Anneler Günü Hediyesi Media Markt'ta


Anneler Günü İçin Hediye Seçimi

Dünyanın en büyük hediyesi annenin kanatları altında yetişen bir evladın hayata karşı güvenli duruşudur. Çünkü bilirsiniz ki hayat size oldukça bonkör davranmıştır. Sizi her daim koruyup kollayan, size sınırsız ve sonsuz bir sevgi sunan anneler ile hayat, içinden çıkılması zor anlarda bile çok daha kolay gelir. Mutluluğun bir çift gözde görüldüğü bu özel günde annelerinizi içten bir gülüşle ve sevgiyle sarıp sarmalayarak ona en büyük ve güzel hediyeyi verebilirsiniz. Hayatın bizlere verdiği en güzel hediye olan annelerimizi hatırlatan en önemli gün ise her yıl mayıs ayının ikinci Pazar günü kutlanılan Anneler Günü. Bu özel günde herkes annesi için elinden gelen her şeyi yaparak bir sonraki yıla kadar unutulmaz bir anı yaşatmayı amaçlıyor. Anneye hediye seçmek ise öyle sanıldığı kadar kolay ve basit bir şey değil elbette. Özellikle hayatın tamamen içinde olan anneler için seçeceğiniz hediyelerin de onların yaşamlarına ayak uydurur halde olması gerekiyor.

Teknoloji çağının bu denli içindeyken ve adım attığımız her yerde teknolojiye ihtiyaç duyarken annelerimize verebileceğimiz en anlamlı ve özel hediye ise elbette teknolojik ürünler oluyor. Çağın gerisinde kalmasını istemediğimiz, varlığıyla hayatımızı renklendiren annelerimize alacağımız teknolojik bir alet ile ona ulaşmayı sağlayabilir ya da onun günlük hayattaki işlerini çok daha pratik ve kolay bir şekilde gerçekleşmesini sağlayabiliriz.

Dizi izlemeyi çok seven bir anneniz varsa ona en yeni teknolojiye sahip bir televizyon alabilirsiniz. Böylece izlediği diziden çok daha fazla zevk alacaktır. Mutfakta farklılık yaratmak isteyen anneler için ise elektronik mutfak aletleri adeta biçilmiş kaftan olacak. Özellikle o muhteşem lezzetleri sizin de tadacağınız düşünüldüğünde bu hediye önerisini mutlaka dikkate almalısınız. Yine aynı şekilde sosyal medya ile iç içe olan anneniz için alacağınız bir tablet onun boş zamanlarını keyifle değerlendirmesini sağlayacaktır. Canınızın parçası olan anneye hediye alırken mutlaka MediaMarkt sitesini inceleyerek annenizin işine yarayacak hediyeye en uygun fiyatlarla sahip olabilirsiniz. Anneniz için en etkileyici hediye seçenekleri bugün ve daima MediaMarkt’ta… 

Ocak, Şubat ve Mart Ayında Biten Ürünler

Kasım ve Aralık Ayında Biten ürünler

Herkese merhaba

Son üç ay içinde yarım ürünleri bitirmeye çalıştım. Aynı işlevi gören birden fazla ürünü eşzamanlı kullandığım için yarım ürünler çok artmıştı. Neyse ki bir kısmını bitirdim. Kalanları da bu ay bitirmeyi hedefliyorum. Öncelikle buradaki ürünlerin bazısı kasım-aralık ayında bitirdiğim ürünler. Kenara ayırmış ve unutmuşum. Bu yazıya dahil edeyim dedim :)



John Frieda hacim veren şampuan, performansına baktığımda fiyatını haketmiyor. İndirimlerde 18 tl gibi bir fiyata alıyordum. İlk başlarda etkisi de çok güzeldi. Ancak zaman içinde o saçlara verdiği hava bitti. Stokladığım için bitene kadar kullandım ama sanırım tekrar o şampuana dönmem.

Bioblas procyanidin saç dökülmesine ve yağlanmaya karşı şampuanı çok severek kullandım. Dönemsel olduğundan emin olamadığım bir saç dökülmesi yaşayınca bırakmak zorunda kaldım. Elimdeki şampuan bitince tekrar kullanmayı düşünüyorum.

