Rossmann Catrice Alışverişim


Geçen haftasonu Rossmann'a uğrayıp Catrice ürünüleri gelmiş mi diye baktım. Şükür gelmiş. Her ne kadar göz farının istediğim rengi bitmiş olsa da olanlardan bir tane seçtim deneme amaçlı. Testerı deneyip rengi sevince de bunu almaya karar verdim.

Kaş kalemi mi kaş pudrası mı kaş maskarası mı derken en sonunda kalem almaya karar verdim. Eğer memnun kalmazsam maskara almayı düşünüyorum. Neyse kendime uygun rengi seçtikten sonra bunu da almış oldum. Amaç dediğim gibi denemek. Böylece markayı tanıyıp diğer ürünlere şans verip vermeyeceğime karar vereceğim.


Ne zamana kadar sürecek bilmiyorum ama Catrice ile tanışma hediyesi varmış. Bir ürün aldığınızda satış görevlisi üç seçenek sunuyor. Maskara, far paleti ve oje. Ben far paletini seçtim. Maskara stoğumu henüz eritemedim çünkü. Eğer elimde maskara olmasaydı maskarayı seçerdim. Katlamalı bir şey değil yalnız bu. Yani iki ürün alınca iki hediye vermiyorlar. Öyle bir şey gelmesin aklınıza.

Son olarak Catrice dışında iki adet ürün aldım. Biri pastil ki kışları kendisiyle yakın ilişki içinde oluyorum. Diğeri de Rossmann Bursa merkezde açıldığından beri denemek istediğim Wellness & Beauty vücut peelingi. Dayanamadım aldım. Ve ilk kullandığımda iyi ki almışım dedim. Mis kokulu bir ürün.

Benim Rossmann alışverişim bu kadardı. Artık kendimi tutup aralık sonuna kadar kozmetik alışverişi yapmamam lazım. Bu aralar biraz abarttım çünkü. Catrice ile ilgili düşünceleriniz neler? Diğer ürünlere şans vermeli miyim?

Kayıp Şehir Serisi / Selvi Atıcı


Pinokyo'nun Rüyası turumuzun sonuna doğru gelirken seriyle ilgili bir yazı hazırlayalım istedik ve yazarımızla seri hakkında biraz konuştuk. Kayıp Şehir'in yayınlanması planlanan 2 hikayesi var. Hem de ne hikayeler...

O zaman başlayalım mı?

Kimliksiz

Deryal, ah Deryal o hatayı yapmasaydın seni hepimiz çok sevebilirdik ama 1-0 geridesin benim için. Kendisi adaşım olan kadın başkarakter Burcu, Deryal'e çok başka bir sebepten yaklaşıyor ama aşk bir noktadan sonra kaçınılmaz oluyor. Yine Kimliksiz'e damga vuran çiftlerden biri de Adem-Şirin ikilisi. Bu ikisinin baştan itibaren ilginç bir ilişkileri var ama nihayet durumu kabulleniyorlar.

Pinokyo'nun Rüyası

Deryal ve Adem'in kurtarıcısı doktor Ömer ve Gazel'in hikayesini okuduk. Detaylı yorumu birkaç gün önce yazdığım için üzerinde fazla durmayacağım ama hepimiz Ömer'i sevdik değil mi?

Gitme

3. kitap olması tasarlanan Gitme, Deryal'in oğlu Tunç Mirza'nın hayatını anlatıyor. Çapkın mı çapkın olan Mirza, kadınları üzmemek için hiç uğraşmıyor. Tek gecelik ilişkilerin adamı da diyebiliriz ona. Yolu Hayat ile kesişen Mirza bakalım neler yaşayacak? Hayat'ı bol bol üzeceği kesin :(

Kalbim Sende Kalmış

Ömer'in kızı Arya ve Adem'in oğlu Ali'nin hikayesini okuyacağımız Kalbim Sende Kalmış'ın çok eğlenceli olacağını düşünüyorum. Yakın arkadaş olan ikilinin çocukları sonuçta, Ömer ve Adem arasında geçecek olan diyalogları dört gözle bekliyorum. Ali ve Arya çocukluklarını birlikte geçirmiş. Birbirlerini çok iyi tanıyorlar. Ama iş aşka gelince ikisi de Mirza'nın tabiriyle geri zekalı :) Bu ikilimiz neler yaşayacak ve sonunda neler olacak merakla bekliyorum.

Kayıp Şehir serisi böylece sona erecek. Umarız en kısa zamanda ikisini de okuyabiliriz. Katılmayan varsa RKBT facebook sayfasından çekilişe katılabilir, Pinokyo'nun Rüyası'nı kazananlardan biri olabilirsiniz. Mutlu günler :)

Gratis 4. Yıl İndirimi Alışverişim

Geçtiğimiz cuma başlayan ve pazar biten bir Gratis indirimi vardı. Muhtemelen görenler bulabildikleri birkaç parça ürünü almışlardır. %40 indirime Gratis Kartı olanlar için de bir %10 eklenmişti. Böyle güzel bir indirimi değerlendirmeden olmazdı.

Ben ancak cumartesi Gratis'e uğrayabildim. Hatta birinde aradıklarımı bulamayınca ikincş bir Gratis'e bakmayı da ihmal etmedim ancak mağazalar öyle yağmalanmıştı ki aradıklarımın hepsini bulamadım. Merak ettiğim birkaç parça ürünü aldım.


