selvi atıcı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
selvi atıcı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Biz - Selvi Atıcı / Kitap Yorumu


Herkese merhaba

Daha önce defalarca yazdığım üzere Selvi Atıcı favori Türk yazarlarımdan biridir. Ne yazsa okurum. Her ne kadar Kayıp Şehir serisini ayrı bir yerde tutsam da beni hayal kırıklığına uğratan kitabı olmamıştır. Biz'i fuarda almıştım ve hemen okumuştum. Yazıyı da hazırlamışım ama nedense yayınlamamışım :D Bugüne kısmetmiş ne diyeyim.

"Hanımefendi, benimle senli-benli konuşmayın. Ahbabınız değilim! Ayrıca eyleme geçmeden önce davranışlarınız için mülahaza payı bırakmanızı önerebilirim. Çünkü biraz önceki davranışınızdan ötürü kovuldunuz."

Kadın soğukça gülümsedi. Bu ne pişkinlikti? Gerçekten bu kadını işe alırken, Süheyla'nın aklından ne geçiyordu?

"Sen, benim işverenim olmadığın için beni kovman da pek mantıklı olmuyor. Ayrıca eyleme geçirdiğim her hareket inan bana, önceden etraflıca düşünülmüştür! Eski Türkçe sözlüğü gibi konuşmana da gerek yok."


Akıcı olması zaten alıştığımız bir durum. Yazar her karakteri özenle işlediği için okumak çok keyifli oluyor. Karakterlerin çokluğu kesinlikle yormuyor. Çünkü hepsi tam kıvamında yer alıyor. Hatta önceki kitaplardan tanıdığınız karakterler olursa tadından yenmiyor :D Biz'i okurken Sen kitabının karakterleri Demir ve Süheyla'yı da ara ara okumuş olduk. Sen'i okurken nedense Süheyla ve Demir'i biraz antipatik bulmuştum ama nedense Biz'i okurken ikisi de aşırı hoşuma gitti. 

Genç kadın sesini kalınlaştırdı. "Flash! Flash! Flash! Çelik Mızrak'ın daha önce hiç görmediğiniz görüntüleri az sonra! Adam bağdaş kurabiliyormuş! Ağlamak üzereyiz!" Bir yudum daha aldı. "Köşeyi dönerdim."

Çelik Mızrak, tam bir beyefendiydi. Giydiği üçlü takımları, konuşmaları, kullandığı kelimeler, pijamaları falan hepsi muhteşemdi. Yüzümde sürekli bir gülümseme vardı Çelik sahnelerini okurken. Hele Çiğdem ile olan halleri daha da muhteşemdi. Birbirlerinden nefret ede ede ne hallere geldiler. Sanırım Kayıp Şehir serisi kitaplarından sonraki favorim Biz oldu. 

"Bu arabaya üç kişi nasıl sığacağız?"

"Sayı saymayı da mı bilmiyorsunuz, Çiğdem Hanım? İki kişiyiz!"

"Gayet iyi biliyorum." Kadın parmaklarını havaya kaldırıp saymaya başladı. "Sen, ben ve egon... Ki egondan bahsediyoruz! Oldukça yer kaplayacaktır!" Adama sevimli bir gülücük attı. "Ben taksiyle geleyim mi?"


Çelik'in başından geçen evlilik sonrası yaşam tarzı üzücüydü. Kendisini herkese kapamış, Demir ve Süheyla dışında kimseye güvenmeyen bir adamdı. Herkese karşı mesafeli olan ulaşılmaz iş adamı. Kendi çocuğu olmadığından ve bu konuyla ilgili yaraları hiç kapanmadığı için yeğeni Umut'u ayrı bir yerde tutuyordu. 

Bakışları tekrar buluştuğunda, onun gözlerinde gördüğü neşeye şaşırdı. "Sanırım tam şu anda çılgın bir eylemde bulunuyorum. Bu durumda..." Hayıflanır gibi iç çekti. "Sen, benim ilk çılgınlığımsız!"