Karaca ipek eşarp şampuanını sadece eşarplarda değil ipekli başka ürünlerde de kullandım. Çok beğendiğim bir üründü. Tekrar alabileceğimi söyleyebilirim.



Seranem vücut bakım şampuanı bitmesin diye ne kadar uğraşsam da bitti :) İnanılmaz ekonomik bir ürün. Çok az bir miktar yeterli oluyor ve mis gibi kokuyor. Tekrar almayı kesinlikle düşünürüm.

Avon Naturals vanilya ve sandal ağacı duş jelinin kokusuna da bayıldım. Çok uygun bir fiyata almıştım ve indirimli bulursam yine alırım.



Lavera makyaj temizleme sütü bitmesini istemediğim ürünlerden biriydi. Organik olduğu için çabuk bozulabilir diye kullanıp bitirdim. Kesinlikle tekrar alırım.

Doa Kozmetik ürünlerini severek kullanıyorum. Lavanta suyunu da bittikçe alıyor ve hatta stokluyorum. Birçok şey için kullanıyorum ama sanırım en çok makyaj temizleme losyonları sonrası kalıntıları silmek için kullanıyorum. Gül suyunu da aldım ama kokusu bana biraz ağır geldi. O yüzden lavanta suyuyla devam ediyorum.

Seranem nemlendirici el kremi, stoklu ürünlerimden biriydi. Bitince yenisini almadım. Elimdeki diğer kremleri bitirmeye çalışıyorum. Tüm ürünleri bitirince Seranem ile devam edeceğim.



Numuneler hakkında pek yorum yapamayacağım. Malum minik tüplerdeki ürünü ancak 2-3 kez kullanabiliyoruz.

Garnier nem bombası kağıt yüz maskeyi detaylıca yazmıştım. O yüzden ayrıntıya girmeyeceğim. Şu an Nivea'nın kuru cilt için olan maskesini kullanıyorum ve Garnier'den kat kat iyi.

Rituel de Beaute burun bandını yıllardır kullanıyorum. Hatta yazısını yazmıştım. O günden bugüne hala memnunum ve kullanmaya devam ediyorum.



Isana'nın bu deodorantları inanılmaz güzel. Kesinlikle tavsiye edebilirim. Sport'un kokusu bana biraz erkek kokusu gibi geldi ama erkekler için olduğuna dair herhangi bir şey göremedim. Clear&Fresh muhteşemdi. Tek kötü yanı Isana'nın diğer deodorantlarında alüminyum yokken Fresh'te olması. Elimde aynı markanın henüz kullanmadığım iki deodorant daha var. Umarım sonraki yazılarda onları da yazarım.

Benim son birkaç aydır bitirdiğim ürünler bunlardı. Nisan sonuna kadar diğer yarımları da bitirmeyi hedefliyorum. Bakalım ne olacak? Mayıs ayında nisan ayı bitenlerini yazarım inşallah. Görüşmek üzere... Hoşça kalın.

Bioblas Procyanidin Saç Dökülmesine ve Yağlanmaya Karşı Şampuan


Herkese merhaba

Blogumu takip edenler bilir doğru şampuanı bir türlü bulamamak gibi bir problemim var. Başlarken galiba bu sefer oldu, yeni arayışlara gerek kalmayacak diyorum ama kullandıkça ilk başta gözlemlediğim etki de ortadan kayboluyor.


Bioblas şampuanı kullanmaya başladığımda saçlarıma gözle görülür bir dolgunluk verdi. Çevremden de sık sık hangi şampuanı kullanıyorsun saçların çok güzel görünüyor sözlerini duydum. Saçlarım ince telli ve maalesef gür değil. Bu da çabuk bir şekilde sönükleşmesini sağlıyor. Çok çabuk yağlanması da cabası. Bioblas Procyanidin yağlanmaya karşı şampuan ile saçlarımın yağlanma süresini 2 güne getirdim. Cidden fark yarattı. Normalde saçlarımı sabah yıkasam akşamına yağlanma başlar. Bu şampuanı düzenli kullandığımda iki günü çok rahat geçiriyordum. Rahat derken hacimli bir şekilde demek istiyorum.