İlk olarak uzun zamandır merak ettiğim ve almadan önce denediğimde de çok hoşuma giden Loreal Lumi Magique fondöteni aldım. 23 tl gibi bir fiyata geldi yanlış hatırlamıyorsam. Direk tenimle uyum sağladı ve açıkçası ben fondötenden çok fazla kapatıcılık beklemiyorum. Biraz kullandıktan sonra yazısını yazarım zaten.


Merak ettiğim bir diğer ürün John Frieda Hacim Veren Şampuan idi ve nihayet bulup aldım. Aslında kullandığım şampuandan memnunum ama hacim konusunda beklentimi karşılamıyor. Bu yüzden bu şampuanı denemek istedim.


Gelelim aylardır takip ettiğim ve nihayet uygun fiyatla almayı başardığım Crystal Roll-On Deodorant. Kullanınca burada yazısını yazacağım. Bakalım anlatıldığı kadar var mıymış?


Bundan sonrası daha önce de kullanıp memnun kaldığım ürünler. La Petit Marseillais beyaz şeftali ve nektarin duş jeli kokusuyla beni kendine hayran bıraktı. Fiyatı da güzel olunca aldım. Wet N Wild simli farın pembe rengini kullanıyorum, kenarda bir tane de altın rengi bulunsun diye aldım. Breathe Right, alerjiden dolayı sık burun tıkanıklığı yaşadığım için kurtarıcım oldu diyebilirim. Birçok marka denedim. En iyilerden biri Breathe Right. Bu yüzden buldukça alıyorum. Son olarak Colgate diş fırçalarını evde bulunsun diye aldım. Bilindiği üzere diş fırçalarında çabuk bakteri ürediği için belli aralıklarla değiştirmek gerekiyor. O yüzden yedek illa ki bulundururum.

Benim alışverişim bu kadardı. Eksikler kaldı ama bir yandan düşününce iyi ki kalmış. Yoksa batacakmışım :) Rossmann alışverişimi de hafta içi yazmaya çalışacağım. Şimdilik hoşça kalın.

NOT: Başta babam olmak üzere öğretmenliğe gönül vermiş tüm öğretmenlerin gününü kutlarım :) 

Nevacare Nutritive Repair 2 Fazlı Acil Bakım Sıvı Saç Kremi


Bitirmek üzere olduğum bu sıvı saç kremini yazmak ancak aklıma gelmiş olabilir ama kesinlikle yazılmayı hak eden bir ürün bu. Kullandığım ilk günden beri nasıl severek kullandım anlatamam. İnce telli saçlara sahip olduğum için bu tarz ürünleri illa ki kullanıyorum. Sanırım şu ana kadar kullandıklarım arasında en iyisi buydu.


İlk etapta saçlarımı taramadan önce saç açıcı amaçlı kullanmaya başladım bu ürünü. İnce telli saçlara sahipseniz çok çabuk karışan saçlarınız var demektir ve tararken benim gibi sabırsız biriyseniz saçınızın bir kısmını feda etmek zorunda kalabilirsiniz. Ben de hızlıca saç tarayan biri olarak bu ürünlerin iyi olacağını düşünerek kullanmaya başladım ama Nevacare sıvı saç kremi tahminimin üstünde bir performans sergiledi.

Ürünün vadettikleri şöyleydi:

- Provitamin B5 içeren özel formülüyle saçı yumuşatır, nemlendirir ve parlatır.
- Dolaşmış ve karışmış saçların açılmasına yardımcı olur.
- Saç kırılmalarını azaltır.
- Fön ısısından korur.

Gerçekten saçı yumuşatıp nemlendiriyor, parlaklık açısından gözle görülür bir parlaklık vermiyor. Dolaşmış saçların açılmasında etkili. Saçlarım kırılan yapıda değiller o yüzden kırık yok. Bu konuda vaadini yerine getiriyor mu bilemiyorum. Fön ısısından illa ki koruyordur. Kurutma öncesi bakım yapılmış oluyor bir nevi.


Peki, bu sıvı saç kremini nasıl uygulayacağız? Kullanımı çok basit. Önce şişeyi çalkalayarak iki fazı karıştırmış oluyoruz. Yıkanmış ve havluyla fazla suyu alınmış saça eşit miktarda sıkıyoruz. Tüm saça ürünü uyguladıktan sonra tarama ve kurutma kısmına geçiyoruz. Durulama gerektirmediğini de belirteyim.

Ben saçıma haftada bir HC Hair Care Complex ile 3 saatlik bir bakım yapıyorum. Yıkama yaparken şu an Urban Care yağlı saçlar için olan şampuanı kullanıyorum. Yıkadıktan sonra tarama ve kurutmadan önce de bu sıvı saç kremini uyguluyorum. Şu an bu ürünlerden oldukça memnunum. Eğer ince telli saçlarınız varsa sıvı saç kremleri kurtarıcı olabiliyor. Şimdilik hoşça kalın.

Sephora Rouge Shine Stik Ruj - No:20


Pembe ruj aşkımdan daha önce de bahsetmiştim. O yüzden yine tatlı bir pembe olan Sephora Rouge Shine Stik Ruj ile karşınızdayım. Bendeki 20 nolu renk. Ben uzun bir zamandır severek kullanıyorum. Bursa'da Sephora olmadığı için yenisini almak biraz sıkıntı olacak ama tabii ki alacağım.