Kadın kıkırdadı. "Bu, iyi bir şey miydi? Anlayamadım!"

Adamın dudakları büzüldü. "Bilmiyorum."

Umut için bakıcı arayan Süheyla ve Demir, Çelik'in bulduğu kişilere rağmen hiçbir eğitimi olmayan Çiğdem'i eve getirdiğinde duruma bozulan Çelik, her zamanki sert tavırlarına aynen devam ederken Çiğdem, Çelik'in neden böyle davrandığını haliyle anlayamaz. Hayatta çok başka dertler yaşamış ve o anda da yaşamaya devam eden Çiğdem, gün geçtikçe Çelik'in sert görünümünün altında yatan gerçekleri öğrendikçe ona karşı adını koyamadığı hisler beslemeye başlar. Çiğdem'in davranışları Çelik'i sinir etse de günden güne bu kadından etkilenmeye başladığını kabul etmekten başka bir şey gelmez elinden. Ve Çelik hedefini belirlemiştir. Onun peşinden gidecektir.

"Arsız, terbiyesiz, münasebetsiz ve dik kafalısın!" Adam doğruldu. "Ve ben hâlâ seni istiyorum."

Çiğdem, yemek masasına oturdu. "Sen de kibirli, yüksek egolu, çok uzun boylu ve çok bilmişsin! Ve ben de hâlâ seni istiyorum!" Sonra ne söylediğini fark edip başını hızla adama çevirdi.

Çelik, kaşlarını kaldırıp bakarken masaya doğru yürüyordu. Tam karşısına oturdu. Tüm zarafetiyle peçetesini dizlerine serdi. Sonra da çatal bıçağını eline alıp tekrar kırmızıdan mora doğru giderek renklenen Çiğdem'e baktı. "Boşa kürek çekmediğimi bilmek sevindirici!"

Çiğdem kaçtıkça nedenini çözemeyen ve kibar bir şekilde daha çok üstüne giden Çelik Mızrak'ı okumak cidden çok güzeldi. Ne olursa olsun adam kendini bozmuyordu yani :) Kurduğu cümleler zaten efsaneydi. Paragraf aralarına eklediğim alıntılardan zaten az çok anlaşılıyordur. Baştan sona keyif alarak okudum ve bitmesin istedim. Umarım Selvi Atıcı'nın yeni kitabını da kısa sürede elimize alıp okuruz. Önceki kitapların yorumları için;


Kalbim Sende Kalmış ve Yarasa yorumlarını yazmamışım maalesef :( En kısa zamanda tekrar okuyup ekleyeceğim :) Sevgiler.

Bonus / Sü-Demir Alıntısı :)

Süheyla, başındaki havluyu çekip çıkardı. "Abinin kendi klasmanında olmayan birinin peşinden koşması şaşırtıcı, değil mi?"

"Yanlışın var, kadın!"

"Neymiş!"

"Şaşırtıcı olan, abimin daha önce hiç ama hiç kimsenin peşinden koşmaması! Buna ihtiyacı hiç olmadı."

Süheyla, sırıttı. "Güzel! Umarım Çelik'in çırpınışlarını izleriz!"

"Acımasızsın, kadın!"

"Muhtemelen!"

Gitme - Selvi Atıcı / Kitap Yorumu (Kayıp Şehir #3)


Tunç Mirza ile henüz tanışmamış olanlar bu yazıyı sizin için yazıyorum. Kendisi muhtemelen en öküz kitap karakteri. Okuyunca bana hak vereceksiniz. Selvi Atıcı'nın uzun zamandır beklenen yeni kitabı nihayet çıktı. Ben hikaye halindeyken okuma şansı bulmuş ve çok beğenmiştim. Kitap çıkınca da bekletmeden yorumumu yazmak istedim.

