Yeni Umutlarla Hoşgeldin 2019


Herkese merhaba

Bu yazıyı 2019'un ilk günü yazmayı düşünmüştüm ama hayat ne zaman istediğimiz gibi ilerliyor değil mi? :D Bu yılki hedeflerimden biri de sakin yaşamak. Sürekli o yapılacak koştur, bunu yazmam lazım otur yaz vb. şeyler beni son yıllarda fazlasıyla yordu. Özellikle en yorucu olansa KPSS süreciydi. Bilen bilir bir kez başladın mı hedef tamamlanana kadar bırakılmaz ve yıllar geçtikçe de bir bakarsınız kendinizden geçmişsiniz. Yıllar geçtikçe belirlediğiniz hedeften ne kadar uzak olduğunuzu görmekse çok daha yıkıcı. Bu süreçten nasibini almış biri olarak hedeflerimden asla vazgeçmedim ama beni daha fazla tüketmesine de izin vermeyeceğim.

2019'da başarmak istediğim şeylerden biri de minimal yaşam. Kendimi tanıdığım için olması gerektiği gibi yapamayacağımı biliyorum ama yine de elimdeki fazlalıkları çıkarmakla işe başladım.Elimdeki şeyler tükenmeden yenisini almamak da buna dahil. Az eşya çok huzur getirecekmiş hissim nelere yol açacak göreceğiz :)

Bir diğer hedef okunacak yüzlerce kitabı bitirmeden yeni kitap almamak. Bunu yapmam çok zor ama mümkün olduğunca okumak için kütüphanemdeki kitaplara yöneleceğim. Yıllardır öyle şuursuzca kitap almışım ki şu an elime aldığım kitaba bakarak bunu niye almışım diyorum. Okuduklarımın bazılarını ve hiç ilgimi çekmeyen okumadığım kitapları letgo, zebramo gibi birkaç siteden satıyorum.

Yine elimde bulunan yüzlerce makyaj malzemesini de aynı şekilde elden çıkaracağım. Hiç kullanmadığım onlarca şey kenarda bekliyor ve bunun kimseye faydası yok. Şu aralar sık makyaj yapmadığım için tüketme konusunda çok zorlanıyorum. Nemlendiricilerim ve maskelerim bana yetiyor :)

2018'de bıraktığım spora geri dönmek de planlarım arasında yer alıyor. Sağlıklı beslenmeyle destekleyeceğim spordan güzel geri dönüş alacağımı düşünüyorum. Spor salonundan hevesini almış biri olarak bu kez kendi imkanlarımla spor yapmayı planlıyorum. Sonuçta istedikten sonra başarılmayacak hiçbir şey yok. Her gün olmasa bile haftada 3-4 gün birer saat spora ayırmak inanın çok fazla fark ediyor.

Benim herkese yardım etmek gibi bir huyum var maalesef. Ve son birkaç yıl o kadar nankör insan gördüm ki artık hiçbir şeye şaşırabileceğimi sanmıyorum. Bundan sonraki yıllarda hak eden herkese elimden gelen tüm yardımı yapmaya devam edeceğim. Ama beni yoran, negatifliğe yöneltmeye çalışan kişiler artık hayatımda yer alamayacak. Bu açıdan da bir temizlik olacak :)

Sanırım 2018'de öğrendiklerimden biri de hayatımda güvenebileceğim, her şeyimi paylaşabileceğim az sayıda insanın olmasının benim için yeterli olduğu. Yapmacık hareketlerden, sahte insanlardan öyle bıktım ki artık o tarz kişilerle arama mesafe koyuyorum. Belli bir yaştan sonra her şeyi daha net görebiliyor insan. Hassas ve her şeyi kafaya takıp üzülen biriyseniz emin olun kazık yedikçe her şey netleşecek. Şimdi geçmişi düşünüp gülüyorum :)

Benim 2018'in sonlarında yapabilmeyi başardığım ve en hoşuma giden şeyse kendime zaman ayırmak oldu. Herhangi bir işte çalışmadığım halde beynim sürekli yorgun oluyordu. Bunun asıl sebebi sürekli bir şeyler düşünmem olabilir belki ama bence asıl sebep bir şeylerin peşine düşüp kendimi unutmamdı. Artık canım ne isterse kendime o şeyi yapmak için izin veriyorum. 2 yıl sonra bugün (yazıyı paylaştığımda dün olmuş olacak) Bursa'da kar yağdı. Bursa deyince aklınıza Uludağ geliyor biliyorum ama Bursa'nın tamamı o şekilde değil. Ova tarafındaysanız kar yağışı sık olmuyor. Tam 2 yılın ardından bugün lapa lapa yağan karı görünce kalınca giyindim yürüyüşe çıktım. Bu durum bana mutlu olmanın o kadar zor olmadığını hatırlattı. Ufak tefek şeyler bizi mutlu edebiliyor. Evet herkes hayatta zorluklar çekiyor, herkesin farklı dertleri var ama bu kendimizi unutacağımız anlamına gelmez. Bu yıl kendimiz için de bir şeyler yapmayı unutmayalım.

