzere... Hoşça kalın.

1Q84 yorumumu okumak için TIK.

1Q84 - Haruki Murakami / Kitap Yorumu


Selam millet

Okuduğum ilk Murakami kitabı olan 1Q84'ü yorumlamadan geçmek istemedim. Ramazanın ilk günü 7 arkadaş bir fidana başladık. Fidan kitabımız 1Q84 idi. Ciltli, epey kalın bir kitap, 1256 sayfa. 7-8 gün gibi bir sürede bitirdim.

Olaylar iki yönlü gelişiyor. Aomame ve Tengo geçmişten gelen ilişkileri sebebiyle aynı şeyin içinde yer alıyorlar. Aomame açısından olaylar kendisinin otoyolda trafiğe takılması ve taksi şoförünün onu kestirme bir merdiven kullanması için yönlendirmesi ile başlıyor. Tengo açısından ise 17 yaşındaki Fukaeri'nin yazdığı Pupa Hava isimli eserin, editör Komatsu tarafından baştan yazılması için Tengo'ya götürdüğü teklifi kabul etmesi ile başlıyor. Bu ikiliyi bağlayan geçmişten gelen şeyler var. Az çok tahmin ediliyor okurken ama tüm ayrıntıyı tahmin etmek imkansız.

1Q84 aslında bir seri. 3 kitaptan oluşuyor. Kendi dilinde öyle basılmış en azından ama Doğan Kitap basarken 3'ünü bir araya getirmiş. Bence iyi de olmuş. Diğer kitapları al oku derdi yok. 3. kitapta biraz sıkıldım. Neredeyse her şey 3. kitapta açıklığa kavuşuyor ama fazla uzatmış yazar. İlk ikisini heyecanla okudum fakat üçüncü de sadece nasıl sonlanacağına dair merak vardı.

Bütününden bahsedecek olursam ağır betimlemeler vardı. Uzun uzadıya betimleme yapılmış. Bundan hiç rahatsız olmadım. Dediğim gibi beni sadece son kitabın uzatılması sıktı. Normalde fazla karakter insanı yorar ama bunda fazla olmasına rağmen hiç yoran karakter yoktu. Genel olarak keyifli bir romandı ve ben Murakami'yi sevdim. Diğer kitaplarını okumak için sabırsızlanıyorum.

İlişmek - Hakan Akdoğan / Yorum


Çözmesi zordu. Yazarın 3 romanını okudum ve hepsinde de yazım tarzına hayran kaldım. Sonuncusu Varlık ve Piçlik kütüphanemde okunacaklar arasında bekliyor. Fazla bekletmeden okuyacağım.

Yine umulmadık olaylar oluyor ve umulmadık şekilde bitiyor ki biz buna alıştık. Üzerine düşünmeye itiyor bir nevi bu kitaplar bizi. Melek'in pişmanlıkları, hisleri çok güzel işlenmiş. Neyi neden yaptığını net bir şekilde anlayabiliyoruz. Ayaz'ın davranışları, hastalıklı aşkı, yanlış düşüncelerin vardığı nokta... Bu romanı yazmak oldukça güç. Uyumsuzluklar bile bir uyum yakalıyor. Her şey yerine oturuyor. Ek olarak bu romanda yazar farklı bir şey denemiş en sonda görünce vay be denilecek türden.

Gölge Yaşatan - Hakan Akdoğan / YORUM


Orijinal İsim: Gölge Yaşatan
Yazar: Hakan Akdoğan
Yayınevi: Doğan Kitap
Sayfa: 123
Baskı Yılı: 2001

Nü Peride kadar etkilemeyeceğini düşünerek başlamıştım, bir yere kadar doğru aslında Nü Peride çok başka bir şeydi. Ama Gölge Yaşatan'ın da başka bir etkileyiciliği var. Kitap Ağacı Bursa ekibiyle kitap fidanı yapmıştık ve uzun uzun değerlendirme de yaptık. Herkesin aklında sorular vardı.

Nü Peride'deki Halil burda da karşımıza çıkıyor. Başkarakterler ise Galatalı Numan ve Kerem. 

Kerem'in korkuları var. Kitabın sonuna kadar bir şeylerden şüpheleniyoruz ama sonunda şok edici şeyler oluyor, ister istemez etkileniyor insan. 

Numan kabadayı ve Zeynep'e aşık. Halil yine aşıkları kavuşturmaya çalışıyor. Dediğim gibi sonu oldukça çarpıcı. Detaya girerek tadını kaçırmak istemiyorum :) Yalnız bu kitabı okumadan önce Nü Peride'yi okumalısınız ki olayları anlayabilesiniz çünkü birbiriyle bağlantılı.

ARKA KAPAK

Bedensiz bir gölgeden hem kaçan hem de onu yaşatan, çocukluğu çalınmış bir adam. Yaralı bir bilinçle, bilinçaltındaki sızılarıyla gidebileceği bir yer arıyor. Uyanıkken düş görülmeyen, gölgesiz, dünsüz bir yer...

Düş... gerçek... bulantı... ve bir belirip bir yok olan acımasız bir bölge. İnsan yeni bir yaşama başlamaya karar verirse yaralarını nerede bırakmalı?.. Ya o yaraları sırtlayıp peşinden gelen bir gölgeden nasıl saklanmalı?.. Nasıl?..

"...Anılar labirentinde kaçamak yaptığım kuytularda konaklayacağım kaybolmak pahasına. Eskimiş kahkahalara hüzünden birer gülümseyiş biçeceğim. Yitirilmiş mutlulukların kırıntılarını bulursam eğer, cebimde biriktireceğim. Karanlık, anne şefkatiyle örtecek hatalarımı, utançlarımı, sıkıntılarımı ve harmanlayacak yaşama, kaybolup gitsinler diye. Uykuya dalacağım, derin bir denizin dibine doğru gözlerim açıkken yavaşça iner gibi. Geçmiş yaşamların içine düşeceğim. Onu düşüneceğim. Sadece onu."