Sonsuzluğun Kıyısında - J. A. Redmerski / Kitap Yorumu (The Edge of Never #2)


Herkese merhaba

Sonsuzluğun Kıyısında bitti. Kitabın ilk yarısında her ne kadar sıkıldıysam da ikinci yarı durumu fazlasıyla telafi etti. Yazarla ilgili söyleyeceğim tek şey seyahat bölümlerini muhteşem yazıyor.

Serinin ilk kitabına bayılmıştım. Yazının sonuna ilk kitabın yorum linkini de ekleyeceğim, daha önce okumayanlar göz atmak ister belki :) Hiçliğin Kıyısında beni çok etkilemişti. Camryn ve Andrew'un gözlerini karartıp çıktıkları seyahatler, tanışmaları, geçmişleri, sırları ve daha yazamadığım pek çok şey... Hepsi o kadar gerçekçiydi ki. Sanki hayatı anlatıyordu. İkinci kitapsa özellikle ilk yarıda hayatın acılı yanlarını konu almış. Bununla ilgili sorunum yok ama fazla uzatılmış gibi geldi bana. Okurken bana da sıkıntı olarak yansıdı uzayan kısımlar.

Kitabın ikinci yarısında ilk kitapta hissettiklerimi hissettim. İşte bu dedim. Bitmesin istedim ama her güzel şey gibi bu da bitti. Camryn ve Andrew nihayet aslına döndü. Okudukça yüzümden gülümseme eksik olmadı. Hele o son söz çoookkkk güzel olmuş. Daha devam etse seve seve okurdum.

Gelelim sürprize :) Seri devam edecekmiş. Yayın tarihi 2017 olarak görünen Lily'nin hikayesini okuyacağımız bir kitap olacakmış. Ne muhteşem değil mi? Ben merakla o kitabı beklerken Ephesus Yayınları yazarın yeni bir serisine başlamış. En kısa sürede okunacaklar listeme ekledim bile yeni kitabı. Şimdilik hoşça kalın.

Hiçliğin Kıyısında yorumum için TIK.

Tutku Oyunları * Yüzleşme - Aleatha Romig / Kitap Yorumu (Tutku Oyunları #2)


Herkese merhaba

Dün bitirdiğim ve hala hakkında düşündüğüm bir "Anthony romanı" hakkında yazacağım bugün. Yazar bu seriyi sevenleri çatlatmaya çalışıyor bence. Bu kitap da diğeri gibi öyle garip bir yerde kaldı ki dayanamayıp 3. kitabın başına baktım. Yine bir merak yine bir isyan. Bu yazarın bize kastı var bence.

İlk kitabı okuyanların bildiği üzere Claire hapisteydi. Anthony'ye hepimiz çok kızmıştık yaptıkları yüzünden. Hatta biz Deniz Kızları olarak ilk kitabın etkinliğini yapmıştık. Whatsapp grubumuzda ne muhabbetler dönmüştü. Dün gibi aklımda o konuşmalar :D Bu kitaba başlarken kendime dedim ki her şey olabilir hazır ol. Hazır oldum olmasına da sonunda malesef biraz hayal kırıklığı yaşadım. İlk kitabın yanından bile geçmiyor :( Yani daha durgun bir roman bu ve her şey arada kalıyor.

Claire, kendini gizleyen birilerinin çabaları ve valinin görevden ayrılmadan yaptığı minik bir kıyakla af ile hapisten çıkıyor. İlk kitaptan hatırladığımız Amber'ı ve kardeşi Harry'yi bol bol okuyoruz. Bu iki kardeş Claire'in yanındalar hep ve hatta durumlar bir süre sonra biraz daha ilerliyor. Claire kendine Anthony'den uzakta yeni bir hayat kurmaya çalışıyor. Peki, Anthony ne yapıyor? İşte bunun cevabını burda veremeyeceğim. Okuyacak olanlar var, heyecanı kaçmasın. Gerçi şunu söyleyebilirim, çok fazla Claire-Anthony sahnesi beklemeyin. Benim gibi hayal kırıklığı yaşarsınız. Tam kitap hareketleniyor derken bitti. Anthony, Claire'i bırakmıyor tabii ama yanında da değil. İşler çok karışık. Claire'e hapisteyken gelen kutunun gizemi kitaba damgayı vurdu diye düşünüyorum. Ne çıkacaksa o kutuyu gönderenle alakalı. Böyle sürekli düşündürüyor işte. Şu an bu yazıyı yazarken bile olayları çözmeye çalışıyorum.

Aleatha Romig, Tutku Oyunları'ndaki havayı Yüzleşme'de verememiş belki ama üçüncü kitabın bomba gibi olacağı çok açık. Umarım Arkadya Bitter bu defa bizi bu kadar bekletmez. Ben çok fazla bekleyebileceğimi sanmıyorum. Benden şimdilik bu kadar. Hoşça kalın.

