Vanity Clinic Göz Kapağı Estetiği ve Göz Altı Torbalarını Aldırma


Göz Kapağına Estetik Yapılır mı?

Estetik müdahale dendiğinde hemen herkesin aklına burun, dudak gibi yüz bölgeleri geliyor. Oysa tıp teknolojisi baş döndüren bir hızla gelişmeye devam ediyor ve artık yüzdeki en hassas bölgelerden biri olan göz kapaklarına da estetik müdahale gerçekleştirilebiliyor. Blefaroplasti adı verilen göz kapağı estetiği ile doğuştan olan göz kapağı sorunlarını düzeltilmesi artık mümkün. Aynı zamanda yaşın ilerlemesi ile birlikte düşen göz kapaklarının yeniden sıkı bir form kazanması için de bu müdahalelerden faydalanılabiliyor. 

Göz kapaklarına yapılan estetik müdahale ile sadece sarkan cilt dokusuna değil, yağ dokusuna da ulaşmak mümkün olabiliyor. Üstelik hem alt hem de üst göz kapağına estetik müdahale yapılabildiği bilgisini de sizlere aktaralım. Bu sayede daha genç görünen bir göz çevresine sahip olmanın da yolu açılıyor. Göz kapaklarında bulunan fazla yağ, kas veya deri dokusunun çıkarılması sarkmış bir göz kapağı görüntüsünü de ortadan kaldırıyor.

Blefaroplasti ile Göz Altı Torbaları Alınabilir mi? 

Hem kadıların hem de erkeklerin sıklıkla yaşadığı bir sorun olan göz altı torbaları da artık estetik uygulamalar ile ortadan kaldırılabiliyor. Blefaroplasti ile göz altı torbalarının alınması da mümkün oluyor. Aynı operasyonda göz çevresinde yaşlanma ile birlikte meydana gelen kırışıklıkların düzeltilmesi de mümkün ve bu sayede çok daha genç görünmek isteyenlerin beklentileri de karşılanıyor. Göz çevresinin görünümünü hafife almayın. Bu müdahaleler çok daha genç ve dinç bakışlara sahip olmanızı sağlıyor. 

Göz kapağı estetiğinden sonra iz kalıp kalmayacağı da merak ediliyor. Üst göz kapağına doğal katlantıdan, alt göz kapağına da kirpik diplerinden müdahale ediliyor. Bu sayede gözle görünen bir ameliyat izi kalmıyor. Ayrıca uygulama için mutlaka genel anestezi yapılması da gerekmiyor. Lokal anestezi ile operasyonun kısa zamanda tamamlanması mümkün olabiliyor. 

İlk iyileşme süreci sadece 4 gün gibi kısa bir sürede tamamlanıyor. Gündelik hayata uzun bir ara vermeye gerek kalmıyor. Bu konuda merak ettiğini pek çok sorunun yanıtını Vanity Klinik web adresinden öğrenebilirsiniz. Kliniğin web sitesi üzerinden konuya dair özel sorularınızı hekimlere yöneltmeniz ve kısa zamanda yanıtlanmasını sağlamanız da mümkün. 

Goong/Düşlerimin Prensi ve Princess Hours Thai Dizi Karşılaştırması



Yaz gelince Bursa'nın aşırı nemli havası insanın yakasını bırakmıyor. O yüzden kitap okumak ve dizi/film izlemek yaz boyu yapılacaklar arasında başlarda yer alıyor. Ben de sıcakların doruk noktalara ulaştığı bu zamanları, izlemek istediğim dizileri izleyerek değerlendirmeye karar verdim. Geçen hafta Düşlerimin Prensi'ni bu haftaysa Princess Hours Thai'yi izledim. Daha önce herhangi bir Kore ve Tayland dizisi izlememiştim. Bu yüzden ilk Güney Kore ve Tayland dizilerim oldular. Bilmeyenler için biraz dizilerle ilgili bilgi vereyim. Princess Hours, Goong'un Tayland uyarlaması. Genel hatlarıyla aynıydı zaten.