Yazarın Kimliksiz isimli kitabında okuduğumuz Burcu ve Deryal'i hatırladınız değil mi? İşte Tunç oğlumuz bu çiftimizin oğulları. Ailesiyle arasına bir mesafe koymuş. Onlardan ayrı yaşıyor. Bunun sebepleri kitapta anlatılıyor. Okuyacak olanların okuma keyfini bozmamak adına bu kısımlara hiç girmiyorum. Tunç babasının kulübü Kayıp Şehir'in ortağı aynı zamanda kendi şirketlerinde çalışıyor. Kayıp Şehir'in başında Adem'in oğlu Ali var. Ali ve Tunç'un kanka olduğunu söylemeye gerek bile görmüyorum. Babaları o kadar yakınken çocukların yakın olmaması saçma olurdu zaten :)

Tunç bir hayli çapkın. Tek gecelik ilişkilerin adamı. Yine bir gece arkadaşıyla buluşuyor. Bir sebepten ötürü içkiyi fazla kaçırıyor ki pek adeti değil normalde ölçüyü aşmıyor kendisi. Ve o akşam yolu Hayat ile kesişiyor. Hayat ailesinden uzakta, üniversite okuyor ve Tunç'a aşık. Hatta biraz ilerlemiş derecede platonik bir aşka sahip kendisi. Yine detaya girmeyeceğim ama çok güzel bir aşk onunki. İşte bu ikilinin tek gecelik ilişkisinden sonra olaylar karmakarışık bir hal alıyor.

O tek gecelik ilişki sonrası Tunç Hayat'tan Hayat ise Tunç'tan öylesine nefret ediyor ki. O güzelim platonik aşk püf diye uçup gidiyor. Hayat'ın yaşadıkları aklıma geldikçe sinirleniyorum hala. Öyle böyle şeyler değil. Şiddet, tecavüz vb. bir durum var diye düşünmeyin. Öyle bir şey değil bu çok daha başka olaylar var kitapta.

Kaptırıp gitmemek için kendimi zor tutuyorum. Her şeyi anlatasım var :) Ama şunu söylemeden geçmek istemiyorum. Tunç'un Hayat'a yaptıklarına taş olsa dayanmazdı. Öyle öküz bir karakter işte. Ne öyle ne böyle. Babasının oğlu. Her şeye rağmen sonu çoookk güzeldi. O diyaloglar öyle güzeldi ki birkaç kez okunabilecek kitaplardan biri diye düşünüyorum. Hele kitaba adını veren sahne. "Gitme" derken gözümün önüne o sahne geliyor. Bu kitap film mi olsa acaba? Güzel olur sanki. Bakalım belki de olur.

Biraz da kapaktan bahsedeyim. Kapak tam Tunç bence. Yani ben öyle düşünüyorum ve kapağı beğendim. Ciltli olması da güzel ama bence ciltsiz hali de olmalıydı çünkü serinin önceki kitapları ciltsizdi. Pinokyo'nun Rüyası ciltli ve ciltsiz olarak çıktı ancak bendeki ciltsiz olduğundan Gitme'yi de ciltsiz alırım diye düşünüyordum. Artık bu da böyle olacak ne yapalım. Kalemi sağlam, fazlasıyla akıcı yazan bir Türk yazara açıksanız mutlaka Selvi Atıcı'nın kitaplarını okuyun. Bence pişman olmayacaksınız.

NOT: Yazarın önceki kitaplarını okumayanlar yorumu çok fazla anlamayabilir. Şöyle kısaca özetleyeyim. Kimliksiz'in karakterleri Deryal, Adem ve Ömer. Eşleri Burcu, Şirin ve Gazel. Bu çiftlerimiz yıllar sonra çıkıyor karşımıza. Çocukları büyümüş. Hala sürekli görüşüyorlar ve çocukları da yakın arkadaş. Hatta Ali ve Arya'nın durumu biraz daha farklı ama o sonraki kitapta :) Bu kitapta Burcu - Deryal çiftinin oğlunu okuyoruz. Sonraki kitapta inşallah Ömer'in kızı ve Adem'in oğlunu okuyacağız. Umarım çok beklemeden Kalbim Sende Kalmış'a da kavuşuruz.