Yumuşak bir yapısı var. Bu da sürüşü kolaylaştırıyor ve kalıp gibi durmuyor. Çizgilere dolma yapmıyor. Kalıp gibi duran rujları hiç sevmiyorum bu yüzden yapısı benim için önemli. Ruj öncesi nemlendiriciye ihtiyaç duymuyorum. Rujun nemlendirici özelliği de var ve cidden nemlendirmesi iyi. "Hydra-Comfort" kompleksi, nemlendirici yağlar ve antioksidan E vitamini karışımı içeriyormuş. Dört mevsim kullanılacak rujlardan biri.


Kalıcılığı diğer rujlardan daha iyi. Ruj altına veya üstüne bir şey uygulamadan sürüldüğünde bile birkaç saat sonra dudakta durduğunu görüyorsunuz. Dudağı renklendirmesi de harika. Bu ruju sürdüğümde mutlaka hangi ruj olduğunu öğrenmek isteyen biri çıkıyor. Rengi çok tatlı bir pembe biraz dikkat çekici olduğu doğru ama bu tonlar size yakışıyorsa hiç çekinmeyin. Ben çok seviyor ve kendime yakıştırıyorum.


Hafif bir kokusu var ama kesinlikle rahatsız edici bir koku değil. Islak bir bitişi var. Çok hafif ışıltılı bir ruj. Sephora.com'da bu rujla ilgili 3D sedefler ve karite yağı içerdiği yazıyor. Kısaca rujla ilgili olumsuz bir nokta yok. Gönül rahatlığıyla alıp kullanabilirsiniz. 20 nolu ruj benim vazgeçilmezlerimden biri oldu. Umarım Sephora en kısa zamanda Bursa'da açılır. Şimdilik hoşça kalın.

Pinokyo'nun Rüyası - Selvi Atıcı / Kitap Yorumu (Kayıp Şehir #2)


Herkese merhaba

Uzun bir aradan sonra yine bir tur kitabı ile karşınızdayım. RKBT kızları olarak yoğunluktan dolayı turlara biraz ara vermiştik ama bu kitaba tur yapmasak olmazdı. Selvi Atıcı'nın kalemini hep ayrı tutmuşumdur. İlk romanı Kimliksiz'de Deryal'e az mı kızdım. İkinci kitap Sen'i okurken Sü'ye biraz kız gibi davranmasını mı söylemedim. Öyle değişik hallere girdim okurken :) Ama Ömer'i okumak daha farklıydı. 

Evet yine ilginç karakterler var karşımızda. Peşindeki adamlardan kaçmak için ölmeyi seçen sıkıştırıldığı bir binadan kendini boşluğa bırakan her şeyini kaybetmiş Gazel ve hastaneden yorgun çıkmış tek derdi eve gidip uyumak olan çapkın doktor Ömer. Bu ikilinin yolunun kesişmesi oldukça hüzünlü aslında ama yaşadıkları şeylerin çoğu fazlasıyla komik. Yani hem gülüp hem üzüleceksiniz. Oldukça keyifli bir roman olduğunu söyleyebilirim. Hele Ömer'in baştan sona değişimi. Çok eğlenceli bölümlerdi :)

Gazel'in Ömer'in arabasının üzerine düşmesi belki en büyük şansıydı. Çünkü bir doktor olarak ilk müdahaleyi yaparak Gazel'in kurtulmasında büyük bir rol oynadı. Gazel uyanana kadar asla vazgeçmeyen Ömer ise olacakları asla tahmin edemezdi :) Baştaki Ömer ve sondaki Ömer o kadar birbirine benzemiyor ki okudukça hangi Ömer'i seveceğinize karar verirsiniz :)

Gazel'in yaraları var peki ya Ömer? Ömer'in geçmişi, yaraları bunları da kitapta öğrenme şansı buluyoruz. Benim açımdan eksik kısımlar kaldı ama belki serinin devam kitaplarında bu konuyu da açıklığa kavuşturur yazar. En azından öyle umuyorum.

Selvi Atıcı'nın diğer kitapları gibi Pinokyo'nun Rüyası da çok akıcıydı. Başladım ve elimden bırakamadım. Aynı gün içinde bitti. Gazel'in çektikleri, Ömer'in aklının başına gelme süreci, çevrelerindeki insanların etkisi, hepsi baştan sona okunasıydı. Deryal, Adem, Burcu ve Şirin sonlara doğru az da olsa yer alıyorlardı. Deryal'in sevenlerine duyurmuş olayım.

Kapak ilk gördüğüm andan beri beni benden aldı. Renklere falan bayıldım. Aynı zamanda yayınevi normal kapak ve ciltli seçenekleriyle çıkardı kitabı. Bendeki normal kapak ama siz bence ciltliyi alın :) Kayıp Şehir serisinin 2. kitabı Pinokyo'nun Rüyası. Kısa zamanda serinin devam kitaplarını da okumak istiyoruz. Umarım Nemesis Kitap bizi çok bekletmez.

Son olarak yazarın ilk kitabından başlayarak sırayla alıp okuyun. Her kitapta bir öncekinden daha gelişmiş bir kalemle karşılaşacaksınız. Ve bu benim çok hoşuma gidiyor. Malum bugünlerde hemen herkes kitap çıkarıyor. Bu açıdan seçici olmak ve bu işi hakkıyla yapanları öne çıkarmak gerektiğini düşünüyorum. Benim yorumum bu kadar. Umarım okuyan herkes en az benim kadar beğenir.

"Kimliksiz" yorumum için TIK. (Kayıp Şehir #1)
"Sen" yorumum için TIK.