Goong, 2006 yılında yayınlanmış, 24 bölümlük bir Güney Kore dizisi. Çizgi romandan uyarlanmış. Dizinin başında Chae-Kyung'ın hayal ürünü olduğu belirtiliyor. Güney Kore'de sembolik olarak krallık devam etseydi nasıl olurdu konusunu işliyor. Ancak dizinin sonunda bir daha bu hayal ürünü olma durumundan bahsedilmedi ve ucu da çok açık bitti. Sanırım daha farklı bir son hayal etmiştim. Dizideki kıyafetlere değinmeden geçemeyeceğim. Modern kıyafetlerin yanı sıra geleneksel kıyafetler vardı. Hatta geleneksel kıyafetler daha fazlaydı ki bu benim hep hoşuma gitmiştir. Diğer diziyle karşılaştırınca bu dizinin tarihsel ve geleneksel yönü çok daha iyiydi. 

Veliaht prens Shin, asi bir çocuk. Geleceğin kralı olmak istemiyor. O, diğer insanlar gibi özgür yaşamak istiyor. Zaman zaman babasına karşı çıkıyor. Kendi içinde çok yalnız bir çocuk. Dedesinin koruması ve aynı zamanda en yakın arkadaşına verdiği söz üzerine Chae-Kyung ile evlenmek zorunda kalıyor. Chae-Kyung'ın evlenme sebebi ise ailesini düştüğü kötü durumdan kurtarabilmek. Babasının borçları sebebiyle kötü günler geçiren ailesine bu şekilde yardımcı olacağını düşündüğü için 19 yaşında hiç sevmediği biriyle yani veliaht prensle evleniyor. Evlendikten sonrası Chae-Kyung için pek kolay geçmiyor. Çünkü prensin sevdiği ve daha önce evlenme teklif ettiği bir kız var(Hyo-rin) ve Chae-Kyung istemeden bu evlilik teklifine kulak misafiri oluyor. Veliaht prens, veliaht prenses ve Hyo-rin aynı okulda farklı bölümlerde okuyorlar. Veliaht prenses, kendisini sevmeyen ve destek olmayan biriyle evli olmanın yanında hiç bilmediği ve yüzlerce kuralı olan sarayda yaşamak zorunda kalıyor. Eski veliaht prens Yul, sürgünde olduğu İngiltere'den döndüğünde onu anlayan bir arkadaş bulmanın sevinciyle Yul ile vakit geçirmeye başlıyor.

Chae-Kyung, okul eteğinin altına eşofman giyebilecek kadar kuralları hiçe sayan bir kız. Böyle bir kızın katı kurallarla sarayda yaşadığını düşünün. İçine düştüğü yalnızlık onu günden güne bitiriyor. Yul'un arkadaşlığı onu bu yalnızlıktan biraz kurtarıyor ama o konuda da işler hiç durulmuyor. Yul karakteri bence en sevimli karakterdi. Hyo-rin ile planladıkları pek iyi olmasa da kötü bir karakter olarak göremedim onu. Oyuncuların tümü çok iyiydi. Hiçbiri göze batmıyordu ve keşke bu rolü başkası oynasaydı diye düşündürmüyordu. Biraz amatör kısımlar vardı ama bundan 12 yıl öncesinden bahsediyoruz sonuçta. Kore dizi sektörünü bilmediğim için bu konuda bir şey söylemem doğru olmaz.


Princess Hours'a gelirsek 2017'de çekilmiş 20 bölümlük Tayland dizisi. Bu dizide hayal ürünü olduğundan falan bahsedilmiyordu. Oyuncular idare eder durumdaydı ama Nakhun ve annesi hiç olmamıştı. Minnie'de bir şekilde sinirime dokundu. Oysa Düşlerimin Prensi'ndeki Hyo-rin'i çok sevmiştim. Bu dizide Düşlerimin Prensi'ndeki oyuncuların performansı kesinlikle yoktu ya da ben ısınamadım bilmiyorum. Kıyafetlerde de modern kıyafetler tercih edilmiş. Diğer dizideki tadı belki bu yüzden bulamadım. Veliaht prens Inn idare ederdi ve veliaht prenses Kaning'e bayıldım. Kaning kurtarıcı gibiydi hatta :) İzlediğim için hiç pişman değilim. Birkaç detayı saymazsak kötü değildi ama cast falan daha iyi olabilirdi, uyarlama daha iyi yapılabilirdi diye düşünüyorum. Çok eksik nokta vardı. Diğer diziyi izlemesem neden o şekilde ilerlediğini anlamayabilirdim. Sonuç olarak iyisiyle kötüsüyle bitti. Yazdıkça yazasım geliyor, o yüzden burada yazmayı bırakıp dizilerden fotoğraflara geçiyorum :)