Serinin ilk kitabı Kimliksiz yorumum için TIK.
Serinin ikinci kitabı Pinokyo'nun Rüyası yorumum için TIK.

Kayıp Şehir Serisi / Selvi Atıcı


Pinokyo'nun Rüyası turumuzun sonuna doğru gelirken seriyle ilgili bir yazı hazırlayalım istedik ve yazarımızla seri hakkında biraz konuştuk. Kayıp Şehir'in yayınlanması planlanan 2 hikayesi var. Hem de ne hikayeler...

O zaman başlayalım mı?

Kimliksiz

Deryal, ah Deryal o hatayı yapmasaydın seni hepimiz çok sevebilirdik ama 1-0 geridesin benim için. Kendisi adaşım olan kadın başkarakter Burcu, Deryal'e çok başka bir sebepten yaklaşıyor ama aşk bir noktadan sonra kaçınılmaz oluyor. Yine Kimliksiz'e damga vuran çiftlerden biri de Adem-Şirin ikilisi. Bu ikisinin baştan itibaren ilginç bir ilişkileri var ama nihayet durumu kabulleniyorlar.

Pinokyo'nun Rüyası

Deryal ve Adem'in kurtarıcısı doktor Ömer ve Gazel'in hikayesini okuduk. Detaylı yorumu birkaç gün önce yazdığım için üzerinde fazla durmayacağım ama hepimiz Ömer'i sevdik değil mi?

Gitme

3. kitap olması tasarlanan Gitme, Deryal'in oğlu Tunç Mirza'nın hayatını anlatıyor. Çapkın mı çapkın olan Mirza, kadınları üzmemek için hiç uğraşmıyor. Tek gecelik ilişkilerin adamı da diyebiliriz ona. Yolu Hayat ile kesişen Mirza bakalım neler yaşayacak? Hayat'ı bol bol üzeceği kesin :(

Kalbim Sende Kalmış

Ömer'in kızı Arya ve Adem'in oğlu Ali'nin hikayesini okuyacağımız Kalbim Sende Kalmış'ın çok eğlenceli olacağını düşünüyorum. Yakın arkadaş olan ikilinin çocukları sonuçta, Ömer ve Adem arasında geçecek olan diyalogları dört gözle bekliyorum. Ali ve Arya çocukluklarını birlikte geçirmiş. Birbirlerini çok iyi tanıyorlar. Ama iş aşka gelince ikisi de Mirza'nın tabiriyle geri zekalı :) Bu ikilimiz neler yaşayacak ve sonunda neler olacak merakla bekliyorum.

Kayıp Şehir serisi böylece sona erecek. Umarız en kısa zamanda ikisini de okuyabiliriz. Katılmayan varsa RKBT facebook sayfasından çekilişe katılabilir, Pinokyo'nun Rüyası'nı kazananlardan biri olabilirsiniz. Mutlu günler :)

Pinokyo'nun Rüyası - Selvi Atıcı / Kitap Yorumu (Kayıp Şehir #2)


Herkese merhaba

Uzun bir aradan sonra yine bir tur kitabı ile karşınızdayım. RKBT kızları olarak yoğunluktan dolayı turlara biraz ara vermiştik ama bu kitaba tur yapmasak olmazdı. Selvi Atıcı'nın kalemini hep ayrı tutmuşumdur. İlk romanı Kimliksiz'de Deryal'e az mı kızdım. İkinci kitap Sen'i okurken Sü'ye biraz kız gibi davranmasını mı söylemedim. Öyle değişik hallere girdim okurken :) Ama Ömer'i okumak daha farklıydı. 