NOT: Çikolata tutkunuysanız kitaba başlamadan önce stoklamanızı öneririm. Bu kitap bol miktarda çikolata içerir :)

Açlık Oyunları: Alaycı Kuş Bölüm 2


Herkese merhaba

Sıcağı sıcağına film yorumumu yazıp Açlık Oyunları serisine veda etmek istiyorum. Filmi ilk gününde izleme imkanı buldum. Güzel de oldu. Hafta içi olduğu için 10-15 kişi izledik filmi. Koca salon bomboştu :) Ben 3D altyazılı izlemeyi tercih ettim ama 3D dublajlı ya da 2D dublajlı / altyazılı olarak izlemek de mümkün. 

Önceki filmde hayal kırıklığı yaşamıştım ve bu filmde büyük beklenti içindeydim. Yani görkemli bir final olur diye düşünmüştüm. Filmin sonuna kadar da sanırım beklentim karşılanmıştı ama o nasıl bir final yaa. Çok yavan kalmış bence. Böyle bitmemesi gerek derken bitti ve ben bu final için mi bekledim diye düşünmekten kendimi alamadım.

Bu seriye kitapları okumadan başladım. Bu yüzden de okumak için film serisinin bitmesini bekledim. Eğer kitapları okumuş olsam muhtemelen bu kadar hayal kırıklığı yaşamayacaktım ama filmin son 1-2 dakikasının yavan bir final olduğunu görmek sinirimi bozdu. Sanırım ben çok başka hayal etmiştim. Böyle basit bir son beklemiyordum. Neyse sonuç olarak final dışında filmi çok beğendim. Hatta finali saymazsak serinin en güzel filmiydi. Önceki filmden kat kat iyiydi. 

Katniss yine isyanın yüzü olmaya devam etti. Bu sefer kendi planları da vardı. Karşımızda daha güçlü ve olgun bir Katniss vardı. Katniss ve ekip arkadaşlarının Başkent'e girdikten sonra ilerleyiş sahneleri acayip aksiyonluydu. Peeta başkentin onu getirdiği halden kurtulmaya çalışırken kendini isyan başkanının isteğiyle Katniss'in yanında buldu. Gale ise Katniss'in yanından ayrılmazken yavaş yavaş Katniss'in kimi seçeceğini anlamaya başladı. Gerçekleri anlamaya başlayan Katniss yine yapacağını yaptı :) Bekliyordum öyle bir şey zaten. Serinin önceki filmlerini izlediyseniz buna da gidin mutlaka hiçbir film Alaycı Kuş Bölüm 1 kadar kötü olamaz :D

Ateşi Yakalamak yorumu için TIK.
Alaycı Kuş Bölüm 1 yorumu için TIK.

Filmden Kareler:









Kitapyurdu.com Ekim ve Kasım Alışverişlerim

Herkese merhaba

Kitap sipariş etmeme kararımı bozduğum iki minik alışverişimi yazmak istedim. Kitapyurdu.com'dan sanırım ilk alışverişimdi. 20 tl ve üzeri kargo bedava olayı en çok bana yaradı sanırım. 


Ekim siparişimi 29 Ekim akşamı vermiştim. Bana ulaşması 10 gün sürdü. Bir ara umudumu kesmiştim :) Şaka bir yana Sarah Jio'nun yeni kitabı Yeşil Deniz Kabuğu'nu annem kendisinin hayranı olduğu için mecburen sipariş ettim. Yazarın geçen yılki Tüyap İstanbul Fuarı'na gelişini son anda iptal edip nedenini ülkenin güvenli olmaması olarak açıklaması beni kendisinden soğutmaya yetti. Her ne hikmetse geçen yıl güvenli olmayan ülke bu yıl birden güvenli oluverdi ve Türkiye'de bir güzel ağırlandı ama bizim milletimiz saf. Yabancı yazar görünce ağızları açık bakakalıyorlar. Bu yıl fuarda geçen yılki tutumuna biraz tepki gösterilmesini beklerdim açıkçası ama kimsenin umurunda olmadı. Yazarın yeni yayınevi Pena'nın tutumunu da hiç doğru bulmadım ama konuya daha fazla girersem çıkamayacağım :) Annemin ısrarıyla ön siparişteyken bu kitabı sipariş edince fazlasıyla beklemek zorunda kaldım oysa ben Hepsiburada.com gibi ellerinde olanı hemen gönderirler kalanlarıysa tedarik ettiklerinde gönderirler diye düşünmüştüm. 

Ekim siparişlerimde ek olarak Tess'in Gözyaşları vardı. Önümüzdeki günlerde başlatacağım çekiliş için aldım kendisini. Şanslı bir izleyicime gidecek :) Ekim ayı siparişimin sonuncu kitabı daha önce okuduğum ama kütüphanemde olmadığı için üzüldüğüm Çirkin Aşk. Aldım rahatladım :)


Gelelim kasım ayı siparişime. Kasım siparişim kısa ve özdü. Bir arkadaşımızın instagram üzerinden yürüttüğü Türk Klasikleri Okuma Grubu'nun ilk ay kitabı olan Yılanların Öcü ve ikinci ay kitabı olan Mahalle Kahvesi'ni aldım. Kasım siparişim 5 günde ulaştı. 

20 tl üzeri sipariş verdiğim için 2 siparişimde de kargo ücreti ödemedim. İki siparişimde de kitaplar çok güzel şekilde paketlenmiş, sorunsuz şekilde geldi. Fiyatları tek tek hatırlamadığım için yazamadım ama diğer online kitap satış sitelerinden daha uygundu. Kitapların gelme süresinin uzunluğu dışında sıkıntılı hiçbir durum olmadı. Tekrar kitapyurdu.com'u tercih edeceğimi düşünüyorum umarım kitap gönderim süresinde iyileştirme yaparlar.