Serinin ilk kitabı Tutku Oyunları yorumum için TIK.
Güncelleme:
Serinin üçüncü kitabının yorumu için TIK.

NOT: Arkadya Bitter serinin ikinci kitabını ikiye bölerek bastı. Bu yüzden iki ve üçüncü kitaplar aslında ikinci kitap :D

Anneler Günü İndirimi Alışverişim(Watsons, Kağan Parfümeri ve Eve Shop)


Herkese merhaba

Uzun zamandır kozmetik içerikli yazı yazamadım. İki hafta sonra inşallah eski formuma döneceğim :) KPSS derdine düşünce blogu biraz ihmal ettim. Kitap yorumlarımı elimden geldiğince yazmaya çalışıyorum ama eskisi gibi olmuyor malesef. İndirimden aldıklarıma geçmeden instagram hesabım hakkında bir şeyi açıklığa kavuşturmak istiyorum. Yıllardır kullandığım @masuminciler hesabının adını değiştirdim ve @kitaplarinincisi yaptım. O hesabımdan sadece kitap paylaşımlarımı yapacağım. Kozmetik vb. paylaşımlarım için yeni bir @masuminciler hesabı açtım. Muhtemelen takip etmiyorsunuz. Bu yazıdan sonra takibinizi bekliyorum :) 


Gelelim indirim alışverişime... 3 farklı mağazadan ancak bunları bulabildim. Maybelline'in yeni stik kontürünü de almak istiyordum ancak hiçbir yerde bulamadım. Resmen tüm mağazalar sömürülmüştü :D Kısaca ürünleri nereden ve kaça aldığımdan bahsedeyim. 


İlk olarak Watsons'tan yeni satmaya başladıkları Thelifeco markasının meşhur hindistan cevizi yağını aldım. Birkaç gün için fiyatı 30 tl'ye inmişti. Bundan faydalandım. Henüz kullanmaya başlamadım. Kullanınca mutlaka blogta yazacağım. Bakalım övüldüğü kadar var mı?


İkinci durağım Eve Shop'tu. Bursa'da mağazalarının olduğunu bile bilmiyordum. Tesadüfen gördüm ama iyi ki görmüşüm. Temel ihtiyaç malzemeleri dışında Maybelline'in şu meşhur nudes paletini %40 indirimle 25 tl'ye aldım. Severek kullandığım John Frieda şampuanımı da %40 indirimle 16 tl'ye aldım. Yine Maybelline jel eyeliner yanlış hatırlamıyorsam 15 tl idi. Real Techniques pudra fırçasını bir süredir almayı düşünüyor ama emin olamıyordum. Bu indirimde onu da aldım. %40 indirimli olarak fiyatı 31 tl idi. 


Son olarak ziyaret ettiğim mağaza Kağan Parfümeri oldu. Türkiye'de satışı yeni başlayan ürünlerin hiçbiri yoktu. Ben de göz altı kapatıcımı stokladım. %50 indirimle 22 tl'ye almış oldum. Yeni yıl indirimlerinden beri kozmetik alışverişi yapmadığım için kendime biraz fazla alma izni verdim. Artık uzunca bir süre bir şey almam. Şimdilik hoşça kalın.

Elele.com.tr Size Yeter

Müjde

Size bir müjdem var. Elele Dergisi bilişim çağını en uygun bir şekilde yakalayarak size daha kapsamlı hizmet sunmaya başladı. Günümüzde her şeyi bilgisayar ve akıllı telefonlar aracılığıyla çözmeye alıştığımız gibi artık kitap ve dergileri de yine bu şekilde takip etmeye başladık. Elbette ki her firma bu hizmeti kaliteli bir şekilde sunamıyor, takip sırasında birçok hata ortaya çıkıyor ve bunlar çözülemiyor ama Elele Dergisini okurken ya da takip ederken bu tip sorunlarla karşılaşmıyorsunuz ve evde işte ya da yolda dilediğiniz gibi derginin internet sitesinde gezerek hem eğlenip hem de bilgileniyorsunuz.

Elele Dergisi, üstlenmiş olduğu misyonu en iyi şekilde yerine getiren elit bir okuyucu kitlesine sahip nadide dergidir.  Her sayısında kapsamlı araştırmalar yaparak okurlarına sunan ve insanların güzel vakit geçirmesini sağlayan bu derginin internet üzerinden takip edilmesi elbette eşsiz bir değerdir. Birbirinden ilginç, eğlenceli ve bilgilendirici kategorilerden oluşan bu site üzerinden çok daha kaliteli zamanlar geçirmek mümkün. Bir kere başlandığında bırakılamayacak kadar zengin içeriklere sahip ve herkesi sıkı bir takipçisi haline getirebiliyor. Özellikle bu durumu çok kısa bir zaman içerisinde başararak yapıyor.