Evet yine ilginç karakterler var karşımızda. Peşindeki adamlardan kaçmak için ölmeyi seçen sıkıştırıldığı bir binadan kendini boşluğa bırakan her şeyini kaybetmiş Gazel ve hastaneden yorgun çıkmış tek derdi eve gidip uyumak olan çapkın doktor Ömer. Bu ikilinin yolunun kesişmesi oldukça hüzünlü aslında ama yaşadıkları şeylerin çoğu fazlasıyla komik. Yani hem gülüp hem üzüleceksiniz. Oldukça keyifli bir roman olduğunu söyleyebilirim. Hele Ömer'in baştan sona değişimi. Çok eğlenceli bölümlerdi :)

Gazel'in Ömer'in arabasının üzerine düşmesi belki en büyük şansıydı. Çünkü bir doktor olarak ilk müdahaleyi yaparak Gazel'in kurtulmasında büyük bir rol oynadı. Gazel uyanana kadar asla vazgeçmeyen Ömer ise olacakları asla tahmin edemezdi :) Baştaki Ömer ve sondaki Ömer o kadar birbirine benzemiyor ki okudukça hangi Ömer'i seveceğinize karar verirsiniz :)

Gazel'in yaraları var peki ya Ömer? Ömer'in geçmişi, yaraları bunları da kitapta öğrenme şansı buluyoruz. Benim açımdan eksik kısımlar kaldı ama belki serinin devam kitaplarında bu konuyu da açıklığa kavuşturur yazar. En azından öyle umuyorum.

Selvi Atıcı'nın diğer kitapları gibi Pinokyo'nun Rüyası da çok akıcıydı. Başladım ve elimden bırakamadım. Aynı gün içinde bitti. Gazel'in çektikleri, Ömer'in aklının başına gelme süreci, çevrelerindeki insanların etkisi, hepsi baştan sona okunasıydı. Deryal, Adem, Burcu ve Şirin sonlara doğru az da olsa yer alıyorlardı. Deryal'in sevenlerine duyurmuş olayım.

Kapak ilk gördüğüm andan beri beni benden aldı. Renklere falan bayıldım. Aynı zamanda yayınevi normal kapak ve ciltli seçenekleriyle çıkardı kitabı. Bendeki normal kapak ama siz bence ciltliyi alın :) Kayıp Şehir serisinin 2. kitabı Pinokyo'nun Rüyası. Kısa zamanda serinin devam kitaplarını da okumak istiyoruz. Umarım Nemesis Kitap bizi çok bekletmez.

Son olarak yazarın ilk kitabından başlayarak sırayla alıp okuyun. Her kitapta bir öncekinden daha gelişmiş bir kalemle karşılaşacaksınız. Ve bu benim çok hoşuma gidiyor. Malum bugünlerde hemen herkes kitap çıkarıyor. Bu açıdan seçici olmak ve bu işi hakkıyla yapanları öne çıkarmak gerektiğini düşünüyorum. Benim yorumum bu kadar. Umarım okuyan herkes en az benim kadar beğenir.

"Kimliksiz" yorumum için TIK. (Kayıp Şehir #1)
"Sen" yorumum için TIK.

NOT: Çikolata tutkunuysanız kitaba başlamadan önce stoklamanızı öneririm. Bu kitap bol miktarda çikolata içerir :)

Sen - Selvi Atıcı / Kitap Yorumu


Yeni turumuzun ilk gününde Sen'i yorumlayacağım. Yazarın hiçbir hikayesini kitap olmadan önce okumamıştım. O yüzden Süheyla ve Demir ile ilk tanışmam bu kitap ile oldu. Fazla uzatmadan yoruma geçmek istiyorum.

Sen, Selvi Atıcı'nın okuduğum 2. romanı. Kimliksiz yorumumu okuyan olduysa Deryal'i bir sahneden ötürü ekipçe affetmeyeceğimizi yazmıştık. Öyle bir etkili yazış tarzı var yani yazarın. Sen'i okurken de aynı şeyi düşündüm. Süheyla gibi bir karakter yazmak kolay olmasa gerek. Nasıl diyeyim ayrıntılı bir karakter Süheyla. Sıradışı biri. Nefretini de sevgisini de öyle farklı hissettiriyor ki, Demir daha basit kalıyor Süheyla'nın yanında. Baskın bir kadın karakter okuyoruz kısaca.