Gece - Elie Wiesel / Kitap Yorumu (Gece Üçlemesi #1)


Herkese merhaba

Bu kitapla ilgili nasıl yorum yazabileceğimi düşünüyorum hala. Çünkü yaşanmış şeyler anlatan bir kitap okuduysa ve anlatılan olaylar üzücüyse nasıl yorumlayacağını bilemiyor insan. Kitapta İkinci Dünya Savaşı sürerken Hitler'in Yahudileri kamplarda toplattığı zamanlar yer alıyor. O günleri bizzat yaşayan o kamplarda yaşam mücadelesi veren sevdiklerini, tanıdıklarını bilinmeze gönderen Elie Wiesel kendi hikayesini anlatıyor.

Ailesiyle birlikte Almaya'daki toplama kamplarına götürülüşü, annesi ve kardeşleriyle kampta ayrılışı, babasıyla hayatta kalma mücadelesi verişi, daha yazamayacağım kadar acı olaylar. Okurken gerçek olduğuna inanmak istemeyeceğiniz türden şeyler var bu kitapta. Adı gibi Gece'yi anlatan bir kitap aslında. Yazarın içinden çıkamadığı Gece'yi anlattığını düşündüm ben okurken.

Yazar bu kitapla ilgili şöyle demiş: Bu kitabı yazmasaydım bugün olduğum yerde olamazdım. 

O günleri hatırlayıp yazmanın ne kadar güç olduğunu herkes az çok tahmin edebilir. Maruz kalınan kötü muamele, verilen kayıplar, yurdun bildiğin yerden sürülmek ne bileyim fazlasıyla etkileyiciydi. Kısa bir kitap. Aslında ilk hali çok uzunmuş ama yazar sonradan kısaltmış kitabı. Kısa zamanda bitiyor bu yüzden ama o kısacık kitapta bile neler neler anlaşılıyor.

Son olarak ırkçılık, dincilik bu tarz şeyler insanlıktan önce gelmemeli. Soykırım yapmak bir insanlık suçu ve bunu bugün bile yaşıyoruz. Aynı zamanda geçmişte böyle kötü şeyler yaşamış bir topluluğun günümüzde istediği gibi davrandığı gerçeği de var. Yazarın Filistin ile ilgili görüşlerine kesinlikle katılmıyorum ve bu görüşleri kesinlikle onaylamıyorum. Ben mi yanlış düşünüyorum bilmiyorum ama geçmişte eğer kötü şeyler yaşandıysa bunu bugün başkalarına yapmak hiç mantıklı değil. Biraz ikiyüzlülük gibi oluyor. Neyse konuyu dağıtmayayım daha fazla. 

Yazarın ülkemizde basılmış iki kitabı daha var. Şafak Vakti ve Gündüz. Goodreads'te bu üç kitabın aynı seriye yani Gece Üçlemesi'ne ait olduğu yazıyor ama kitaplar birbirleriyle bağlantılı değil. Ben şahsen devam kitaplarını da ilk fırsatta okumak istiyorum. Fırsat bulduğunuzda mutlaka okuyun diyerek yazımı sonlandırıyorum. Hoşça kalın.

Fresh'n Soft Kişisel Bakım Ürünleri

Herkese merhaba

Uzun zamandır aklımda olan ama bir şekilde bugünlere kadar yazamadığım Fresh'n Soft ürünlerini nihayet yazabiliyorum. Markanın hemen her ürününü kullandım bugüne dek. Kısa da olsa memnun kalıp kalmadığımı yazmak istedim.


Fresh'n Soft Premium Makyaj Temizleme Mendillerinden kaç tane bitirdim bilmiyorum. 4-5 tane oldu sanırım. Makyaj temizlemede genellikle makyaj temizleme mendili kullanmıyorum. Mendiller rimelleri çıkarmada fazla başarılı olmadığı için temizleme losyonları ile temizleme yapıyorum ama hafif makyajları çıkarmada etkili olduğunu söyleyebilirim. Ben bu mendillerini makyaj esnasında sağa sola bulaşan kısımları temizlemede de kullanıyorum.


Benim sürekli kullandığım kuru ve hassas ciltler için olanı. İçeriğinde jojoba yağı, aloe vera özü, A, E ve F vitamini bulunuyor. Kuru ciltlere uygun olarak üretilmiş ve alkolsüz. Yüzde yakma vb. bir sorunla karşılaşmadım. Bir pakette 25 adet mendil var. Yağlı ciltler için olanı yüzümü kurutabilir diye makyaj temizlemede değilde düzeltmede kullandım daha çok ve bitirdim. Onda da yine yakma vb. bir sorun olmadı.



Fresh'n Soft Premium Makyaj Temizleme Pedi, bundan da birkaç paket bitirdim ve stokta da var daha. 80 adet ped var bir pakette. Çift yüzeyli bu pamuklar incecik değil, tam olması gerektiği gibi. Kenarları dikişli olan pedlerin %100 doğal pamuk olduğu yazıyor.


Fresh'n Soft Ter Emici Yapraklar yaz sonunda kullanmaya başladım ve cidden çok güzel bir ürün. Yaz - kış aşırı terlemeden yakınan kişilerin denemesini öneririm. Gerçi en azından yaz aylarında herkes kullansa toplu taşıma araçları daha güzel kokabilir :) Ürünle ilgili daha önce yazdığım detaylı yazıyı okumak için TIK.