Yazıya devam edersem uzadıkça uzayacak. O yüzden burada noktalayacağım. Eğlenceli bir şarkıyla bitirelim, yeni yılımız hep neşeli geçsin :D

NOT: Britney Spears ilk çıktığında küçüktüm ama bu şarkısını çok severdim. Birkaç ay önce şarkının 20. yıl kutlamaları oldu. Böyle bir nostalji olsun.

Aşka Yolculuk - Jill Shalvis / Kitap Yorumu (Şanslı Liman #1)


Herkese merhaba

Jill Shalvis, uzun zamandır okumak istediğim bir yazardı. Okuyan arkadaşlarımdan özellikle Şanslı Liman serisiyle ilgili hep iyi yorumlar duymuştum. Ancak seri çok fazla kitaptan oluştuğu için başlamak istemiyordum. En sonunda ukitaptan bir arkadaşın serinin ilk iki kitabını çok uygun fiyata sattığını görünce dayanamayıp aldım. Başlamak için biraz bekledim, çünkü seriyi tamamlayıp öyle başlamak istiyordum ancak dün dayanamayıp okudum ilk kitabı :) Tam bu havaların kitabı diyebilirim. Kafa dağıtmalık, sımsıcak bir hikaye... Jill Shalvis ile henüz tanışmadıysanız bir şans vermek isteyebilirsiniz. Elinize aldığınız gibi bitiyor kitap.

Serinin ilk üç kitabında üç kız kardeşin hikayesini okuyoruz. Aşka Yolculuk'ta hem bu üç kardeşle tanışıyoruz hem de yeni bir başlangıç yapmaya delice ihtiyaç duyan Maddie'nin hikayesini okuyoruz. Bir prodüksiyon şirketinde asistan olan Maddie, avukat sevgilisi Alex'ten şiddet görerek ve en sonunda hafif bir şiddet gösterisiyle ayrılmıştır. Bu şiddet gösterisi şirkette olduğu için de işinden atılmıştır. Tam bir hippi olan ve üç kızını da yetiştirmeyen annelerinin onlara bir otel bıraktığını duyduğunda üç kardeş oldukça şaşırır. Hepsi kendi babalarıyla büyüdükleri için birbirlerine yakın olamamışlardır. Büyük kardeş Tara ve küçük kardeş Chloe'nin tek amacı oteli satıp bir an önce hayatlarına geri dönmektir. Oysa Maddie'nin dönecek bir işi ve evi yoktur. Durumunu gördüklerinde satılmanın yanına bile yaklaşamayacak olan bu oteli ya öylece bırakacaklar ya da tamir ettirip satılacak hale getireceklerdir. Maddie'nin ise çok daha farklı planları vardır.

Üç kardeş düşünün. Hepsi ayrı babalardan olduğu için farklı yerlerde büyümüşler ve yakın ilişkileri de yok. 5 yıldan sonra otelde bir araya gelen kızlar, kardeş olmanın ne demek olduğunu öğrendikleri bir maceraya atılıyorlar. En unutulmayacak karakterse sanırım Jax. Jax'in de kendi sırları var ve hepsi kendisiyle ilgili değil. Eski yaşantısını bırakıp büyüdüğü yere yerleşen Jax, sakin yaşamaya alışmış, belediye başkanı olmuş ve bir inşaat şirketi kurmuştur. İnşaat işleri yaparak geçimini sağlayan ve aynı zamanda tüm kasabaya yardım eden kadınların gözdesi Jax ile geçmişi unutup Şanslı Liman'da yeni bir hayata atılmaya çalışan Maddie'nin hikayesi içinizi ısıtacak. Okuyup keyif alabileceğiniz bir kitap arıyorsanız kesinlikle öneririm. Başka yazılarda görüşmek üzere... Hoşça kalın.