Süheyla yani Sü, 28 yaşında, İzmir'de yaşayan, dövüş sanatları eğitmeni olan ve kendi salonunda ders veren genç bir kızdır. Kardeşi Umur ve annesiyle sakin bir yaşamı vardır. Fazlaca bir güzelliği olmayan Süheyla aynı zamanda nişanlıdır. Hamile olduğunu fark etmesinin ardından nişanlısının asıl niyetini ve aldatıldığını öğrenir. Bebeği aldırdığı gün eve geldiğinde banyoda intihar etmiş kardeşini bulur ve Süheyla'nın bu şüpheli durumun peşini bırakmaya niyeti yoktur.

Demir, 32 yaşında, zengin bir adamdır. Abisi dışında tüm ailesini kaybetmiştir. Geçmişinde onu sarsan ve kadınlardan uzak durmaya yemin ettiği kötü bir olay yaşamıştır. Terziye takım diktirmek için gittiğinde onunla ilgilenen kadın ilk andan Demir'in ilgisini çekmiştir ama kadın aşırı derecede gizemlidir. Bir de Süheyla'yı cüzdanını karıştırırken yakalayınca ona bir teklif sunar. Başta eğlenceli gelen bu oyun ona nelere mal olacaktır.

Sü ve Demir'in hikayesini tadını kaçırmadan nasıl anlatırım bilemiyorum. Elinde muştası, dövüş sanatlarında ustalaşmış, her şeye verilecek zekice bir cevabı olan bir kadın düşünün. İşte o Sü :) Eliyle yapamadığını diliyle yapıyor. Demir, Süheyla'nın intikam planını öğrendiğinde ona yardım etmekten başka şansı yoktur. Çünkü o kadın, kafasına koyduğunu kesinlikle yapacak cinsten biridir. 

Kitap ayrı güzel ayraç ayrı güzel. Evet takip edenler bilir. Muşta şeklinde bir ayraç var. Matruşka ayrıntılarını unutmamalı :)

Son olarak Sen, Kayıp Şehir serisine ait bir kitap değil. Ayrı bir kitap. Benim yorumum bu kadar. Yeni yazılarda görüşmek üzere. Çekiliş için RKBT facebook sayfamıza bakmayı unutmayın.

ARKA KAPAK

Kardeşinin intikamını almak için çıktığın yolda aşkla karşılaşırsan…

Hiçbir şey göründüğü gibi değildir, bilirsiniz. Üstelik bahsi geçen bir kadın ise, asla! Dövüş sanatları uzmanı olan Süheyla, kardeşinin intikamını almak için çıktığı yolculukta kalbini tam bir baş belasına kaptırdı. Ruhu intikam ateşiyle yanıp tutuşurken kalbi aşk ateşiyle kavruldu…

Süheyla'nın adı, 'iyi huylu, sakin' anlamına gelir ancak aldanmayın, yol boyunca elinde muştasıyla aşk ve intikam duygularıyla örülmüş ince bir ip üzerinde ustalıkla yürüyecek gerçek bir kahramandır aslında. O zeki, yumrukları kadar dili de sert bir kadındır. Romanda Demir'le de tanışacaksınız. Aşkın muhatabıdır kendisi. Süheyla'nın intikam mücadelesinde en büyük yardımcısı olacaktır.

Kimliksiz - Selvi Atıcı / Cast


Cast ile karşınızdayım. Bakalım kimler varmış kitabımızda :)

Burcu


Kendine güvenen biri Burcu. Cesur, masum görünüşlü, menekşe rengi gözleriyle dikkat çeken biri. Aşkı Deryal ile öğreniyor. Yaptığı plana göre yaşamak zorunda. Gerçek kimliğini gizliyor.

Deryal


Zor bir çocukluk geçiren Deryal, sokaktan geçmiş, her türlü pisliği görmüş biri. Sakin duruşlu, kadınlarla günlük ilişkiler yaşıyor. Çevresindeki birkaç kişi dışında kimseye güvenmiyor. Pek yakışıklı değil kendi tabiriyle, klasik giyinmeyi seviyor ve devamlı takım giyiyor.