Fresh'n Soft Makyaj Düzeltme Çubuğu, paket içinde 80 tane çift taraflı makyaj düzeltme çubuğu yer alıyor. %100 doğal pamuktan üretilmiş çubukların bir tarafı sivri bir tarafı yassı. Makyaj yapanların kurtarıcısı bu çubuklar. Ben de severek kullanıyorum.

Görselde olmadığı halde yazmadan geçmek istemedim. Geçen yıl Fresh'n Soft Kulak Çubuğu kullanmış ve çok memnun kalmıştım. O zamandan beri gittiğim tüm marketlerde baktığım halde kulak çubuğunu görmüyorum. Diğer ürünlere ulaşmak kolay ama kulak çubuğuna bir türlü ulaşamadım. Umarım yakın zamanda bu ürünü kolaylıkla bulabiliriz.

Benim Fresh'n Soft markasından denediğim ürünler bu kadardı. Sizler hangi ürünleri kullandınız ve memnun kaldınız mı?

Avon Extra Lasting Ruj - Ravishing Rose


Uzun zamandır severek kullandığım Avon Extra Lasting ruj yazısını yazma vakti geldi. Avon ürünlerini yıllardır kullanırım, ilk defa bir ruju bu kadar sevdim. Bendeki renk Ravishing Rose. Koyu bir pembe. Rengi zaten tam benlik. Pembe tonlarını çocukluğumdan itibaren çok sevdim. Ruj kullanmaya başladıktan sonra fark ettim ki bana en çok yakışan renk pembe. Bu yüzden ruj koleksiyonumun %80'i pembe ve tonlarından oluşuyor.


Yumuşak yapıdaki bu ruju sürerken hiç zorlanmadan pratik bir şekilde uygulayabiliyorum. Bu özelliğini çok sevdim. Nemlendirici kullanmadan bile çok iyi bir görüntü elde ettim. Kış mevsimine adım adım yaklaştığımız bugünlerde dudaklarımızı kurutmayacak bu rujlara ihtiyaç duyuyoruz. Rujun oldukça nemli bir yapısı var. Tam bir "sür ve çık" ruju :)


Ürün 5 saate kadar kalıcılık vadediyor ancak kalıcılığı diğer rujlardan pek farklı değil. Dudakta 1-1.5 saat kadar kalıyor. Kalıcılığı arttırmak için yapılabilecek şeyler var. Daha kalıcı olması için öncesinde dudaklara pudra sürebilirsiniz ve tabii ki rujdan önce dudaklara peeling yapmak her zaman daha güzel bir görüntü elde etmeyi sağlar. Ben bu ruju acele makyajlarda kullandığımdan ve direk sürüp çıktığımdan yanımda bulunduruyor ve arada yeniliyorum.


 Hoş bir kokusu var ama benim koku hassasiyetim olduğu halde bu rujda bir sorun yaşamadım. Çizgilere dolma konusunda da gönül rahatlığıyla kullanılabilir çünkü çizgilere dolmuyor. Günlük olarak severek kullanıyorum. Bu aralar elim hep bu ruja gidiyor. Sanırım en kısa sürede bitirdiğim ruj olacak. Fiyatı oldukça uygun. Sitesinden güncel fiyatına baktım. 9.95 tl gibi bir fiyata tam kışlık olan bu rujlardan edinebilirsiniz. Hoşça kalın :)

Fresh'n Soft Ter Emici Yapraklar


Bugün blogta yaz ayında kullanmaya başladığım Fresh'n Soft Ter Emici Yapraklar'ı konuk ediyorum. Kullandığım ilk günden beri yazmayı düşündüğüm bu ürünü nihayet yazıyorum. Ciddi anlamda hayatınızda fark yaratacak bir ürün bu.


Bir kutuda 14 adet ter emici yaprak var. Yani her gün kullanıldığında bir kutu 1 hafta yetiyor. Ter emici yapraklar 2'şer adet olacak şekilde poşetlenmiş ve poşeti açtığınızda yapışkan bandıyla karşılaşıyorsunuz. Kıyafetinizi ters çevirip ürünün yapışkan bandını açıyor ve kıyafetin kol altına yapıştırıyorsunuz. Bu şekilde 5-6 saatte bir değiştirilmesi tavsiye ediliyor ama hatırladığım kadarıyla 6 saatten fazla kullandığım zamanlar oldu ve olumsuz bir şeyle karşılaşmadım. Yine de aşırı terleyen biriyseniz bu uyarıyı dikkate alın lütfen.


Ter emici yaprakları yapıştırdıktan sonra kıyafetinizi giydiğinizde hiçbir rahatsızlık hissi olmuyor. Çünkü ürün pamuksu üst yüzeye sahip. Terleseniz bile ter hiçbir şekilde koku yapmıyor ve kıyafete geçmiyor. Koku yapmama olayına ben pek inanmamıştım okuduğumda ama kullanınca kesinlikle doğru olduğunu gördüm. Her yaprak tek kullanımlık yani kullandıktan sonra ürün çöpe gidiyor.


Hassas ciltler için de uygun olan bu ürünle ilgili dikkat edilmesi gereken şeyler var. Dar ve önü düğmesiz kıyafetlere pek uygun bir ürün değil. Çünkü giyme aşamasında kayma olabiliyor. Bu yüzden önden düğmeli gömlek gibi kıyafetlerde %100 başarı sağlıyor. Dikkat edilmesi gereken bir diğer şey beyaz ve ince kumaşlı bir kıyafetle kullanmak. Şifon vb. kumaş türlerinden yapılma bir kıyafet tercih ettiyseniz ve özellikle beyazsa o zaman dışarıdan fark ediliyor :) Ben şahsen memnun kaldım, aşırı terleme sorunu olanlara mutlaka tavsiye ediyorum.