Goong










Princess Hours Thai








Victor - J. A. Redmerski / Kitap Yorumu (Katiller Çetesi #6)


Herkese merhaba

Bomba seri Katiller Çetesi'nin merakla beklediğim 6. kitabı çıktı. Hiç bekletmeden okudum. Yorumu yazmam biraz zaman aldı ama o kadar olur :D Serinin 5. kitabı Kara Kurt'ta bazı şeyler oturmamıştı. Çünkü yazar birçok şeyi açığa çıkarmamayı seçmişti. Nedeni Victor'da belli oldu diyebiliriz. Niclas ile ilgili bazı şeyler(çok az da olsa) bu kitapta da devam etti. Sanırım sonraki kitap zirve olacak. Öyle bir beklentim var nedense.

Kulağına yaklaşıp, "Senin hakkında yanılmışım, Izabel," diye fısıldadım. İçim acıyordu. "Saatli bomba olan benim ve içimdeki karışıklığı dindirmenin tek yolu, beni kontrol eden şeyin kökünü kazımak."

Victor, inanılmaz akıcıydı. Önceki kitapta bizi üzen J. A. Redmerski dayanamayıp aksiyonun bol olduğu, okurken soluk almayı unutacağımız bir kitap yazmış. Kötülük Tohumları'nı okurken de böyle hissetmiştim. Anlaşılacağı üzere kitap Victor ağırlıklı ilerliyor. Victor'ın önceki kitaplarda yaptığı bazı şeylerin nedeni ortaya çıkıyor. Okurken Victor ile ilgili birazcık şok olabilirsiniz.

"Bunu tartışmaya gerek yok. Sebebin her ne olursa olsun, benden vazgeçmek istedin."

"Ama artık istemiyorum," dedim bir çırpıda. "Ve yüreğimde... bunu yapmayı zaten hiçbir zaman istemedim."

Victor ve Izabel'in tatile çıkacağını Kara Kurt'un sonunda öğrenmiştik. Bu tatille ilgili değişik düşünceler içinde olabilirsiniz ama kesinlikle sandığınız gibi bir tatil olmuyor :) Victor ve Izabel, Victor'ın geçmişiyle alakalı bir sebepten dolayı kaçırılıyor.

"Hayatımda ilk defa yıldızlara istekle baktım. Karanlık gökyüzünde yüzlerce noktacık vardı ve ben değişimi hissediyordum. Göğsümdeki baskıyı, gözlerimdeki garip ve ılık ışığı, her şeyi... Belki de anahtar buydu. Değişimi ister kaba, ister nahif bir şekilde kucaklamak..."

Tahmin edersiniz ki Victor'ın geçmişi pek örnek gösterilecek bir geçmiş değil. Geçmişinde yaptıklarını Izabel'e anlatırken bir yandan geçmişe, anlattığı sahneye gidiyoruz. Sanırım önceki kitaplarda Victorla ilgili hiç bu kadar şey okumamıştık. O hep gizemli karakterdi. Bu kitapta gizem biraz aydınlanıyor. Izabel'in tavrını da çok doğru buldum hatta bence Victor'a az bile yaptı :D

"Esas soru bizim aşkımızın da bu süreçte değişime uğrayıp uğramayacağıydı. Aramızdaki bağ, zamana karşı durabilir miydi? Ve nihayetinde yine bir arada ama çok daha güçlü olabilir miydik? Öte yandan bunları görecek kadar bile uzun yaşayamayabilirdik."