Masallar Gerçek Olsa - Kristan Higgins / Kitap Yorumu


Herkese merhaba

Sevdiğim yazarlardan biri olan Kristan Higgins'in yeni romanı Masallar Gerçek Olsa'yı bitirdim. Çok güzeldi. Yıllar önce yazarın Geç Gelen Mutluluk kitabını okumuş ve çok sevmiştim. O yüzden bu kitabını da büyük hevesle okudum. Kesinlikle beni şaşırtmadı. Bu limoni havalarda akıcı bir kitap okusam diyorsanız Masallar Gerçek Olsa'yı listenize ekleyebilirsiniz. Sizi de pişman etmeyeceğini düşünüyorum :)

 Kısaca konusundan bahsetmek istiyorum. Gelinlik tasarımcısı olan Jenny, mutlu olduklarını sandığı bir evliliği bitirmiştir. Üstüne bir de eski kocası kısa süre sonra yeniden evlenmiştir ve bebek bekliyorlardır. Ailece görüşmeye devam ederler. Jenny, ikisinden nefret etmeyi istese de bunu başaramaz. Ancak onlarla sık sık görüşmek de onu üzmektedir. Jenny çareyi doğduğu yere taşınmakta bulur. Böylece görüşme sıklığı azalacaktır. Taşındığı yerde gelinlik mağazası açacak ve tasarım gelinliklerini dikmeye devam edecektir.

Jenny'nin kardeşi Rachel'ın çok mutlu bir evliliği vardır. Üçüz kızlarıyla ilgilenen Rachel, tam zamanlı annelik yapmaktadır. Ablasının taşınacak olmasına çok mutlu olsa da kısa süre sonra çok sevdiği kocasının onu aldattığını öğrenir. Pişman olduğunu söyleyen kocasının yalanlarını yakalamaya devam eden Rachel, en doğru kararı almak istemektedir. Terapiste gitmeye başlayan Rachel ve Adam'ın tek istediği eski mutlu günlere dönmektir. Ancak yaşananlar Rachel'da ciddi değişikliklere yol açmıştır.

Kitabın benim için önemli karakterlerinden biri de Leo'ydu. Gizemli Leo'nun sırları ortaya çıktıkça neden o şekilde yaşadığı anlaşılıyordu. Köğeği Loki'yi de unutmamak lazım. Loki'ye neden o kadar düşkün olduğunun açıklandığı an biraz gözleri nemleniyor insanın ister istemez. Onun dışında Jenny'nin eski kocası Owen ve Owen'ın yeni eşi Ana-Sofia kitapta belli bir yer kaplıyordu. Ve Owen'dan resmen nefret ettim. Hele sonlara doğru Jenny'ye söyledikleri tam bir pislik olduğunun kanıtıydı. Mükemmel Owen'ın sonradan düştüğü haller hoşuma gitmedi değil :)

Masallar Gerçek Olsa, baştan sona her şeyiyle severek okuduğum bir kitap oldu. Basit bir konu olduğu düşünülebilir ama anlatım kesinlikle şahaneydi. Zaten gerçek yaşamda insanların başına gelebilecek sıradan bir konuyu böyle güzel anlatmak değil mi önemli olan? En kısa zamanda yazarın diğer kitaplarını da okuyacağım. Şimdilik hoşça kalın :)

Roma Ben Geldim - Pınar Gencal / Kitap Yorumu


Herkese merhaba

Çok eğlenceli bir kitap yorumuyla geldim. Mevsim geçişini çok net hissettiğimiz şu günlerde bana ilaç gibi geldi. Moralsiz, keyifsiz olduğunuz zamanlarda okumanızı öneriyorum. Anında morali yükseltiyor :) Yazarı tanımıyordum ama kitap isminden dolayı ilgimi çekmişti. Kütüphanede çok fazla bekletmeden okumak istedim.

Başkarakterimiz Çiçek, bir şirkette çalışır. Patronu cadı gibi bir kadındır ama işini sevdiği ve iyi yaptığı için çalışmayı sürdürür. Patronun yakışıklı oğlu Cem, Amerika'dan kesin dönüş yaptığında Çiçek ve Cem bir ilişkiye başlar ancak bir sorun vardır. Cem nişanlı olduğunu ve evleneceğini Çiçek'e söylememiştir. Evlendikten sonra onunla görüşmeye devam edeceğini söylemesi bardağı taşıran son damla olur. Çiçek'in patronu Rezzan'ın ters tepen planıyla birlikte Çiçek'in ailesi şirketi basıp Cem'in Çiçek ile evlenmesi gerektiğini söylerler. Bu kargaşadan yararlanan Çiçek ailesine haber vermeden daima gitmek istediği İtalya'ya gitmek üzere yola çıkar. Oraya yerleşecek ve hayatına orada devam edecektir. İtalyanca üzerine okuduğu ve çalıştığı için uyum sağlayacağını düşünür.