Fresh'n Soft ter emici mendilleri nerede bulabilirim derseniz Gratis'lerde ve Kağan Mağazalarında var. Onun dışında güvenilir birçok satış sitesinde satılıyor. Şimdilik hoşça kalın.

NOT: Ürün terlemeyi önlemiyor. Sadece teri kıyafetin dışına taşırmıyor, içine hapsediyor.

Essence All About Matt Sabitleyici Transparan Kompakt Pudra


Herkese merhaba

Düşürdüğüm için biraz mahvolmuş bir ürünle karşınızdayım. Düşürünce hafif bir çatlak olmuştu. Kullandıkça hava alması sebebiyle kabardı ve ben o kabarıklığı düzleştirmek isteyince ortaya böyle bir şey çıktı :) Neyse bu görüntünün nedenini açıklamak istedim. Şimdi ürünle ilgili şeylere geçiyorum.


Ben bu ürünü alınca bir süre kullanmadım. Çok fazla fondöten kullanmadığım için ve cildim kuru olduğu için pudraya ihtiyaç duymuyorum. Günlük kullandığım nemlendiricim yeterli geliyor ama fondöten ya da bb krem kullandıysam pudrasız olmuyor. Böyle zamanlarda kullandığım bu transparan pudra benim için yeterli oldu.


Pudrayı göz altı dahil tüm yüze uyguladığımda beyazlatma, çizgilere dolma gibi şeylerle karşılaşmadım. Uzun saatler bozulmadan makyajımın sabit kaldığını fark ettim. Fiyatına göre sabitlemesinin çok iyi olduğunu söyleyebilirim. Tek olumsuz yanı tozlanması, fırçayı pudraya sürünce toz toz olma olayını direk fark ediyorsunuz.


Ürünün ambalajı ile şunu söyleyebilirim. Çok şiddetli bir düşüş yaşamadığı halde ürün çatladı sonra da daha önce yazdığım gibi kabardı. Düşme esnasında kapağı da hafif kaydığı için ben kaparken kontrol ediyorum. Sanırım düşürmeseydim bu sorunların hiçbiriyle karşılaşmayacaktım :) Bu bitince tekrar alır mıyım sorusuna gelirsem bence alırım. Gerçi aklımda Rimmel London'ın transparan pudrası var. Onu bir denemek istiyorum. Ama her şekilde bundan tekrar alırım ben. Başka yazılarda görüşmek üzere... Hoşça kalın.

Aşktan Kaçarken - Emine Şeyma Mengi / Kitap Yorumu


Yeni kitaplardan biri olmasına rağmen pek tanıtımı yapılmadı. Oysa aynı yayınevinden çıkan birçok kitaptan daha okunabilir buldum. Yazarla ilgili tek bildiğim ilk kitabı olduğu. Wattpad'te yayınlanmış ve daha sonra kitaplaştırılmış. 

Aşktan Kaçarken eğlenceli bir romandı. Akıcıydı. Yazarın kalemi iyi, dediğim gibi yeni yazarlar arasında bir tık üstte diyebilirim. Benim açımdan tek bir olumsuz nokta vardı onu da en sonda yazacağım. 

Babası tarafından ortağının oğluyla evlendirilmek istenen Derin'in evden kaçmasını konu alıyor. Evden kaçtıktan sonra yakalanmamak için bir araba çalıyor ve arabanın sahibi daha doğrusu sahibinin adamları kısa sürede Derin'i buluyor. Olay bundan sonra başlıyor zaten. Arabanın sahibi Baran ile yolları kesişen şımarık Derin'i neler bekliyor neler?

Eğlenceli bir roman arıyorsanız ve tesadüfler sizi sıkmıyorsa bu roman size göre olabilir. Keyifli bir romandı diyebilirim. Biraz fazla tesadüf mü içeriyor ne diyebilirsiniz ama romanlarda çoğunlukla gerçekdışı şeyler aramıyor muyuz zaten? Şunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim baştan sona sıkılmadan okudum ve çok çabuk bitti.

Kapak ve ayraçla ilgili de bir şeyler yazmak istiyorum. Kapak rengarenk böyle bir bahar havası var. Bugünlerde böyle renkli kapaklı bir roman okumak bana iyi geldi. Ayracı çok şirin. Kim gördüyse aaa ne şirin dedi :)

Gelelim kitapla ilgili sıkıntıya, benim açımdan tek sorun tüm ile'lerin sürekli ayrı yazılmasıydı. En basitinden örnek verecek olursam "senin ile" yazıyordu. Bu durum fazlasıyla dikkat dağıtıcı geldi bana. Hepsi bu şekilde ayrı yazılınca yordu beni. Onun dışında gözüme batan pek bir şey olmadı. Yazara yolu açık olsun diyor yazımı bitiriyorum. Hoşça kalın.

Yükseliş - Julie Plec / Kitap Yorumu (The Originals #1)


Herkese merhaba

The Originals izleyicilerinden biri olarak bu kitabın çıkacağı haberini aldığımdan beri hemen okumam lazım deyip durdum. Nihayet çıktı ve fırsat bulur bulmaz okudum. Bir kere diziyle alakalı değil onu baştan belirteyim. Köken vampirlerin 1700'lerdeki halini okuyoruz. New Orleans'a geleli 9 yıl olmuş ve orda henüz kurtlar ve cadılar tarafından kabul görmüyorlar. Yeni vampir yapmaları yasak, kendilerine ait bir evleri yok. Sadece güçleri ve birbirlerine bağlılıkları var. 