Dediğim gibi sonraki kitabı aşırı merak ediyorum ve Izabel'in Meksika'da yaptıklarını bir an önce okumak istiyorum. Naeva karakteri de ilgimi çekti. Meksika'da neler yaşanacağını aşırı merak ediyorum. Son olarak Nora ile ilgili fikrim hala değişmedi. O kızda bir pislik var bence. Niclas ve Fredrik'i biraz daha fazla okumak istiyorum. Sonraki kitabın tanıtımında onlar da var. Umarım bol aksiyonlu unutamayacağımız bir kitap olur :) Yayınevi 7. kitabın 15 Mayıs'ta çıkacağını duyurmuştu ancak sanırım aksaklıklar oldu. Umarım mayıs bitmeden çıkar ve hemen okuyabilirim :) 

Yıldızlar bizden önce ölür, Izabel... Yıldızlar benim sana olan aşkımdan önce ölür...

Serinin önceki kitaplarının yorumlarına göz atmak isterseniz sizi buraya alayım. Son olarak seriyi ve yazarın diğer kitaplarını mutlaka okumanızı tavsiye ederim. Görüşmek üzere.

Anneler Günü Hediyesi Media Markt'ta


Anneler Günü İçin Hediye Seçimi

Dünyanın en büyük hediyesi annenin kanatları altında yetişen bir evladın hayata karşı güvenli duruşudur. Çünkü bilirsiniz ki hayat size oldukça bonkör davranmıştır. Sizi her daim koruyup kollayan, size sınırsız ve sonsuz bir sevgi sunan anneler ile hayat, içinden çıkılması zor anlarda bile çok daha kolay gelir. Mutluluğun bir çift gözde görüldüğü bu özel günde annelerinizi içten bir gülüşle ve sevgiyle sarıp sarmalayarak ona en büyük ve güzel hediyeyi verebilirsiniz. Hayatın bizlere verdiği en güzel hediye olan annelerimizi hatırlatan en önemli gün ise her yıl mayıs ayının ikinci Pazar günü kutlanılan Anneler Günü. Bu özel günde herkes annesi için elinden gelen her şeyi yaparak bir sonraki yıla kadar unutulmaz bir anı yaşatmayı amaçlıyor. Anneye hediye seçmek ise öyle sanıldığı kadar kolay ve basit bir şey değil elbette. Özellikle hayatın tamamen içinde olan anneler için seçeceğiniz hediyelerin de onların yaşamlarına ayak uydurur halde olması gerekiyor.

Teknoloji çağının bu denli içindeyken ve adım attığımız her yerde teknolojiye ihtiyaç duyarken annelerimize verebileceğimiz en anlamlı ve özel hediye ise elbette teknolojik ürünler oluyor. Çağın gerisinde kalmasını istemediğimiz, varlığıyla hayatımızı renklendiren annelerimize alacağımız teknolojik bir alet ile ona ulaşmayı sağlayabilir ya da onun günlük hayattaki işlerini çok daha pratik ve kolay bir şekilde gerçekleşmesini sağlayabiliriz.

Dizi izlemeyi çok seven bir anneniz varsa ona en yeni teknolojiye sahip bir televizyon alabilirsiniz. Böylece izlediği diziden çok daha fazla zevk alacaktır. Mutfakta farklılık yaratmak isteyen anneler için ise elektronik mutfak aletleri adeta biçilmiş kaftan olacak. Özellikle o muhteşem lezzetleri sizin de tadacağınız düşünüldüğünde bu hediye önerisini mutlaka dikkate almalısınız. Yine aynı şekilde sosyal medya ile iç içe olan anneniz için alacağınız bir tablet onun boş zamanlarını keyifle değerlendirmesini sağlayacaktır. Canınızın parçası olan anneye hediye alırken mutlaka MediaMarkt sitesini inceleyerek annenizin işine yarayacak hediyeye en uygun fiyatlarla sahip olabilirsiniz. Anneniz için en etkileyici hediye seçenekleri bugün ve daima MediaMarkt’ta… 