Bioblas Procyanidin Saç Dökülmesine ve Yağlanmaya Karşı Şampuanı 1 ay kullandıktan sonra saçımda aşırı dökülme başladı. Bu dökülmeyi direk şampuana yoramıyorum çünkü malum stres hepimizin baş düşmanı ve saç dökülmelerinin de genelde bir numaralı sebebi. Son zamanlardaki stres yoğunluğundan olabileceğini düşünsem de ne olur ne olmaz diyerek bu şampuana ara verdim. Ama kesinlikle belli bir zaman geçince tekrar kullanacağım çünkü hala Bioblas bitkisel formüllü şampuanın verdiği hacmi bulamadım. Şu an farklı bir şampuan kullanıyorum. Eh işte diyebileceğim bir şampuan. Dökülme probleminde de bir değişiklik yok. 


Bioblas şampuanla ilgili söylemek istediğim şeylerden biri de temizleme açısından çok başarılı olduğu. Hatta kullanırken fark ettiğim bir diğer şey şampuanı saçımda biraz beklettiğimde saçlarımın daha dolgun olduğuydu. Dökülmenin sebebini bulabilirsem ilk fırsatta yine Bioblas'a dönüş yapacağım. Benim gibi hacim sorununuz varsa ve saçlarınız çok çabuk yağlanıyorsa bu şampuanı deneyebilirsiniz. Ben tekrar kullanmaya başladığımda etkileri bu yazının sonuna güncelleme yaparak yazacağım.

Şampuanın içeriğinden bahsetmeden yazıyı bitirmeyeyim. Procyanidin, üzüm çekirdeğinden gelen bir antioksidandır. Bu madde, saçın dökülmesini azaltmasının yanı sıra saçların sağlıklı gelişmesini ve büyüme evresinin uzun sürmesini sağlar. Aynı zamanda B3 vitamini de sebum salgısını dengeleyip fazla yağlanmayı önler. Vitaminler ve minerallerle zenginleştirilmiş bitkisel serum sayesinde saç telleri daha kalın ve güçlü olur. En kısa zamanda dökülme problemini çözerek, memnun kaldığımda stokladığım bu şampuana dönmeyi umut ediyorum. Başka yazılarda görüşmek üzere... Hoşça kalın.

Sisli Hatıralar Rıhtımı - Hazel Gaynor / Kitap Yorumu


Sisli Hatıralar Rıhtımı, yazarın ülkemizde basılan 2. kitabı. Ben yazarı yeni keşfettim. Menekşeler Fısıldarken'i okumamıştım ama bu romandan sonra onu da listeme ekledim. Ciddi anlamda etkileyici bir hikaye var bu romanda. Duygusal biriyseniz ağlamadan bitirebileceğinizi sanmıyorum.

Titanic faciasını bilmeyen yoktur. İnanılmaz üzücü bir olay. Üzerinden 100 yıldan fazla zaman geçmiş olsa da unutulmayan olaylar arasında yer alıyor. Yazar, Sisli Hatıralar Rıhtımı'ı gerçek olaylardan yola çıkarak yazmış. Hatta kitabın sonunda hangi gerçek kişilerden esinlendiğini de tek tek açıklamış. Her ne kadar bazı kısımlar kurgu olsa da gerçekten o olayın yaşandığını bilerek okumak zaman zaman beni zorladı.

“Yaşam kırılgan bir şeydir Grace, bir kiraz çiçeğinin yaprağından farklı değildir. Bir an büyüyüp çiçek açarken, bir an sonra aniden çıkan bir rüzgarla yere düşebilir. Hayatımızı garanti olarak görmemeli ve kendimizi mutlu etmek için elimizden geleni yapmalıyız.”