Kadınlığa dair en özel bilgilere ulaşabileceğiniz bu site hayatı kolaylaştırmada da öncü bir görev üstlenmekte. Moda, güzellik, ilişkiler, yemek, çocuk yetiştirme, sağlık ve astroloji olmak üzere birçok konu hakkında eşsiz bilgiler sunmakta. Kısaca kadına dair aradığınız her şey bu sitede diyebilirim. Bu kadar fazla konu bir sitede toplanmışken bir kadın daha ne ister ki? Ben şahsen başka bir arayış içine girmiyorum ve merak ettiğim her şeyi bu sitede bulabiliyorum. Laf aramızda astroloji köşesinin bağımlısı oldum :)

Modaya gelince, ben aslında modaya, trendlere çok düşkün biri değilim, bir gün çok özenip başka bir gün elime ne geçerse giyebilirim. Lafım da tam benim gibi hanımlara. Çok düşünmek istemiyorsunuz ama yataktan kalktığınız gibi de dışarı çıkmak istemiyorsunuz diyelim. İşte Elele tam da burada devreye giriyor ve size müthiş pratiklikle kendinizi iyi hissettirecek güzelliği ayaklarınıza getiriyor. Elbette hedef kitle bir tek rüküşler değil. Ben güzelliğime önem veririm, dışarı çıkacaksam kendimi özel hissetmek isterim diyen bayanlar, bu site size de öneriler sunarak hayatınızı kolaylaştırarak büyük bir yükünüzü omuzlarınızdan alıyor. Bir kere bakmanız yeterli sonrasında zaten bağımlısı olacaksınız.

Daima Aşk Kazanır - Asude/ Kitap Yorumu


Herkese merhaba

Asude'nin okuduğum 4. kitabıydı Daima Aşk Kazanır. Adı ayrı güzel, kapağı ayrı güzel, alıntılar zaten sürekli ilgi çekiyor. Dayanamadım sınava az kaldı falan demeden okuyup bitirdim.

Başladıktan sonra hızlı bir şekilde bitti tabii ki her Asude kitabında olduğu gibi. Ancak bundan önceki kitap yani Beni Sev Diye o kadar güzeldi ki bundan aynı keyfi alamadım. Hafif hüzünlü hafif eğlenceli bir romandı bu. Biraz Pabucumun Ajanına benziyordu diyebilirim ama sanki bir şey eksikti. 

Başkarakterimiz Tekin zengin biri. Seçkin misafirlerin ağırlandığı muhteşem bir oteli var. Bir holding yönetiyor. Hafiften mafyavari olaylari da var ama böyle öldürmeli şeyler yok. Her neyse bir gün otelinde resepsiyonda bağıran birini fark ettiğinde o yöne doğru giden Tekin bir bakıma Rüya'yla yollarını kesiştirmiş oluyor. Rüya'nın amacı da babasının iflasına yol açan adamdan intikam almak. Bu intikam planını yapan Rüya'nın kuzeni Aylin. O Aylin yok mu o Aylin. Kızın başına ne dertler açıyor.

Konuya çok fazla girmek istemiyorum ama Tekin çok fazla öküzdü. Ergen gibi dinlemeden kızma halleri falan o yaşta bir insana yakışıyor mu? Rüya'da çok aptal davranışlar sergiledi. Tamam gurur yapma da bir şeyi yapmıcam deyip iki saate dönme fikrinden azıcık çektir falan ne bileyim. Rüya'yı da Tekin'i de kitabın başında hiç sevmedim. Neyse ki sonlara doğru toparladılar. Bu arada Deniz-Tuna ve Yasemin-Mert dörtlüsünü okumak çok güzeldi. Kitabın en tatlı karakteriyse bence Beste'ydi. Sanırım herkes aynı fikirde :D 

Sonuç olarak akıcı bir romandı ancak karakterler beni sinir etti. Kapak falan on numara onu söylemeden geçmeyeyim. Pembe ve mor kullanılmış ötesi var mı? Asude'yi sevenler zaten kitabı okuyacaklardır. Okuduktan sonra benim gibi hisseden varsa yazıversin. Sorun bende mi anlamam lazım :) Puanım 3.5/5

Her Tarza Uygun Kot Pantolon Modelleri


Kot Pantolon Modelleri
Pantolonlar şekli, rengi ya da tasarımı ne olursa olsun erkek ya da bayan giyim fark etmeden eski çağlardan beri giyim tarzımızda baş unsurlardan biri olmuştur.


Üretilen her giyim ürünü gibi pantolonların üretilme amacı bedeni sarıp, dış etmenlere karşı korumaktı. Genel olarak bel kısmından, hatta ilk üretildiklerinde göğüs bitiminin hemen altından, ayak bileklerine kadar uzanan pantolonlar zaman içerisinde farklı uzunluklar ve tasarımlar ile gardıroplarımızda yerini aldı. 


