Haziranda Neler Okudum

Bu ay performansım çok iyi değildi. En azından geçen ayki kadar iyi değildi.


İlk olarak etkinlik yaptığımız Sevgili Küçüğüm'ü okudum. Yorumu için TIK. Yorumladığım için detaya girmiyorum.

Son Kamelya aylardır kütüphanede bekliyordu. En sonunda nihayet elim o kitaba gitti. Tipik Sarah Jio tarzıydı. Artık onunla özdeşleşti zaten o tarz. Geçmişteki sırları çözmeyi çalışan bir kadın karakter var ve onun da birçok sırrı var. Kamelya fikri hoşuma gitti. Güzel bir konu seçmiş yazar. Akıcıydı. Tek günde kolayca okunuyor.

İhanetini Fısılda, tahminimden iyiydi. Onun da yorumunu yazdığım için detaya girmiyorum. Yorum için TIK.


Kır Çiçeği Tepesi, çok hoşuma gitti. Aylardır bekliyordu, keşke daha önce okusaydım diye düşündüm. Yazarın okuduğum ilk kitabı. Tipik bir Arkadya romanıydı. Geçmiş - gelecek arasında sırları çözmeye çalışan bir karakter. Balerin olan Emma, tüm hayallerini gerçekleştirmiş, sevgilisi ile Londra'da yaşarken terk edilmesinin ardından geçirdiği kaza sebebiyle baş balerinliğe veda etmek zorunda kalır. Ailesinin yanına Avustralya'ya döndüğünde büyükannesinin ona bir çiftlik evi bıraktığını öğrenir ve bu çiftlik evine gider. Satmak için hazırladığı çiftlik evinde elini attığı her kolinin büyükannesinin sırlarına ışık tuttuğunu fark eder. Güzel bir kurgusu vardı. Tavsiye ederim.

Boş Yere Süslenme'yi nedense bir türlü sevemedim. Saçmalıklar silsilesinden başka bir şey yoktu. Yanlış zamanda mı okudum bilmiyorum ama bana hitap etmedi.

Yaprak Suya Düşünce, oldukça ağır ilerledi. Fazla zorlama buldum, yazar uzatmak için çabalamış ve konu ziyan olmuş. Bir türlü ısınamadım.


Birbirimize Söyleyemediğimiz Onca Şey, çok güzeldi. Ayrıca yorumunu yazmak istediğimden detaya girmeyeceğim ama mutlaka okunmalı.


Gabriel'in Cenneti, seriyi tamamlamayı nihayet başardım. Aylarca kütüphanede bekleyenlerden biriydi. İkinci ile arası oldukça fazla olduğundan konudan kopmuştum ama hafif hatırlatmalar olduğundan ilerleyebildim. Konusuna konsantre olabilseydim güzel bir yorum yapabilirdim sanırım çünkü bu serinin kendine ait bir konusu var, diğerlerinden farklı ama hatalar öyle çoktu ki okumayı direk etkiledi yani. Eklerin yanlış kullanımı, cümlenin yarısında alt satıra inmeler, düzgün kurulmayan cümleler yani o kadar berbattı ki keyifli bir okuma olmadı benim için.


1Q84, Murakami'nin okuduğum ilk kitabı ama devamı gelecek. Bazı yerler uzatmak amaçlı yazılmış gibi geldi ama bütününe bakınca böyle romanlar hep yazılsın demek geliyor içimden. Detaylı yorumu çok yakında burada olacak.


Senin Yerinde Olsaydım, Arkadya Bitter'in ilk kitabı. Başlarda hakkında pek iyi düşünmedim ne yalan söyleyeyim :) Sanki o tarzdaki diğer kitaplara çok benziyordu ama okudukça açıldı. Yakında yorumu gelecek.

Benim haziran ayım böyle geçti. 10 kitap ile noktaladım. Siz kaç tane okudunuz?

4 yorum:

şule uzundere dedi ki...

Ben bu ay 8 kitap okumuşum. önümüzdeki günlerde blogumda yazacağım.

Boş Yere Süslenme'yi Star gazetesinden kuponla almıştım ben. Pek detay hatırlamıyorum ama eğlenceli bir kitaptı. Sevmiştim.

"Birbirimize Söyleyemediğimiz Onca Şey" ne kadar güzel bir kitap ismi. Sırf ismi için bu kitabı merak edip okuyabilirim.

1Q84 o kadar kalın bir kitap ki siz bu ay 13 kitap okudum diyebilirsiniz. Murakami'den sadece İmkansızın Şarkısı'nı okudum. Son dönemlerde çok popüler bir yazar oldu. Sanırım diğer kitaplarını da alıp okuyacağım.

Febris. dedi ki...

Ben yalnız iki kitap okuyabildim, maşallah valla size. *-*

masum inciler dedi ki...

Murakami ile ilgili aynı düşünüyoruz. Diğer kitaplarını okuyacağım ilk fırsatta. Marc Levy daha önce de okumuştum ama böyle etkilememişti. Tavsiye ederim :)

masum inciler dedi ki...

Yorumunu atlamışım kusura bakma :( temmuz ayı okumam berbattı :) bakalım ağustos ne getirecek.

Yorum Gönder