İrlanda'nın bir köyünde yaşayan Maggie, annesinin ölmesiyle yalnız kalır. Amerika'da yaşayan teyzesi onu almaya geldiğinde onlarla birlikte 12 kişi daha Amerika'ya gitmeye karar verir. Bu 14 kişi Titanic ile seyahat edecekleri için çok heyecanlıdır ama Maggie'nin içi rahat değildir. Sevgilisi Seamus'u geride bırakacak olmak onu fazlasıyla üzer ama Seamus, hasta babasını bırakamayacağı için mektuplarla bu ilişkiyi sürdürmeyi kararlaştırırlar. Gitme günü geldiğinde 14 kişi yola çıkar. Tıtanic'e binip yola çıktıklarında herkes gibi onlar da yaşanacaklardan habersizdir.

"'Diğerlerini sonraki filikayla getireceksiniz, değil mi?'

Harry subayın gözlerine baktığında daha önce hayatında hiç görmediği, yaşadığı müddetçe de bir daha asla görmek istemediği bir korku gördü.

'Bu son filika,' dedi subay sesini alçaltarak. 'Başka yok.'"

Bölümler arada 1912'yi arada da 1982'yi anlatıyor. Olayları birden fazla karakterlerin gözünden okuyoruz. 1982'nin anlatıldığı kısım Grace'in yer aldığı bölümler. Gazetecilik okuyan Grace, babasının ölümüyle birlikte MS hastası olan annesini yalnız bırakmamak için okula ara verip onunla yaşamaya başlar. Geçen 2 yılda hayallerinin peşini bırakan Grace, 21. doğum gününü kutlarken daha önce duymadığı gerçekleri öğrenir. Büyük büyükannesi Maggie, Titanic'ten kurtulanlar arasındadır ve o güne kadar ailede bu konuyla ilgili hiç konuşulmamıştır. Grace'e okuluna dönüp hayallerini gerçekleştirmesi için bir sebep vermeye kararlı olan Maggie, tüm yaşananları kızının torununa anlatır.

"Asla ardında pişmanlıklar bırakma Grace. Ancak seçeneklerimizin ne olduğunu bildiğimizde bir seçim yapabiliriz. Eğer geri çekilir, arkamızı döner ve saklanırsak, seçeneklerimizin ne olduğunu asla bilemeyiz. En sonunda yaşlandığında merak eder ve pişmanlık hissedersin. Ümit dolu bir hayat yaşa. Pişmanlık dolu değil."

Kitaptaki detaylar hoşuma gitti. Maggie'nin cebinde kalan mektuplar, Peggy'nin takıntılı olduğu şapkası, şanslı Harry'nin Titanic'in batışından sonraki hayatı, Seamus ile ilgili şok edici son, Maggie'nin günlüğü ve muhtemelen buraya yazamadığım çok daha fazla detay kesinlikle konuyu zenginleştirmişti. Kitabın bazı bölümlerinin başında gerçekten Titanic'ten gönderilen telgraf mesajları yer alıyordu. Hiç sıkılmadan okudum. Hele Grace'in makalesinin yayınlanmasıyla ortaya çıkanlar çok daha güzeldi. Sanırım en favori sahnem de Titanic'in batığının bulunduğu sahneydi. Tadını kaçırmamak adına detaya girmemeye çalıştım ama fazlaca etkilendiğim için çok kısa yazmak istemedim. Daha fazla uzatırsam da olayları açıklamaya başlayacağımı biliyorum :D O yüzden burada yorumumu sonlandırıyorum. Etkileyici ve gerçekleri barındıran romanlar seviyorsanız Sisli Hatıralar Rıhtımı'nı kesinlikle öneririm.

"'Bu tarihi nasıl bu kadar net bir şekilde hatırladığımı biliyor musun Grace?'

'Nasıl?' Grace, Maggie'nin cam gibi gözlerine dikkatle baktı. Etraflarındaki hava bir an için hareketsiz kalmış gibiydi. Grace'in bedeni adeta buz kesti.

'Ben de oradaydım. Titanic'teydim.'"

Emanet - Fatma Erdek / Kitap Yorumu


Herkese merhaba

Fatma Erdek, en sevdiğim Türk yazarlardan biri. Hangi kitabını okursam okuyayım bittiğinde kitabın kapağını aynı hislerle kapıyorum. Sanırım en sevdiğim yönü de sıradan konuları ele alıp muhteşem eserler ortaya çıkarması. Emanet'i de o kitaplar arasına ekledim. Tadını kaçırmamaya çalışarak biraz konusundan bahsedeyim.