Pantolonların zaman içerisinde değişkenlik gösteren tek özelliği boyutu ya da tasarımı olmadı. Herhangi bir kumaş türünden üretilen pantolonlarda kot kumaşı birinci sıraya yerleşti ve böylelikle kot pantolon çılgınlığı başlamış oldu. Kot, bir türlü mavi kaba kumaş türüdür. Özellikle Amerika’da kovboylar tarafından tercih edilmesinden ötürü kot pantolonlar başlarda kovboy pantolonu olarak karşımıza çıksa da sonraları adını tarihe kot pantolon olarak kazıyacaktı. İşin daha da ilginç yanı Amerika’da doğan kot pantolonlar ilk başta Levi Strauss (kendisi sonradan Levis kot pantolon markasıyla tüm dünya tarafından tanınacaktı) tarafından üst üste dikilmiş 2-3 çadır bezini denim adlı kumaş boya ile boyamasıyla ortaya çıkmıştı. Bu ilk üretim ilkel kot pantolonlar maden ve petrol işçileri için üretilmiş ve ardından tüm Amerika’ya oradan da tüm dünyaya yayılmıştır.


Türkiye’de 1960’larda oldukça az sayıda yerli fabrikalar ve markalar tarafından üretilmeye başlanan kot pantolon, 1980’de serbest piyasa ekonomisinin bir getirisi olan yabancı marka satışının yasallaşması sayesinde hızla ülke genelinde üretilmeye ve satılmaya başlandı. Günümüzde gerek ülkemizde gerekse tüm dünyada birden çok kot markası ve modeli bulmak mümkün. Tarzınıza uygun olanı seçmek size kalmış.


Online alışverişin altın çağında, giyim sektörü de bu popülerlikten nasibini almış durumda. Özellikle elbise, pantolon, çanta ve ayakkabılarda mağazalardan çok artık online platformlardan alışveriş tercih edilmekte. Hepsiburada.com’ da istediğiniz tarzda uygun fiyata giyim ürünleri bulmanız mümkün. Kot pantolon markaları çeşitliliği ve inanılmaz kampanyaları ile Hepsiburada.com gözlerinizi kamaştıracak.

Kafes - Josh Malerman / Kitap Yorumu


Herkese merhaba

Sakın gözlerini açma diyerek ortalığı kasıp kavuran Kafes'i nihayet ben de okudum. Kitap bitince ilk tepkim neden okumak için bu kadar bekledim oldu. İkinci tepkimse bunun devam kitabı mutlaka gelmeli.

Ben korku-gerilim türünü fazla okuyan biri değilim. Her türden okurum ancak gerilime özel bir ilgim yok. Kitabı bitirice içimde bu türe devam etme isteği oluştu. Allahtan ders çalışmam lazım yoksa kütüphanede ne kadar gerilim varsa çıkarır okurdum ☺ Şu KPSS bir geçsin de hayırlısıyla bu dediğimi yapayım.

Konusundan biraz bahsetmek istiyorum. Malorie, kız kardeşiyle yaşamaktadır. Her şey olağan bir şekilde devam ederken garip olaylar olmaya başlar ve Malorie o esnada hamile olduğundan şüphelenmektedir. İnsanlar saldırganlaşıp başkalarını ve kendilerini öldürürken emin olunan tek şey dışarıda bir şeyler olduğu ve onu görenin kendini öldürdüğüdür. Akıllarını kaçıran insanların görüntüleri televizyonda çıktıkça herkes evlerine kapanmaya başlar. 

Bir gazetede verilmiş güvenli ev ilanını gören Malorie, kardeşi kendini öldürdüğünde derhal yola çıkar. Bu ev herkes gibi onun da hem kurtuluşu hem de hapsidir. Çünkü artık dışarıyı görmek mümkün değildir ve gözbağları onların yaşamalarını sağlayan en önemli şeydir. Bu şekilde yıllar geçer. Yaşanan felaketler sonrası Malori'nin çocukları 4 yaşını geçmiştir ve o 4 yıldır daha güvenli bir yere gitmeyi düşünmektedir. Buna cesaret edebildiğinde ise tehlikeli bir nehir yolculuğu onları beklemektedir. 

Bölümler halinde yazılmış bu roman geçmiş ve günümüz olaylarını heyecan içinde aktarmayı başarmış. Yine de bitirdiğimde aklımda binbir soru vardı. Sonu hiç öyle beklemiyordum. Yine de kötü bir son değildi. Sadece biraz basit kalmış romanın tamamına bakınca. Umarım yazar devam kitabı yazar ve bir an önce okuruz. Hoşça kalın.