Ocak, Şubat ve Mart Ayında Biten Ürünler

Kasım ve Aralık Ayında Biten ürünler

Herkese merhaba

Son üç ay içinde yarım ürünleri bitirmeye çalıştım. Aynı işlevi gören birden fazla ürünü eşzamanlı kullandığım için yarım ürünler çok artmıştı. Neyse ki bir kısmını bitirdim. Kalanları da bu ay bitirmeyi hedefliyorum. Öncelikle buradaki ürünlerin bazısı kasım-aralık ayında bitirdiğim ürünler. Kenara ayırmış ve unutmuşum. Bu yazıya dahil edeyim dedim :)



John Frieda hacim veren şampuan, performansına baktığımda fiyatını haketmiyor. İndirimlerde 18 tl gibi bir fiyata alıyordum. İlk başlarda etkisi de çok güzeldi. Ancak zaman içinde o saçlara verdiği hava bitti. Stokladığım için bitene kadar kullandım ama sanırım tekrar o şampuana dönmem.

Bioblas procyanidin saç dökülmesine ve yağlanmaya karşı şampuanı çok severek kullandım. Dönemsel olduğundan emin olamadığım bir saç dökülmesi yaşayınca bırakmak zorunda kaldım. Elimdeki şampuan bitince tekrar kullanmayı düşünüyorum.

Karaca ipek eşarp şampuanını sadece eşarplarda değil ipekli başka ürünlerde de kullandım. Çok beğendiğim bir üründü. Tekrar alabileceğimi söyleyebilirim.



Seranem vücut bakım şampuanı bitmesin diye ne kadar uğraşsam da bitti :) İnanılmaz ekonomik bir ürün. Çok az bir miktar yeterli oluyor ve mis gibi kokuyor. Tekrar almayı kesinlikle düşünürüm.

Avon Naturals vanilya ve sandal ağacı duş jelinin kokusuna da bayıldım. Çok uygun bir fiyata almıştım ve indirimli bulursam yine alırım.



Lavera makyaj temizleme sütü bitmesini istemediğim ürünlerden biriydi. Organik olduğu için çabuk bozulabilir diye kullanıp bitirdim. Kesinlikle tekrar alırım.

Doa Kozmetik ürünlerini severek kullanıyorum. Lavanta suyunu da bittikçe alıyor ve hatta stokluyorum. Birçok şey için kullanıyorum ama sanırım en çok makyaj temizleme losyonları sonrası kalıntıları silmek için kullanıyorum. Gül suyunu da aldım ama kokusu bana biraz ağır geldi. O yüzden lavanta suyuyla devam ediyorum.

Seranem nemlendirici el kremi, stoklu ürünlerimden biriydi. Bitince yenisini almadım. Elimdeki diğer kremleri bitirmeye çalışıyorum. Tüm ürünleri bitirince Seranem ile devam edeceğim.



Numuneler hakkında pek yorum yapamayacağım. Malum minik tüplerdeki ürünü ancak 2-3 kez kullanabiliyoruz.

Garnier nem bombası kağıt yüz maskeyi detaylıca yazmıştım. O yüzden ayrıntıya girmeyeceğim. Şu an Nivea'nın kuru cilt için olan maskesini kullanıyorum ve Garnier'den kat kat iyi.

Rituel de Beaute burun bandını yıllardır kullanıyorum. Hatta yazısını yazmıştım. O günden bugüne hala memnunum ve kullanmaya devam ediyorum.



Isana'nın bu deodorantları inanılmaz güzel. Kesinlikle tavsiye edebilirim. Sport'un kokusu bana biraz erkek kokusu gibi geldi ama erkekler için olduğuna dair herhangi bir şey göremedim. Clear&Fresh muhteşemdi. Tek kötü yanı Isana'nın diğer deodorantlarında alüminyum yokken Fresh'te olması. Elimde aynı markanın henüz kullanmadığım iki deodorant daha var. Umarım sonraki yazılarda onları da yazarım.

Benim son birkaç aydır bitirdiğim ürünler bunlardı. Nisan sonuna kadar diğer yarımları da bitirmeyi hedefliyorum. Bakalım ne olacak? Mayıs ayında nisan ayı bitenlerini yazarım inşallah. Görüşmek üzere... Hoşça kalın.