Adem


Deryal'in tek dostu. Şirin dışında kadınlara karşı çok nazik. İri yapısıyla dikkat çekiyor. Deryal ile her yere koşturuyor. Ayrılmaz ikili de diyebiliriz.

Şirin


Kulübün zeki Organizasyon Şefi. Az saat çalışıp çok iş yapıyor :) Güzelliğiyle dikkat çekiyor ve Adem ile hiç geçinemiyorlar.

Ömer


Deryal'in yakın arkadaşı. Doktor kendisi. Herhangi bir sağlık mevsuzu olduğunda Deryal ve Adem soluğu Ömer'in muayenehanesinde alıyorlar. 

NOT: Karakter seçimleri yazara aittir.

Kimliksiz - Selvi Atıcı / Yorum ve Çekiliş (Kayıp Şehir #1)


Orjinal İsim: Kimliksiz
Yazar: Selvi Atıcı
Yayınevi: Müptela Yayınları
Sayfa: 520
Baskı Yılı: 2014

Turun 2. gününde yorumla karşınızdayım. Yeni bir yazarın kitabını ağırlıyoruz bu turda. Fazla uzatmadan yorumuma geçmek istiyorum.

Deryal ve Burcu'nun hikayesini okuyoruz. Adem ve Şirin'i de unutmayalım tabii :) Deryal, güçlü bir karakter. Hayatın çemberinden geçmiş biri. Can dostu Adem ile yolları kesişiyor bir noktada. İkisi de birbirinin en yakını oluyor ve kendilerini işlerine veriyorlar. Hareketli ve tehlikeli bir yaşamları var, Burcu ile karşılaşana kadar bundan şikayeti yok. Burcu hayatına girdiğinde bildiği bütün dengeler değişiyor Deryal'in. Burcu ise bambaşka bir amaçla giriyor Deryal'in hayatına. Onun masumiyetinden etkileniyor Deryal. Her ne kadar kendisinden korksa da onu kendinden uzaklaştıramıyor.

Deryal nasıl desem efsane bir erkek karakterdi bence. Ta ki yapmaması gereken, kesinlikle onaylanamayacak bir şey yapana kadar. O olay olmasaydı gerçekten en iyiler içindeki yerini alacaktı. Bir çok duyguyu barındırıyor içinde. Güldüğünüz sahneler olacak,gözlerinizin yaşardığı sahneler de olacak. Dediğim gibi fazla duygu barındırıyor.

Akıcılığı çok güzeldi. Kurgu da iyiydi ancak farklı bir sonla bitseydi sanki daha mutlu olacaktım :) Yine de kurgu bir çok romandan iyiydi. Özellikle Türk yazarları okuyan biri olarak bunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim. Kalemi sağlam yazarın. Yarın cast ile burda olacağım.

NOT: İsmimi içeren karakteri olan kitap okumayacağım artık. Okurken fazla etkileniyorum sanırım :)

ARKA KAPAK

"Seni sevmekten nasıl vazgeçebilirim ki? Ben geçsem bile kalbim vazgeçmez..."

Deryal Yiğit, nam-ı diğer Kimliksiz... Kirli geçmişiyle, acımasızlığıyla, kadınlara değer vermeyişiyle bilinen karanlık bir adam... Garip takıntıları ve sadece kendine sakladığı sırlarıyla kendi çöplüğünden yarattığı krallığında hükümdarlığını süren Deryal'in hayatına Burcu bomba gibi düşmüştü. 


Burcu, Deryal'in yeni takıntısı mı, yoksa hayatının yörüngesini tamamen değiştirebilecek olan tek kadın mıydı? Sırları ve çözemediği sorunlarıyla Deryal'in hayatına girmek zorunda kalan Burcu, omuzlarına binen tonlarca yükün arasında aşkı kaldırabilecek miydi?

ÇEKİLİŞ
a Rafflecopter giveaway