Elijah oraya yerleşebilmeleri için bir ev bulma derdinde. Klaus herzamanki gibi her şeye karşı ve Rebekah yine aşk peşinde. Kısacası hepsinin doğası aynı ama bugünün yakınında bile değiller. Kol ve Fin yine tabutlarında dinleniyor o yüzden bu kitapta yer almıyorlar.

Bu kitapta en ilgi çekici olay tabii ki Klaus. Çünkü Klaus aşık. Hem de nasıl aşık, okudukça yakıştıramadım Klaus'a :) Aşık olduğu kız yani Vivianne nişanlı. O evlilik gerçekleşirse kurt adamlar ve cadılar arasında barış olacaktır ama nişanın olduğu gece gelini gören Klaus ona gönlünü kaptırmıştır. Ve vazgeçmeye hiç niyeti yoktur.

Kitap bölümlerden oluşuyor. Her bölümde sırayla bir köken vampiri okuyoruz. O kadar hızlı ilerliyor ki kitap hemen bitiveriyor. Serinin devam kitapları nasıl beklenir hiç bilmiyorum ama haftada bir yayınlanan dizi ile idare edeceğiz artık.

Yazar aynı zamanda dizinin senaristlerinden biri. O yüzden diziden farklı bir şey yok kitapta. Sadece zaman açısından farklılık var. Bu da konsantre olmayı kolaylaştırıyor. Kitapla ilgili tek sorun çabuk bitmesi. Go Kitap umarım serinin ikinci kitabını hemen çıkarır. Seri 30 kitaplık olsa yine okurum ben sorun değil :)

Biraz kapaktan bahsedeyim. Kapakta Klaus ve Rebekah var. Orijinal kapakta sadece Klaus var. İki türlü de güzel. Kapağı mıknatıslı, yine ayracı var. İçerik kadar dışı da mükemmel. Her haliyle sevdiğim bir kitap oldu. Tek dileğim devam kitaplarının mümkün olan en kısa sürede basılması. Hoşça kalın.

Kendin Yap Projesi: Ahşap ve Cam Boyama


Herkese merhaba

Bugün değişik bir yazı ile karşınızdayım. Kendin Yap projelerim hep oluyor ama ilk defa blogta yazıyorum ve sanırım artık hep yazacağım.

Hayata Dair blogunun sahibi Aycan'ın dekoratif boyama videolarını ve yazılarını görmeyen kalmamıştır herhalde. Ben böyle şeylere meraklı biri olarak birkaç kere izleyince merak ettim ve temel malzemeleri satın alıp başladım boyama yapmaya. Aşağıda dekoratif boyama örnekleri bulabileceksiniz.


İlk olarak dekoratif cam boyama ile başladım. Görselde gördükleriniz aslında meyveli soda şişesiydi. İçtikten sonra şişeleri güzelce yıkayıp kuruttum ve boyadım. Üzerine de peçete dekupaj yaptım. Mis gibi minik birer vazo oldular. Eve gelen herkesin ilgisini çektiğini söyleyebilirim.


Bu kavanoz aslında bir reçel kavanozuydu. Reçel bitince yıkandı kurutuldu ve boyandı. Sonuç güzel olmamış mı? Canlı çiçek koyuyorum içine çok hoş oluyor. İlk aldığım boya sarıydı. Bu yüzden eldeki malzemelerle yaptığımdan kalemlik ve bu vazo aynı renk ve desen oldu :)


Evet bu bir kulak çubuğu kutusuydu. Şu an boya kalemlerimin olduğu bir kalemlik. Normalde bu kutuları herkes gibi atıyordum ama artık değerlendirecek bir alan buldum. Söylediğimde kimse kulak çubuğu kutusu olduğuna inanmıyor. Öylece çöpe attığımız basit bir kutu ne kadar kullanışlı bir şeye dönüşebiliyor. Biraz düşünüp değerlendirmek lazım.



Son olarak annem için hazırladığım bu kutu. İkinci dekoratif ahşap boyama denemem. İlkini bir arkadaşıma hediye etmek için hazırlamıştım ve büyük bir kutu olduğu için beni fazlasıyla zorlamıştı ama arkadaşım çok beğendi. Annem için hazırladığım bu kutuyu yüzük kutusu haline getirdim. Severek kullanıyor.

Baştan beri hep düzgün mü gitti bu iş. Tabii ki hayır. Cam boyama yaptığım minik bir kavanoz ve bir krem kutusu iğrenç olduğu için çöpü boyladı :) Yine de zamanla daha iyiye gidiyor insan. Önemli olan yapmaya devam etmek. Aklımda boyamak için birkaç obje var. İlk fırsatta aşama aşama buraya ekleyeceğim. Evinize renk katmak istiyorsanız dekoratif boyama olayını bir düşünün :) Sonraki yazılarda dekoratif boyama nasıl yapılır kısmına ağırlık vereceğim. Bu objeleri boyarken aklımda bunları bloga yazmak yoktu. Bu yüzden aşamaları, kullandığım tekniği, boyaları falan fotoğraflamadım. Bundan sonraki boyamalarda buna dikkat edeceğim. Kendin Yap fikirlerinin devamı gelecek. Şimdilik hoşça kalın.