Çiçek, ilginç bir karakterdi. Ailesinin baskılarıyla büyümüş ve ilk aşkı tarafından aldatılmış bir kız. Aynı zamanda yaşadığı yer berbat olmasına rağmen pes etmeden iş arayan, İstanbul'daki kazançlı işini ve kariyerini bırakıp en dipten başlamaya cesareti olan bir kız. Bence en büyük şansı komşusu Silvia ile tanışmaktı. Silvia'nın onu yönlendirdiği işe alınması Çiçek'e hayatını yoluna koymak için aradığı fırsatı verdi. Yine de bir sorun vardı o da yeni patronu muhteşem yakışıklı ve son derece ciddi Dom.

Kitabı okurken sanki Roma'yı geziyormuşum gibi hissettim. Betimlemeleri çok iyi bulduğumu söylemeliyim. Hele Manarola ile ilgili bölümler o kadar güzeldi ki kitabı bitirince biraz araştırma yaptım ve Manarola'nın Unesco tarafından koruma altına alınan bir köy olduğunu öğrendim. İtalya'yı diğer ülkelerden hep ayrı tuttuğumdan mıdır bilemiyorum ama çok severek okudum romanı. Silvia olmadan bu kitap böyle güzel olmazdı sanırım. Merve'yi de unutmayayım, o da farklı bir tat katmıştı. Kitabın Türkiye ayağı gibiydi :) Domenico ve Çiçek için olaylar kolay olmadı tabii ki pek çok zorluk yaşadılar ama her şeye rağmen çok güzel bir son oldu. Çok beklenti içine girmeden hoş zaman geçirmek için okumanızı öneririm. Biraz İtalya'nın iyi gelmeyeceği şey yok :) Yazarın diğer kitaplarını da bekliyorum. Umarım böyle güzel romanlar gelmeye devam eder. Hoşça kalın.

Cellat'ın Kalbi - Büşra Toraman / Kitap Yorumu (Kırmızı Başlıklı Kız #2)


Herkese merhaba

Instagramda @kitaplarinincisi hesabımda kütüphanemde bekleyen kitapları azaltmak için "Her Hafta Bir Yayınevi" ismini verdiğim bir etkinlik yapmaya karar vermiştim. Sağ olsunlar Mor Düşler Kitaplığı ve Kitap Meltemi'de bana katıldı. İlk hafta Ephesus Yayınları ile başladım. Çünkü kütüphanemde okumayı istediğim çok fazla Ephesus kitabı vardı. Sonuç maalesef hiç umduğum gibi olmadı ama pes etmek yok. Önümüzdeki hafta daha iyisi olabilir.

Büşra Toraman'ın Kırmızı Başlıklı Kız serisinin ilk kitabı Av Dönencesi'ne bayılmıştım. İkinci kitap çıksın diye merakla bekliyordum ama yeni kitap çıkana kadar merak modundan çıkmış olmalıyım ki mart ayında aldığım kitabı ancak şimdi okuyabildim. Ve maalesef ilk kitapta bulduğum tadı alamadım. İlk 150 sayfa hiç ilerlemedi. Gerçi farkındayım olaylara geçebilmek için o 150 sayfa olmalıydı ama insan bünyesi hep bir aksiyon istiyor :) Sonuç olarak 150. sayfadan itibaren kitap akmaya başladı.

Ara kitapların olayı bu diye çok üzerinde durmuyorum. İlk başlarda konuyu unutmaya başlamanın  etkisi de vardı üstümde ve galiba 150 sayfa sonunda konuya yine hakim oldum. Ordan sonrası hızlıca ilerledi. Sonu yine beni tatmin etmekten uzaktı ama sonraki kitabı da deli gibi merak etmeme neden oldu. Kesinlikle böyle bir son tahmin etmiyordum. Bakalım Dawson ve Ada'yı sonraki kitapta ne hallerde okuyacağız :)

Kurt adamları okumayı seviyorsanız bu seriyi seveceğinizi düşünüyorum. Av dönencesi olayı, tetikçi-silah kavramı, kurt adamların türlere göre değişen görünüşleri ve kendilerine özel pelerinleri ve daha sayabileceğim birçok detayı okumak hoşuma gidiyor.Serinin ilk kitabı Av Dönencesi yorumumu en alta ekliyorum. O yazıdan da seriyi ne kadar sevdiğimi fark edebilirsiniz. Hoşça kalın.

Av Dönencesi yorumum için TIK