"Aşklar türlü türlü olurdu. İnsan defalarca âşık olurdu. Ömür neler neler görürdü. Fakat hepsi gelip geçer, sadece ilk aşk, bir yara gibi kanardı insanın yüreğinde."

Berhan Dağlıca, bir bakan olsa da aynı zamanda aşiret ağasıdır. Doğup büyüdüğü topraklardan kopmasında ilk gençlik yıllarında yaşadığı bazı olaylar etkili olmuştur. Ailesinin söz verdiği ailenin kızıyla evlenmiş ancak hiçbir zaman mutluluğu bulamamıştır. O da kendini siyasete vermiş ve başarılı bir siyasetçi olmasıyla öne çıkmıştır.

"Belki her olasılığı ince ince formüllerle çözmek gerekmiyordu. Belki göründüğünden daha basit ve daha kolaydı hayat. Etrafı düşünmek yerine, kalin sesini dinlemek doğruydu belki. Cemile'nin yaptığı gibi..."

Yıllar önce evlerinde çalışan Mevsim ile yaşadıkları aşk ve bu aşkın bitiş şekli onu çok yaralamıştır. Daha sonraları öğrendiği gerçeklerse onu ailesinden uzaklaştırmıştır. Kitabın olmazsa olmaz karakteri Cemile'den bahsetmeden olmaz. Cemile Berhan'ın iş arkadaşı aynı zamanda da ilişki yaşadığı kadın. Sanırım üzüldüğüm karakterlerden biriydi Cemile. Her şeye rağmen Berhan'ın yanında yıkılmadan duruşu çok etkileyiciydi. Evli erkeklerle ya da kadınlarla ilişkileri kesinlikle onaylamıyorum yanlış anlaşılmasın :) Yıldız'ı da unutmamak lazım, iyi ki yazılmış dedirten karakterlerdendi. Onun aşkı nasıl desem fazlasıyla masumdu. Berhan'ın ailesi ve eşinden hiç bahsetmek istemiyorum. Ne kadar kötülük varsa hepsinde başroldeydiler maşallah.

"İçinde fırtınalar kopan bir adam, yakınında kimseyi istemez, Yıldız. Bırak, durulsun biraz."

Kitap Berhan Dağlıca'nın bir kalp rahatsızlığı yaşayıp hastaneye kaldırılmasıyla başlıyor. Daha sonrasında Berhan'ın tek arzusunun oğlunu görmek olduğunu bilen Cemile, Cihan'a ulaşıp haber veriyor. Cihan, İngiltere'de herkesten uzak çalıştığı işinde mutlu. Babasıyla arasında hiçbir iletişim yok ama onun ölebileceğini öğrendiğinde soluğu hastanede alıyor. Yıllar önce kopan bağ araya ölüm ihtimali girdiğinde değişmeye başlıyor.

"'Sakın!' dedim öfkeyle. 'Bu geceden sonra, uzaktan bakacaksın bana. Ben ona uzaktan bakacağım,siz de bana.'"

Tüm karakterler oldukça sağlamdı. Bu karakter gereksiz olmuş ya da bu kitap niye bu kadar uzatılmış dediğim bir bölüm olmadı. Her şey tadındaydı. Hatta sonu neden o kadar kısa kesilmiş daha devam etseydi keşke diye düşündüm. Çok anlamlı ve abartısız idi. Yazar, daima sadelikten şaşmadan yazıyor zaten. O kadar abartı kitap arasında da bu özellik aşırı hoşuma gidiyor. Yeni kitapları da heyecan içinde bekleyeceğim. Başka yazılarda görüşmek üzere... Hoşça kalın.

"'Bana seni, annemi ve beni anlat' demişti. Bu Berhan için bütün bir hayat demekti. Çocukluğundan başlayacak, gençliğinden geçecek, bugüne, kırk altı yaşının sekizinci ayına kadar gelecekti. Cihan'a hiç tanımadığı bir adamı anlatacaktı. Ve sonra onun, o adamı babası olarak kabul etmesini umarak bekleyecekti."